Tarifsiz bir derde girmiş dünya.
İslamiyetin güneşi kalkmış üzerinden,
Üstümüzde kalan paramparça gerçek sanılanlar.
Oysa o gerçeklerin ardındakiler değil miydi, sahici olanlar.
Her şeyde hacim, kütle, görünürlük, kanıtlar arar olduk.
Halbuki Mekke’nin Fethinde kırmadık mı o putları?
“Aynı derede iki kez yıkanmaz” derdi biri.
Ne kadar doğru olduğunu, şimdi anladım.
Somut olana, o kadar tutuldu ki
Onu bir aracı olduğunu unuttuk.
Onu da var eden soyutluklar değil miydi?
Zihin hayal gücü ve ilahi güç gibi
Ne kadar yanıldık yine…