La Mort De Charles Hébé

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/la-mort-de-charles-hebe/



Eğer o akşamüstü Charles sıra dışı bir şekilde iyi hissediyor olmasaydı, iskelenin girişindeki açıklıkta yer alan bir bankın, bankın üzerinde oturan bir çocuğun ve onun hüngür hüngür ağladığının farkına varamaz, varsa dahi bu durum azıcık bile umurunda olmazdı. Charles’ın hayatındaki mutlu olduğu zamanlar, vasat bir kitabın içerisindeki vurucu cümleler kadar azdı ve şu an kesinlikle… (DEVAMI…)

4 Beğeni

Sizin isminizi görünce özellikle seçkiyi okuduğumu belirterek başlamak istiyorum. Hem söz konusu karakterin öyküsünü boşluksuz biçimde verirken hem de öykünün sonuna iddialı bir ters köşe koymayı o kadar güzel kurgulamışsınız ki çok beğendim. Sadece önceki seçkilerde sizden okuduğum güzel ve ahenkli cümleleri tekrar görmek istedim. Bunu da bir okur şımarıklığı olarak görün, tamamen hayran isteği. :tulip::krs:

Sevgiler…

3 Beğeni

Karakter gelişimi olmazsa olmazdır benim için bir romanda, öyküdeyse görmezden gelebilirim bunu, ama gördüğüm vakit de ihya olurum. Burada olduğu gibi. Bir geçiş hem hızlı, hem de pürüzsüz nasıl olur? Böyle olur.

Buna benzer bir şeyler vardı kafamda, sonrasında vazgeçtim. Fakat görüyorum ki çok değer verdiğim bir kalem eşsiz bir şekilde hayata geçirmiş :sunglasses: Öyküde beğendiğim kısımları alıntılamayacağım lâkin bir detay var ki elimi ayağımı titretti. Sizin için geliyor:

Samuel Beckett ile yaşadığım da şuydu:

343677ed-c3b6-4060-8cae-1523600b44f6

Öykünün en güzel noktası, Beckett’ın bacak kadar hâliyle eleştiri yağmuruna tuttuğu adamın sözlerini gamsız gibi araklaması. Muazzam.

Sözün özü, Cem Pala yine yanıltmadı okuru.

1 Beğeni

Merhaba,

Çok teşekkür ediyorum güzel sözleriniz için. Gerçekten ne söyleyeceğimi bilemez bir hale getiriyorsunuz beni. Ne zaman bir öyküme yorum yapsanız, bir mahcubiyet hissediyorum. Sanırım hak etmediğimi düşündüğümden. :slight_smile:

Ve böyle hissetmemin bir diğer sebebi de, sizin öykü yazmak noktasında benden daha başarılı olduğunuzu düşünmem de olabilir. Dün Çağatay ile konuşurken de buna vurgu yaptım. Ona söyledim, buradan da söyleyeyim. Yazdığınız öyküler için yapılan yorumlara verdiğiniz cevapları da ilgi ile takip ediyorum ve fazla alçak gönüllü davrandığınızı düşünüyorum. Bu seçkideki öykünüzü henüz okuyamadım ama çok çok iyi bir öykü okuyacağımdan eminim.

Sözün özü, çok iyi öykücüler olduğunu bildiğim insanlardan aldığım güzel eleştiriler beni ziyadesi ile mutlu ediyor. Siz de bu öykücülerden (Uydurukçulardan) birisiniz. Vakit ayırdınız; okudunuz, yorum yaptınız. Sağ olun. Tekrar teşekkür ederim.

Saygılar bizden ve sevgiler de,
Görüşmek üzere :slight_smile:

Çağatay baba, selamlar ve saygılar. Baş tacısın demiş miydim daha önce?

Okuduğun ve yorum yaptığın için, zamanını ayırdığın için teşekkür ederim.

Seni tanımadan önce de tanıyan, takip eden, yazdıklarını ve yaptığın yorumları okuyan biriydim. Türker Bey sağ olsun, kendisi yetmezmiş gibi başka güzel insanları da hayatıma sokmaya devam ediyor. Sayesinde söylediği her sözün altı çizilmesi gereken bir adamla daha tanıştım: seninle!

Dolayısı ile şimdi yazdığın her şeye ayrı bir önem yüklüyorum. Öyküyü okuduğun esnada sana keyifli bir zaman dilimi sunabilmişsem eğer, ne mutlu! Amaç hasıl olmuş demektir. Ufak tefek imla hatalarım ve daha iyi ifade edebileceğim durumları cılız cümleler ile geçiştirdiğim satırlar için senin nezdinde tüm okuyuculardan özür de dileyeyim hemen şuracıkta ve tekrar teşekkür ederek sana müsaadenle uzaklaşayım hemen.

