Hezarfen'in Kuşları

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/hezarfenin-kuslari/



Yalnız insanlar, kanatlarını sadece karanlığa uçmak için kullanırlardı. Kanatları, bunun için bir araçtı çünkü bembeyaz tüylerinin, parlaklığı ile göz kamaştıran güneş tarafından kıymetli görülmeyeceğini düşünürlerdi. Güneş zaten yeterince görkemliydi ve bembeyaz tüylerinin zarafetini fark etmeyecek sanırlardı. Güneşe yakışmadıkları için de karanlığa koşarlardı. Kanatlarının beyazlığı bir tek zifiri karanlıkta görünecekti çünkü her şey zıttında anlam bulacaktı.… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Sevgili @165

Güneş 3.kişi olarak onun yerine onu anlattığından edilgen yapılar hikayeni hareketlendirebilir. Örneğin; “zarafetini fark etmeyecek sanırlardı” yerine " “bembeyaz tüylerin zerafetinin, ışıktan vücut bulmuş varlık tarafından, fark edilmeyeceğini sanırlardı (yerine düşünürlerdi)”.

Bu belki hikayende gözüme çarpan tek konu. Onun dışında, tevazu konusunda bir paragraf içinde anlattıkların derin bir düşünme yeteneği ve bunu yazabilme becerisini gösteriyor. Ahmet’in varoluş düşünseli içinde kendi yerine karar vermesi için sana bir nehir bir gökyüzü yettiğini görüyorum. Hazerfen olana kadar geçirdiği düşünsel hazırlık, ilimin her zaman bilmekten öte aynı zamanda ruhsal bir olgunlukla taçlandığında ilim olduğunu anlattın bize.

Açıkçası ayakta alkışladım.

Bu öykün edilgen ve komplikeydi. Karakterini daha aktif kullandığın bir öyküyü -sahneler arasındaki akıcılık konusundaki yeteneğini- görme şansını umarım yakında bulurum.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz.

1 Beğeni

Simurg efsanesinden esen rüzgârların, hezarfen yani bin fenli olma halinin içsel bir tanımıyla birleşiminden doğan bu öyküye kalbimi bıraktım. Kaleminize sağlık.

Bunlar da beni etkileyen alıntılar:

“Kendini izlediğin gölgeye soracaksın kim olduğunu.”

“İçini saran binlerce gram ağırlık varken nasıl yükseleceksin ki Ahmet?”

“Şimdi Hezarfen oldun Ahmet. Kendini tanımak asıl ilimdir.”