Kitaplardaki Çeviri Sorunları

Biliyorum elbette ama yine de teşekkürler. :slight_smile:

Bu konuda hiçbir itirazım yok.

Güzide küfür demem bir yanlış anlaşılmaya neden olmuş sanıyorum, her tam karşılığı olmayan küfüre ‘lanet olsun’ deyivermeyi ben de doğru bulmuyorum ama bazen cuk diye yerine oturuyor.

Ayrıca bir kısmını demiştim zaten hepsini değil, o kadar da üzerime gelmeyin yahu. :upside_down_face:

2 Beğeni

Ben Hulki Hoca’yı övüyordum, neler oldu? Diego, dur Allah aşkına! Bak burada gerçekten de adam Allah diyordu :smiley:

1 Beğeni

Dur şu karikatür ile affettireyim kendimi. :slight_smile:

3 Beğeni

Doğrusu küfürleri olduğu gibi çevirmektir. Yazar ne demişse o. “Ancak!” çevirmenin bir otosansür filtresiyle kahretsin gibi yumuşatmalara girmesine de kesinlikle kızamam. Sonuçta yaşadığımız ülkede ezelden beri argo ve küfüre karşı, ucu mahkeme salonlarına kadar gidebilen gereksiz bir hassasiyet var.

“Lanet olsun” mu yoksa “kahretsin” mi, derseniz açıkçası (yerine göre değişmekle birlikte) ikisi arasında o kadar büyük fark göremiyorum ben. “Kahretsin” Türkçe bir kelime de “lanet olsun” Almanca mı?

Kaldı ki küfürlerin İngilizcesini bile siz sansürlüyorken (m.f. veya s.o.b.) “Çevirmen sansürlemesin, sansürlerse o çeviri iyi değildir,” demek?

7 Beğeni

Darılmaca, gücenmece yok canım… Anlıyorum ben ne demek istediğinizi. :slight_smile:

Fakat küfür meselesine girerek çok dağıttık konuyu… :confused:

Konu buna gelince @irbis’i çağırmak gerek buraya :smiley: o çok çekti Andy Weir’ın küfürlerinden.

1 Beğeni

Biz sansürlüyoruz çünkü forumda yasak olabilir bilmiyorum bu durumu ama kitaplarda yasak değil, onu biliyorum.

Yağmurlu bir ilkbahar günüydü. Her şey April Yayıncılık’ın God Bless You Dr. Kevorkian kitabını çevirmesiyle başlamıştı. Olaylar gelişti…

2 Beğeni

Emin misiniz? Lütfen bu bilginizi "Muzır Neşriyat"la da paylaşın da bundan sonra hiçbir çevirmeni mahkemelerde süründürmesinler.

Kitaplarda küfürün yasak olması gibi bir kanun yok ama her şeyin kitabına uydurulduğu ve ehlikeyif bir şekilde işlediği ülkemizde çevirmenler çevirdikleri kitapta geçen müstehcenlik ve küfür gibi sebeplerden dolayı yargılanabiliyorlar. (Basit bir google aramasıyla dediklerimi teyit edebilirsiniz) Her çevirmen de Don Kişot’luk yapmak zorunda değil. Makul seviyede otosansürü ve yumuşatmayı anlayışla karşılarım ben.

4 Beğeni

Ben karşılamıyorum. İçinde sayısız küfür bulunan (güncel) kitaplar okudum. Hiçbiri de mahkemeye verilmemişti veya verildi de ben bilmiyorum.

Don Kişotluk olarak değil de işini tam yapma olarak görüyorum ben bunu. Ancak o sizin fikriniz elbette, bana katılmamakta özgürsünüz.

1 Beğeni

Mahkemeye verilen örnekler var; genellikle küfür değil müstehcenlik üzerinden fakat küfürle ilgili şöyle çok örnek var:

Ha, ben yine çevirilerimde yazar öyle yapmış diye dere tepe düz gidiyor muyum, gidiyorum o ayrı. :smiley:

6 Beğeni

Anlıyorum, bilmediğim bir konuymuş ancak ben hala çevirilerin olduğu gibi yapılması taraftarıyım.

1 Beğeni

Andy Weir’dan çektiğimiz söylenemez yahu. Büyük keyifle çeviriyorum ben küfür ve argoyu. Ben şahsen otosansüre başvuran biri değilim. Fakat çeviride geçerli olan tek yaklaşım bu değil. Bu çevirmenin ve yayınevinin vereceği bir karar. Çeviride küfür olmaması ya da bir miktar otosansür uygulanması yayınevinin çevirmene koyduğu bir kısıtlama da olabilir. Bunun hakkında bir bilgi sahibi olmadan çevirmene yüklenmek doğru bir yaklaşım değil. Zaten bilinçli bilinçsiz, bir çeviri yapılırken birçok faktör göz önüne alınır. Bunların hepsi metnin son halini büyük ölçüde etkileyebilir.

Kimsenin dikkat çekmediği ve bu yüzden tartışıldığına şahit olmadığım başka bir konu var. Aslında bir kitaptaki her küfrü isteseniz de çeviremezseniz. Benim tecrübem İngilizceden Türkçeye küfrün en fazla %80 civarı bir oranda doğal bir şekilde aktarılabileceği. Bu bir otosansür durumu değil mesela.

11 Beğeni

Evet bu konuda çok haklısın!

Bu, bir çevirinin kalitesi açısından sağlıklı bir kıstas değil. Sonuçta bazı metinlerde “Damn it!”, “Shit!” ya da “Curse it!” gibi cümlelerle de karşılaşıyoruz. Bunların çevirisi doğal olarak “Lanet olsun” ya da “Kahretsin” şeklinde yapılıyor. Bu durumda çevirmen aslına sadık kaldığı hâlde bilmeden onu yanlış yapmakla suçluyor da olabilirsiniz :slight_smile:

Otosansür meselesinde de @Everfever’a katılıyorum. Ben de küfürlerin çevrilmesi taraftarıyım, doğrusunun da bu olduğunu düşünüyorum ama çevirmen yumuşatmaya giderse ona da bu konuda kızamam. Mahkemelik olmaktan tutun da okurlardan ters tepkiler almaya kadar bir sürü sonucu olabiliyor.

Ha, bir de kitabın hedef kitlesini de göz önünde bulundurmak lazım. Yetişkinlere yönelik bir eserde “Fuck” küfrünün “lanet olsun” diye çevrilmesine karşıyım. Zaten genelde “siktir” ya da “hassiktir” diye çeviriyorum kendim de. Ama atıyorum çok naif bir eserde, ta en sonlara kadar hiç küfür geçmemişken birdenbire “fuck” ya da “shit” küfrüyle karşılaşınca buradaki kelimenin “lanet olsun” şeklinde çevrilmesi daha doğrudur.

Bir de bunun tersi var. Bazı yazarlar, mesela Asimov, küfrü direkt yazmak yerine “Tek heceli bir küfür etti,” ya da “Okkalı bir küfür savurdu” şeklinde cümleler de kullanabiliyorlar :slight_smile:

10 Beğeni

F Word var bir de :smiley:

Kısaca küfür de kitabına göre, yazarına göre demek gerek herhalde. Ama Allah / Tanrı konusunda çoğunluk hemfikir. :slight_smile:

2 Beğeni

Funda Uncu, Ölüm Pornosu kitabının “çevirisi” nedeniyle mahkemelik olmamış mıydı yahu :slight_smile: ?

Ek: Yayınevi Genel Müdürü de aynı şekilde.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/313798/_Olum_Pornosu__kitabinin__mustehcenlik__davasi.html

İddianamede, sanıklar Funda Uncu ile Hasan Basri Çıplak hakkında ‘‘müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek’’ suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Tamamen sinirden gülüyorum.

4 Beğeni

Bundan seneler önce bir resim sergisine katılmıştım ve yağlı boyada balerin çalışmıştım. Ancak sergilenecek alana resmim kabul edilmedi. Bana yapılan açıklama ise balerinin açık seçik olduğu ve halka açık bir yerde böyle bir resmin sergilenemeyeceği idi. Bu sebepten dolayı ben çevirmenlerin de sanatçılar gibi eseri olduğu gibi yansıtmasından yanayım. Bir heykeli sansürlemekle bir küfrü sansürlemenin ne farkı var? Bana göre yoktur. Bu konuda ben @Ishamael ile aynı fikirdeyim.

Eğer çevirmenler veya yayınevleri tanrı denildi diye, sansürlenmedi diye başım belaya girer şeklinde davranmaya başlarlarsa eserin orjinalliğine balta vurulur. Dünya ülkelerinin yüzde 90’nında tanrı denilirken bizim ülkrmizde bunun Allah olması can sıkıcı.

Toplum olarak da biraz bilinçlenme lazım aslında. Sonuçta kitabı çevirmen değil yazar yazıyor. Küfür var diye tepki olacaksa bu yazarın bizzat kendisine yapılmalı.

Her şey bir yana çevirmenlerin en azından tanrı ve Allah kısmında hemfikir olması lazım. Bu aslında tercih meselesi değil bana kalırsa. Daha çok metne ve esere uygunluk. Yayınevi politikasında ise herkesin boynu kıldan ince sonuçta işveren ne derse onu yapmakla yükümlü çalışanlar bunu da anlıyorum ama sanırım kabullenmek gelmiyor içimden. Bazı şeylerin olması gereken bir format vardır ve bence bu konu da böyledir.

3 Beğeni

Benim dediğim kısımlar sadece küfürleri içerenler. :slight_smile:

Her meslek dalında suçlanan kişiler bazen sorumlu kişiler olmuyor evet. Yayın evi veya başka kişiler de sorumlu olabiliyor ama biz çevirmene yükleniyoruz. Çünkü göz önünde olan onlar. Arka planı bilme durumumuz veya yükümlülüğümüz yok. Arka planını bilmediğim her şey için sussaydım sanırım hiç konuşmamam gerekirdi. :slight_smile:

Uzatmaya gerek yok. Ben çevirmen değil okuyucuyum ve okuyucu olarak küfürleri olduğu gibi veya yakın anlamlarıyla çevrilmesini okumayı çok daha fazla seviyorum. Yumuşatmak veya sadeleştirmek benim hayat görüşüme göre yazara hakarettir. Ülkemizin durumunu biliyorum ancak susturulmak medya ,diye genelleyeceğim veya sanat diye genelleyeyim, kurumların hep maruz kaldığı her zaman da maruz kalacağı bir durum. Çevirmenler yumuşattıkça bunun sonu gelmeyecek. Kısır bir döngü.

1 Beğeni

Ben bir de şunu merak ediyorum, hazır sektörden isimler buradayken sormuş olayım, eserler telifle alınıyorken içerikte bu şekilde değişiklikler yapmak yasal mı? Yoksa denetim yok da ondan dolayı haberler eserlerin asıl sahiplerine gitmiyor mu?

3 Beğeni

İşbu post sadece kişisel görüşlerimi belirtecek olup, herhangi bir “doğru” dayatması içermeyecektir.

@magicalbronze reis sağolsun, bu forum sayesinde çevirmen, editör, yazar, birçok insan görüyoruz edebiyat dünyasından, alanında ehil veya ehil olma yolunda ilerleyen. Üstteki uyarıya ek olarak belirteyim, hiçbiri değilim, lâkin üç-dört yıl boyunca gün içinde Türkçe’den daha çok İngilizce konuştuğum için aklıma gelen örnekleri buraya yazmak, tartışmaya yeni bir boyut kazandırmak istedim. O sebepten ötürü yazdıklarımın kişiselleşmeyeceğini umuyor ve bu gereğinden uzun "trigger warning"den sonra örneklere başlıyorum.

