Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(m) #2680

Sevgili @Vulcan in yorumuyla elimdeki kitap da bitince hemen Kumsalda ya başladım. Yaptığı yoruma aynen katılıyorum. Ölümün kaçınılmazlığı,yaşanan çaresizlik, yapılan eylemlerin sadece yapanı ve karşısındakini değil herkesi nasıl etkilediği iyi anlatılmış. BK klasiklerinde favorilerim arasına girdi bu kitap. Son 15-20 sayfayı burnumun direği sızlayarak okudum diyebilirim.

Ama hepimiz birden yakalandık işte. Hem de aynı günde. Sence de şanslı değil miyiz?


(Hiçliğin bekçisi…) #2681

Zekası ve Bilgeliğiyle Tyrion Lannister - G. R. R. Martin

Bir “Meh…” çalışmasıyla daha sizlerleyiz efendim. Neden? Çünkü “bana göre” bu bir kitap değil alıntı derlemesi. Ciltli baskısı, süsü püsü gayet güzel ama ne gerek vardı?

Aldığım her kitabı rafa koymadan önce biraz okumak gibi bir huyum vardır. Fakat bu kitap alıntı kitapçığı çıkınca hızlıca okuyayım da bitsin dedim. 5 tl gibi bir fiyata aldığım için içimde bir şüphe vardı zaten ama böyle de beklememiştim.

İllüstrasyonlar konusunda da ne diyeceğimi bilemiyorum. Açıkçası ben her yönüyle beğenmedim… Aşağıya bir iki resim ekliyorum siz karar verin. Unutmadan normal kitap boyutundan da ufak olduğunu belirtmek isterim.

Not: Arka kapak yazılarını genelde okumadığımı veya okuduktan aylar sonra satın aldığım için unuttuğumu göz ardı etmeyiniz. Bunun sebebi olası bir sürpriz bozan yüzünden tadımın kaçmaması. Konuyu unutkanlığıma maruz bıraktıktan sonra alıyorum genelde.


#2682

Dönüş - Robert Charles Wilson

Kitabı 4 günde okudum ancak misafir yoğunluğum ve iş ile ilgili meşguliyet artması olmasaydı muhtemelen çok daha kısa sürede okurdum. İlk sayfadan son sayfaya kadar şimdi ne olacak diye merak etme ve yaşanan, gözlemlenen olaylarının gizemi bitmiyor hatta bölüm bölüm daha da artıyor.

Özgün bir hikayeye sahip Dönüş üçlemesinin ilk kitabı olan Dönüş kitabını tek kelime ile ifade etmek gerekseydi eşsiz derdim.

Robert Charles Wilson’un daha önce Darwinya kitabını okumuş ve sevmiştim. Kitabı okumak için üçlemenin tüm kitaplarının yayınlanmasını bekledim ve geçtiğimiz günlerde 3. Kitap Girdap çıkınca da seriyi artık okumaya başlayabilirdim.

Kitapta kurgu şimdiki zaman ve romanın başkarakteri Tyler’in anlattığı geçmiş zaman arasında iki ayrı zaman diliminde ilerliyor.Bir gece tüm yıldızlar bir anda kayboluyor, Dünyanın ve insanlığın geleceği geri dönülmez bir şekilde değişmeye başlıyor.

Bende olan baskıda sadece bir yerde dizgi hatası gördüm onun dışında bir dizgi hatası göremedim. Okuması anlaşılır, akıcı ve özgün bir hikaye. Bilimkurgu okumayı ve gizemli kurguları seviyorsanız, bu kitabı da muhtemelen seveceksiniz. Ben hikayeyi sevdim. Yazarın anlatım tarzını Darwinya’ya göre daha akıcı ve anlaşılır buldum.


#2683

@Agape bak gördün mü? Araya gene reklam almış. Darwinya arattırıyor millete. Sponsorlu içerik resmen :joy:

@AugusteDupin nerede? D&R desteği çekti mi? Ne yaptı? :slight_smile: Hiç göremiyorum konuşmuyor.


#2684

Aslında seriyi okumayanlar için bu alıntılar çok anlamlı gelmeyebilir. İkinci görseldeki alıntıyı okuyunca Tyrion ne kadar çok yol aldığını farkediyorum. Özellikle 7 krallıktan kaçmak zorunda kalması sonrası yaşadıkları Tyrion’un o ukala, çok bilmiş yanını biraz törpüledi. Gerçi devam kitapları gelmediği için çok da kesin konuşmuş olmayayım.

