Kurban ya da Boğaç Han'ın İmtihanı

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/kurban-ya-da-bogac-hanin-imtihani/



Nihayet her ikisi de boyun eğip, İbrahim de onu yüz üstü yere yatırınca ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.” Sâffât 103-106 On beş sene önce çakal seslerine, tavuk çığlıklarına ve gecenin ayazına uyandığında bazı şeylerin asla aynı olmayacağını biliyordu. Saatler işliyordu. Tik. Tak. Tik. Tak. Birileri merdivenlerden iniyordu. Sonra bir gürültü… (DEVAMI…)

5 Beğeni

Merhaba Kasvet!

Sabahın erken saatlerinde işi asıp öykünü soluksuz okudum. İyi ki de okumuşum. Anlatımın, kurgun ve konuyu ele alışın çok güçlü. Çok çok beğendim. Hatta okuduğum öykülerin içinde en iyisi diyebilirim. Çok emek vermişsin, eline sağlık. Tebrik ediyorum.:clap::clap:

2 Beğeni

Çok teşekkürler Müge.

Bu kelime sayısı üst sınıra dokunan öykümü soluksuz okuman beni çok mutlu etti. Haklısın, çok emek verdim; emeğimin karşılığını da böyle geri dönüşlerle almak oldukça motive etti beni. :pray: Görüşmek üzere…

2 Beğeni

Merhaba,
Bu öyküde beni en çok etkileyenin, öyküyü okurken beni saran atmosferi ve bitirdikten sonra kalbime dolan duygular olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum söze.
Herhangi bir yerinde durdurmadan, gürül gürül aktı okurken.
Öykünün atmosferi çok güçlü. Bir film izler gibi okudum.
Bütün duyguları, göze sokmadan; hatta dile dökmeden; olayla, durumla, diyalogla okuyucuya geçirebilmişsin.
Seni yazmaya iten şeyin vicdan olduğunu, içinde hiç susmadan konuşanın-sen onun kim olduğunu biliyorsun :relieved:-seni dürttüğünü düşünüyorum. ( Herkes için böyle değil mi zaten diyorsan; en azından benim için de öyle diyebilirim. :slightly_smiling_face:)

Bir önerim olabilir mi diye kendi kendime sordum da…Dilin ve üslubun kendini bulmuş bence. Fazla bir şey yok diyebileceğim.
Belki biraz daha ekonomik yazarak, öykünün gücünü arttırabilirsin.
Öyküyü kısaltmaktan söz etmiyorum. Hepimizin farkında olduğu gibi, öykü kendi hacmini belirliyor zaten.
Örneğin; bu sözcüğü ya da şu cümleyi atsam öykü ne kaybeder diye sorarak ilerlemek işe yarayabiliyor.
Kutlarım. Öykülerde görüşmek üzere.

Not: Saatin tik tak seslerinin tekrarı, devamı sağlaması, duyguyu taşıması ve gerilim yaratması açısından, özellikle hoşuma gitti. :clap::clap::clap:

3 Beğeni

Selam @Lightsky

Öncelikle yapmak istediğim şeyin bu kadar iyi anlaşılması beni çok mutlu etti, dikkatli okuyuşun için çok teşekkür ederim. Hiç duraksamaman bu uzun öykü için ayrıca sevindirdi. :sweat_smile:

Çok haklısın, bazılarımızın içindeki o ses hiç susmuyor. Bu olguyu vicdan olarak çok güzel adlandırmışsın. Belki bunu ben bile bilmiyordum ama gerçekten de bunun için yazıyor muyum dedim bir an. Değerli yorumun için teşekkür ederim.

