Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Murat Yılmaz) #1885

Elantris Brandon Sanderson

Yaklaşık 6 yıllık fantastik edebiyata verdiğim aradan sonra tekrar dönüş yapma kararı aldım :slight_smile: Kralların yolu kitabıyla Brandon Sanderson hayranlığımın başlamasıyla beraber diğer kitaplarını tavsiye edilen sıra ile okumaya başladım. Kitaba başlamadan önce yaptığım ön araştırmada, Elantris’in yazarın ilk kitabı olduğunu öğrenmemle beraber beklentimi oldukça düşürdüm. Fakat kitap beni oldukça şaşırttı ve beklentimin üstünde çıktı. Brandon Sanderson kitaplarında izleyiciyi o dünyaya sokmayı oldukça iyi beceriyor.

Fırtınaışığı Arşivi 3. kitabı çıkana kadar 2. kitabını okumama kararı aldım.Şimdi sırada Sissoylu serisi, Belgariad ve Disk dünya serisi var. Sevgili Agape’nin tavsiyeleriyle bu gece Disk dünya serisine dalıyorum. Bakalım umarım herkesin dediği kadar sever ve eğlenirim.


(Hüseyin gök) #1886


MAUS:HAYATTA KALANIN ÖYKÜSÜ

Art spiegelman’ın yazıp çizdiği essiz bir çizgi roman.Kitap Art spiegelman’ın babası olan Vladek spiegelman’ın auschwitz’de geçirdiği anıların’dan oluşuyor.Kitabın konusu 2.Dünya savaşı sırasında Almanyanın Polanya’yı işgal etmesi ve oradaki Yahudileri auschwitz kampına taşımasını ve açımasız Nazi katliamlarını anlatıyor.Kitapta yaşı ilerlemiş vladek’in Kamp zorlukları yüzünden kişiliğinde aşırı ve tamir edilmez değişiklikler edindiği çarpıcı bir şekilde ele alınmış okuyunca bunu çok iyi göreceksiniz.Kitabın eleştirilecek yanı yok ama bir bölümde Yahudilerin ırkçılık görmesine rağmen hala bir ırkın başka bir Irktan üstünmüş gibi davranması heleki o halk senin ki olmasına rağmen siyahi bir insana Irkçı davranması Vladek’in beni düşündürdü.

Edit:https://tr.scribd.com/document/281028197/MetaMaus-de-Art-Spiegelman

Bu sitede Metamaus adlı kitabın farklı bir yapımı var içinde orjinal görsellerde bulunuyor.


(∆) #1887

Haftasonlarını kısa kitaplar okuyarak geçiriyorum.Uzun zamandır bu kitabı okumak istiyorumdum ve sonunda fırsatını buldum.

Kitabı çok beğendim her ne kadar sayfa sayısı az olsa da derinliğini oldukça beğendim.Kitapta anlatılan konular bana İsa’yı ve Budha’yı düşündürdü.Özgürlüğü, insanlarının içindeki güzellikleri görmeyi öğütleyen insanların öğretilerinin dogmalara, ibadet ve ritüellere dönüşmesini harikulade bir şekilde anlatmış.


#1888

Düzenli olarak döndüğüm nadir kitaplardan.


(Doğan Can Urul) #1889

İletişim’in tekrar baskısını bekliyordum. Kontrol etmeyi unutmuştum bir zamandır. Sen alınca haberim oldu, teşekkürler :slight_smile:


(Hüseyin gök) #1890

Aynen yeni baskıya girmişti maus almayan veya kaçıran olursa baskısı tükendiği zaman çok ararlar daha:) en iyisi çıkar çıkmaz almak.


(ismail) #1891

Taht oyunlarının ikinci kitabını okuyorum kitap güzel ama yazar sürekli olarak gereksiz isimleri ve haneleri yazıp yazıp durmuş. Mesela kral stanis’in yanında şu haneden bu vardı, bu haneden şu vardı şu haneden şunun oğlu bu vardı diğer oğlu şurdaydı diğeri şurdaydı tarzı haneler ve lord isimleri tekrar edip duruyor.


(Pelin ) #1892

Ben ilk cümleyi okuduğum gibi kitabı kapatmıştım, çok fazla Arapça sözcük vardı ve bu beni okurken rahatsız ediyor. Konusu ve geçtiği zaman da hiçbir motivasyon sağlamadı açıkçası. Aynı sebeple ve üzülerek Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü de yarım bırakmıştım. Okurken zorlanmadınız mı?


(İbrahim Şahin) #1893

Kelimelerin bazılarını biliyordum özellikle askeriye ve idare ile ilgili olanları -yakın zamanda KPSS için tarih çalışmıştım- ama bilmediğim her kelimede internete baktım, açıkçası odaklanmakta pek zorluk çekmedim. Bu arada kitaptaki kelimelerin anlamına baktığınızda örnek olarak bu kitaptan alıntı veriyor. Böyle bir kitap.


