Görünmez Kentler - Italo Calvino

Not: Ben şahsi görüşümü yazmadan önce, size Black Helen’in yazmış olduğu incelemeyi bir hatırlatayım :).

Yapı Kredi Yayınları bu kitabın türü için "Anlatı demiş, ne de güzel söylemiş. Çünkü bu bir roman değil, bir öykü kitabı da değil. İtalyanların şiir kültürüyle bezenmiş, çevirmesi (okudukça gördüm ki) inanılmaz zor bir “anlatı”.

Calvino sevdiğim yazarlar arasında. Ancak onun her kitabında aynı şeyi yaşarım. Başlarda kitaba giremem, biraz sıkılırım, sonra da elimden bırakamam. Bu kitap da geleneği bozmadı açıkçası. Yine yapmış yapacağını, gitmiş en özgün fikirleri bulmuş yazar.

Tatar imparatoru Kubilay Han ve Marco Polo’yu aynı çatı altında toplayan bir eser bu. Üstelik, Binbir Gece Masalları gibi, Marco Polo her gece Kubilay Han’a hikayeler anlatıyor! Anlattıkları kadın isimlerine sahip hem çok farklı, hem de birbirine çok benzer şehirler. Bu şehirler tıpkı öyküler gibi bir etki yapıyor. Kimini beğeniyor, kimini beğenmiyorsunuz. Bazıları benim için oldukça ilgi çekiciyken, bir kısmı çevrilen sayfalar oldu.
Peki Polo oralara gerçekten gitti mi, gitmedi mi, bunlar hep muamma. Ama zaten kitabın doğasında bir soyutluk hakim. Burada İtalyan edebiyatının şiir temellerinin de etkisi var, yazarın kurgusundaki yoğun düşünsel anlatının da.

Görünmez Kentler, Kubilay Han ve Marco Polo’nun bazı sayfalarda konuştuğu, ağırlıklı olaraksa Polo’nun farklı kategoriler altında anlattığı şehirlere dayanıyor. Italo Calvino bize sayısız şehir inşa etmiş. Adamın içinde bir mimar gizli.

Bu kitapla ilgili 3 tespitim var. Kubilay Han mantığın ve dünyevi şeylerin sesiyken Marco Polo spiritüel bir yan taşıyor. O varoluşu sorgulayan bir filozof şair adeta. İkisi de rolünü harika şekilde sürdürüyor. Bir imparatorun mantık ve dünyevi şeyleri temsil ederken, tek yere bağlanamayan bir gezginin daha spiritüel bir yan taşıması bana oldukça makul göründü.

Bir diğer tespitimse Virginia Woolf’un sözlerini destekler nitelikte bir şey. Italo Calvino’nun her şehre bir kadın adı vermesi ve Marco Polo’nun da merakla her birini keşfeden yerinde durmaz bir gezgin olmasından yola çıkarak, Woolf’un “Tarih boyunca en çok merak edilmiş hayvan kadındır,” sözünü adeta destekliyor.

Bu kitap bence Calvino okumaya başlanacak kitap değil. Çevirisi YKY’ye yakışan cinsten, ama çevirmen notları atlanmamalı. Buradan kocaman bir “helal olsun” gönderiyorum çevirmen Işıl Hanım’a, çünkü çok zor bir metni o şiirselliği kaybetmeden taşıyabilmiş. Editörü de aynı övgü ve teşekkürleri kesinlikle hakediyor. Eminim ki bu bir takım çalışmasının eseri.

Son tespitimse her şehrin ruhsal durumuyla ilgili. Hepsinin bir insan adına sahip olduğuna bakarak, sanki ruhu genişleyerek bir şehre dönüşmüş insanlar gibiler. Onlar yaşıyor ve her birini derinlemesine incelersek hepsinden psikanaliz sonuçlar çıkıyor. Bunu yapmayı çok seviyorum, ama bu kitap beni bu açıdan epey zorladı. Her birinden psikanaliz sonuçlar çıkartırken bir hayli zorlandım. Bu da yazarın bir başka başarısıdır benim gözümde. Hem şehirlerine bir insan adı veriyor, hem onlara birer kişilik dikiyor, hem de onları kolay analiz edilemez şekilde inşa ediyor. Başarılı.

Görünmez Kentler okuduğunuz hiçbir şeye benzemiyor, benden söylemesi. Eh, Italo Calvino deyince daha azı beklenemezdi.

7 Beğeni

Çok fazla sayfasına şu renkli yapışkan zımbırtılardan yapıştırdığım kitap, kesinlikle okunmalı.

1 Beğeni

Italo Calvino okumaya başlamak istiyorum, başlangıç için en ideal kitabı hangisidir? Direkt Görünmez Kenler ile başlasam olur mu?

Yazıda da bahsedildiği gibi Calvino okumak için en uygun kitap bu değil. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Calvino’nun tarzı için iyi bir başlangıç olacaktır. Yazara daha alışıldık bir eserden başlamak için Örümceklerin Yuvalandığı Patika’yı düşünebilirsiniz.

1 Beğeni