Sanırım bu aşamada artık bir editöre ihtiyaç duyuyorum. Bazen ne kadar okusam da dışarıdan bir gözle bakamıyorum. Fazlalıklar, aşırıya kaçan cümleler, göze rahatsızlık verici kelimeler gözden kulaktan kaçabiliyor. Keşke yayınlamadan önce daha çok kişiye okutma şansım olsa… Bu arada saat detayını beğenmene sevindim, amacına ulaşmış. :+1:

Sonraki sayılarda görüşmek üzere. :pray:

2 Beğeni

Merhaba Kasvet,
Nefesimi tutarak, kendimi tamamen kaptırarak okudum. En iyi kurgun, en iyi öykün. Çok çok etkilendim.
Geçmiş ve bugün arasındaki bağlantılar, boğanın bedeninin paylaşımı ile miras arasındaki geçişkenlikler, ayakta alkışlanacak cinsten.
Kendine çok şey katıp, ileriye doğru sağlam bir adım attın bu öyküyle. Kelimeler doğru cümlelerde kendini buldu ve resmen akıp gitti.
Tebrik ediyorum. Hep yaz👏

3 Beğeni

Çok teşekkürler Gaye. Kendini bu kadar kaptırmana, etkilenmene ne kadar mutlu oldum anlatamam. :pray:

Onuncu yılın şerefine elimden geleni ardıma koymadım, bu öykü için gerçekten çok uğraştım. En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız demiş Nazım Hikmet. Ben de bu sözden yola çıkarak en güzel öyküm henüz yazmadığım diyorum ve teşekkür ediyorum sana. :sweat_smile: Sonraki sayılarda görüşmek üzere…

3 Beğeni

Selam Kasvet.

Öncelikle ve muhtemelen tekrar söyleyeyim sen olmuşsun. Bundan sonra yapacağın değişiklikler yazar olarak tanımlanmak için değil kendi isteğin doğrultusunda yapacağın değişiklikler olacaktır.

Öyküdeki metaforlar diğer arkadaşların söylediği gibi cuk oturmuş. Saat özellikle harika.

Flashbackler ve finale doğru yoğunlaşmaları da mükemmeldi.

Ama ben sanırım en çok hareket tasvirlerini seviyorum. Sadece beni o evrene ışınladıkları için değil ayrıca hepsinde ve her hikayende ağır başlı bir hüznü betimledikleri için…

Karakterlerin ayrımı da çok başarılıydı. Hepsinin stereo tipten uzak ruhları vardı.

Senin hikayelerinde son düzlükte bir gerçeklikten kopuş oluyor. Ben o groteskliği seviyorum. Ve çizdiğin hayran olunan/kurtarıcı/kandıran kız da bana Luc Besson filmlerini hatırlatıyor. “Genç” bir ilişki betimlemesi… Umut verici ve nostaljik.

Ramazan bitince içmek, içki masasında dini konuşmalar, kurban paylaşımı, mal paylaşımı; memleketimden insan manzaraları… Değişmez!..

Bu hikayede yalnız bir geri bildirim vereceğim faydalı olmak adına; Kasvet bir iki defa hayatı karakterler üzerinden didaktik bir şekilde tanımlayan konuşmalar yapmış. Neden söyledim? Çünkü bir yerde klişelerden bahsettirerek karakterlerine, sen de yermişsin bunu.

Herşeyin sonunda rüzgardan uçan tenteyi izlemek bile yeterdi. Bize gereğinden çok fazlasını vermişsin.

Ellerine yüreğine sağlık…

2 Beğeni

Selam Murat,

Ne desem bilemedim… O kadar güzel şeyler yazmışsın ki. Bu özel sayıda bu geri dönüşleri almak beni çok mutlu etti gerçekten. Böyle dikkatli gözlerin okuması, yazdığım her şeyin layığıyla anlaşılmasını sağlıyor. Böylece emeklerimin amacına ulaşmış olduğunu seziyorum. Bu nedenle ayrıca bir teşekkür etmek istiyorum. Tabii bir yazar olarak “piştiğimi, olduğumu” duymak da en büyük mutluluk. Bütün geri dönüşlerin için teşekkür ederim.

