İblis Döngüsü Serisi - Peter V. Brett


(Cankut Değerli) #1

Dövmeli Adam

Bazen Karanlıktan Korkmak İçin Çok İyi Bir Sebep Vardır!

Üç genç insan bir araya gelerek insanlığa son bir kurtuluş şansı sunacak, karanlığa omuz omuza göğüs gerecektir.

On bir yaşındaki Arlen, küçük orman köyü Tibbet Deresi’nden yarım günlük mesafede bulunan çiftlik evlerinde ailesiyle birlikte yaşamaktadır. Ne var ki Arlen’ın yaşadığı dünyada, akşam karanlığının bastırmasıyla birlikte yerden garip bir sis yükselir ve bu sis, yaşayan tüm canlılara saldırıp karınlarını vahşice doyurmak isteyen aç nüvelikleri de beraberinde getirir. Bu korkunç iblislerle, ölümlülerin silahlarını kullanarak mücadele etmek hemen hemen imkânsızdır. O yüzden, insanların, büyülü muhafaza sembollerinin arkasına sığınıp, yaratıklar şafağın sökmesiyle beraber tekrar Nüve’ye dönene kadar koruma düzeneklerinin saldırılara dayanması için dua etmekten başka hiçbir seçenekleri yoktur. Daimi bir korku içinde yaşamanın kader olmadığını düşünmeye başlayan Arlen ise, kendini farklı bir yol izlemek zorunda hisseder. Nüveliklere karşı savaşılmalıdır!

Küçük bir kasaba olan Ormancı Çukuru’nda, Leesha’nın geleceği basit bir yalan yüzünden paramparça olur. Kasaba ahalisinin gözünde küçük düşen Leesha, nüveliklerden bile daha korkutucu olan yaşlı bir Otacı Kadın’ın bakımını üstlenerek kendini kasabalıların imalı bakışlarından uzak tutmaya çalışır. Otacı’nın yanında geçirdiği uzun yıllar süresince de tehlikeli ve kadim bilgilerin koruyucusu haline gelir.

Bir iblis saldırısında hem öksüz hem sakat kalan minik Rojer ise, kendini Jonglörlük sanatında geliştirip keman çalmakta ustalaşarak hayattaki kimsesizliğini unutmaya çalışır. Ne var ki sahip olduğu eşsiz yetenek, ona, gecenin karanlığı karşısında beklenmedik bir üstünlük kazandırır.
(Tanıtım Bülteninden)

Çöl Mızrağı

Bazen karanlıktan korkmak için çok iyi bir sebep vardır!

Güneş insanlığın üzerinde batmaktadır. Gece artık güneş batarken yerden yükselen obur iblislere aittir. Yaratıklar, kadim ve yarı yarıya unutulmuş güç sembollerinin arkasına saklanmak zorunda kalan ve sayısı gittikçe azalan insan nüfusunu avlamaya devam etmektedir. Muhafaza denen bu güç sembolleri, yalnızca iblisleri uzakta tutmaya yaramaktadır, fakat efsanelerde bir Kurtarıcı’dan söz edilmektedir: bir zamanlar tüm insanlığı tek bir çatı altında toplayıp iblisleri yenilgiye uğratan, kimilerinin ‘peygamber’ dediği bir generalden. Ancak o günler, gerçekten yaşanmışsa bile, çok gerilerde kalmıştır. İblisler geri dönmüştür ve Kurtarıcı’nın geri dönüşü sadece bir masaldan ibarettir… yoksa değil midir?

Çöllerin hâkimi, Krasia’nın savaşçı kabilelerini iblis katili bir orduya dönüştüren Ahmann Jardir’dir. Kendini Shar’Dama Ka, yani Kurtarıcı ilan eden Jardir, bu iddiasını destekleyen kadim silahlar -bir mızrak ve bir taç- taşımaktadır. Ancak kuzeyliler, başka birini Kurtarıcı kabul etmiştir. Kurtarıcı’larının adı Arlen’dir, ancak herkes onu artık Dövmeli Adam olarak tanımaktadır: Derisindeki muhafaza dövmeleriyle tüm iblislere karşı koyabilecek güce erişmiş olan karanlık, korkutucu bir figür. Dövmeli Adam kendisinin Kurtarıcı olduğunu reddeder, ancak yaptıkları bunun aksini söylemektedir. Bir zamanlar Shar’Dama Ka ve Dövmeli Adam aynı saflarda dövüşmüşler, dost olmuşlardır. Şimdiyse birbirlerinin can düşmanlarıdırlar. Onların arasında ise, insana has dayanma gücünün sınırlarına itilmiş genç ve güzel bir kadın olan Renna; muhafaza yapma yetenekleri Dövmeli Adam’ınkileri bile aşan gururlu ve güzel şifacı Leesha; ve tekinsiz müziğiyle iblisleri yatıştırabilen ya da onları delirtip birbirlerine saldırtabilen gezgin kemancı Rojer bulunmaktadır. Ancak, eski ittifaklar sınanıp yenileri kurulurken, hepsi önceki yaratıkların tümünden daha zeki -ve daha ölümcül- olan yeni bir iblis türünün ortaya çıkışından habersizdir.
(Tanıtım Bülteninden)

