Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Umut Özak) #1585

Kitabı az önce bitirdim. Kitap muazzamdı, o kadar kötü hissediyorum ki ne diyeceğimi bilemiyorum. :pensive: Yorumun harika abi, tebrikler. @mit


(M. Ihsan Tatari) #1586

Aaa, benim yorumumu mu koymuşlar? Kayıp Rıhtım olarak arka kapakta bizden alıntı yaptıklarını hatırlıyorum, biliyorum ama bu satırları da kullandıklarını bilmiyordum :slight_smile:

Ya da unuttum ve bunama belirtileri gösteriyorum :joy:

Teşekkürler Umut. Kitabı beğenmene ayrıca sevindim :slight_smile:


#1587

Jules Verne’nin 80 Günde Devri Alem kurgusu bir şekilde hikayesinden hepimizin haberdar olduğu bir kitap. Londra’da yaşayan Phileas Foog 80 günde dünyanın çevresinde bir tur yapabileceği ve başlangıç noktasına 80 gün sonra dönebileceğini iddia etmesi üzerine arkadaşlarıyla bahse tutuşur ve bunu gerçekleştirmek için yanında uşağı Jean Passepartout ile yolculuğa başlar.

Jules Verne her zaman ki gibi sadece hayal gücümüzü değil anlattığı dönemin teknolojisini, sanayisini, kahramanlarının yolcuğu esnasında kullandığı gemiler, trenler, hayvanlar ve hatta yelkenli kar kızağı gibi araçları, gittikleri yerlerdeki kültürleri ve yaşam biçimlerini de aktarıyor okuruna.
Bir yandan da hem İngiliz sömürgeciliğine hem Hindistan tutuculuğu ve gericiliğine göndermeler yapılırken diğer yandan Amerika da bir yargıç seçilmesinde bile meydana gelen şiddeti okura aktararak dönemin Amerikasında şiddetin ne derece kanıksanmış olduğunu da aktarıyor. Elbette diğer Jules Verne romanlarında olduğu gibi Coğrafi tasvirleri de okura aktarmaktan geri durmuyor.

Jules Verne

“ Fransız boksunun İngiliz boksundan üstün olduğunu ispatlayan muhteşem bir dizi yumruk sıraladı.”

diye yazarken muhtemelen bir Fransız olmasından kaynaklı İngiliz küstahlığına da kitabında bir cevap vermiş oluyor.
Jules Verne’nin diğer bir çok kitabı gibi bu kitabını da okumayı düşünenlere öneririm.


(Hiçliğin bekçisi…) #1588

Şimdi de aç filmini izle. Bir kez daha sarsıl… Bence epey aslına uygun uyarlamışlardı sadece kitaptaki merak unsurunu filme koyamamışlar en başta ama olur o kadar. :slightly_smiling_face:


(Zeynep) #1589


Kara Prizma’yı okuyorum , kitabı yarıladım diyebilirim.Kitap hakkında ki ilk izlenimlerim çok olumlu.Özellikle yazarın yarattığı evren çok hoşuma gitti , yer yer Sanderson mı okuyorum diye düşünmeden edemedim.Yazarın oluşturduğu büyü sisteminide beğendim.Hikaye ve olay örgüsü ise Centilmen Piç Serisindeki gibi tabiri caizse akıyor.Hatta Şimdiden 2. kitabı merak ediyorum.Çeviride gayet iyi.
Özellikle @mit 'nin ellerine , emeğine sağlık…
İthaki ve emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim.Sayelerinde güzel serileri dilimizde görüyoruz.