@Ufuk Darwinya kitabını tavsiye ederim. Dönüş’ü okuyunca aklıma gelmişti, Enginlik serisini de ( devamı yazılıyor gerçi İthakide basmıyor zaten 4-5-6 kitaplar bekliyor çevrilmeyecek herhalde ) tavsiye ederim., Bu arada Yaşlı Adamın Savaşı serisini okumuşmuydun, son olarak onu da tavsiye edeyim. :slight_smile:


#2685

Bazıları da bana zor beğenen diyor ama işte😂 @Agape

Enginlik serisi mevcutta düzgün bir finali var mı? Yoksa devam eden bir seriyse hiç bulaşmayayım.

Scalzi var :slight_smile: Neyse ben özelden yürürüm (yeni kitap noktasında) sana buradan kendime algı oluşturmuyum :joy: Zaten özel mesajları 3. Kişi olan denetmenler falan da göremiyormuş :joy:


(Hiçliğin bekçisi…) #2686

Tavsiye ettiğin kitabı bulabilmek için Altın Arayıcıları gibi yola çıkmak lazım. :smiley: @Ufuk Uzun zamandır istediğim ama bir türlü denk getirip alamadığım bir kitap. Merak etmiyor değilim. Sanki filmi varmış gibi anımsıyorum ama yanlış da anımsıyor olabilirim.

Ayrıca AgusteDupin forumu bıraktı diye anımsıyorum. Rıhtım kamarasına yazmıştı.

Eğer @alper özel mesajı raporlarsa görebilirim. :smirk:


#2687

Enginlik Serisi final yok, 3 kitap yayınlandı ve aslında öyle bir yerde kaldı ki, bak şimdi aklıma geldi. Ecnebiler 7. kitabı bekliyor ama İthaki 3. kitaptan sonra seriyi unuttu.

Sonradan Ekleme:

@mit Ağustos 2017’de 4. kitap ufukta demiş ama


#2688

Yapmaz :slight_smile:

Bilmiyordum, herhalde dersler falan nedeniyle yapmıştır. Kolay gelsin diyelim.

Zebramo’da 20 ve 35 TL ye iki adet var. Ama yeni baskı da yapılacak denmiş.

@alper o zaman kafam rahat :hugs:


(Tansel Diplikaya) #2689

Ben de bu kitabı internetten almıştım kısa bir öykü ya da karakter analizi zannederek ama kitap elime geçince büyük bir hayal kırıklığı oldu. Şöyle yarım saatte bakıp koydum kenera. Fiyatı nedeni ile o kadar da sıkıntı olmadı. Serinin ya da karakterin hayranı değil iseniz pek bir anlamı yok.


(Doğan Can Urul) #2690

image

Polikuşka - Leo Tolstoy

Geçmişte yaptıklarından pişman olan ve kendisini herkese kanıtlamak isteyen bir adam. Kendisine güvenen ve ona son bir şans veren hanım ağasına karşı büyük bir sorumluluk altına giriyor ve sonrasında yaşanan talihsizlikler sadece kendisinin değil, ailesinin ve yaşadığı çevredeki tüm köylülerin hayatını etkiliyor.

Tolstoy’un eseri, zamanın Rusya’sında kölelik, askerlik, toplumsal ahlak gibi etkenler üzerine de değinen oldukça güzel bir öykü. Ama kırılma noktasından sonra benim pek de beklemediğim bir yönde ilerledi ve yine beklemediğim bir şekilde son buldu. Aklımda çok ama çok farklı şeyler vardı o yüzden belirli bir noktaya kadar ilgimi çekebilmeyi başardı. Tolstoy’un okuduğum ilk kitabı olduğundan da bu şekilde düşünüyor olabilirim. Diğer eserlerini okuyup bitirdiğimde, Polikuşka’yı tekrar elden geçirmek istiyorum.


image

Saf Bir Yürek - Gustave Flaubert

Kitap kısa olmasına rağmen okumakta zorlandığım eserlerden oldu. Çok hızlı olay örgüleri barındırdığından olsa gerek tam olarak öyküye ve karakterlere ısınamadım en başından beri. Önemli her olayın oldu bittiye gelmesi gibi bir durum söz konusuydu sürekli. Kitap bittiğinde onca yaşanmışlık vardı ama hissettiklerim de okuduğum gibi parça parçaydı zihnimde. Ön sözde belirtildiği üzere bu kitabın da tekrar tekrar okunması gerektiği kesin.


(Hiçliğin bekçisi…) #2691

Yani aşırı bir hayranlık veya koleksiyerlik varsa mantıklı elbette ama onun dışında bana hep instagram, twitter vs. hesabı gibi geliyor bu tip kitaplar. Resimleri de sevmedim ben nedense. Tamam, emek var ona asla sözüm yok ama çizimler nedense rahatsız edici bir ifadeye sahip ya da bana öyle geldi. :roll_eyes:


(Hiçliğin bekçisi…) #2692

Gölgeye Övgü - Cuniçiro (Juniçiro) Tanizaki

İlk önce genel bilgilerle başlayayım. Çeviri ve edisyon konusunda bir sorun göremedim fakat dipnotların biraz yetersiz kaldığı kanaatindeyim. Gerçi ellerinden geldikçe bilgi vermişler ama kitap çok kişisel kalıyor. Japonya’yı ve Japonya kültürüne pek aşina değilseniz epey yabancı olabilirsiniz.