Ufak bir dönüş olarak klişelere değineyim. Ben aslında klişeleri severim. Zaten oraya da yazdığım gibi klişelerin bu zamana kadar dayanmasını bir başarı unsuru olarak görüyorum. Tabii klişenin nasıl servis edildiği önemli. Belki de hayattan bahsettiğim kısımları da karakterlerin ağzından vermeliydim. Bu konuda haklısın. :+1:

Bu gerçekten içten ve çok değerli yorum için büyük teşekkür ederim Murat. :blush: :pray: Görüşmek üzere…

1 Beğeni

Kalemine sağlık.

Söyleyecek söz bulamıyorum. Her şey ayarında, her şey mükemmel. Bizden birileri var burada, bizler varız. Samimiyet var burada, soğuk çelkk gibi gerçrk var. Dediğim gibi, yorum getirmeye çalıştıkça saçmalamaktan korkuyorum, o yüzden tadında bırakacağım. Hep yaz, daima yaz, arkana bakma.

Kurbanla, dört bir yandan kuşatılmış Boğaç aynı kefede bana göre. Etraflarında bin türlü çakal dolanıyor, onları paylaşmak için. Habersiz görüyoruz ama belki de haberleri var bu durumdan.

Çok uzatmak istemiyorum, tekrardan kalemine sağlık.

2 Beğeni

Çok teşekkür ederim @Vector

Sanırım en etkileyici öykü kendimizi en çok bulduğumuz öykü oluyor. Anlatmak istediğim Boğaç ile boğanın ilişkisinin anlaşılması beni mutlu etti. Güzel bir benzerlik olduğunu düşünerek yazdım, zaten öyküyü yazmadan ilk gelen fikir oydu.

Tekrar teşekkür ederim. Görüşmek üzere. :pray:

1 Beğeni

Sevgili @ulu.kasvet

Bu ay seni mutlaka okumak istiyordum. Bu temayla ne yapmak isteyecegin konusundaki merakimin yani sira ayni zamanda bunu kendim icin istedim. Farkliliklarimizi bilmekle beraber yazmaya olan bagliligin ortak oldugunu goruyorum. Bu yuzden kendime kizarak bir onceki yorumumda “yazma tarzina yakin degilim, zorlukla bitirdim” ifadesini geri aliyorum. Simdiye kadar hep bu platformun cesitliligi sayesinde - hem yazinsal turler hem yazarlik seviyesi - kendini gelistirme alani olarak gordugumu bircok kez dile getirmistim.

Yani, yazarlik maceramda kendimi bana uygun olan beni duygusal olarak zorlayan cok karanlik ya da aydinlik diye aklimda yarattigim kaliplardan cikartmam gerektigini anladim.

Her bir cumle yazarin kendini ortaya koyusu ise okumadigim her bir cumle benim kaybimdir.

Bir hikayenin akmak icin sectigi mekan/lokasyonun fiziki dunyanin cesitli varyasyonlarinolmasi beklenir. Ancak seni hikayen de her ne kadar ev, ahir, lokanta, mezarlik gibi mekanlar kullanilmis olsa da bunlar bana birer dekor gibi geldi. Aslinda sen karakterlerin ruh durumlarini hikayenin aktigi lolasyonlar olarak kullandigini gordum. Bu yuzden hilayelerin yogun ve okuyucunun hizla icsellestirdigi bir duzleme gecmesini sagliyor. Ornegin arkadaslarin yazdigi yorumlara bakinca hepsini beim.gibi cok.kisisel bir tecrube yasadiklarini gorebiliyorum.

Bunun.icin seni icten bir sekilde tebrik ederim.
Eline ve dusgucune saglik
Sevgiler
Dipsiz

1 Beğeni

Selam @Dipsiz

Öncelikle üstünde bıraktığım imaj adına içten içe sevindim. Senin verdiğin emeği gördüğümden ben de birkaç gündür senin eski öykülerine takıldım. Birkaç tanesini okudum, inceledim. Bence zorlukla bitirmekte sorun yok. Ben Seçki’de her ay bir iki öykü dışında okuduğum bütün öyküleri zorlukla bitiriyorum. :sweat_smile: Bilgisayar ekranından okumak ayrı bir dert. Hayat kısa, yol uzun. Zaman değerli. Zevkler farklı. Gerçekten değecek olanı okusak kafidir bence. O nedenle bir kez daha teşekkür etmek istiyorum, bu uzun ve sindirmesi güç öykümü okuyup bitirip üstüne bir de yorumladığın için…

Daha önce de birçok kez söylediğim gibi benim işim karakterle. Vicdanla, duyguyla, kişinin kendi yüreğiyle olan çatışmasıyla. Zaten kısa yazamıyorum (aslında bunu bir eksiklik olarak görüyorum), üstüne bir de mekânları geniş geniş anlatmaya kalksam uzayıp gidecek. Zaten bu yüzden betimleme yapmayı sevmiyorum, benim metnime entegre olmadığından akışkanlığı zedeliyor. Bana sorarsan öykünün türü, atmosferi ne olursa olsun, mesele karakterle hikâyede bitiyor. İster bilimkurgu olsun, ister fantastik, polisiye, yeraltı, köy, sosyal, her türlü kurgu. Öz aynı. Anlatılan karakterle ve onun dahil olduğu hikâyeyle herhangi bir bağlantı kuramazsak okur olarak etkilenemiyoruz. Ben de 5000 kelimelik kotada karakterle okuru yakınlaştırmaya, tanıştırmaya çalışıyorum. Başarılı olabiliyorsam ne mutlu…

Tekrar teşekkür ederim. Başka öykülerde, başka hikâyelerde görüşmek üzere… :pray:

Merhaba kasvet
Öykünü soluksuz ve keyifle okuduktan sonra şunu çok merak etmiştim. Acaba öyküyü okuyanlar da benim yaşadığım duygu ve düşünceyi yaşamışlar mıydı? Kasvet’teki değişimi algılamışlar mıydı? Erinmedim öyküyle ilgili tüm yorumları teker teker okudum. Yanılmamıştım. Çok da sevindim. Aklın yolu birdi.
Yorumlardaki düşünceleri yinelemeyeceğim. Aynı kanaatteyiz.
Sizi kutluyorum.
Çok daha güzel öyküler okuyacağıma inanıyorum.
Sevgiler

1 Beğeni

Merhaba @Ziya

Diğer öykülerime nazaran daha umutlu bir öykü oldu. Bunun anlaşılmasına sevindim. Sürekli kasvet, depresyon, bunalım yaratıcılığı öldürüyor. Bu uzun öykümü okuyup bir de üstüne yorumları da incelediğiniz için çok teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle… :pray:

Merhaba,
Başından sonuna kadar inanılmaz keyif alarak okudum. Bu okuduğum ilk öykünüz, diğer yorum yazan arkadaşların farkettiği değişim ya da farklılığın henüz farkına varabilmiş değilim gerçi.
Ama en kısa zamanda diğer öykülerinizi de okuyacağım. Elinize sağlık.
Selamlar,
Ercan

1 Beğeni

Selam,

Beğenmenize sevindim. Diğer öykülerim hakkında da düşüncelerinizi duymak isterim. Görüşmek üzere. :pray:

Güzeldi. Kafamızda soru işareti bırakmayan ayrıntılar. Kar motifine zaten bayılıyorum, iyi ki kullanmışsınız. Ondandır belki on beş yıl önceki Kurban Bayramı seçimi. Ben kişisel okur yorumumu yapacağım yani dikkate değer bir eleştirim yok zaten o yüzden sizin öykünüzü okudum, kalemi kuvvetli, keşfetme arzumun olmadığı zamanlar için. :krs:

Finali beğenmedim. Gözümüze sokulmuş, sanki söylemek istediğiniz şeyi en basit yoldan aktarmak için seçilmiş gibi. Evet, Ümit’ten bahsediyorum. Güzel motiflerle, imgelerle örülmüş bir kurguda ilmek kaçmış gibi.

Bu kadar geri kalan her şeyi beğendim. Sağlıcakla kalın, görüşürüz tekrar. :wave:

1 Beğeni

Selam,

Okuyup yorumladığınız için teşekkürler. Görüşmek üzere.