Akşam görüşmek üzere. :smiley:
Baş tacısın demiş miydim daha önce?

2 Beğeni

Öykü Seçkisi’nin listesine baktığımda adını altın harflerle gördüğüm yazar, Cem Pala!
Yahu bu ne güzel öyküydü, son satırına geldiğimde yayınladığı gün alıp okuyamadığıma daha fazla üzüldüm. Temayı böyle güzel yansıtabilmek pek güzel bir meziyet doğrusu, ellerinize sağlık.

Gelecek ay da böyle güzel bir öyküyle bekliyor olacağım sizleri, sakın ola yazmamazlık etmeyin. Görüşmek üzere efenim.

1 Beğeni

Merhaba @C.Paladros
Öykünün atmosferine bayıldım. Özellikle küçük çocukla Hebe arasındaki diyaloglar dikkat çekiciydi. Çocuğun boyundan büyük lafları çok samimiydi. Karakterin ani değişimi, iç dünyası çok güzel aktarılmış, merak içinde okudum. Final de ayrı bir tat bıraktı, etkileyici. Diğer seçkilerde görüşmek üzere. :slight_smile:

1 Beğeni

Oooo Zeynep Hanım merhaba,

Şimdi sizli bizli mi olduk? Çağatay haklı galiba. :slight_smile:

Teşekkür ederim yorumun için. Önümüzdeki ay tekrar buralarda görüşür müyüz bilmem ama elbet bir gün görüşeceğiz.

Burayı da boş geçmeyeyim bu arada. Önümüzdeki günler için başarı dileklerimi iletiyorum.

Esenlikler dilliyorum.

1 Beğeni

Duygu selam,

Teşekkür ederim ayırdığın vakit ve yaptığın yorum için. Çocuğun büyümüş de küçülmüş hali biraz ileride “Samuel Beckett” olacak olmasından biraz da Alper Kamu etkisinden. :slight_smile:

Oğullar ve Rencide Ruhlar kitabında Alper Canıgüz’ün yarattığı çocuk karakter Alper Kamu çok hoşuma gitmişti. Yazarken istemsiz olarak oraya kaymış olduğumu fark ettim. Beğendiysen ne mutlu! Tekrar teşekkürler.

Görüşmek üzere.

1 Beğeni

Merhabalar.

Öykün harikaydı. Atmosfere, işlenişe, kurguya, kısacası öykünün her yerine özenli bir kalemin mürekkebi bulaşmıştı. Çocukla olan diyaloğun ardından gelen karakter dönüşü hızlı ama bu hızın altında ezilmeyecek kadar ustaca bir geçişe sahipti. Sondaki mektuba da değineyim: Karakterin inişli çıkışlı mizacını çok güzel aktarıyor.

Velhasıl ellerine, kalemine sağlık Cem.

2 Beğeni

merhaba,
güzel bir polisiye öyküydü. küçük çocuğun boyundan büyük laflar edişi Alper Kamu’yu çağrıştırdı bana da, yorumlarda ondan esinlendiğinizi okuyunca hoşuma gitti. Alper Canıgüz’ü çok severim, tüm kitaplarını okudum. orada Alper Kamu’yu zeka ve mizahla ele almıştı yazar. burada Samuel B. karakteriyle Hebe’nin diyaloglarında biraz mizah aradı gözlerim, yalan yok.
birkaç yerde orijinal benzetmeler vardı. biri şu:

“Charles’ın hayatındaki mutlu olduğu zamanlar, vasat bir kitabın içerisindeki vurucu cümleler kadar azdı.”
hoş bir öyküydü.
kaleminize sağlık.

1 Beğeni

İyi akşamlar: Güzel bir hikaye olmuş kanaatimce. Cümleleriniz, betimlemeleriniz çok güzel. Değerlendirmelerizi görünce sağlam bir kalemi olan arkadaş olduğunuzu anladım. Biliyorum "tereciye tere satmak gibi olacak ama yine de bir kaç cümle sarfetmek isterim kendimce.
Samuel Beckett de olsa beş yaşında ki bir çocuk için fazla bilgece değil mi? Üstelik Hebe o güne kadar neden dünyanın pisliği için bir kanaat oluşturmamış ki içinde. Bir başka mesela ben anahtarımı sekiz yada dokuz defa deneyip yerine takamasaydım en az bir kaç kere çarpardım yere o anahtarı. Son olarak neredeyse haftada bir çocuk cinayeti olacak ve yakalanmayacak…Bence bu imkansıza yakın bir ihtimal olmalı.
Yazdıklarımdan dolayı beni hoş görmeniz dileğimle. İyi akşamlar

Merhaba Osman,

Niteliği bakımından çelişkili olduğum bölümlere olumlu eleştiriler aldığımda biraz rahatlıyorum. Ayırdığın vakit ve yorumun için teşekkür ederim. Önümüzdeki seçkide görüşmek üzere. :slight_smile:

Merhaba,

Yazdıklarınızdan dolayı sizi hor görmeyeceğim elbette. Ben tüm yazılanları hoş karşılarım zaten. Aksi kabul edilemez olur. Ancak bunun yanında söylediklerinize hem cevap vermek, hem katılmadığımı belirtmek, hem de kendi penceremden görüneni anlatmak isterim.

Öncelikle beğeninizi belirttiğiniz bölüm için, sonra da devam eden satırlarınız için ayrı ayrı teşekkür ederim.

Fazlaca bilge olduğunu sanmıyorum. Belki de bilge gibi davranmaya çalışıyor, rol yapıyor. Belki bir yerlerde okuduğu afili cümleleri Charles’a ya da konuştuğu her kimse, ona satmaya çalışıyor, kendini böyle ifade etmeye çabalıyor. Ya da kim bilir, belki gerçekten de bir dahi. En nihayetinde bu bir kurgu ve ben kurguda gerçekliğe yakınlık, mantık gibi şeyler aramam. Kalem tutanındır; ne isterse onu yazar ve ne yazarsa da gerçek odur. Ben böyle düşünüyorum bu konuda. Tabii siz, tamam yazalım, ancak asgari düzeyde bir mantığa da oturmalı bu yazılanlar diyorsanız, pencerenizin önünde pek gezinmem doğrusu ve tabii nereye baktığınıza da karışmam. Manzara sizin manzaranız. :slight_smile:

Burada aslında “bir kez daha” diyerek zaten her şeyin farkında olduğunu ancak anlık ruh haline göre bazen bu düşüncelerini unutabildiğini ifade etmek istemiştim.

Bir daha anahtar deliğini tutturamayan birini yazacak olursam, size sözüm olsun; bir iki kere, hatta belki daha fazla sayıda çaldıracağım o anahtarları yere. :slight_smile:

Burada tekrara düşmek istemiyorum. Yukarıda değindim bakış açıma. Sonuçta bu çocuk yiyen yakışıklı kadına her gün bir çocuk dahi öldürtebilirdim…

Görüşmek üzere, tekrar teşekkürler.

1 Beğeni

Öznur merhaba,

Teşekkürler eleştirin ve okumaya ayırdığın vakit için.

Biraz ilerleyip, okumak üzere geri döndüğümde ilk satırlara fark ettim çocuktaki Alper Kamu ruhunu. Ama ben bunu o niyetle yapmamıştım tabii. Çocuk Samuel Beckett sonuçta, normal bir çocuk olsa inandırıcı olmazdı herhalde. :slight_smile:

Farkındalık sonrası mizah konusunu zihnimde şöyle bir ele aldım ama öykünün ruhuna aykırı olacağını düşündüm ve olduğu hali ile bıraktım.

Görüşmek üzere. :slight_smile:

1 Beğeni

Selam Cem.

Muazzam bir öykü yazmışsın. Çok beğendim okurken. Tıpkı Çağatay gibi benim de tüyler diken kesildi çocuğun adını öğrendiğimde. Üslubuna diyecek söz yok zaten. Aktı gitti öykü. Finali ve finale kadarki süreci de çok iyi işlemişsin. Eline yüreğine sağlık.

2 Beğeni

Umut selam.

Teşekkür ederim. Senden böyle eleştiriler almak güzel. Eksik olma. :slight_smile:

Bu ay için bazı haberler çalındı kulağıma. İlgi ile bekliyorum bu ayın temasını. Seçkinin gelmiş geçmiş en iyi öyküsünü okumak üzere yapıyorum hazırlıklarımı.

Görüşmek üzere :sunny:

1 Beğeni

Merhaba; akıcı heyecanlı bir öyküydü. Beş yaş için konuşmalar bana da biraz aşırı bilgiç geldi ama öykü de bunu özellikle yaptığınızı düşündüm. Sonuçta kalemin ucundan dökülenler kadar gerçek öyküler:) Ellerinize yüreğinize sağlık…

Merhaba,

Teşekkür ederim yorumunuz ve ayırdığınız vakit için. Beğendiğinize sevindim.

Güzel bir ifade, katılmamak elde değil.

Görüşmek üzere. :slight_smile: