yükseldi göğe doğru, kollarını iki yana açarak. ardından saplandı yeryüzüne; yer çatladı, ağaç gibi dallandı, çatlaklar patlayarak yayıldı.
toz perdesinin içindeki gözler ay gibi parlaktı.
yüzeyin sarsıntısı kesildi. kahen ile mareiln donakalmıştı; eiilir bir kıyamet tasviri gibi görünüyordu.
toz bulutu dağıldı.
“benden çalınanlar,” eiilir’in sesi şimşek gibi çaktı, “geri alınacak!”
demendo’nun yüreği midesine doğru boşaldı. olduğu yere mıhlanmıştı. o sıra içgüdüsel olarak sözler fısıldadı: ruuna lonen.
havada uçuşan toz tanecikleri toplanıp demendo’ya akın etti. onu sakladı.
eiilir bir elinde kılıçla koşarken haykırdı: pana nuna karrrh.
peşine sert bir rüzgar çarptı; demendo’yu sarmalayan toz bulutu saçılıp yok oldu.
demendo kılıcını kaldırıp önünde tuttu. peşine çift eliyle kılıç tutan bedenini gördü.
her şey olup bitmişti: eiilir koşuyordu, sonra aralarındaki mesafe bir göz kırpışla kapanmıştı. eiilir, demendo’nun başsız bedeninin yanında dikiliyordu.
demendo’nun bedeni yere devrildi.
eiilir yerdeki kesik başa baktı, sonra dönüp ikisine baktı.
mareiln ile kahen yutkundu.
kahen cesaretini toplayıp iki adım öne çıktı. “ustam,” usulca ileri adımladı, “biziz, sakin ol.”
eiilir baktı. öylece. bir perdenin ardından seyrediyordu sanki. kaş çattı.
“neler oluyor,” dedi kahen sessizce.
mareiln yürüyüp kahen’in önüne geçti. “aşkım.” gülümsedi, fakat gözlerindeki korku emaresi gitmemişti. “biziz,” dedi yatıştırarak. “öğrencin, kardeşim kahen.” genzini temizledi. “aşkın, sevgilin mareiln.” sesini bir ezgi gibi duyurdu.
eiilir kafasını hafifçe yana eğdi. ıslak bir parmağı sıyıracak rüzgar dahi esmiyordu, ama üstündeki gömlek kabarmış, uçuşuyordu.
“abla.” dedi kahen tedirginlikle. mareiln’in yanına yaklaştı. “sözün sahibi değil mi o?”
“öfkesi onun sahibi.‘’ derin bir nefes aldı mareiln. yüreğindeki korkuyu bastırdı. nefesini kontrol etti. kendi sesini dinledi.
eiilir kılıcını havaya kaldırdı. söz fısıldamadı. sahipliğini dile getirmedi. çünkü gök bilirdi ki eiilir bizzat onun sahibiydi.
derken gök gürledi. göğe karanlık sökün etti. bulutlar kaçıştı. güneş gizlendi. rüzgar çekildi. bir kez daha gürledi. hafifçe bir rüzgar esti: sert, soğuk. bir damla düştü. peşine iki, üç.
kahen, mareiln’in elini tuttu. ‘‘abla, gideli-’’ mareiln’e baktı. gözlerini kapatmıştı. dudakları kıpraşıyordu.
mareiln’in sözleri burna çalınan güzel bir koku gibi süzüldü: tavane, role tim, si niem.
şimşekler çaktı.
mareiln sözlerine devam etti: tavane, sanne posie, se veus.
ovaya koku yayıldı. misk gibi güzel. akşamüstü güneşi misali mayıştırıcı.
eiilir’in kılıç tutan eli sallanır gibi oldu.
lontenass dime ne, sat, an sunna, sat, an arga.
kahen esnedi. ablasının elini tutuyordu fakat eli usulca çözülüverdi. bir an gözleri gider gibi oldu.
mareiln gözlerini açtı. mavi gözleri soğuk bir kış akşamı gibi ferah, açık tondaydı.
eiilir yılan misali başını bir sağa, bir sola hafifçe çeviriyordu; mareiln’e bakıyor, terennümüne kulak veriyordu.
mareiln, eiilir’in onu izlediğini gördü. içtenlikle gülümsedi.
orga orga, sat, an panus orga!
göğü esir alan karanlık çekildi, ovayı sarmış fırtına kendi köşelerine gizlendi.
eiilir ile kahen yüzüstü yere devrildi.