Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Tansel Diplikaya) #981

Ben önce kitabı okumuştum, o yüzden tamamen kendi hayal gücümle okudum :wink: Sonra filmini seyrettim, hiç beğenmedim. İyiki önce kitabı okumuşum dedim :roll_eyes:


(Hiçliğin bekçisi…) #982

Çatıdaki Şey - Rober E. Howard

İlk kez okuduğum yazarlardan bir tanesi. Kitabın içinde sekiz adet öykü bulunmakta ve anlatım hepsinde birinci tekil şahıs. Kitapta üç - dört adet yazım yanlışı var.

Okumaya başladığım ilk anda H.P. Lovecraft okuyormuşum hissine kapıldım. Çok geçmeden Cthulhu da görünce acaba Howard mı Lovecraft’dan etkilendi yoksa tam tersi mi diye merak ettim. Bunun sebebi de arka kapağa bakmamış olmam. Ben genelde sonradan okuyorum çünkü o anda unutamayacağım bazı ipuçları arka kapaklara yazıldığından tadım kaçsın istemiyorum.

Howard’ın tüm öykülerini sevdim ama kafam biraz karışmadı da diyemem. Hikayelerin bazılarında Türklerden bahsetmiş. Sonra başka bir öyküde Muhteşem Süleyman için soykırım yaptığını söylüyor. İnsanı bir düşünce alırken de iyi ki Süleyman bu halkı katletti deyiveriyor. Bu noktada çeviri yüzde yüz mü, değil mi diye biraz tereddüt ettim ama çok da fazla kafa yormadım. Bu hikayelerin çoğu eski mitlere dayanarak yazıldığı ve ben de bunlara pek hakim olmadığımdan bir yorum yapmam doğru olmaz. Belki tarihi bilgisi biraz daha fazla olan birileri daha net bakabilirler bu öykülere. Öykülerin sonları gayet açık ve sizi soru işaretlerine gark etmiyor. Yine de bazı noktalarda kendini tekrarlamış gibi hissettiriyor. Belki kendi tarzıyla alakalı bir durumdur. Ben en çok “Ölümün Korkunç Dokunuşu” ve “Deniz Laneti” adlı öyküleri beğendim. Bazı noktalarda kafasındakileri tarif etmekte güçlük çekmiş gibi geldi. Ben kitaplardaki abartılı cümleleri pek sevmiyorum. Özellikle birinci tekil şahıs anlatımlarındaki abartılı ve karşısındakini inandırmaya yönelik ısrarcı sözcükleri. Mesela; size yemin ederim ki gördüklerim karşısında aklımı kaçırmak üzereydim, aklımı hala nasıl kaçırmadım bu dehşet ve korkunç şey karşısında bilemiyorum, gibi.

Bu arada yazar 1906 yılında doğup 1936 yılında intihar etmiş. Yine de ben Howard’ı Lovecraft’dan daha çok beğendim şu anlık. İkisinden de çok bir şeyler okumadım. Belki ilerleyen zamanda bu fikrim değişebilir.

İçindeki Öyküler:

Çatıdaki Şey
Asurbanipal’in Ateşi
Kara Taş
Sırtlan
Deniz Laneti
Düşteki Yılan
Villerefére Ormanında
Ölümün Korkunç Dokunuşu

Arka Kapak Yazısı:

“Vakit, insan aklında uğursuz bir hâkimiyeti olan gece yarısına yaklaşıyordu. Falred cesedin yattığı yatağa yeniden baktı ve çarşaflı şeyin görüntüsünü son derece nahoş buldu. Aklına, çarşafın altındaki cansız bedenin acayip, canavarımsı bir yaratığa, iğrenç, bilinçli bir varlığa dönüştüğü ve çarşafın kumaşını yakıp geçen gözlerle kendisini izlediği şeklinde tuhaf bir fikir geldi. Bu düşünce vampirler, ölümsüz hayaletler ve benzeri şeyler gibi safi saçmalıktan ibaret elbette diye açıkladı kendi kendine. İlkel insanların ölümde ürkütücü, yaşamdan çok uzak bir şey gördükleri zamanlardan itibaren, canlıların sayısız yüzyıllardır ölülere atfettikleri ürkütücü özelliklerdi bunlar. İnsanlar ölümden korktu, diye düşündü Falred, bu korkunun bir kısmı da ölülere yüklendi ve böylece onlardan da korkulmaya başlandı. Böylelikle ölülerin görüntüsü ürkütücü düşünceler uyandırmaya, beynin karanlık köşelerinde gizlenen kalıtsal bellekten kaynaklanan belirsiz korkular yaratmaya başladı.”

“Dehşetli, insanın kanını donduran öyküleriyle… Kim Robert E. Howard ile yarışabilir ki?”

  • H. P. Lovecraft -

(Hüseyin gök) #983

Kitabı bugün bitirdim ve bitince bu ne lan demekten kendimi alamadım ama nasıl bişeyse 3 ciltte kendini öyle böyle okutturdu kendini. Biraz ucuk saçık konu seviyorsanız bu kitab tam size göre diyebilirim. Çizimler güzeldi okumasıda bir okadar kolaydı.


