Dediğim gibi tartışma için burada değilim.İyi akşamlar.
7 posts were merged into an existing topic: İnceleme: Ursula K Le Guin – Yerdeniz Serisi: Çevik Atmaca’nın Peşinde
Jauntlama olayı hoş ama içerisinde aslında harika fikirlerde var: Bulutlar Denizi, Yatıştırıcı Bahçe gibi. Saf bir bilimkurgu eseri olarak görüyorum birçok açıdan. Her şey Gully Foyle’ı ne kadar sevdiğinize bağlı =)
Bu sıra Nnedi Okorafor’un Kim Korkar Ölümden adlı eserini okuyorum. Afrikalı insanların anlayış ve yaşayış tarzlarına ışık tutmuş bir eser. Çocukluğundan bu yana yaşadığı maceraları anlatan Onyesonwu’nun hikayesini dinliyoruz. Rüzgarın Adı’nı okumamış olsam daha da fazla etkilenebilirdim belki ama şu an için esere tutunma aşamasındayım.
Dr.Isaac Asimov - Vakıf ve İmparatorluk kitabını bitirip İkinci Vakıf’a başladım.
Eleştirim ise kendime; neden daha önce bu seriyi okumadım diye.
Ah, Anayurt Oteli… Sonunda edinebildim. Bakalım, konaklamaya değer bir yer mi? Heyecanla en kısa sürede okuyacağım.
Toz Gibi Yıldızlar’a başladım.Yazarın dili yağ gibi akıyor,kitap bol aksiyon dolu ve eğlenceli fakat öyle aman aman bir olay örgüsüne veya karakterlere sahip değil.Ancak yazarın vizyonunu,bilimsel cihazları ve uzayın uçsuz bucaklığı hissini vermesi çok hoşuma gitti.Ancak tatlı olsa da okuduktan sonra unutulacağa benziyor,asıl Vakıf için heyecanlanmaya başladım.Bu arada bilim kurgu okurken baymamak için bir yandan Locke Lamora’nın Yalanlarına geri dönüp biraz zorlayarak da olsa bitirmek veya kralkatili güncesini baştan okumaya niyetlendim.Hadi bakalım göreceğiz.
Sonlara doğru bilinç akışı doruğa ulaştığı için okuması zor. Yine de basları çok iyi. Filmi de güzel. Tavsiye ediyorum okuduktan sonra.
Charles Dickens-Oliver Twist
Güçlü toplum eleştirisiyle, çok sağlam betimlemelerin olduğu akıcı, mizahi diliyle, "olağanüstü tesadüfler silsilesi"yle tipik ve güzel bir Dickens romanı.
Edebi bir keyif almak, eski dönem İngilteresi’ndeki haksızlıkları ve insanların yoksullara bakış açısını görmek için harika bir eser. Hiç bitmeyen suç unsurlarıyla ve özellikle son kısmıyla polisiye bir hava bile verdiğini söyleyebilirim.
Şimdi geriye, Can Yayınları dışındaki kitapları için İş Bankası’nın çevirilerini beklemek kalıyor.
Ek: “Vuruş vurmak”, “bakış bakmak”, “atış atmak” gibi anlam veremediğim ve başka türlü de yazılabilirdi diye düşündüğüm söz öbekleri dışında çeviri güzeldi.
Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar
İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri’nde okuduğum ikinci kitap.
Bu eser bunca kez basılmışken bu kadar geç okuduğum için gerçekten pişmanım.
Öncelikle kitabın başındaki 2 mektup bu kurgunun temellerini adeta hikayeleştiriyor. Bir yaşanmışlık içeren, bir hayran mektubu üzerine pek de hayranın belirttiği doğrultuda olmayan (çünkü Gürpınar’ın hicvi devreye giriyor) bir kurgu bu.
Gürpınar’ın esprili dili kadar karakterlerin konuşma biçimlerindeki başarı, o halk ağzı ve hurafelere sıkı sıkıya bağlı insanlarımızı yansıtışı takdire şayan. Aradan onca zaman geçti ama dönüp bakıyoruz, değişen hiçbir şey yok.
Gürpınar gibi hurafelere karşı aklın yolunu seçmiş nice yazara ihtiyacımız var.
Ayrıca ne olur artık fantastik bu topraklara yeni girmiş gibi davranılmasın. Gulyabani dahil sayısız örnekte de gördüğümü gibi, bizim kendi dokumuzda zaten fantastik vardı ve üzerine pek çok başarılı eser verilmişti.
Arkadaşlar,
İş Bankası’nın bu serisinden sırada hangi kitabı okuyayım? Tavsiyeniz olursa çok sevinirim. Sıradaki için çok kararsızım.
Diğer Türk Edebiyatı klasiklerine hakimseniz bir soru soracağım lisede performans ödevi olarak okuduğum bir kitap vardı. Şimdi tam hatırlayamıyorum ama bir ressam vardı sanırım ve bu evde bir hizmetçi vardı sanırım bir süre sonra ikisi birbirine aşık oluyordu ve Paris’e felan gidiyorlardı çünkü ressam olan adam ailesiyle kavga ediyordu… Öyle bir hikayeydi adını hatırlıyor musunuz?
Sergüzeşt veya Mürebbiye diye hatırlıyorum sanki ama emin değilim.
