Koca Adam Efsanesi

Öykü Seçkisi’nde okumak için: http://oykuseckisi.com/koca-adam-efsanesi/



Somut şeyler, sadece ben görüyorsam soyut mu olur? Yoksa somutluğu soyutluktan ayıran başka bir somuta mı ihtiyaç duyar insan? Bu tür çelişkiler varken etrafı dört tarafı çevrili bir ada olan kafamın içinde, bir de böyle düşünmek istedim. Yanıldığımı fark ettim. Senin gördüğün her şey somuttur. Öyleyse ben seni hep fark ederken senin beni bulamamış olman… (DEVAMI…)

Merve Hanım merhaba,

Öncelikle seçkiye hoş geldiniz, sanırım ki ilk öykünüz seçkide. Değilse, benim hatam, affedin. :slight_smile:

Öykünüze gelecek olursak, söyleyeceklerimi sizi kırmadan ve yazma şevkinize zarar vermeden söylemek niyetindeyim. Aksi bir niyetim asla olmaz, olamaz. Kendimce, öykünüze verdiğim zamanın karşılığı olarak, ne beklerdim öykünüzden onu anlatmaya çalışacağım.

İlk öykü yazma girişiminiz mi bu bilmiyorum. Öyle ise, başarılı. Değilse, birtakım sıkıntılar var. Ben bu iki durumdan bağımsız olarak söylemek istiyorum söyleyeceklerimi.

Öyküde fazlaca tekrarlanan kalıp cümleler ve sözcükler etkiyi düşürüyor. Cümle yapılarınızda bazı problemler var. Derdini anlatamıyor aralarından bazıları. Cümleleri uzatmaktan ve biraz daha kimliklendirmekten çekinmeyin derim ben. Bu hali ile acelece yazılmış gibi duruyor. Bir olay örgüsü ya da sonuç yok öyküde. Soyut ve somut sözcükleri ile epey içli dışlı olunmuş ama anlatılmak istenen nedir öyküde tam olarak anlayamadım. Kız kim? Koca adam kim? Kızın duygularının niteliği nedir, aşk mı, başka bir şey mi? vs. vs. Bunları açıklamamayı uygun buldum, olduğu hali ile benim için daha uygundu diyebilirsiniz, takdiri sizindir elbette, ancak sanıyorum ki biraz daha görünür olması gereken durumlar var öyküde yine de.

Yazdığın giriş paragrafı üzerinden anlatayım bir de meramımı haddim olmayarak. Girişteki anlatım bozuklukları ve karmaşa insanın öyküye adapte olmasını zorlaştırıyor. Ne anlattığınızı anlayayım derken öyküye devam edemedim bir süre. Ben olsam girişi aşağıdaki gibi yazardım mesela.

“Bir şey yalnızca görüldüğünde mi somut olur, yoksa somutu soyuttan ayıran başka bir şeye mi ihtiyaç duyar insan? Bu tür çelişkiler varken dört tarafı kemiklerle çevrili bir ada olan kafamın içinde, sanıyorum doğru cevap açıktı: Görebildiğin her şey somuttur. Öyleyse söyle şimdi, gözlerim ile seni somutlaştırırken ben, beni bir türlü göremiyor olman hangimizi soyutlaştırır.”

Ki, her şeye rağmen girişin son cümlesinde mantık hatası olduğunu düşünüyorum.

Fazla da uzatmayayım. Sizden başka öyküler de okumak isterim. Diğer seçkilerde de görüşürüz umarım.

1 Beğeni

Merhaba Cem Bey.

Seçkide ilk öyküm evet. Hoş buldum teşekkür ederim:)

Öncelikle zaman ayırıp okuduğunuz ve yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim.
Değerli görüşlerinizi tek tek okudum. Aslında daha devrik ve uzun,sıralı cümleler kullanmayı seviyorum. Yazılarım ve öykülerim genelde ‘Koca Adam Efsanesi’ nin aksine daha mecaz ve klişeden uzak, kimliği olan kelimelerle dolu oluyor. Bu yönde yazdığım yazılarda kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Tavsiyelerinizi diğer seçkide kullanmayı umarım başarabilirim.

Öykünün sonunun netlik kazanamaması ise sanırım benim için gerçek hayatta anlam ifade eden bir konusunun olmasından kaynaklanıyor. Kurgu dünyasının dışında netlik kazanamamış bir hikayesi var bu öykünün bende. Bu yüzden öyküye istemsizce yansıtmış olabilirim. İster istemez kafamda netlik kazanamayan bir hikaye Koca Adam’da kendini buluyor .

Cümle yapısı ile ilgili önerilerinizi de mutlaka yansıtmaya çalışacağım. Umarım diğer öykülerde bunu yansıtabilirim. Diğer seçkilerde de görüşürüz umarım. Tekrar teşekkür ederim Cem Bey:)