(Sahne 1-- Ayşenur’un Girişi)
Kamil Bey:
Ayşenur Hanım, hoş geldiniz. Size basit bir soru soracağım.
“Eğitimde amacınız nedir?”
Ayşenur (hiç düşünmeden, ezberden):
Tabii ki çocukları sınava hazırlamak!
Kamil Bey (kaşlarını kaldırarak):
Peki, sınava hazırlarken öğrenmeyi nasıl gerçekleştirirsiniz?
Ayşenur (gülümseyerek):
Ezbere dayalı! Başka türlü başarı olmaz zaten.
Kamil Bey (gülümser, dosyayı kapatır):
Bu kadar yeterli… Siz çözmüşsünüz işi.
(Elvan sessizce başını sallar ama gözlerinden yorgunluk akar.)
(Arka sıradaki bir aday içinden fısıldar):
“Eğitim değil, ezberci tören…”
Bihter → sisteme sorgusuzca boyun eğen
Fatih → sorgulamayı terk etmiş, düşünmeye inanmayan
Ayşenur → başarıyı sadece sınavla ölçen, eğitimi "puan"a indirgeyen
Ve yetkililer?
Kamil Bey → sistemin adamı, ne kadar uyum o kadar başarı
Elvan → sistemi içten içe sorgulayan ama çaresiz kalan vicdan sesi
Sahne 2
(Kamil Bey başını kaldırır, sıradaki adaya bakar. Gülümsemesi kalıplaşmış.)
Kamil Bey:
Buyurun, sıradaki… İsminiz?
Adayı Elvan. Öğretmen adayıyım.
Kamil Bey:
elvan Hanım… Diyelim ki bir öğrenciniz dersinizde geride kaldı. Temeli yok, kavrayamıyor. Ne yapardınız?
elvan (soğuk ve umursamaz bir ifadeyle):
Kendi haline bırakırdım. Çalışsaydı, ezberleseydi. Herkes eşit şartlarda sınava giriyor neticede.
(Kamil Bey gözlerini kısmadan bakar, başını sallar.)
Kamil Bey:
Harika. Hem sorumluluk almıyorsunuz, hem de sistemi sorgulamıyorsunuz.
Tam aradığımız adaysınız.
(Arka sıradaki Elvan fısıldar, içten içe kendine:)
“Vicdan, prosedürde yer almıyor artık…”
Kapanış
Kameraya dönen bir ses:
"Bu skeçte anlatılan tüm karakterler kurgusaldır.
Ancak yaşanan gerçeklerle ola
n benzerliği, ne yazık ki tesadüf değildir…"