Horus’un Gözü, Nil’in Anahtarı

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/horusun-gozu-nilin-anahtari/



Yıllar öncesinde büyük büyükannem; hayal meyal anımsadığım, çoğu zaman da bir masal sandığım bazı şeylerden bahsetmişti. Onun anlattıklarını, yaşlı ellerindeki şişmiş damarların üzerinde parmaklarımı gezdirerek dinliyordum. Bir ara lafını yarıda kesip üşüyen ayaklarına patiklerini giydirmemi istedi. Hâlâ genç olan ruhu ne yazık ki yaşlı bir gövdeye bağlıydı ve eğilip tek başına çoraplarını değişmesi, ayakkabıları giymesi,… (DEVAMI…)

Merhabalar;

Artık uşümemenize sevindim, gittiğiniz yer neresi bilmiyorum ama bu kış aylarında doğalgaz faturalarından korkmaniz için neden kalmamış :blush:

Öncelikle kaleminize sağlık farklı bir kurgu olmuş. Ancak nacizane birkaç küçük eleştirim olacak:

Babaannesine kestane taşıyan kız çocuğu kaç yaşında bilmiyorum fakat bilgi ile ilgili felsefik düşünceler bir çocuk için biraz fazla geldi bana. Bu durum biraz gerçeklik algısını bozabilir. Bir de bazı cümleleri tam olarak anlamak için iki defa okumak durumunda kaldım. Belki de bu bir üslup meselesidir.

Görüşmek üzere, Sevgi ve saygılar…

1 Beğeni

Merhaba,
Vakit ayırıp öykümü okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkür ederim. Öyküyü apokaliptik bir sonla bitirmemin sebebi korkuyla beklenen o doğalgaz faturaları olabilir. :smiley:

Mesleğim gereği çocuklarla bol vakit geçirdiğim için bazen onlardan -yaşları kaç olursa olsun- hiç ummadığınız derin düşünceler, söylemler işitebiliyorsunuz. :slightly_smiling_face:

Yaptığım okumalarda her şeyin açıkça belirtilmemesi, okuyucuya bırakılan boşluklar hoşuma gidiyor. Bu durum yazılarıma da işlemiş olabilir. Söylediklerinizi mutlaka dikkate alacağım. :+1: Tekrar teşekkürler.

Görüşmek üzere,
Sevgiler…

1 Beğeni

Merhaba Pelin Hanım.

Küçükken arkeolog olma hayalim, büyüklerimin “ İşletme oku, ekonomi oku. Bak Ahmet Amca’nın oğlu İktisat’ı bitirmiş. Ne güzel işi var.” söylemleriyle son bulmuştu. Mezun olduktan sonra meğer yüzbinler Ahmet Amca’nın oğlunu örnek göstermişti de bir işsiz ordusu oluşmasına sebep olmuştu adi herif. :slight_smile: Şimdi Mısır adını duysam aklıma ekonomisi gelmiyor, İmhotep’in çocukları geliyor. Tanrılar, piramitler, gizemli lahitler ve daha birçokları… Kim ne yapsın Ahmet Amca’nın çocuğunu.

Öykünün içinde beni böylesine etkileyen bir konunun olması kendimi kaptırmama sebep oldu. Öykünüz bilinmezlikle ve dilek destekli bir beklentiyle son buldu. Tabi ki bu sadece size göreydi…

Okuyucuya bırakılan boşluğu, yazarın yüksek müsadesiyle dolduracak olsaydım o da şöyle olurdu:

Artık üşümüyordum…

Bir dakika! Üşümediğimi hissettiğime göre bir şeyler olmuş olmalıydı. Son dileğim gerçekleşmiş miydi yoksa? Sımsıkı yumduğum gözlerimi yavaşça ve korkuyla araladım. Etrafım alabildiğine sarı, alabildiğine kumdu. Vücudumun birazı kumlara gömülmüştü. Korkudan cenin pozisyonu almış olduğumu fark ettiğimde, çölün kızgın kumlarının şefkatiyle ısındığımı anladım. Güçlükle doğrulmaya çalıştım ve nihayet ayağa kalkabildim. Bizi içine alan beyaz toz bulutunun kum fırtınası olabileceğini düşündüm. Dünya mı kuma bulanmıştı yoksa bizi kum medeniyetine mi taşımıştı fırtına? Herkes neredeydi? Kafam karmakarışıktı. Bir kum saatinin içinde kapana sıkışmış gibiydim.