Günışığı Savaşı

Dövmeli Adam ve Çöl Mızrağı’yla modern fantastik edebiyatın ilk sıralarına yükselerek George R. R. Martin, Robert Jordan ve Terry Brooks gibi devlerle birlikte anılmaya başlayan Brett, insanlığın her gece yerden yükselen iblislere karşı verdiği destansı mücadeleyi anlatmaya devam ediyor.

Bir zamanlar sıradan bir adam olan Arlen Bales artık çok daha fazlasıdır – onu hiçbir iblisin boy ölçüşemeyeceği kadar güçlü kılan tenindeki büyülü muhafazalar sayesinde Dövmeli Adam olmuştur.

Ahmann Jardir ise Krasia’nın savaşçı çöl kabilelerini iblis katili bir orduya dönüştürmüş ve kendini Shar’Dama Ka, yani Kurtarıcı ilan etmiştir. Üstelik iddiasını güçlendiren kadim silahlar –bir mızrak ve taç– taşımaktadır.
Ama Jardir iktidara tek başına gelmemiştir. Yükselişi, güçlü iblis kemiği sihri sayesinde geleceği görebilen kurnaz ve güzel karısı Inevera tarafından planlanmıştır; fakat Inevera’nın amaçları ve geçmişi bir sır perdesinin ardında gizlenmiştir ve Jardir bile ona tam olarak güvenebileceğinden emin değildir.

Bir zamanlar birbirlerine kardeşten yakın olan Arlen ve Jardir şimdi birbirlerinin en azılı rakipleridirler. İnsanlığın düşmanları yeni ay gecesinde yerden güruhlar halinde yükselirken, onları yenebilecek olan iki adam, gelmiş geçmiş en tehlikeli iblisler olan insan kalbinin iblisleri tarafından birbirine düşürülmüş haldedir!

(Tanıtım Bülteninden)

Kafatası Tahtı

George R. R. Martin ile Robert Jordan’ın ihtişamlı geleneğini sürdüren Sunday Times’ın çok satan yazarı Peter V. Brett, büyük beğeni toplayan İblis Döngüsü’ne Kafatası Tahtı ile devam ediyor. Krasia’nın Kafatası Tahtı sahipsiz kalmıştır. Ölen generaller ve iblis prenslerin kafataslarından yapılan taht, kadim ve güçlü bir sihir barındıran ve nüvelikleri uzakta tutan yüce bir iktidar sembolüdür. O tahtın tepesinden, Ahmann Jardir’in dünyayı fethetmesi, birbirlerinden kopan halkları bir araya getirip iblis savaşını sonsuza kadar bitirecek bir ordu kurması gerekmektedir. Ama Dövmeli Adam, Arlen Bales buna engel olur ve onur meselesi yapıp reddedemeyeceğini bildiği bir düelloyla Jardir’e meydan okur. Yenilgi riskini almaktansa, Arlen ikisini de bir uçurumdan aşağı atıp dünyayı kurtarıcısız bırakır ve Thesa’nın Özgür Şehirleri’ni parçalamakla tehdit eden bir iktidar mücadelesi başlatır. “Kalp atışlarını hızlandıran, adrenalin yükselten bir roman…” -Book Frivolity-

(Tanıtım Bülteninden)

İblis Döngüsü güzel ve eğlenceli bir seri ama ilk iki kitap, özellikle ilki, sanki serinin geri kalanına göre çok daha özenle yazılmış gibi geliyor bana, yazar özellikle Kafatası Tahtı’nda çok farklı yollar deniyor ve son kitapta da ilginç şeyler oluyormuş diye duydum.
Yine de kurgusu ve özgünlüğüyle dikkat çeken bir seri olduğunu düşünüyorum.
Ve beşinci kitabın ülkemiz topraklarındaki çıkışını gerçekleştirmesini merakla bekliyorum.


