Kefaret
Adam gece yarısı mutfağın sarı ışığını açtı ve bahçeye açılan kapısını araladı. Solgun beyaz bir atlet giymişti, bir elinde beyzbol sopası tutuyordu. Çenesindeki ucuz bir kutu viskinin süzülen damlasını elinin tersiyle sildi. Mutfaktan içeri geçip kısa süre sonra karısı ve kız çocuğuyla geri döndü. Beyzbol sopası hâlâ elindeydi ve ucuz viskiyi yine ağzının kenarına, birkaç günlük kirli sakalına ve solmuş beyaz atletine damlatarak içti. Kadın ve kızı bir örnek uzun gecelikler giymişti, ayakları çıplaktı. Çok tedirgin gözüküyorlardı, evin dışındaki canavardan çok, evin içindeki onları daha çok korkutuyordu.
Dışarıdaki canavarın vücudu koca bir maymuna benziyordu, yüzü kilden maske gibi dümdüzdü ve göz ve ağız yerine sadece delikler vardı. Kafasından şeytan boynuzları uzanıyordu. Kuyruğuyla aralık duran mutfak kapısını açtı. Kara tüyle kaplı maymunsu vücudunun elleri de çok büyüktü, tırnakları pençe gibi uzun değildi ve bu yüzden elleri insanlarınkine benziyor, onu olduğundan daha çirkin gösteriyordu. Canavar mutfaktan evin içine girdi, kambur sırtı tavandaki lambaya çarpıp ışığı sallandırıp mutfağın içinde koyu gölgeler oluşmasına neden oldu. Canavar kadın ve kızın etrafında dönüp çıplak ayaklarını ve uzun sarı saçlarını kokladı.
Koca; “Bu canavarın size zarar vermesine izin verir miyim?” Diye sordu, sarhoştu ama her zaman öyleydi. Ne konuştuğunu, ne yaptığını bilirdi, o yüzden canavardan daha tehlikeli bir psikopattı. Karısı ve kızın hayatları bu adamın kurallarıyla geçmişti. Canavar büyük eliyle adamın suratını tutup lavaboya soktu. Sonra mutfak tezgahında ileri geri sürttü. Kafasını buzdolabına çarptı. Sonra da koparıp camdan dışarı, bahçeye fırlattı. Dehşet ucuz bir korku filmi sahnesi gibi olup bitmişti.
Canavar eve musallat olarak orada kaldı, başka canavarlara karşı evi korurken anne ve kızın tedirginliği aynı kaldı. Canavarlarımıza karşı susmanın kefareti nedir…
Yazan: Emre İnanç
instagram: emreinanc84
Not: aynı başlık kullanıldığı için çizgili başlık açtım.