Genel içerik olarak bahsetmek gerekirse Tanizaki yaşadığı olumsuz durumlar sonunda alışkın olduğu Batılı hayatını bırakıp daha kültürel olan Japon evlerinde yaşamaya başlıyor. Önceleri Batılı düşünceyi ve Batılı tarzı benimsemiş olan yazar kültürel bir evde yaşamaya başlayınca bunu sorgulamaya başlıyor. Bu sorgulamanın sonucunda bana göre zaman zaman biraz tutucu düşüncelere sahip oluyor fakat bunları uygulama konusunda Batılı yönünü pek de yenemiyor. Bu bağlamda biraz Batılı tarzı yabancı bulmaya başlıyor ve bunu neden böyle bulduğunu da anlatıyor. Çeşitli anıları ve deneyimlerine dayanarak yazdığı bu kitap bir deneme. Yani bir öykü yok içinde sadece kendi düşünceleri ve neden böyle düşündüğüne dair sorgulamaları var. Okunuş bakımdan oldukça akıcıydı. Sıkıcı bir anlatıma sahip değil. Konudan konuya atlayan tarzı biraz sohbet havası veriyor.

Burada asıl önemli olan kitabın da adında olan “Gölge” mevzusu. Batılıların aşırı parlak bir yaşamı sevdiğinden hatta mümkünse gölgeyi tamamen hayatlarından çıkartacak icatlar peşinde koştuğundan bahsediyor. Aynı zamanda zamanında dünyayı şekillendiren ülke Japonya olsaydı bu icatların nasıl bir şekle bürüneceğini de düşünmeden edemiyor. Bu noktada da kendi ülkesinin bu abartılı Batıcı tarzını da eleştiriyor.

Bana kalırsa oldukça güzel bir tartışma kitabı olabilir. Kitabı okurken kendi çocukluğuma giderek sorgulayıcı bir yolculuk yaptım. Tüplü televizyonların olduğu, sürekli elektriğin kesildiği, büyük sobaların kurulduğu o evdeki huzur hissini tarttım. Bu noktalarda Tanizaki’ye hak vermeden edemedim. Belki de bu yüzden yaşayış biçimi olarak gölgeli bir tarzı mümkün olduğunca kendi hayatımın içine kattığımı fark ettim. Bana göre de pasparlak ve gölgesiz bir ortam rahatsız edici. Sanki tüm düşüncelerim herkes tarafından görünüyormuş gibi kendimi çıplak hissediyorum. Oysa gölgelerin cirit attığı bir ortam insanın gerçekten de -bana göre- hayal gücünü harekete geçiyor. Sobalı evlerdeki o odun kokusu, yaydığı sıcaklık ve yarattığı gölgeler insanı başka diyarlara sürüklüyor ister istemez.

Çocukluğumdaki o mum ışığı deneylerini ve yolculuklarımı, evin içinde karanlığa saklanma, ev kurma, çadır kurma günlerimi hatırladıkça kitap daha da hoşuma gitti. Keza geçen senelerde yaşadığım kpss maratonundan sonra mum ışığında ders çalışmanın keyfini de sürdüğümden o zaman hep neden mum ışığında daha verimli olduğumu düşünüp durmuştum. Belki de sebebi Niyazaki’nin vurgulamak istediği şeydendi. Elektrikler kesilince genelde keyif alan bir insanımdır. Hatta zaman zaman mum yakıp kendi evimi gözden geçirdiğim zamanlar da olur. Şu zamanlarda mum pek kalmadı aslında. Etrafa ışık yayan pilli ya da şarjlı lambalar kullanıyoruz ve ben onların o yapay ışığından pek haz etmiyorum. O sebeple evde hep mum bulundurmaya özen gösteririm. Üniversite hayatım dahil genelde kendi evimde yaşadığım için sanırım etrafı kağıt kaplı uzun bir lambader ile gölgeye olan bu hayranlığımı yaşatmaya devam ediyorum.