Birden az ileride, kumların arasında siyahımsı, kahverengimsi bir şeyler görür gibi oldum. Ne olduğunu anlamak için yaklaşmaya karar verdim. Kaygılı adımlarla yürüyordum. Yaklaştıkça gördüğüm şeyler netleşmeye başlamıştı bile. Kestane? Evet evet. Bunlar kesinlikle kestaneydi. Koşar adımlarla iyice yaklaştım. Kumların içine kısmen gömülmüş haldelerdi. Birine elimi uzattım. Tam alacaktım ki birden kıpırdamaya başladığını fark ettim. Fark etmemle kendimi geriye atmam bir oldu. O anda bir kum tepesinden aşağıya doğru yuvarlanmaya başladım. Sekiz on tur yuvarlandıktan sonra anca durabildim. Yuvarlanmanın etkisiyle gözlerime kum dolmuştu. Etrafımı seçememekle birlikte gözümün önünde çoğalan siyahlıklara da bir anlam veremiyordum. Gittikçe yaklaşıyorlardı. Serap gördüğümü düşünüp kendimi sakinleştirmeye çalışsam da ellerimi, bacaklarımı ve sonunda bütün vücudumu saran şeylerden kaçamadım. Beni canlı canlı yiyip bitiren şeylerin meşhur Mısır bok böcekleri olduğunu anladığımda artık çok geçti. Kendimi bok gibi hissediyordum. Can havliyle üzerinde debelendiğim kumlar, paramparça edilmiş derimden içeri girip, beni cayır cayır yakıyordu. Kızgın kumların şefkati olmazdı ki. Bu cümle başlı başına bir çelişkiydi ve ben lanetlenmiştim. Yanıyordum…

Öykünüz bende tetikleyici bir etki bıraktı gördüğünüz gibi. Okuyucuya bırakırsanız işte böyle sonuçları olur Pelin Hanım. Lanetten kurtulamadığınıza mı yanayım, sabahın dört oluşuna mı? Siz söyleyin.

Şaka şaka. Canınız sağolsun. Hep edebiyatla kalın siz.

Sevgiler…

1 Beğeni

Merhabalar,

İlk öykünüze kıyasla bu öykünüz bence daha güçlüydü. Öykünüzü beğendim. “Ankh” da ilgimi çeken bir sembol zaten :slight_smile:
Aslında ben de “Apeiron” adlı önceki öykülerimden birinde sonsuz yaşam döngüsüne değinirken zihnimin köşesinde bir yerlerde “Ankh” da vardı belki de.

Sağlıcakla

1 Beğeni

Merhaba,

Öykünün size göre alternatif sonunu okurken aklıma Beşpeşe romanı geldi. Belki bilirsiniz. 5 yazar var, birinin bıraktığı yerden diğeri örmeye devam ediyor romanın kurgusunu. Enteresan bir kitaptı deneysel olması anlamında. Bana onu anımsattınız. :slightly_smiling_face:

Vakit ayırıp okuduğunuz için, yazdığınız alternatif son için ayrı ayrı teşekkürler :innocent:

Sevgiler…

1 Beğeni

Merhaba,

Mısır, piramitler ve o kültüre ait pek çok sembol öteden beri ilgimi çekmiştir. İlgilerimiz, beslendiğimiz kaynaklarla harmanlanıp yazarken bir şekilde açığa çıkıyor sanırım. En kısa zamanda “Apeiron” adlı öykünüzü de okuyacağım. :slightly_smiling_face:

Vakit ayırıp öykümü okuduğunuz ve yorumladığınız içn çok teşekkürler.

Sevgiler…

1 Beğeni

Tekrar merhaba,

Rica ederim. Ayrıca az önce sitenizdeki " Saniyekovan" öykünüzü de okudum. Pazar gününe keyif katan bir öykü oldu.

Sevgilerle

1 Beğeni

Çok çok mutlu oldum okumanıza ve gününüze keyif katmasına. :blush: Saniyekovan’ın yeri bende başkadır.

Sevgiler…

1 Beğeni

Rica ederim. Seve seve, içimden geldiği gibi yazdım fakat öykünüzün sonuna alternatif bir son getirmek gibi bir kabalık da etmedim. Sizin nokta koyduğunuz yerden devam ettim sadece. Bu cesareti de az yukarıda Ebuzer Bey’e @ebuka yapmış olduğunuz, “okuyucuya bırakılan boşluklar hoşuma gidiyor” demenizden buldum. :slight_smile:

O kitabı okumadım. Bugün bir forumdaş da başka bir kitaptan bahsetmişti. Notlarıma aldığım ikinci kitap oldu sizinkiyle birlikte :slight_smile:

Her şey için teşekkürler. Görüşmek dileğiyle.

1 Beğeni

Benim trenin sonuna yeni bir vagon eklediniz diyelim. :slightly_smiling_face: Kabalık gibi düşünmemiştim hiç. Renk kattınız, teşekkür ederim.

Ocak ayı seçkisinde görüşmek üzere

Sevgiler

1 Beğeni

Merhaba @kucukrengeyigi,

Öncelikle emeğinize sağlık.

İlk paragraftaki zaman eklerinizle biraz kafam karışarak öyküye başladığımı itiraf etmek isterim. Daha sonrasında aynı zaman çekimleriyle öyküye devam ederek toparlamışsınız, öykünüz gayet akıcı genel olarak. kaleminize sağlık, sevgiler :slight_smile:

1 Beğeni

Merhabalar, geçen öyküde de küçükken öğretmen olmayı istiyordunuz diye anımsıyorum. :slight_smile: Hayal etmekte sınır yok, değil mi? Gerçekleri apayrı olsa bile, bir yerden bir çentikle bağlanabiliriz bence hayallerimize :slight_smile:

Sizin alternatif sonunuzu da şimdi okuyabildim, sizin de kaleminize sağlık :smiley:

1 Beğeni

Çok güzel ifade ettiniz makinist hanım :slight_smile:

Uçan daireler tepemde dolanmaya başladı. Ocak ayına bir şeyler çıkar mı şu an için çok erken bende. Zaten iskeleti anlık geliyorlar bana öykülerin :slight_smile:

Görüşmek dileğiyle.

1 Beğeni

Merhaba.
Doğru hatırladınız. Çocukları çok sevdiğimden kaynaklı bir hayaldi ki öğretmek ve öğrenildiğini görmek bambaşka bir duygudur. Bunu yaşayarak tecrübe etme şansına da @kucukrengeyigi hocam erişmiş durumda. Çentikle hayallere tutunmak konusunda haklısınız. Öğretmen olsaydım çok eğlenceli bir öğretmen olurdum. Çocukları güldürmek gibisi yoktur. Ben de çentikten sayılır mı bilmem ama oğlumun doğum gününde palyaço olmaya karar verdim mesela. Diğer çocuklar kim olduğumu bilmeyecek oğlum dışında. Çok farklı bir deneyim olacak benim için başarabilirsem. Ondan sonra hafta sonları için ekstra iş kapısı aralanır bana. Forumda da ilanımı görürsünüz :slight_smile:

1 Beğeni

Selam @kucukrengeyigi

Kaleminize sağlık. Bilinç akışıyla yapılmış güzel bir iç yolculuk olmuş diyebilirim. Bazen böyle hayatın bana bir şeyler söylemeye çalıştığını hissediyorum, bazen bunu çok yoğun yaşıyorum. Belki de hep anlatıyor ama bakmıyoruz, farkına varamıyoruz. :+1: Metin akıcıydı, sadeydi. Belki duygu geçişleri ya da metnin temposunda iyileştirmeler yapılabilir. Bir de bu metnin yazılma amacı neydi, onun üzerine daha çok düşünülebilir. Ama işçiliği beğendim ben. Tekrar kaleminize sağlık. Görüşmek üzere.

1 Beğeni

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Görüşmek üzere, sevgiler

1 Beğeni

Vakit ayırıp okuduğunuz ve dönütleriniz için teşekkür ederim. :pray:

Görüşmek dileğiyle, sevgiler…

1 Beğeni

Merhaba

Öncelikle kaleminize sağlık, emek verip üzerinde düşünüp yazdığınız bir öykü olmuş.

Ama içeriğinin doluluğunu metne yansıtmamışsınız. Metninizde tekrar eden kelimeler, düzensiz cümleler ve yinelemeler var. Bu da okumayı biraz yorucu kılmış.

Nasıl desem, saçlarınız çok güzel ama yeterince taramamışsınız ya da kelime makyajını tam hakkıyla yapmamışsınız gibi. Telefondan yazdığım için çok detaylı örnek veremeyebilirim ama misal ilk başta bir sürü yaşlı yaşlanma yaşlılık kullanmışsınız.

Ya da “ben bir insandım bir zamanlar” cümlesi yerine “ ben bir zamanlar insandım” daha sade olmaz mıydı?

Ya da içinde bulunduğunuz zamana şu ana döndüğünüzü söylemek yerine metinde yapacağınız ufak değişiklikler okuyucuya bu hissi veremez miydi?

Zamanla ilgili de bazı sorunları var öykünüzün.

Demek istediğim öykünüz güzel ama yeniden düzenlenmeye ihtiyacı var. İşçiliğini gözden tekrar geçirirseniz, tadından yenmez bir öykü olabilir.

Sevgiler

Merhaba Müge Hanım,

Tekrar eden kelimeler konsunda ben de çok hassasımdır aslında. Siz söyleyince tekrar inceledim. Yaşlı, yaşlılık vb. sözcüklerini 5 kez tekrarlamışım. O sözcükleri başka şekillerde yoğurup yazıya katabilirdim fakat tekrar okumalarımda beni rahatsız etmediği için böylece bırakmıştım.

Blok-alıntı Ne dediğini hatırlamaya fırsat kalmadan tramvayın sesiyle irkildim. İçinde bulunduğum zamana -şu ana- dönüverdim. Tüm bu detayları hatırlamama sebep olan şey, az önce yanından geçerken burnuma kadar gelen kestanelerin kokusuydu.

Bu kısımda “İçinde bulunduğum zamana -şu ana- dönüverdim.” cümlesini çıkararak bile belki yeterli olabilirdi. Sanırım anlaşılmama kaygısıyla ilk cümlede kurduğum zaman geçişi ifadesini daha açıktan ifade etmeye çalışmışım.

Öykümü okuyup detaylıca dönüt verdiğiniz çok teşekkür ederim. :slightly_smiling_face:
En kısa sürede öykünüzü okumayı planlıyorum.

Sevgiler…

1 Beğeni