(M. Ihsan Tatari) bu konuyu ayırdı #1590

2 posts were merged into an existing topic: Işıkyaratan Serisi, Brent Weeks


#1592

Jules Verne’in böyle fransız-ingiliz karşılaştırmaları var. En son okuduğum İki yıl okul tatili kitabında da bunu Doniphan ve Briant karakterleri üzerinden bariz bir şekilde yapıyordu. Benim açımdan rahatsız edici değil tabi, ben bir yazarın kendi milliyetini biraz kayırmasını doğal buluyorum :grin:


(Can) #1594

Bu kısmı okuyan erkek üyelerin en cesurları ürperdi, daha az cesur olanların gözleri yaşlı. Yok hayır ya gözüme bir şey kaçtı ne ağlaması. :cry:


(Hazal Çamur) #1595

Gergedan - Mine Söğüt

Yazarın büyük bir hayranı olarak bu kitabı almamam beklenemezdi. Ancak kendimi pek çok yazarın başına gelen şeye hazırlamıştım: en iyi eserlerini çoktan vermiş olma haline.

Gergedan’ı okumaya devam ediyorum, ama okurken yorumlarda bahsedilen "yazarın dilini nasıl da özlemişim " hissini yaşayamıyorum şimdilik. Özlediğim, hayran olduğum o tekinsiz, kara büyü kıvamlı dilden pek eser yok. Şimdilik önceki kitaplardaki kadar vurmadı da beni.

Dediğim gibi, bunlar beklediğim şeylerdi. Her şeye rağmen severek okuyorum. Ama Mine Söğüt denilince aklıma ilk gelen kitaplarından olmayacak gibi duruyor.


(fatih çetin) #1596

Maya Kitap masallarından, forumdan güzide bir arkadaşımızın hediye ettiği Türk Masallarını okudum.

Kitap, 17 tanesi Türk ve 4 tanesi de Romen olmak üzere 21 tane masaldan oluşuyor. Kitabı da neredeyse 21 gün gibi bir sürede bitirdim. Alışkanlık olduğu üzere günlük 1 masal dozumu alıp yatağımın kenarına koyuyordum. Kitap için yorumlarıma gelecek olursak genel anlamda 1-2 masal hariç bütün masalları beğendim. Özellikle “Kırk Şehzade ile Yedi Başlı Ejderha” tam bir fantastik şölen. Ne ararsan var içinde.

Romen masalları da ilk defa okuduğum masallardı. Genel anlamda birbirine benzese de çok hoşuma gitti. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.


(Hiçliğin bekçisi…) #1597

Şu anda yavaş yavaş tadımlık olarak Saki- İnsanlar, hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar okuyorum. Notos’un baskısı. Sadece şunu söylemek isterim; eğer hiç Saki ile tanışmadıysanız şiddetle tavsiye ederim. Hayvanların da insanlar gibi işlendiği, çocukların yetişkinleri alaya aldığı bir tarzı var. Toplumu bu kavramlarla ele alması beni etkiliyor. Karakter tahlilleri gerçekten farklı. Öyküdeki böbürlenen kişileri öyle hallere sokuyor ki gülmeden edemiyorsunuz. Hak ettikleri hüsrana uğrayıp rezil oluyorlar zaman zaman. Dili çok güzel, çeviri gayet güzel ayrıca isteyenler için İthaki baskısı seçme öyküleri ve Kırmzıkedi’den Babil Kitaplığı’ndaki Lady Anne Susuyor kitabı da var. Notos baskısında bu öykü de vardı. Saki’ye olan hayranlığım sebebiyle hepsini aldım. Zamanla okuyacağım hepsini. Bir öyküsünü bile kaçırmak istemiyorum. Eğer birebir aynı olanlar varsa elden çıkartacağım. Ayrıca unutmadan Lady Anne Susuyor ise ikili ilişkilere vurgu yapıyor. Kendisinin çok fazla geri planda kaldığını düşünüyorum. Bitirdiğimde alıntılarla birlikte detaylı bir inceleme yapacağım. Söyleyecek çok şey var…


(Alican) #1598

Rocannon’un Dünyası. Ursula K. Le Guin’den okuduğum ilk kitap. Aynı zamanda kendisinin yayınlanmış ilk romanı. Kısa roman da denilebilir çünkü 133 sayfa.
Bilimkurgu ve fantazinin harmanlandığı bu romanda, birbirinden farklı ırkların yaşadığı, teknolojik olarak geri kalmış Fomalhaut ll adlı gezegende, bu gezeni araştırma görevi yöneten etnolog aynı zamanda bir yıldızlordu Rocannon’un macerasına tanık oluyoruz.
Kitabın henüz başında Semley’in kolyesi ile ilgili kısımda Ursula’nın ne kadar başarılı bir anlatım/yazım dilinin olduğunun farkına varıyorsunuz. İflah olmaz bir bilimkurgu ve fantastik kurgu hayranı olduğum için kitabı beğenmemem zaten mümkün değildi.:grin: Gerçi kitabı bu kadar kısa tuttuğu ve bazı yerlerde olayları kısa kestiği için Ursula’ya kızgınım. Çok daha efsane bir hikaye çıkarabilirdi. Yine de böyle bir hayal dünyasına hayran olmamak ve kendisine saygı duymamak mümkün değil.
Ursula okumaya Hainish Cycle’dan başladım. Onun için bir sonraki okuyacağım Ursula kitabı:


(galeme) #1599

10-15 dakika önce İkinci Vakıf’ı da okuyarak üçlemeyi bitirdim ve yüzümdeki aptal gülümseme yeni yeni sona erdi. İlk iki kitap için bir şey yazmadım fakat üçüncü için yazmasam duramazdım. İnatla, gıcıklığına bir şeyler aradım, belki kurguda bir boşluk, bir hata. Ama yok. Her şeyiyle mükemmel bir kitap. Tek kelime ile bayıldım. Hari Seldon, Salvor Hardin, Hober Mallow, Katır, Bayta Darell ve Arkady Darell gibi unutulmaz karakterleri zihnime kazıdı.


(Beren) #1600

Ölümcül Yumurtalar - Mihail Bulgakov

Köpek Kalbi’nden sonra okuduğum ikinci Bulgakov kitabı. Hem bilimkurgu yönüyle hem de yaptığı eleştirilerle çok beğendiğim bir kitap oldu. Bulgakov 1917 Devrimi sonrasındaki Sovyetleri, Stalin’in bilim ve teknolojiyle Rusya’nın diğer ülkeleri geride bırakacağı düşüncesini oldukça yalın ve eğlenceli bir anlatımla eleştirmiş. Her zaman derim bilimkurgu içinde sıkışıp kaldığımız çarkı açıp bakmanın ve sorunu görmenin/göstermenin en etkili yollarından biri. Orwell’i biliyorum bunu en iyi yapan, muazzam bir sistem eleştirisi, gelecek tasarısı. Bulgakov da o yazarlardan biri oldu benim için. Bolşevik Devrimi’ni, Sovyetler Birliği’ni ve dönemin siyasi ve toplumsal havasını kitaptaki karakterlere ve kurguya öyle güzel yerleştirmiş ki belki alttaki hicvi görmek için biraz Sovyet dönemini bilmek gerektiğini hissediyorsunuz.
Dediğim gibi çok başarılı bir sistem eleştirisi ve aynı zamanda çok güzel bir bilimkurgu. Yani şu kısacık kitapta yirminci yüzyıl Rusya’sını tanıyor ve çok da keyifli bir hikaye okuyoruz, daha ne olsun?


(Su) #1601

Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu bitti dün ve gerçekten yazarın hayal gücüne, bilgi birikimine ve aynı zamanda edebi diline de hayran kaldım. Çok sürükleyici bir anlatımı vardı ve okuyucuya vermek istediklerini uzatmadan, en gerekli şekilde yansıtmak istediğini ve bunu da başarmış olduğunu düşünüyorum. Ta 1953 yılında “Yakında kimse kendi hayatını yaşamıyor olacak. Televizyon dizilerindeki aileleri izlemekten başka şeye vakit kalmayacak,” gibi bir öngörüsü olmuş.