Tavsiye eder miyim konusunda bir yorum yapmak istemiyorum çünkü bu bir deneme yazısı olduğu için sevmeyenler olacaktır. Yine de ben yazarın gölgeye olan hayranlığını, kendi içindeki çatışmasını ve benim içimde yaptırdığı yolculuğu sevdim. Japon kültürüne olan bilgileri de hem şaşırtıcı hem de garip bir deneyimdi. Bazen bahsettiği mekanları bilmediğimiz için o satırlar bizlere pek bir şey ifade etmiyor. Bunu da atlamamak gerek. Japon kültüründeki kadınlar konusundaki düşünceleri biraz fazla kültüreldi. Kendisinin bu kadınlar hakkında gölgeyle olan bağlarını anlattığı bazı satırlar yüzünden kafamda oluşan o görüntü bana biraz ürkütücü geldi. Böyle bir şeye duyduğu özlem de biraz garip geldi. Bu da muhtemelen bakış açısı ve kültür farkından ortaya çıkan bir durum. Yine bu düşünceleri aynı zamanda kendi kültürümdeki kadınların görünüşlerini başka bir kültüre aitmişim gibi dışarıdan baktığımda nasıl görüneceğini düşünmeye itti. Neyse efendim seksen sayfalık bir kitap için fazlasıyla söz söyledim. Karar sizin.


(saitama) #2693

Sıra dışı yazarlar… Beklentilerime göre çok fazla sıra dışılıkla karşılaşmadım. Genel olarak kapakta gördüğünüz yazarların hangi şartlar altında yazdığına, ne kadar azimli olduklarına, karşılarına çıkan engellere ve bunları nasıl aştıklarına tanık oluyorsunuz ve onlara olan saygınız dahada artıyor.

Kitabın içeriğiyle ilgili isim vermeden bilgi vereyim.

Çok farklı,şaşırtıcı diyebileceğim tek şey, bu yazarlardan birinin çekmecesinde çürük elma tutması oldu. Evet, bu doğru! Çalışma masasının etrafındaki ağır bir koku ona ilham oluyor.

Çok cüsseli bir eserin yazarının, bu eserin yazımında 2-3 tane gözlük ve 2-3 tane büyüteç (hepsini aynı anda kullanıyor) kullanacak kadar göz sorunları yaşadığını da öğrendim. Ayrıca bu yazarımız ışığı daha iyi yansıtması için beyazlara bürünüp yazıyormuş. (Güzel taktik)

Yine çok ünlü bir yazar, eserinde aynı zamanı anlatan cümlelerin aynı renklerde yazılmasını istemiş lakin çok masraflı olacağından bu hayali günümüze kadar gerçekleşmemiştir. (Evet içerisinde bulunan cümleler farklı renklerde yazılmış bir kitap)

Sanırım bu kadar bilgi, ilginizi çekmiştir. Benim için okuması eğlenceli ve çok akıcıydı, kesinlikle tavsiye ederim.


(Hiçliğin bekçisi…) #2694

Böyle kitapları, konuları severim. Not aldım bakalım. Birçoğunu mutlaka biliyorumdur çünkü dediğim gibi sevdiğim mevzular. Sürekli böyle konular görünce girip okurum. :smiley:


(saitama) #2695

Pişman olmayacağınızı düşünüyorum, hatta biraz daha uzun sürmesini (Daha çok yazar olmasını.) isteyebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar.


#2696

Bence Katil Öldürdü - Kurtcebe Turgul

resim

Kitap ilk olarak 2015 yılında radyo tiyatrosu olarak yayınlanmış. İçindeki eğlenceli hikaye, çizim ve gerekli gereksiz bilgilerle süslenmiş, çok çabuk okunabilen eğlenceli bir kitap olmuş.

Her şey saf, komik ve oldukça kendini beğenmiş özel dedektif Hercule de Potasse’nin Lamortier malikanesinden aldığı bir cinayet telefonuyla başlıyor. Hikayeyi ilginç yapan detaylardan biri de telefon eden kişinin cinayetin kurbanı olması ve aramayı cinayet işlendiktan sonra yapıyor oluşu :slight_smile: Özel dedektifimizin diyalogları oldukça eğlenceli, kitaptaki karakterler de bir o kadar ilginç: Çorumlu Fransız Subayı, cinayetleri çözme yöntemi oldukça farklı olan polis müfettişi Pierre Le Mur gibi enteresan karakterler ve gene o kadar enteresan ilişkiler okuyacak olanları bekliyor.

Kitabın içindeki çizimler oldukça güzel örnek atarım. Hikayeyle ilgili ilginç bilgiler paylaşılmış, ve hiç alakası olmayan bilgiler de paylaşılmış onları okumak da güzeldi. Oldukça kolay ve hızlı okunan bir kitap, vakit geçirmelik kitap arayanlara tavsiye ederim.


(fatih çetin) #2697

Radyo tiyatrosunu da dinlemenizi öneririm. Güzel bir oyundur.


(Aslı Dağlı) #2698

Buraya uc tane inceleme yazacagim. Gozunuzun yagini yiyeyim biriniz hatirlatin.


#2699

@Asli_Dagli buraya üç tane inceleme yazacaktın 2 dakikadır bekliyorum hala yazmadın, hatırlatayım istedim.