İş Yerinde Kitap Oku (yama) mak


(Barışcan Bozkurt) #22

Ben de çok rahatsız oluyorum eğer soran kişinin kitaplarla hiç ilgisi yoksa. Ama okuduğum romanı kapağından tanıyıp -üstelik okumuşsa- bölen insanlarla konuşmak keyifli olabiliyor.


#23

Bir de "bu ne anlatıyor " var. Kargo yeni görüyorsun. Kitap ambalajda. Yetmiyor eline alıp arkasını çevirip arkada yazana da bakıyorsun. Onu da okumaya üşenip bu ne anlatıyor…


#24

Kargo ile gelen kitapları eline alıp ;

  • Yaa biliyor musun ben de çok istiyorum okumayı ama hiç vakit olmuyor.
    (Günde 3 saatten haftada 21 saat yerli dizi izleyicisi)

#25

Ortaokul ve lise zamanlarında fantastik kurgu kitaplarını babamdan saklamak zorunda kalıyordum. Kizmıyordu ama bu kitap şimdi ne anlatıyor veya bunu okuyacağına ders çalış lafını yememek için gizli saklı okuyordum. Neyse ki rahatım şimdi. Eşimin kitap sever olması çok büyük şans.


(Ahmet Boyraz) #26

Kitaplığımın %95’i Bilimkurgu olduğu için geçen günlerde babam ‘eline ne geçecek bunları okuyunca’ gibi bir soru sormuştu. :smiley: Kendisi de çok kitap okur ama genelde kişisel gelişim kitaplarına merakı var. Ara sıra benim kitaplığımdan da kitap aşırır bana demeden. Isaac Asimov, PKD, E.A. Poe da okuyor ama bana çaktırmıyor. : D :smiley:


(Erdem Demir) #27

İş yerinde bir şeyler okumak (kitap, gazete, dijital yazılar…) biraz zor. Çünkü okumak odaklanmayı gerektirir. İş yerinde de belli bir boşluğunuz yoksa (minimum 20 dakika) okuduğunuz şeyin çok bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Ben proje tasarım ofisinde çalışıyorum. Açıkçası yönetmelikler ve projeler ile alakalı olmadıkça zevkime göre bir şeyler okuyamıyorum. Okuduklarımdan da aklımda kalan hiçbir şey yok. Ancak toplu taşıma ve evde okumak istediğim şeyleri okuyup keyif alabiliyorum ama bu durumdan rahatsız değilim. Yaptığım işi sevdiğim için, iş olmadığı zamanlarda da kendimi başka projeler üstünde geliştirmeye çalışıyorum. İş yerinin olayı bu bence boş zamanında kitaptan ziyade iş ile alakalı konular üstüne çalışmak ve kendini geliştirmek. Okumak bunun parçası olabilir tabi ki ama konunun iş ile alakası olması lazım.


(Hazal Çamur) #28

İş yerinde kitap okumaktan kastımız zaten çok büyük oranda yemek molası olan o 1 saatlik dilim :slight_smile: İnsanın kendine ayırdığı, mesaiye dahil olmayan, acil bir şey olmadığı sürece iş beklenmeyen zaman dilimi. Yemeği erken bitirip masaya dönüp öğle arası dolmadan birkaç sayfa okuyabilmek. Mesai saatleri içinde böyle bir şey yapanı ben henüz görmedim.


(Erdem Demir) #29

Büyük ihtimalle çoğu insan katılmayacaktır birazdan yazacağıma ama kendi görüşümü yine de söylemek isterim. İş yeri ortamında bize ait olan zamanda bile bence kendi zevkimize göre bir şeyler okumanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. İsterse 1 saat aramın hepsini okumaya ayırayım yine de okuduğumu anlama ve keyif alma konusunda yetersiz olacağını hissediyorum. Çünkü bu arada iş ile ilgili konuların üstüne bir beyin fırtınası yapmak veya o konuya yönelik bir şeyleri okuyup bilgileri değerlendirmek daha mantıklı geliyor. Kendi zevkimize göre olan faaliyetleri sadece bize ait bir alanda (ev, yurt vs. nerede barınıyorsanız) gerçekleştirdiğimizde bir anlamı olduğuna inanıyorum.


(Hiçliğin bekçisi…) #30

Bu bence kişiden kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Eğer bol vaktiniz varsa dediğiniz gibi ev ilk tercih olabilir ama vakit darsa ve okumayı seviyorsanız her yer sizin yeriniz olabiliyor. Evde bile eşim tv açar benim. Bir şey de izlemeyiz üstelik ikimiz de ama ses olsun biraz der. Ben de kitap okumak isterim. Ya başka odaya gitmem lazım ki bu da sürekli olacak bir durum değil ya da o ortamda okumaya ayak uydurmaya ve kendi rahatınızı bulmaya çalışmak gerekir.

Eskiden hep çok yoğunum vaktim kalmıyor filan derdim. Sonra bir baktım ki ben hep yoğunum ve vaktim hep kısıtlı, gürültülü vs. Bakış açımı bu şekilde değiştirdikten sonra ben kitap okuyacağım vakit her yer benimdir. Mesela çok gergin bir bekleyiş varsa kitap okumanın ciddi rahatlatıci etkileri oluyor. Geçen hafta hastanede beklerken içim içimi yerken açtım kitabımı okudum. Aynı anda birçok şeyi yapmayı ögrendim. Yemek yaparken başında durmak gerekir mesela o arada bile okuyorum artık. Annemlere gidiyorum bakıyorum sohbet muhabbet bitmiş herkes telefona filan sarmış hop açıyorum kitabımı mis.

Ursula’nın 6 ciltlik tek baskısıyla gezdiğim zamanları görseydiniz bir de. :joy: Eskiden ben de aman eve gideyim de bir oturayım da sessizce okuyayım derdim. Hayat buna hep izin vermiyor. Her gün bu lüksü bulmak zorlaşıyor bir noktadan sonra. Mesela bugün dedim ki; ya oh 1 -2 saat bi kafa dinleceğim annem arayıp onunla hastaneye gitmemi istedi. Ben de orada okurum canım. Kafamı annemin omzuna koyarım, o anlatır ben hem dinler hem de okurum. Sonra klasik yakınmasına geçer: Ya ben hiç başaramıyorum böyle senin gibi okumayı. Genelde 3 sayfadan sonra bunalır o. Okuyamadığım tek durum ritmik seslerin olduğu durumlar. Saat tıklaması, su damlaması gibi.

Sanırım bir parça tercih meselesi. Bazı insanlar ciddi anlamda durgun bir ortam arıyorlar. Bu yüzden ben saygı duyuyorum. Yine de benim gibi her alanda kitap okumayı seven kişilere de saygı duyulmalı.


(Caner) #31

Burası kitap okuma yeri mi? Sorusuna maruz kalmamak imkansız. Malumunuz işverenler sizden 8 saatin bir dakikasını bile boşa geçirmenizi istemiyor.


#32

O zaman o işveren açıp gazete okuyana, maç özetleri izleyene, kahvey, alıp dedikoduya gidene de aynı soruyu sormalı :wink: Burada sıkıntı bu zaten. Yoksa millet çalışsın o esnada kitap okuma hakkı olsun gibi bir istek yok


#33

Sesli güldüm, sağımdaki solumdaki baktı. Neye gülüyor acaba, diyen bir kurtçuk sürüsü dağıldı zihinlere… :smiley:

Önceki işyerinde “Ne okuyorsun?” bakışları ve soruları karşısında edilen sohbet sonucunda “Bana da kitap önersen?” sorusu ortaya artılmıştı. Önerdim önermesine de önerilerim hiç tutarlı olmamıştı. Kimisi çok kimisi hiç beğenmemişti. Sonuç olarak dairenin kitap okuma oranı artmıştı. Aslında bu sonuçta güzeldi “Ne okuyorsun?” bakışlarını ve sorularını paylaşmıştık.

Şimdiki işyerinde özel şirketi denetleyen devlet yetkilisi olduğum için kimse konuşmaya bile yanaşmıyor. Ya tutanak tutarsa ya yanlış birşey söyleyip adamı karşımıza alırsak, diye düşünüyorlar sanırım. "Ne okuyorsun? diye sorsalar keşke, hemen tutanağı yapıştıracam tövbe tövbe…

Haddim olmayarak küçük bir tavsiye vermek isitiyorum: Adama bir “spor” kitabı ve Madam’a da alışverişle ilgili eleştirel bir kitap yahut ilgisini çekecek başka bir konu da olabilir hediye et ve bekle gör. Birini dahil kitap okuru yaparsan diğeri psikolojik baskıyla elindekini karıştırır… Haddim değil, küçük bir tavsiye sadece… :smiley:

Ek: Diğer yorumları okuyunca “Benim işyeri ütopikmiş meğer,” diyorum. Ne diyeyim… Şans…


(Behram) #34

8 saatlik mesaide dolu dolu çalışanımız çok çok azdır.Ben inşaatta çalışıyorum ve kontrollerim toplasam 3 saat sürmüyor.Bunun raporlaması da 1 saat sürse can çatlasa günde 4 saat çalışıyorum. Eee geri kalan 4 saatte diğerleri gibi boş lak lak mı yapayım ? Ofisime gidip açıyorum kitabımı okuyorum.Kime zararım var ? İşimi yapıyor muyum ? Evet yapıyorum o zaman ?!
Geçen taşören firma mühendisi geldi kitabımı okurken…Ooo şef kitap mı okuyosun…Napcan okuyupta ya deyip oturdu karşıma.Aldı eline telefonu boş beleş sosyal medyada takılmaya başladı.Takıldı takıldı çekti gitti.
Kitap okumuyorsun bari kitap okuyanı rahat bırak.
Ben senin ofisine gelip namazını kılarken oooo hadi yine namaz kılıyosun diyor muyum ? Camdan bakıyorum müsait değil sonra geliyorum.
Saygımız yok maalesef.


(Orhan Abi) #35

Aaa! Bunu bi ben yapaıyorum sanırdım.


(Okan Akıncı) #36

Sorun iş yerinde kitap okumanız değil, kaytarmanız da değil. Çalışıyormuş taklidi yapmamanız bence. Facebook’ta takılan, haberleri okuyan, oyun oynayan, video izleyen ya da alışveriş yapan bir kişinin gözü ekranda, bir eli klavyede ve diğer eli de farededir. Çalışmasa da, hatta çalışmadığı bilinse de birisi “ne yapıyorsun sen” diye sorduğunda iki tıklamayla o sayfayı hemen alta gönderip kullanmakla görevli olduğu program her neyse onu açıp “çalışıyom ben” diyebilir. Kitap okuyan bir kişi ise bunu yapma şansına sahip değil. Ayrıca kitap okuyanların sevilmediği bir ülkedeyiz.

İş yerinizde bir yoğunluk olmasa bile çalışıyor görünmek önemlidir. Eğer çalışmıyor görünen bir kişi varsa akıllara iki ihtimal gelir:

  1. Bu elemanlar tembel olmasalar da boş vakitleri oluyor, çünkü bu departmandaki eleman sayısı gereğinden fazla.
  2. Bu departmandaki eleman sayısı yeterli, yapılması gereken işler de yok değil ama bu eleman tembellik yapıyor.

Bu olasılıkların doğru olup olmaması fark etmez. Bu iki olasılıktan biri akıllara geldiği an bir ya da birkaç kişi işsiz kalacaktır. O yüzden işyerinde kitap okumayın. Ne şekilde kaytarırsanız kaytarın ama kaytarırken gözünüz ekranda, elleriniz klavyede ve farede olsun.


(Busee) #37

Bir de şöyle bir model var. Kitap okuyosundur gelir “Ne okuyorsun?” der kısa ve net bir şekilde kitabın adını söyleyip anlasın ve gitsin diye kafanı hemen kitaba geri indirirsin ama o inatla anlamaz. Ne anlatıyor, konusu ne gibi sorular sorar ve sen gene aynı şekilde kısa cevaplar verirsin. Soracak sorusu kalmayınca ömrü hayatında okuduğu bir iki kitaptan bahsetmeye başlar sanki sormuşsun gibi. Seni on on beş dakika (ki bu sahip olduğun sürenin tamamı) bu şekilde kitabından alıkoyar sonra da utanmadan neyse ben seni bölmeyeyim sen oku der ve önüne döner. Zaten vaktimi yedin zevkiminde üzerine limon sıktın bu saatten sonra bölsen ne olur. Kitabı alıp böylelerinin kafasına geçirmek istiyorum ama kitaba yazık işte.


(Ylmztpchmd) #38

E-okuyucum var. Hem küçük göze batmıyor hem de saklaması kolay oluyor. :hugs: Tavsiye ederim.


(Ahmet Boyraz) #39

Son 2 aydır bir bayide iddaa ve sayısal makinesine bakıyorum. Sabahları ve dükkanı kapatmaya yakın kitap okumak için kısa kısa zamanım oluyor. Patron görse bile bir şey dediği yok. Bu konuda gerçekten çok şanslıyım.

Yanımda Altılı makinesine bakan abi bazen okuduğum kitapları soruyor. Adı ne? Ne anlatıyor? gibisinden.

Ve bazı zamanlar da okuduğum kitaba göre beni öyle çağırıyorlar. Isaac Asimov okuyorsam Isaac diyorlar. Ray Bradbury okuyorsam Ray diyorlar. Çok güzel bir durum. :smiley:

2 aydır okuma şunları vs gibi yadırgayan bir kişi bile çıkmadı. Çok şaşkınım. Hele ki şans oyunlarının cirit attığı bir yerde. Çok ilginç.


(Okan Akıncı) #40

Asıl o tip yerlerde sorun çıkmaz. Çünkü müşteri varsa iş vardır, müşteri yoksa iş yoktur. Patron da bunu bilir. Müşteri ise zaten kuponunu oynatıp gider.


(Ahmet Boyraz) #41

Çok doğru fakat cahil insan her yerde var. Umarım nazar değmez. :slight_smile: Böyle devam eder.