Bunun yanı sıra birkaç ay önce başladığım Kral Katili Güncesi’nin ikinci kitabı olan Bilge Adamın Korkusu’nu okuyorum, okumaya çalışıyorum diyeyim çünkü Rüzgarın Adı’ndan sonra başarısız bir devam kitabı olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken heyecanlanmıyorum, merak etmiyorum; işte bu nedenlerle de okuma isteğim söndü. Birinci kitapta merak edilen konuları biraz olsun işleseydin be adam!


(fatih çetin) #1602

Kadim Türklerin Mitolojik Hikayelerini (Fuzuli BAYAT) okudum.

Kitabı yine yaptığım gibi parçalara bölerek 5 günde bitirdim. Kitap hakkında detaylı yoruma geçmeden önce bizim de mitolojimizin gelişmiş olduğunu ama geri planda kaldığını belirteyim. Örneğin Erlik karakteri tip olarak benzemese de bazen yeraltı görevleri bazen kurnazlıkları sayesinde bana Loki’yi anımsattı. Bazı karakterler güzel işlenirse Marvel evreni gibi bir evren bile yapılabilir. Aşağıdaki linkten kitapta bir çoğu bahsedilen mitolojik varlıkları okuyabilirsiniz.

Kitap, güzel bir önsöz ve kaynakçadan oluşmuş. Detaylı bir içerik gerçekten. Tek üzücü yanı bu hikayeleri Rus, Arap ve Çin kaynaklarından öğreniyor olmamız. Yazıya geçirmede sıkıntılarımız olmuş.

Parça parça ilk başta Bay Ülgen’in Ag Ene (Ak Ana) yardımıyla evreni yarattığı değişik mitler aktarılıyor. Daha sonra İslam dinindeki olayların benzerleri ile karşılaşıyoruz. Örneğin; ilk insanların oluşumu, cennet-cehennem kavramları ve buradan kovulma, Nuh tufanına benzer bir mit daha yer alıyor. Ayrıca İskandinav mitolojisindeki diyarları birbirine bağlayan Yggdrasill benzeri bir hayat ağacından bahsediliyor.

Bay Ülgen bazen de Zeus gibi hava olaylarının aktarımı için kullanılmıştır. Bilgi almak için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

Diğer parçaya geçtiğimizde Türklerdeki Bozkurt miti, Ergenekon olayı ve buradan çıkışımızdaki kutladığımız bayram ve bazı kutsal varlıklardan bahsediyor. Aşağıdaki linkten bilgilere bakabilirsiniz.

http://mitolojik.blogspot.com/2007/01/ergenekon-destani.html

Daha sonra Şamanlık ve Şamanlar konusuna geçiş yapıyor. Burada çeşitli kültürlerdeki Şamanlık olayının nasıl başladığını ve ilk Şaman’ın kimler olduğunu aktarıyor. Şaman inancındaki kıyamet gibi konular da paylaşılıyor.

Kısa bir aktarım olarak arada Umay Ana, Albastı gibi çocuklarla ilgili mitolojik hikayeleri aktarıyor sade bir dille.

Umay Ana ve Albastı (Al Karısı) kim derseniz aşağıya bakabilirsiniz.

Son olarak da atlar, doğalar ve bazı meşhur varlıklar hakkında çeşitli mitleri anlatarak kitabı bitiriyor yazar.

Kitabın içeriğini çok beğendim. Türk mitolojisi hakkında, konular hakkında çeşitli varyantların olduğu hikayeler okumak isterseniz tam size göre bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Bir de aşağıya bu kitabı okumadan önce araştırdığım ve kaydettiğim Türk mitolojisi hakkında bazı içerikleri ekleyeceğim. Okumak isterseniz göz atabilirsiniz.

