KARZ gezegeni, Andromeda Galaksisi’nde yüzen; Dünya ile kader ortaklığı kurmuş, büyüleyici bir diyardır. İlk kitapta henüz ana olaylara tam anlamıyla giriş yapılmasa da Karz’ın geçmişine, destanlarına ve temellerine aşina olmanız için küçük hikâyeler kronolojik bir şekilde anlatılmaktadır. Çay Ninesi’nin, Slenk adındaki yaratığı sudan çıkarmasıyla başlayıp Erlik adlı canavarın yıldızlardan düşmesine kadar uzanan yaklaşık yüz yıllık bir tarihi, farklı noktalardan sizlere yansıtmak istedim.
Kitapta, evrenin kaderini yönlendiren cadılar, ejderhalar ve irade ile akıl sahibi ırklar arasındaki çatışmalar sinematik bir dille anlatılmaya çalışıldı. Epik bir eser ortaya çıkarmak ilk önceliğimdi. Umarım okurken, benim yazarken aldığım kadar keyif alırsınız.
Kitabı yazarken Dünya mitolojilerinden, Türk mitolojisinden, destan kültüründen ve halk masallarından ilham aldım. Bir fikir kitabından çok, bir yolculuk yazmaya çalıştım.
Yine Karz’da geçen bir roman serisi üzerindeki çalışmalarım da devam ediyor. İyi okumalar
Baltalı yiğit Aybars henüz 18 yaşındayken; Karz’ın Büyük Adası’nın güney körfezini ele geçiren, ardından da Lodos Hisarı’na yürüyen; ejder binicisi acımasız Karluk Han’a karşı tek başına savaşmıştır.
Sis üfleyen yaşlı ejderha Toman’ı süren Karluk Han mücadelenin sonunda ejderhasının ölmesiyle, Aybars karşısında diz çöküp teslim olmuştur.
Abisi Baybars her ne kadar Karluk Han’ın idamını istese de Aybars, aman dileyen düşmanını bağışlamıştır. Karluk Han, ömrünün kalanını Abı Hayat Şehri zindanlarına geçirmiştir.
Bu destansı mücadele, Aybars’ın abisi gibi yenilmez bir savaşçı olduğunu tüm Karz’a duyurmuş oldu.
Henüz çocukken Altay Köyü’ne saldıran kayberen birliğinin mağlup olmasını sağladı. Benzersiz kılıç kullanma yeteneği ve cesaretiyle genç yaşta ünlenmişti.
On dokuz yaşına geldiğinde Yılan Kalesi’nin fethine katılmıştı. Savaşta büyük fark oluşturmuş, Çay Ninesi’ne ulaşıp onu tek başına mağlup etmişti. O zaferle Baybars adı tüm Karz’da yankılandı.
Bu sadece bir fetih ve ya kazanılmış bir düello değildi. Bu zafer Karz’da insanların hiçbir mahluktan korkmayacağını gösteren, diyarın en güçlü ırkı olmanın ilk adımıydı.
Baybars, tarih boyunca Karz’ın gördüğü en büyük kılıç ustası olarak kendini kanıtladı. Sayısız canavarı ve cadıyı Karz’dan sildi. Ayanga’yı avlamak için kardeşi Aybars ve kudretli Balamir ile sise girdikten sonra onu bir daha gören olmadı. Destansı bir hayat sürdü, korkuyu hiç tatmadı.
Bitki Uygarlığı’nın kalbi olan Asma Şehir, bir ressamın fırça darbelerini andıran yosun tutmuş surları ve asmalarla bezeli görkemli mimarisiyle Karz evreninin en dikkat çekici merkezlerinden biridir. Şehrin merkezinde inka tapınıklarını andıran devasa bir saray ve bin basamaklı merdivenlere sahip kale yükselir. Süt beyazı mermerlerle döşeli dev şehir meydanında Kral Bumin’in oğlu Bitki’nin heykeli yer alırken, bu alan kayın ağaçlarıyla sıralanmış gölgeli yollarla çevrilidir. Kuzeyinde Nilüfer Limanı ve doğu ufkunda büyüleyici Sığla Ormanı uzanır.
Güney Krallığı’na ve Yıldırım’ın zulmüne karşı duran üç büyük komutan. Bleda’ya biat ederek Karz şehir devletlerini tek çatı altında topladılar. Kuzey İttifak’ı olarak zafer kazanarak Bleda önderliğinde Karz Krallığı’nın kurulmasını sağladılar.
Karz evreninin en kadim ve zeki yerli halklarından biri olan Emegenler, özellikle kendilerine has mavi ten renkleri ve trajik tarihleriyle öne çıkarlar. Dünyalılar Karz’a gelmeden önce de bu gezegende var olan bu halkın ana yurdu geleneksel olarak Karanlık Dağlar’ın kuzey kıyılarıdır. Kral Bleda döneminde düzlüklere yerleşip insanlar ile barış içinde yaşamış olsalar da, Kraliçe Burla’nın onları Kuzey Denizi’ndeki korsanlıktan sorumlu tutmasıyla başlayan süreç büyük bir yıkıma dönüşmüştür. Burla’nın ordusuyla Kuzey Limanı’na çıkarma yapması ve Kuzey Kalesi’ndeki Emegenleri sürmesiyle başlayan savaşta, General Çaça öldürülmüş ve halkın geri kalanı Karanlık Dağlar’ın kuzey ucundaki kutsal taş tapınak Tang’a sığınmak zorunda kalmıştır. Emegen inanışına göre Tang, bu ırkın ilk görüldüğü kutsal yerdir ve kıyamet günü suların ulaşacağı en son noktadır. Bu ırkın cesur üyelerinden biri olan İyesi, Kaptan Barbaros’un Argo gemisinde efsanevi su yılanlarını avlamak için çıktığı tehlikeli yolculukta rehberlik ederek halkının denizlerdeki ustalığını göstermiştir.
Karz evreninin zeki ve kudretli kurt ırkı olan İtbaraklar, Kral Boğaç dönemine kadar insanlar ile barış içinde yaşamış olsalar da, Kraliçe Burla’nın onları bir tehdit olarak görmesiyle büyük bir sürgün süreciyle karşı karşıya kalmışlardır. Boğaç, annesinin vasiyetini yerine getirmek üzere Kurt Kalesi’ne giderek İtbarakların en yiğit savaşçısı olan bembeyaz tüylü ve kırmızı gözlü Tundra ile bir güç mücadelesine girmiştir. Yapılan anlaşma gereği, Boğaç’ın bu zorlu güreşi kazanması sonucunda İtbaraklar yenilgiyi kabul ederek anayurtları sayılan bölgeleri terk edip Karanlık Dağlar’ın eteklerine çekilmek zorunda kalmışlardır.
Karz evreninde temelleri Bilinmezler Çağı’nda atılan ve özellikle kana susamış dev yılanlar ve cadıları avlamaya adanmış, efsanevi özel birliktir.
“Zafere!” savaş nidasıyla tanınan bu birliğin üyeleri, kamuflaj ve pusu kurma konusunda ustalaşmış; uzun yaylar ve oval kılıçlarla donatılmışlardır. Mücadele sınavları, onurlu ölüm onların ödülleriydi.
Tarihsel süreçte Kral Boğaç tarafından cadı tehdidini bitirmek için yeniden yapılandırılan bu savaşçılar, Kral Beğil döneminde Yılan Gölü’nü canavarlardan temizlemek için düzenlenen ve neredeyse tamamının şehit düştüğü büyük bir akında yer almışlardır.