#984

Adından da anlaşılacağı gibi Astonomi ve Kozmoloji hakkında en temel bilgileri içeren bir popüler bilim kitabı.

Kitap yapısı itibarı ile benim çok hoşuma gitti. Ne insanı bayacak kadar detaylı ne de çocuk kitabı gibi yüzelsel hazırlanmış. Orta yolu çok dengeli şekile tutturmuş. İçindeki bilgilerin bir kısmını bilsem de bilmediğim birçok şeyi öğreniyorum. Anlaşılması kolay, görselleri bol ve renkli görsellerin olduğu kuşe kağıda basılmış ufak bir kısımda var.

Önce Güneş Sistemimizi ardından Güneş Sisteminin dışında kalan derin uzayı (Galaksiler, Nebulalar, Kara Delikler vs.) sonra da Kopernik, Galilei, Kepler gibi ünlü astronom ve fizikçilerin hayatlarına ve keşiflerine değiniyor. Fiyatıda öyle uçuk değil gayet uygun.


(Damla) #985

Bu 101 serisi genel olarak güzel. Ben de en son Mitoloji 101’i okumuştum Yunan ve Roma mitolojisi hakkında sıkmadan çok güzel bilgiler veriyordu.


#986

Gece gece gordum… adini duymamistim beni benden aldi. 2 bir ward vakasi icin neler vermesdim derken hemde… sahi lovecrafta benziomu :thinking: baldan da mi tatli hemen aliyim mi amca :frowning:


(Hiçliğin bekçisi…) #987

Tercih sizin. Ben kendimce gördüklerimi ve hissettiklerimi yazdım. Dilerseniz internette daha fazla araştırma yaparak da karar verebilirsiniz.


#988

Gerek kalmadi siparisledim bile :rofl::rofl::rofl:tesekkurler


(Hiçliğin bekçisi…) #989

Tuzak - H.P. Lovecraft & Henry S. Whitehead

Kitap 61 sayfa büyük puntoyla yazılmış ama yazı tipini pek sevmedim. Bir noktadan sonra gözü yoruyor. Alışkın olduğumuzun dışında olduğu için sanırım böyle oldu ama uzaktan bakılınca da göze hoş geliyor aslında. Anlatım birinci tekil şahıs ve çeviride herhangi bir sorun göremedim. Rahatsız eden bir nokta yoktu.

Ah bu arka kapak yazıları… Neden böyle en önemli noktaları arka kapağa ulu orta koyarlar ki. Çok elzem olmasa bile ipucu sevmeyen kişiler için bir parça sorun yaratabilir. En azından ilk yarısı için. Bu sebeple arka kapak yazısını spoiler takıntısı olan arkadaşların okumasını tavsiye etmem.

Küçücük bir öykü olduğu için Laputa Kitap da bu ve bunun gibi öyküler için “Küçük Karanlık Kitaplar” adı verdiği bir seri oluşturmaya niyetli gibi geldi. Serinin devamının geleceğini düşünmekle birlikle hikayenin içeriğine şöyle kenardan bir değinmek istiyorum. Hikayeyi Bay Canevin’in anlatımıyla okuyoruz. Bay Canevin Connecticut’ta arkadaşı Browne’un sahip olduğu özel bir okulda eğitmenlik yapıyor ve orada yaşıyor. Büyük-büyükannesinden kalma eski bir aynası var odasına astığı ve bu aynadan bir gün bir gölge geçtiğini sanıyor. Tabi bunun mümkün olmadığını düşünerek ve günün de verdiği koşturmaca içinde bu aklından hemen çıkıyor. Olaylar da soğuk bir günde öğrencilerini nispeten daha sıcak olan kendi odasına ders işlemek için davet etmesiyle başlıyor.

Konu bakımından ilgi çekici olsa da son kısmını biraz zayıf buldum. Tam doruk noktasına ulaştığınız anda o ihtişamlı dik yamacı görmek için hazır beklerken bir anda koca bir düzlükle karşılaşıyormuşsunuz hissi uyandırdı.

Arka Kapak Yazısı:

“Bilincim daha önceden sezgilerimin ima ettiklerini inkâr ettiyse dahi, artık bu sıra dışı kavrayış aşikârdı. “Alice” teki hayâl ürünü hikâye üzerime ani ve ölümcül bir gerçeklikle çökmüştü. O aynanın sıra dışı, kötücül bir çekişi vardı ve rüyamda geveleyerek konuşmaya çalışan kişinin anlatısı da çağlar boyu süregelmiş bütün insanoğlu tecrübesi ve sağduyulu üç boyutlu evreni ihlâl eden bir gerçekliği ortaya koyuyordu. Bir aynadan fazlasıydı- bir kapı, bir tuzak; bizim görünür evrenimizde yaşayanlar için olmayan ve ancak Öklid’i inkâr eden denk- lemlerle fark edilebilen bir uzay girintisi. Akıl hayâl almaz bir şekilde Robert anlayışımızın ötesine geçip aynanın içine girmiş, orada hapsolmuş ve kurtarılmayı bekliyordu.”


#990

Kan Yemini’ni okuyorum ve şu ana kadar iyi gidiyor, sanki daha kısa ve sade cümleler kuran bir Brandon Sanderson okuyormuşum gibi hissediyorum. Kitap akıcı ve Sissoylu’yu acayip derecede andırıyor. Zebellah dediğimiz üstünde oynama yapılmış insanlar bana Sorgucu’ları anımsatıyor mesela. Kralı sorun olarak gören bir grup kralı darbeyle indiriyor, sorunu çözdüklerini düşünürken o da ne asıl sorun çok daha kadim bir şeymiş (eski bir yemin ve Kresimir’in dönüşü falan) Evet iki seriyi de okuyanlar “aaaa bu Lord İmparator’un yandan çarklısı değil mi?” diye düşünmüştür. Barut büyücüleriyse barutu tüketerek özel güçlere sahip oluyorlar evet güçler ne kadar özgün görünse de element kullanımı işte popüler oldu bi kere :joy:
Ka-Poel’in küçük bir oyuncak bebeği iğneleyip büyü yapması ise Kvothe’un derste hocasına yaptıklarını getirdi aklıma

Şimdiye kadar okuduğum kısım böyle geçti aaa, oooo ne kadar da ilham almış deyip durdum. Ama sevdim mi? Evet sevdim, bayağı da sardı hikayesi. Belki de ben hâlâ Brandon Sanderson açlığı duyuyorumdur kim bilir.


(görkem) #991

Sadist – Stephen King

Hayvan Mezarlığı kitabını çok beğenmemden sonra 2. durağım sadist oldu. Kitabın konusu özetle; araba kazası sonucu manyak hayranı tarafından kaçırılan bir yazarın başına gelenler diyeyim kısaca.

Psikolojik gerilim türünün okuduklarım arasında en iyi örneği idi diyebilirim. Kitap boyu sanki siz kaçırılmış gibisiniz ve yazarın başına gelen şeyler sizin başınıza geliyor gibiydi. Fazlasıyla akıcı, fazlasıyla gerilimli bir macera idi.

Stephen King’in doğa üstü olayları konu almayan nadir romanlarından birisi. Buna rağmen okuyucuya gerilimi gerçekten çok başarılı vermekte.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #992

Richard K. Morgan - Dirilen Öfke

Takeshi Kovaks eve döndü. İki kez. Keşke dönmeseydi. Koca kitapta 2-3 aksiyon var. Çok sönük kalmış. Sürekli ikili üçlü muhabbet geçiyor. Ordan oraya gidiyorlar. İlk iki kitabı severek okumuştum. Bu ise tam bir facia. Yazarda en sonda ‘‘Bu kitabın çoğunu öylece uydurdum.’’ demiş zaten keşke uydurmayıp iki kitapta bıraksaydın. Sevenlerde çıkabilir tabiki. Herkes her kitabı sevecek die bir şey yok.

Yazarın son sayfa teşekkürünüde atayım.


(M. Ihsan Tatari) #993

Filmi de dehşet güzeldir. İzlemediyseniz balyozla… aman, şey… şiddetle tavsiye ederim :slight_smile:


(görkem) #994

Kitabı bitirir bitirmez izledim, güzeldi ama kitabın yanında çok sönük kaldığını hissettim. Annie Wilkes kitapta çok daha vahşi kestirilemez ve izbandut bir karakterdi.


(Hüseyin gök) #995

Tek kelime ile mükemmeldi. Yazarın ve çevirmenin ön sözleri kitaba canlılık vermiş. Çizimler çok güzeldi her kitap 5-6 tane temiz ve çok güzel hikayeler barındırıyor. Tek üzüldüğüm nokta ithaki yayınlarının bu seriyi yarım bırakması ve okuyucuların bu muhteşem çizgi romandan uzak kalması oldu. Denk gelen olursa kaçırmasın alıp okusun.


(Emre ) #996

İhtiyarlara Yer Yok

Şuan için söylemek istediğim tek şey diyaloglar farklı bir tarzla anlatıldığı için sürekli kitaba odaklanmak ve beyninizi çalıştırmak durumundasınız. Diyaloglar ve metin biraz karışık hatta bazen içiçe. Bence bu kitaba bağlayan çok güzel bir etmen.


(görkem) #997

filmi gibi kitabın sonu ucu açık mı bitiyor acaba?


(Emre ) #998

Sayılır diyebilirim.

edit: kitabın başından beri çoğu şey açık uçlu zaten.


(Barışcan Bozkurt) #999

Filmin açık uçlu bittiğini düşünmüyorum. Ana karakterlerimizin hikâyesi tamamlanıyor.Tek fark hikâyenin antagonisti hayatta kalıyor ve yoluna devam ediyor.


(Umut Söyler) #1000

Antagonistin o parayla ne yaptığını öğreniyoruz ama o yaptığı şey de kendi içerisinde açık uçlu ve belirsiz bir eylem. Onun dışında ne filmde ne de kitapta açık uçlu olan başka bir etmen göremedim ben.