Jose Mauro De Vasconcelos Kitaplığı

1

BİYOGRAFİSİ

Vasconcelos, 26 Şubat 1920 de Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu kasabasında doğdu. Yarı Kızılderili yarı Portekizli, yoksul bir ailede doğan Vasconcelos iki ayrı kültürün de izlerini taşıdı. Oldukça yoksul olan ailesi, onu öğrenimini devam ettirmesi amacıyla Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderdi. Orada 9 yaşındayken Potengi Irmağı’nda yüzmeyi öğrendi ve ilerde bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal’da bitirdikten sonra 2 yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro’ya gitti. Orada ilk işi boks antrenörlüğü oldu. Tarım işçiliğinin yanı sıra garsonluk ve balıkçılık da yapan yazar, yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu durum, O’na yazdığı roman ve hikâyeler için önemli kaynak sağlamıştır. Değişik ortamlarda, değişik koşullarda farklı insanlar tanıdı. İyi bir gözlemci ve usta olan bu yazarın elinde bütün bu yaşamlardan pek çok roman çıktı ortaya. Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Genellikle romanlarında, roman karakterlerinin yaşamlarındaki zorlu yaşam koşullarını, yoksulluğu ve şiddeti tüm çıplaklığıyla anlatır; ama özellikle Şeker Portakalı ile onun devamı olan Güneşi Uyandıralım ve Delifişek gibi bazı romanları tüm bunlarla birlikte duygusallık ve iyimserlikte içermektedir. Brezilya’nın ormanlarında ya da step bölgesi sertaolarda yaşayan insanların, elmas avcısı garimpeiroların, yerlilerin, denizcilerin, değişik insanların yaşamlarından kesitleri ve ruh hallerini anlatır.

José Mauro de Vasconcelos’un yazdığı ilk eseri Yaban Muzu (1942)'dur. Beyaz Toprak (1945) isimli eseri en çok beğenilen eserleri arasındadır. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıkan yazarı dünya çapında tanıtan eseri Zéze’nin maceralarını anlatan üçleme romanın ilk kitabı olan Şeker Portakalı olmuştur. Bu romanı 12 günde yazdığını belirten yazar, eserine duyduğu sevgiyi “Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde” sözüyle özetlemiştir. Eserin özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima’dır (1968). 24 Temmuz 1984’te hayatını kaybetmiştir.
(Kaynak: Wikipedia)

ÇIKAN KİTAPLARI (Türkiye baskı sırasına göre)

  1. Pissy’nin Öyküsü (1989)
  2. Kardeşim Rüzgar, Kardeşim Deniz (1997)
  3. Kayığım Rosinha (1997)
  4. Yaban Muzu (1999)
  5. Güneşi Uyandıralım (2000)
  6. Şeker Portakalı (2000)
  7. Hayatın O Güzel Şarkısı (2004)
  8. Japon Sarayı (2005)
  9. Kristal Yelkenli (2005)
  10. Delifişek (2013)
  11. Çıplak Sokak (2016)
  12. Kırmızı Papağan (2016)

1 2 3 4 5

6 7 8 9 10

11 12

7 Beğeni

Az önce öğrendiğime göre hemen hemen hepimizin okuduğu Zeze’nin hikayesi Şeker Portakalı ile bitmiyormuş. 2 kitap daha varmış.

  • Şeker Portakalı
  • Güneşi Uyandıralım
  • Delifişek
5 Beğeni

Hepsini okumalısın bu yüzden. Tavsiye ederim.

2 Beğeni

Ve önceki mesajımda Şeker Portakalı kitabının devamı olduğunu öğrendiğimi yazdığım Zeze’nin hikayesinin anlatıldığı 3 kitabı da artık okumuş durumdayım.

Delifişek kitabını okumayı az önce bitirdim. Kitap 96 sayfa, Delifişek Zeze’nin 19-20 yaşını anlatıyor.
Kitabıı okurken biraz da kendi 17-18 yaşımı anımsadım.

Diğer 2 kitap gibi güzel bir kitaptı, ilk kitap Şeker Portakalı kitabını okumuş ve sevmişseniz Güneşi Uyandıralım ve Delifişek kitaplarını da okumanızı öneririm.

1 Beğeni

Ben şok :smiley: @alper ne yaptın reis abiciğim ya :slight_smile:

Ben bu yaz okudum Şeker Portakalını, okuduktan sonra kitap-yazar hakkında internette ne var ne yok diye ararken 2 devam kitabı daha olduğunu öğrenmiştim.

Ben o iki kitabı alana kadar şansıma Can kitapları ciltli bastı, ben de çok bekletmeden aldım.

Anladım. Aslında bu seriyi herkesin bildiğini kabul etme gibi bir yanılgıya nasıl düştüm onu anlamadım. Çünkü bilmemek son derece normal yani. Özellikle dediğin gibi okumadıysan daha da normal.

Benim ilk kitabım falan olabilir şeker portakalı. O yüzden yeri ayrıdır bende. Hatta halen o versiyonu duruyor kütüphanemde.

Kayığım Rosinha da güzeldi bu arada. Yine elimdeki edisyonla ilgli iç ısıtan bir hikayesi de var. Buraya Goodreads incelememi bırakıyorum. Spoiler içermez.

"Sen mi delisin? Ağaçları anladığın, nesnelerle konuştuğun için mi? Ne sersemlik! Asıl deli Tanrı'nın şiirini yitiren, yüreklerini katılaştıran ve artık birbirlerini bile anlamaktan yoksun olan öbür insanlardır. Onlardır deli olan!"

Kitabı 2. el olarak bir eskiciden aldım. Alelade bir görünüşü olsa da ilgimi çekti. Okumak için elime aldığımda bir resim öğretmeni tarafından yazılmış nota rastladım ilk sayfada. 93 yılında hazırlık sınıfının birincisine hediye edilmiş bu kitap. Kendisi okudu mu bilmiyorum ama 25 yıl sonra ben okudum. Öğretmenin adını internet ortamında aratınca 2017 yılında vefat ettiğini öğrendim. Tanımadığım bir insan için içim burkuldu. O olmasa ben de bu kitabı alıp okuyamayacaktım. Rahmetli farketmeden, istemeden 25 yıl sonra bir insanın daha hayatına dokunmuş oldu. Toprağı bol olsun, nur içinde yatsın.

2. el kitap güzeldir. Farklı duygular yaşatır. Eskiye saygıyı, insanlığı, tutumlu olmayı öğütler adeta. Bu ufak anekdotu sizlerle de paylaşmak istedim. Ruhu güzel, kalbi güzel siz kitapsever dostlarım… Hepinize selam olsun…!

Jose Mauro de Vasconcelos Şeker Portakalı ile gönüllere taht kurmuş büyük bir yazar. Bu kitapları çocukluğumda okuduğumdan ilk fırsatta yeniden okuyup hatırlamayı çok istiyorum.

Kayığım Rosinha insanda çok hoş hisler uyandıran, bazen hüzünlü, bazen eğlenceli, son derece masum ve masalsı bir kitap. Aslında bana pek çok kitabı hatırlattığı kısımları oldu(özellikle şeker portakalı elbette) Masalsılık, konuşan kayıklardan, ağaçlardan geldiği gibi, anlatım dilinden de kaynaklanıyor. Büyülü gerçekliğe yakın bir tarzda işlenmiş pek çok yeri. Vasconcelos çok özel bir insan. Bu masalının içine de onlarca öğreti sığdırmış. İnsanlarla ilgili yaptığı acımasız eleştirilere ise katılmamak elde değil. Evet… “Ağaç ağaçtır.” ama insanlar da kötüdür. Biz kötüyüz. Doğaya uymuyoruz ve Vasconcelos bunu satırlarında yüzümüze vurmaktan asla çekinmiyor.

Ana karakterimiz Ze Oroco, kırsalda yaşayan bir köylü diyebiliriz. Canlı-cansız varlıklarla konuşabiliyor. Özellikle kayığı Rosinha ile çok güçlü bir bağı var. Kasabasına gelen bir doktor yüzünden hayatı değişiyor ve başka yerlere savruluyor. 4 sene sonra evine döndüğündeyse eski şeylerden eski tatları alamadığını farkettiği gibi, hayatın bıraktığı gibi kaldığını gördüğü başka olaylar da yaşıyor. Çok detaya girmeyelim, spoiler vermemiş olalım. Tek sorun şuydu kitapta… Bu doktorun motivasyonu ne?

Tavsiye ederim. İyi bir kitap.

goodreads linki

2 Beğeni

Daha önce okumamıştım ve okuyana kadar Şeker Portakalı hakkında hiç bir fikrim yoktu. Kayığım Rosinha kirabını da ilerisi için okuma -satın alma listeme ekledim.

Latife Tekin kitaplarını da ben bu nedenle seviyorum. Muhtemelen yazarın diğer kitaplarını da okurum.

2 Beğeni

Evet. Benim aklıma Hasan Ali Toptaş’ın Ben Bir Gürgen Dalıyım kitabını da getirdi azıcık da olsa.

1 Beğeni

uzun aradan sonra yeni kapağıyla

2 Beğeni

Yeni kapak