(Kingebu) #1894

Büyük resme yani tüm seriyi göz önüne alınca o kadar da gereksiz değil.Çok büyük ve derin bir dünyadır buz ve ateşin şarkısı serisi o yüzden, acele etmeden sindire sindire oku. :slight_smile:


(Yasin) #1895

Müruruzaman Cinayetleri-Suat Duman

Değişik, edebi bir polisiyemsi. Polisiye değil tam anlamıyla. Siyasi mesajları da olan bu kitabı çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Yazarın güzel cümleleri var ama kitap bir bütün olarak tatmin etmedi beni.


(Hazal Çamur) #1896

Puslu Kıtalar Atlası’nın başları adeta okurunu seçer cinsten. Ancak sonrası bence muazzam. İhsan Oktay Anar kesinlikle “usta” unvanını hak ediyor. Kendinizi bu eserden ne olur mahrum bırakmayın :slight_smile: Sakin bir zamanda, başında zorlanacağınızı (hepimiz gibi) bilerek tekrar deneyin derim. Sonrası kendiliğinden geliyor.


(Can) #1897

Başında zorlanıp bırakmış tayfadanım. Yine kanıma giriyorsunuz. Aklıma şu karikatür geliyor:

images%20(5)


#1898

Bostanlı’da sahilde 2 defa karşılaşmıştım. Yanında kitabım yok ki imzalatayım. Çok üzülmüştüm. Zira yazar öyle panel,seminer,ödül töreni, imza günü yapan biri değil. İzmir Kitap Fuarı’nda bir sene denk gelmedim imza gününe.

Karşıyaka Eshot sokakta oturduğum günlerdi…Çarşıda ki Cibez ev yemekleri benim şimdiye kadar gelmiş geçmiş en favori yemek mekanımdır. 3 yıl boyunca sıkılmadan orada yemek yedim desem yeridir. Gittiğimde hala orada çökertme ve beşamelli tavuk yemek için uğrarım. Neyse bir gün akşam gene Cibez’de yemek yemekteyim. Bir baktım İhsan Oktay Anar eşiyle geldi oturdular. Allah dedim o sıralarda da evde Puslu Kıtalar Atlası’nın 20.yıl özel baskısı var. Mekanın sahibi abiye dedim bu adamı buradan sakın bırakma. Koşa koşa eve gittim. Asansörsüz binanın 4. katına çıkışım kitabı alışım geri gelişim 8 dakika sürdü. Son nefesimle gittim, kusura bakmayın deyip durumu anlattım ve güzel bir imza kopardım. Masalarına davet ettiler, sevimli insanlardı çok istedim davetlerine icab etmeyi ancak yemek yerken rahatsızlık vermekte istemedim. Bu da öyle bir anımdı işte. Siz İzmir- Karşıyaka deyince paylaşmak istedim.


(Burak Kuşcu) #1899

Nevernight’ta son sayfalara geldim. Şöyle söyleyeyim,

Mü-kem-mel…

Yalnız çok yazım hatası var. 1. baskısı bendeki. yeni baskılarda umarım çözerler. Pegasus’tan hiç beklemiyordum bu kadarını.


(Cüneyt Özkurt) #1900

Boris Vian - Mezarlarınıza Tüküreceğim en son okuduğum romandı.
Boris Vian’ın kendine has üslubu, narsist bir gencin ilişkileri kimi okur için hoş karşılanmayabilir. Boris Vian döneminde şüphesiz ki kullandığı gerek dille, gerek J.P.Sarte sevmezliğiyle bilinirdi. Kalbiyle ilgili problemler yaşayan yazarın eserlerinin Türkçeye aktarımı biraz zayıf kaldığı düşüncesindeyim. Daha çok kelime oyunlarına yer verdiği diğer eserlerini Fransızcadan okumanızı tavsiye ederim.

Şu an okuduğum roman ise; Emily Bronte - Uğultulu Tepeler
Şu ana kadar okuduğum kadarıyla beni derinden etkileyen bir hikaye oluşmadı. Ancak kitabın sonunda geldiğimdeki fikirlerimle bu düşüncem arasında fark olabileceğini düşünüyorum.
Can Yayınlarından okuduğum romanın çevirisinin oldukça akıcı olduğunu belirtmem gerekiyor.


#1901

ve diğer harika eserlerinden @pcd


(İbrahim Şahin) #1902

Bu anınızı okurken Karşıyaka’ya olan özlemim iyice depreşti.


(Hüseyin gök) #1903

Bende dilinden ötürü kitabı ağır gelir diye çizgi romanını almıştım,görsel olması kitabı anlamama yardım etmişti ama çizgi roman olmasına rağmen roman halinin birebiri bir şeklinde hazırlanmış.


(Pelin ) #1904

Bu kadar övgüden sonra okumamam mümkün değil. Rıhtım zoru başarıp ön yargıları kırıyor :slight_smile: