Işıkyaratan Serisi, Brent Weeks


#21

Artemis tarafından çevrilen kitabı vardı, seriyi tamamladılar mı bilmiyorum.


(Metal Storm) #22

Tam 1 yil oncev soru hattina sordugumda kitabin cevirmenin o bicim oldugunu soylemistiniz,demek mit beymis.


(Umut Özak) #23

Serinin ilk kitabının Goodreads puanı 4, 2 ve 3. kitabının ise Goodreads puanı 4.5 dolaylarında. Şahsen epik fantastik ve distopik serilerde Goodreads benim için önemli bir kriter. Özellikle puanı 4.5 dolaylarında olan kitapları ayıla bayıla okuyorum. İlk kitap beklentimin altında kalsa devamı için kesinlikle şans vereceğim. Umarım çok zaman girmez araya. :smile:


#24

Brent Weeks çok merak ettiğim bir yazar. Ben en azından ilk 2 kitabı alır okurum, sonrasında beğenirsem İthaki ne kadar çevirirse o kadar okurum. Çevirmenin mit olması da sevindirici ayrıca. Güvenle başlanabilir seriye benim açımdan. Brent Weeks’i gördüğümüze göre Joe Abercrombie de yakındır diye düşünüyorum. İthaki 2019’da daha bir güzel olacak sanki, çok heyecanlı :slight_smile:


(Hüseyin gök) #25

Ben 2 ve 5 puanlama dediğim yorumlarda ki okuyucu puanlarına göre dedim,bazıları çok sevmiş bazıları hiç sevmemiş.


#26

En nihayetinde ortalama oldukça yüksek. Aynı durum Dikenlikler Prensi’nde de var, onun Goodreads puanı 3.87 dolaylarında (ilk kitapları baz alıyorum), Kara Prizma’nın 4.24. Puanlayan kişi sayısı da birbirine yakın. Dikenlikler Prensi’ni seven taraftayım yani bu algoritmaya göre Kara Prizma’yı da seveceğim. :joy: 40 yaparrr!!!


#27

Ben Dikenlikler Prensi’ni hiç sevmemiştim. Devam kitaplarını da okumadım. Şimdi baktım da Goodreads’de 2 yıldız vermişim ki bonkör davrandığımı düşünüyorum. Umarım Kara Prizmayı daha çok severim.


(M. Ihsan Tatari) #28

Puanlara niye bakıyorsunuz arkadaşlar? Puanlama kadar aldatıcı bir şey yoktur bu hayatta. Kimisi daha önce hiç öyle bir şey okumamıştır (oynamamıştır, izlememiştir vs), bir ilk yaşar, 5 puan verir. Kimisiyse daha önce benzerlerini defalarca okumuştur, yeni bir şey bulamaz, sıkılır ve düşük puan verir.

Goodreads özelinden konuşursam, Fahrenheit 451 ve Zaman Makinesi gibi klasiklere “Güzel ama içinde hiç kadın yok!” diye 1 puan veren, 1890-1950 yılları arasında yazılmış bilimkurgu klasiklerini bugünün değer yargılarıyla yargılayan onlarca insan görüyorum. Aynı şekilde, sırf içinde hiç erkek olmadığı veya farklı tercihleri olan karakterler bulunduğu için 5 puan verenler de var. Hiç güvenilir bir site değil bu konuda.

Demem o ki puanlara bakmayın. İlk kitabı okuyup kendiniz karar verin. Ya da kitap zevkine güvendiğiniz, benzer zevkleriniz olan insanların yorumlarını okuyun. Daha iyi sonuç alacağınız kesin.

Bu arada bu sözlerim Kara Prizma için değil, yanlış anlaşılmasın. Genel olarak, bütün kitaplar için konuşuyorum.

Ek olarak dilerseniz bu mesajları ayrı bir başlığa taşıyabilirim, tartışmaya oradan devam edebilirsiniz.


(Hazal Çamur) #29

Sen bir kitaba dair fikirlerini söylesene :smirk: (hele hele hele)


(galeme) #30

Farklı bir başlık açılırsa bu mesajı da oraya taşıyın lütfen.

Zaman Makinesi yazdığınız için oradan örnek vereceğim. Fazla kitap okuyan birisi değilim. Wells’in Zaman Makinesi ve Görünmez Adam kitaplarını okudum ve diğer ithaki bk klasikleri kadar etkilemedi beni. Yazarın bunu yazdığı zamanı göze alarak tabii ki kötü bir kitap olarak nitelendiremem ama günümüzde de açıkçası pek şaşırtıcı kitaplar olmadıkları ortada. Bu nedenle orta şeker deyip geçtim.

