Hayatın Simetrisi

Öykü Seçkisi’nde okumak için: Hayatın Simetrisi – Aylık Öykü Seçkisi

image

– Amca gerçekten bu kadar prodüksiyona gerek var mıydı? – Ne prodüksiyonu oğlum aklını mı kaçırdın? – E ne yapıyoruz öyleyse sabahın bu saatinde bilmem kaç kilometre uzaktaki bu ormanda. – Çiftlikteki geyik başı kaç yıldır var? – Ne bileyim ben kendimi bildim bileli duvarda asılı. – Peki yerdeki tilki postu kaç yıldır orda? –… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Ana teması belirgin olmayan bir öykü kaleme almışsınız. Birkaç noktaya değinmek istiyorum.

metaforlandırmayı

Zannımca zorlama bir türetme olmuş. Sanırım ‘mecazı’ demek yeterli olacaktır.

Herkesten önce olan kısım tamı tamına doğru bir ifadeydi.

Burada İngilizce’de geçen literally zarfına benzer bir ifade yakalamaya çalıştığınızı sanıyorum. Cümleyi biraz değiştirecek (sadece bir örnek) olursak şuna benzer bir örnek yakalayabiliriz. ‘Herkesten önce ifadesi kelimesi kelimesine doğruydu.’ Bu oldukça küçük bir detay belki ama tamı tamına, nitelemekten ziyade daha kapsayıcı bir ifadedir. Kelimesi kelimesine ifadesinin vurgusu daha farklıdır, nitelemeye daha çok benzer.

Yağız amcasını ilk kez bu kadar kesin ifadelerle direktif verirken görmüş olduğundan olsa gerek, söylediklerini bir emri yerine getiriyormuşçasına hızla uygulamaya koyuldu. Adil amca da içine içine gülüyor ve Yağız’ı istediği kıvama getirdiğinden emin olmaya çalışıyordu.

Muhakkak ki hepimiz anlattıklarımızın daha etkileyici olmasını isteriz. Bu tip anlatım tuzaklarına düşmek de oldukça kolaydır. Gerçek hayatta bu şekilde ifade etmeyeceğimiz şeyleri yazıda da benzerlerini kullanarak anlatmamalıyız. Kimse daha önceden öyle olduğuna denk gelmemiş birinin tavırlarına şaşırmaksızın eyleme koyulmaz. Üstelik karşı taraf da bu tuhaf davranışı patolojik bir biçimde perçinlemez. Daha olağan ilişki ve kalıpları, sıra dışı ifadelerle anlatmaya çalışmalısınız. Yaptığımız hata genellikle, daha sıra dışı ifadeleri olağan ifadelerle anlatmaya çalışmaktır.

Tam olarak gerekçen de evlendiğinizde şimdiki gibi bir ilişkinizin olmama ihtimaliydi değil mi?

Bu cümle fazla karmaşık. Daha yalın ifadeler kullanabiliriz. ‘Gerekçen, evlendikten sonra değişme olasılığınızdı değil mi?’ gibi.

Amca yani zaman insanların kendilerini prangalandırmasından başka bir şey değil.

Prangalandırmak yine zorlama bir türetme olmuş. Ben ne demek istediğinizi elbette anlıyorum.

Yağız çok heyecanlanmıştı. Daha nasıl bir şey olduğunu bile bilmediği bir kuş için

Heyecan için arzu ve akabinde merak gerekir. Bilgi, elbette merakın kamçılayıcılarındandır. Nitekim tek başına bilgi, henüz bu işe soyunmuş bir insan için ‘fazla’ miktarda heyecan yaratmaz. Yağızı burada olsa olsa amcasının delidolu ya da vakur heyecanı şaşırtabilir. Veyahut amcasının yarattığı atmosfer gereği, kalp atışı biraz hızlanabilir ancak buna pek heyecan diyemeyiz. Daha fazlasını beklemek pek olağan değil. Yine de Yağız’ın mizacını bilmiyoruz elbette.

Yine konuyu Yağmur’a getirmeye çalışıyorsun amca ama bu sızlanmak değil. Yani her şeyden önce çok iyi arkadaşız ve bu evlilik sürecinde zedelenmeye başladı bence.

Eğer Yağız aşırı alıngan bir karakterde değilse bu duygu durum değişiklikleri biraz fazla hızlı oluyor demektir. Konu kuştan, terk edilen sevgiliye, oradan tekrar kuşa, sonra tekrar sevgiliye şeklinde anlık sıçramalarla devinip duruyor.

Adil amca düzeneğe doğru eğildi. Kuşu yaklaşık otuz saniye inceledi ve kutunun iplerini söktü. Yağız’ın şaşkın bakışları altında kapanı kaldırarak Krueperi’yi serbest bıraktı. Yağız yüzüne yerleşen şoku atlatır atlatmaz amcasına bağırmaya başladı.

Az önce bahsettiğim sorun burada da var. Tepkiler aşırı ve karakterin motivasyon sorunu var. Bu da gerçekliği ciddi ölçüde sekteye uğratıyor.

Sefiller’in ciltli halini okumanızı önerebilirim. Duygu durumlara ve karakter motivasyonlarına çok iyi örnekler var o kitapta. Elinize sağlık.