#3

@cankutpotter Ben sizin daha önceki yorumlarınızı okuyarak ilk kitabı aldım lakin okumaya fırsat bulamadan kitapların fiyatları yükseldi. Şu sıralar kitaplığımdaki tüm serileri bitirmeye odaklandım ama hem inanılmaz kalın hem de pahalı bu seriden vazgeçtim. Ben bu seriyi almaya devam etmeyeceğim. Sorum şu: Dövmeli Adam’ı okusam hikaye yarıda mı kalır, yoksa kendi başına da tamamlanmış bir kurguya sahip mi kitap?


(Kayra Ulukayın) #4

İlk kitap seriye bir giriş hikayesi. Yarıda kalır.


(muhammettopcu.com) #5

İblis Döngüsü’nün ilk iki kitabının oldukça keyifli olduğunu belirtmeliyim. Epey güzel, potansiyel sahibi bir evrene giriş yapıyorsunuz. Kitapları okudukça, olaylar ilerledikçe, karakterleri tanıdıkça keyfiniz ikiye, üçe katlanıyor. (Vakti zamanında eski forumda yapmış olduğum incelemeyi de şuraya koyayım, bir bakın.)

Ancak ne yazık ki 3. ve 4. kitaplarla birlikte potansiyel cevher olarak gördüğüm tüm yönler dokunulmadan geçiliyor. Karakter gelişimleri ve kurgu anlamsız bir hız kazanıyor. Karakterlerin kişilik ikilemleri, gelecek kaygıları öyle ya da böyle bir sonuca bağlanıyor. Ayrıca özellikle 4. kitapta ana karakterin kanımca bir olay sonucu müthiş bir bilgi deposunu ele geçirip “power-up” alması falan oldukça tadımı kaçıran şeyler. Yine 4. kitapta yazarın yine farklı şeyler deneyerek kurgunun içine oldukça fazla kan ve vahşet ögeleri katıştırmasını, kimilerine göre başarılı kimilerine göre başarısız bulunmasını da eklemeden geçmeyelim.

Şahsi fikrim, bir şeylerin aceleye getirildiğini ya da basitleştirildiğini düşündüğümden, son çıkan kitap The Core’u okumadım, okumayı da düşünmüyorum.


(42. Mehmet) #6

Özellikle sevdiğim bir seri. İlk üç kitaptan kendi adıma memnunum lakin 4. kitap tamamen olmasa da olur gibi. Zannımca ya yazar 4. kitapta üzerinde gereğinden fazla durduğu karakterleri serinin devamı için hazırladı yada seriyi uzatmak adına gereksiz karakter ve olaylara boğdu bizi. Eh bu da seriyle ilgili akıllara bir soru işareti getirdi tâbi. Yine de benim gibi daha çok karakter yada olay okumak ile ilgili bir sorununuz yoksa,
gereksiz olduğunu düşünseniz bile , kesinlikle okumayı isteyeceğiniz dahası okumayı hak eden bir seri olduğunu düşünüyorum.


(Cankut Değerli) #7

Beşinci kitapla ilgili bazı spoilerlar yemiştim, işin doğrusu duyduklarımdan sonra iyice hevesim kaçtıysa da okuyacağım. Ne olduklarını şimdi söylemeyeceğim, kitabın türkçesi çıkıp da okuduktan sonra büyük ihtimal itiraz yağmurları yağdıracağım buralara. :smiley:


((Eski Nick İBow) Emre) #8
  1. kitap çıkmadı gitti. @Fahrettin bey epsilon konusunda son sorduğum soruya da cevap vermedi. Daha önce bu yıl programında var demişti, bu yılın bitmesine de çok kalmadı. Çok uzamaz inşallah.

(Cankut Değerli) #9

Evet bu konuyu ben de merak ediyorum aslında, epeydir ses çıkmadı Epsilondan.


(Carai an Caldazar!) #10

5 . Kitap 2019 un başında çıkıyormuş . Serinin 4 . Kitabı in kötü olduğunu duymuştum inşallah bunu la biraz toparlamistir .