Çoğunluğu Britanyalı olmak üzere bir grup insanla epey uzun süre gerek sanalda, gerek gerçek hayatta muhatap oldum. Zannediyorum ki tamamı ateistti (ateist olmasa da pek dini bütün insanlar değildi), lâkin çok sık “for Christ’s sake” kalıbını duyuyordum kendilerinden. Ben, şu cahil hâlimle, çevirmen olsam bunu “Allah aşkına” olarak çeviririm. Belirteyim, Britanya’da yaşayıp müslüman olanların ağzından da duydum bu kalıbı, yani müslüman bir birey “İsa aşkına” diyor, lâkin kastettiğinin bu olduğundan şüpheliyim. Yaşadığı kültürden, doğduğundan beri konuştuğu dilden olsa gerek.

Yukarıda bahsettiğimin bir benzerini Türkiye’de de görebiliriz. Bir ateistin “Allah Allah” diyerek şaşırmasına, estağfurullah, inşallah, selâmun aleyküm/aleyküm selâm demesine şaşıran bir güruh vardı ve son derece zekâdan yoksun şekilde “nasıl ateistsin sen?!” diyorlardı bu insanlara. Ülke pekâlâ müslüman bir ülke, dilin yarısı (belki de daha fazlası) Arapça’dan ve Farsça’dan gelen sözcüklerle, kalıplarla dolu, e bu ülkede yaşayan bir insanın bu tarz kalıplar kullanmasının nesi saçma? Ben pek sokamadım kendimi açıkçası böyle çevirilere. Evet, yer yer ucu kaçıyor bu işin ama, gördüğüm on insandan dokuzu (dinî görüşünden bağımsız olarak) tanrı yerine Allah sözcüğünü kullanıyor, teolojik bir sohbet dahilinde değilse.

Kişisel tecrübelerimden yola çıkarak verdiğim örneklerle genelgeçer bir şeylerin varlığını iddia etmiyorum lâkin Hristiyan/Musevi olup, Müslümanlarla yakın yaşamaktan veya onlarla yakın ilişkiler kurmaktan ötürü İslâm’a dair tabirleri kullanan insan sayısı da çok. Üniversite yıllarımda İzmit Protestan Kilisesi’nin papazını görmüştüm, elinde tesbih, besmele çekerek yürüyordu xD Benzer bir örnek Haçlı Seferleri sırasındaki Hristiyanlar, neredeyse yüzyılı aşkın bir süre o topraklarda bulununca dualar Lâtince’den Arapça’ya kaymış.

İşin politik veya kültürel kısmını bilemem, o yüzden hiç girmeyeceğim, zira düzenlemeler konusunda bilgim yok, fakat bir yazar bir yere küfür yazdıysa o küfrü direkt olarak görmek istiyorum ben.

—MİNNOŞLARA ÖZEL KÜFÜR UYARISI—

Trainspotting ve Porno’da (ki ikisinin de çevirisinin iyi olduğunu düşünüyorum) yer yer karşıma “otuzbirci” sözcüğü çıkıyordu. Direkt olarak “wanker” sözcüğü, ama verdiği anlam bu mu, yoksa daha ziyade “yavşak”, “puşt” vs. gibi mi?

Argo genişledikçe çevirmenlerin işi daha da zorlaşıyor, zira yakın sözcük bir yanadursun, karşılığı olmayan sözcükler var. Lehçe’deki “kurwa” meselâ, bi’ milyon tane anlamı var. Olayı daha da zorlaştırayım, Rusça’daki “hohol” sözcüğü. Rusların Ukraynalıları aşağılamak için kullandığı bir sözcük. Amerikanların kullandığı “wop” meselâ, İtalyanları aşağılamak için kullanılan bir sözcük, türediği yer de “without papers”.

—MİNNOŞLARA ÖZEL KÜFÜR UYARISI—

2013 yılında TRT’nin bir belgeseli için altyazı hazırlıyordum, o vakit anladım neden buna özel bölüm olduğunu ve İngilizce konuşabilmekle çeviri yapmak arasında dağlar kadar fark olduğunu. Zor iş, cidden zor iş.

13 Beğeni