  1. https://masivaturk.com/turk-mitolojisinde-efsanevi-yaratiklar
  2. https://tarihturklerdebaslar.wordpress.com/2011/11/15/turk-mitolojisi-unsurlari/
  3. https://korkubilimi.com/mitoloji/turk-mitolojisindeki-en-onemli-10-tanri-ve-tanrica.html
  4. https://paratic.com/turk-mitolojisi/
  5. http://tengriciturkiye.blogspot.com/2016/09/turk-yaratls-efsanesi.html
  6. http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvVMO8cmtfbWl0b2xvamlzaQ
  7. https://www.dogaustu.net/mitoloji-tarih/simurg-zumrudu-anka-kusu-turk-mitolojisi.html
  8. https://eksisozluk.com/kalganci-cak--990620

(Tansel Diplikaya) #1603

Mitch Albom - Cennetten Gelen İlk Telefon

Mitch Albom’un ilk Frankie Presto’nun Sihirli Telleri kitabını okumuştum, anlatımı ve hikayesi çok hoşuma gitmişti. Bu kitabı kayınvalidemin kütüphnesinde görünce nasıl diye sordum, o da “çok güzel” deyince alıp okuyayım dedim. Başladığımda kitap hakkında arka kapakta yazan metin dışında bir fikrim yoktu. Zaten adından da anlaşılacağı gibi Amerika’daki küçük bir kasaba oturan bir kaç insana ölen yakınlarından telefon geliyor ve hikaye başlıyor. Hikaye günümüzde geçiyor. Yazarın anlatımı yine gayet güzel ve keyifli bir okuma sunuyor. Kitap içinde birden fazla karakteri aynı anda takip ediyor arada geçmişe dönüşler oluyor ama bunu hiç kafa karıştırmadan yapmayı başarmış. Okması keyifli ve mutluluk hissi bırakıyor insanda. Tavsiye ederim.Yazarın daha önce yazdığı kitapları da okumayı düşünüyorum.

Şimdi de Otomatik Piyano’yu okuyorum. İlk yüz sayfasını bitirdim ve çok zor akıyor ve gereksiz detay var gibi. Hikayenin geri kalanında bu detaylar önem kazanacak mı bilmiyorum.


#1604

Sonunda Dune’a başladım, 300’lü sayfalara kadar geldim. Ufak tefek entrikalar görülüyor artık ve katlanarak artacak belli ki. Tam sevdiğim, işlerin b*ka sardığı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir kitap. Okurken kafamda yarattığım şekil-şemal ise nedense bilimkurgu değil fantastik, hemde epik olanından…

House Atreides = House Stark
House Harkonnen = House Lannister
Dothrakiler = Fremenler
Sardaukarlar = Lekesizler
Kwisatz Haderach = Azor Ahai

Eee bu bildiğin Arrakis’te geçen GoT, yada yazılış tarihi ile ele alıp haksızlık etmezsek GoT, Dune’un çakması olmuş…

Bilimkurgu olarak anılan bu eser; din, siyaset, insan psikolojisini ele alıyor


(Kenan Ulusoy) #1605

George R. R Martin’in çok etkilendiği kitap var yav. Dune onlardan sadece biri.


(ilhan) #1606

John Scalzi - Yaşlı Adamın Savaşı 2 - Hayalet Tugay
Kitabın ilkini okumuştum ve çok beğenmemiştim. Az yukarıda hala yorumum duruyor. Ama Hayalet Tugay kitabı bam başka. Daha 1/4’ündeyim kitabın, ama daha ilk sayfalarda farklı olduğunu gösterdi ilkine göre. Birinci bölüm tamamiyle şaşırttı beni, çok da sevdim.
Kitabın dili çok güzel, anlatımı çok iyi. İlkine göre boşluklar bırakmıyor. İlk kitabı yüzünden eleştri aldığını düşünüyorum, bu yüzden ilk kitaptaki eksikleri bile bu kitapta kapatmış. Örnek olarak uzaya yaşlıları çıkarma gerekçesi ilk kitaptakine oranla daha detaylı işlenmiş burada. İlk kitabın Ender’in Oyunu ile olan benzerliği dikkatimi çekmişti, bu kitapta o konuya da değinmiş. Kısacası yazar kendini çok geliştirmiş. Açıklarını kapatmış.
Daha başlarda olmama rağmen çok beğendim bu kitabı.