Hakimim demem doğru olmaz. Sadece şu var, Mürebbiye bir Fransız kadını olan Anjel’i konu alıyordu. Evdeki tüm erkeklerin abayı yaktığı bir dadı/öğretmendi. Aile içindeki ikiyüzlülüğe dikkat çekiyordu.
Tamam ben de şimdi google yaptım özet felan okudum. Sergüzeşt imiş. Aklımda çok az kalmış.
Mürebbiye 'yi ben tavsiye etmiş olayım o halde
İlginizi çekerse. O da "bunca yıldır değişen bir sey yok " dedirtmişti. Özellikle sonu bir hayli tanıdık.
Sergüzeşt ise benim listeme eklensin. Teşekkürler.
O hissi Ahmet Hamdi Tanpınar da fazlasıyla almıştım. Şu sıralar Türk Edebiyatına merak sarmışken bir sonraki kütüphane hakkım geldiğinde edinip okuyacağım, sağolun.
Sadece İş Kültür Türk Klasikleri üzerinden konuşacak olursam, şu ana kadar çıkan 15 kitabı okudum ( 16. kitap bugün satışa çıkmış). Bence dizi içerisinde yayınlanan tüm kitapları alınabilir/okunabilir. Hem kitapların fiyatları uygun hem de yayınlanan kitaplar günümüz Türkçesi olduğu için rahat okunuyor.
Aynı zamanda toplum eleştirisi ve siyasal bir roman okumak istiyorsanız Turfanda mı yoksa Turfa mı kitabını okuyabilirsiniz. ( Yazarı ilk kez bu kitabın çıkışıyla duydum ve yayına hazırlayanın sunuşundan yaşadığı dönemde yazarın Namık Kemal kadar önemli bir edebiyat ve siyaset adamı olduğunu öğrendim)
Hüseyin Rahmi kitaplarında hep bir hiciv vardır o nedenle okurken diğerlerine göre biraz daha eğlenceli bir okuma yapabilirsiniz.( Zaten okumuşsunuz)
Ahmet Mithat’in diziden yayınlanan her iki kitabı aynı zamanda toplumu tenkit (Türk klasiği üzerine konuşunca
hem bu kelime daha güzel) eden romanlar. ( Dolaptan Temaşa )
Doğrudan diziden tek kitap önermek zor, okuyacak arkadaşlar bence dizinin tüm kitaplarını okuyabilirler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar SF döneminde yazmasına rağmenTevik Fikret,Hüseyin Cahit gibi degildir. Ahmet Rasim ile birlikte Ahmet Mithat Efendinin yolundan gitmiştir. Teknik açıdan kusurlu romanlar yazmıstir çünkü amacı bozulan toplumu eleştirmektir. Kitaplarinda fahişelere ve buna benzer kisilere sıkça rastlanır☺
Kuyurkluyildız altında bir izdivaç kitabınında konusuda merak uyandırıcıdır @Firtinakiran.
Seri kitapları bitmeden okumama düşüncemi bu kitap için uygulamadım. Kitabın ilk duyurusu yapıldığı andan itibaren, merak ettiğim ve beklediğim bir kitap olduğu için kitap bugün geldi ve kitabı okudum.
124 sayfa olan Katilbot Günlükleri serisini 1. kitabı olan Tüm Sistemler Çöktü kısa romanı yabancı bir gezegende yeryüzü araştırması yapan bir şirketin ( kuruluşun) personelini ve onları korumak için orada bulunan kendine katilbot adını veren yarı organik android Güvbirimi etrafında şekillenen olayları anlatıyor.
Kısa bir kitap olması, hikayenin akıcılığı, kolay okunabilirlik nedeniyle kitabı kısa sürede okudum. Gözüme herhangi bir dizgi ve imla hatası çarpmadı muhtemelen kitabı yayına hazırlayan da hikayeyi sevmiş ve okurken gözünden bir şey kaçırmamış.
Bilinçli herhangi bir varlığın duygusal olabileceği, kötü düşman şirketler, yabancı gezegen faunası için sizin mangalda et olabileceğiniz veya sizi koruyanların sizi öldürebileceği gibi şeyler bir çok kitap, film ve dizide anlatıldı, anlatılıyor bu nedenle özgün bir hikaye diyemem. Yine de ben her ne kadar Patrick Rothfuss kadar gülmesem de kitabı okurken gülümsediğim ve yarı organik kendine katilbot diyen Güvbiriminin insan ilişkilerini anlamak ve uyum sağlamak için dizi ve filmlerden yardım almasını sevdim.
Hikayenin olay akışını yazmadan daha fazla kitap hakkında bir şey yazamıyorum, kitabı okudum, özgün bir hikaye olmasa da hikayeyi ve katilbot Güvbirimi sevdim.
Biraz geç yazmış olacağım ancak kusura bakmayın.Eğer takip etmekte zorlanıranız Tor.com adlı site kitabı ve seriyi bölüm bölüm re-read adı altında özetlemekte.Biraz da yazarın üslubu nedeniyle kaçırabileceğiniz sonraki kitapları da etkileyecek olan pek çok ufak detayı ve atladığınız noktaları bulabilirsiniz. Keyifli okumalar.
The Malazan Re-read of the Fallen: Gardens of the Moon, Prologue and Chapter 1 | Tor.com
Yakın, Kumsalda ve Madde 22 kitaplarını okuyup fikrini belirtebilecek arkadaşlar var mı acaba? 