(Carai an Caldazar!) #11

Heyyyyy !!! yeni kitap 2019 un basinda cikyor dedim, suanda kafayi filan yemiş olmanız lazım . Az tepki verin .


(Cankut Değerli) #12

Kitapta ne olacağını az çok biliyorum, çok da hevesle beklemiyorum kendisini açıkçası.


(Carai an Caldazar!) #13

Inşallah seri son kitapta Duzelmistir ilk kitaba şöyle bir göz atmistimda peter yetenekli bir yazar ,cekirde olayi fialn gayet yaratici bir fikirdi . Hem yazar hem kitap gelecek vadediyor .


(Cankut Değerli) #14

İlk kitap güzeldi de dördüncü kitapta farklı yollara giriyor yazar, ha ben okurken zevk aldım o ayrı ama adam son bağlama konusunda çok beceriksiz yav, günlük dizi bölümü gibi bitiyor kitaplar. :smiley: İlk kitap hariç. İki de güzeldi gerçi.


(Carai an Caldazar!) #15

Seyrini yazarı ile bir röportaj var ben çok begendim özellikle rakı olayına bayıldım . Belki sizde okumak istersiniz .

https://www.google.com.tr/url?sa=i&source=web&cd=&ved=2ahUKEwjS2Oa37ereAhXGposKHau4DysQzPwBegQIARAC&url=https%3A%2F%2Fturkcebkf.wordpress.com%2F2011%2F12%2F26%2Fpeter-v-brett-ile-soylesi%2F&psig=AOvVaw3BUSqz9dsODCvoo2CFlrFi&ust=1543074187654542


#16

Daha ikinci kitabın 548. sayfasındayım kesinlikle belirtmek isterim ki yazar kitapları mükemmel bir akıcılıkta kurgulamış. “vay be” dediretecek senaryoya ve edebi dile sahip olmasa bile aksiyonun, dramın, bilgi/tanıtma bölümlerinin oranı kaliteli denilebilecek düzeyde.

Her ne kadar mantıklı bulsam da kitapta sürekli verilen korkanlar, saklananlar kaybetmeye mahkumdur" ana fikri hikayenin içine yeterince yedirilememiş. belirli bölümlerin açıkça bu ana fikri vermek için yazıldığı anlaşılabiliyor.

Farklı karakterlerin anlatıcı konumuna geçtiği kısımlar yeterince doyurucu, fırtına ışığı arşivi’ndeki gibi olay sonuçlanmadan farklı kişinin bakış açısına geçilmiyor.

Odak genellikle ana karakterin üzerinde bulunuyor, zaman çarkı’nda olduğu gibi paragraflarca yan karakterler anlatılırken son anda ana karaktere dönülmüyor.

Farklı karakterlerin yaşadığı farklı olaylar birbirlerine ustaca bağlanmıyor, genelde ilk tahminler doğru çıkıyor.

Ana karakterin kaybedecek bir şeyi olmayan sert adam rolünü oynayıp amacına kararlılıkla ilerlemesi de kitaba heyecan katan bir unsur.


(muhammettopcu.com) #17
  1. ve 4. kitaplarla ilgili yorumlarınızı da duymak isterim okuduğunuzda. Bir tek ben mi sevemedim diye merak ediyorum. :smiley:

(Cankut Değerli) #18

Son kitaplarda kurgu zayıflıkları var gerçekten, ilk iki kitabın havası yavaş yavaş kayboluyor.


(muhammettopcu.com) #19

İlk iki kitap sahiden kıyaktı ama :smiley:


(Cankut Değerli) #20

Öyleydi gerçekten ya, okudukça okuyasım geliyordu. :smiley:


#21

Öğrendiğim spoiler’lar yazarın olmadık kişiyi olmadık kişiyle, biçimsiz şekilde çiftleştirmeye, olmadık kişiyi olmadık yerde öldürmeye dev<m edeceğini söyledi.

Öğrendiğim birkaç büyü çaplı mantıksızlık da bunlara eklenince seriyi bırakma kararı aldım. Yazarın cinselliği bir çeşni gibi kullanmak yerine kitabın bir parçası haline getirmeye çalışması ve bunu başaramaması da bu kararı almamda yardımcı oldu.

İyi başlayan, potansiyeli olan bir seriydi ama yazarın farklı ama kötü kurgu tercihinden dolayı gözümdeki değerini yitirdi.