Kitapların yazıldığı dönemdeki başarısı günümüzde de geçerli midir? Zaman Makinesi günümüzde yazılsaydı aynı nitelikte başarılı bir kitap olarak değerlendirilebilir miydi?

Puanlama konusunda da yabancı sitelere pek dikkat etmiyorum. Diziler için de kullandığım trakt.tv puanları genelde gerçeği yansıtmıyor. En azından Türk kullanıcıların olduğu bir siteyi daha fazla dikkate alırım. Fakat kitaplar için puan konusunda bir yorum yapamam, dediğim gibi fazla okuyan birisi değilim.

Ekleme: Konuyu değiştirdim biraz kusura bakmayın. Denk gelince yazayım dedim.


(M. Ihsan Tatari) #31

Satış rakamları açıklandıktan sonra söyleyeceğim… dermişim :stuck_out_tongue: Ya da “Kitaba dair bütün fikirlerim yakında Kayıp Rıhtım’da!”

Ben bu türde çok fazla kitap okuduğumdan benim için ortalama bir kitaptı. Büyü sistemi çok enteresandı mesela. Ama Sanderson da bir benzerini daha önce kullanmıştı, o yüzden çok yenilikçi gelmedi. Kitapta üç başkarakter var ve bölümler dönüşümlü olarak onların bakış açısından yansıtılıyor. Bu karakterlerden birini sevdim, birine karşı nötrüm, biriniyse hiç sevmedim :slight_smile:

Yazar yaşayan bir dünya yaratmak istediği için bu karakterlerden bazılarının ortak bir geçmişi var. Yıllar önce bazıları müttefik bazıları düşmanmış ve bu durum aralarındaki ilişkiyi çözdükçe işlerin ilginç bir hâl almasına neden oluyor.

Tabii çevirirken kitaptan keyif almak zor oluyor. Okurken seveceğin bir şeyi çevirirken çektiğin zorluklar yüzünden kötü anabiliyorsun. Öte yandan Setenay (editör) kitabı çok sevdi, Emre (son okuma) ise bayıldı mesela :slight_smile:

Benim de demek istediğim kısmen buydu. O dönemlerde yazılan bir kitabın günümüzde 5 üzerinden 5 alabilmesi nadirdir. Gerçekten bir klasik olması gerek. Ama bu saçma sapan nedenlerden ötürü 1 puan verilmesi gerektiği anlamına da gelmez. Bilinçli okur elindeki eserin zamanında bir klasik olduğunu kabullenir, çok etkilenmese bile saygı gösterir. İlla puan verecekse 3 falan verir yani. 1 nedir? :smiley: “İçinde güçlü kadın yok! Bütün karakterler erkek! Siyahi karakter hiç yok!” Saçma…


(Metal Storm) #32

Ben bu seriyi kesin olurum :smile:

Ama keske bu kapagi kullasalarmis.


(Ozancan Demirışık) #33

Ciddi misiniz? Korkunç bir kapak bu.


(Hüseyin gök) #34

Animasyon kapagın altındaki kapakla bu kitap çıksaydı tam bir faciya olurdu ithaki için :slight_smile: o nasıl kapak yaw aynı wattpad kitap kapakları gibi.


(Umut Özak) #35

Fikrinize saygı duyuyorum ama bu kapakla bassalar inadına almazdım. :man_facepalming:


(Yasin) #36

İyiki de bu kapağı kullanmadılar. Üçüncü sınıf ergen fantastiği kapağı gibi duruyor.


(Metal Storm) #37

Renkler ve zevkler :slight_smile:

Ayrıca o kadar da kötü bir kapak değil, adamın elindeki bıçak filan güzel yani, ben beğendim.

Kuzgun Gölgesi serisinin yurtdışı kapaklarını da beğenmiştim.


(Wifhty Zet) #38

Yalnız kapağa ufak puntolarla özlü söz misali satırlar işlenmesi de pek güzel değil. Barut Büyücüsü serisinde de yapıldı, dedik YAPMAYIN. Yine yapmışlar. Her ışık bir gölge yaratır nedir ya arkaya yazsanız olmuyor mu bunu ? :joy:


(M. Ihsan Tatari) #39

E orijinalinde de öyle :slight_smile: En azından dana gibi “New York Times Bestseller” ve Sanderson-vari “Brent Weeks” yazmıyor bizim kapakta.

Yazarların isminin kitabın adından daha büyük yazılıp kapağın yarısını kaplamasını sevmiyorum şahsen :roll_eyes:

B003JTHY76


#40

Ah ah nerede o eski illüstrasyon kapaklar :grin: