Marvels: Adı Gibi Mucize Bir Başyapıt


#1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/marvels-adi-gibi-mucize-bir-basyapit/



Zaten böyle bir mucizeyi Alex Ross’tan başka kim çizebilirdi ki? (DEVAMI…)


Sizi Etkileyen Çizgi Roman Panelleri
(Cemalettin Sipahioğlu) #2

Cyclops’un ekibini sakinleştirmek için (uzun zaman önce okumuştum, ifade aklımda öyle kalmış) “Buna değmezler.” demesi, hikayedeki gelişmelere paralel olarak, gazetecimiz gibi benim de kafamı kurcalamıştı. Bu kafa kurcalayış, gazetecimiz ve ailesini derinden etkileyen, adını ve neden etkilediğini belirtmeyeceğim karakterle şiddetini arttırmış; çizgi romanın, karakterle bağlantılı o yan görünümlü ana hikayesinin belirsiz bir yerde sonlanmasıysa içimde buruk bir his bırakmıştı.

Devam niteliği taşıyan Eye of the Camera’yı okuyunca fark ettiğim şey, Marvels’ta hissettiğim burukluğun, mutlak bir mutlu son arzulamamın tesiriyle oluştuğuydu. EoC’da o yan hikâye bir biçimde sonlanınca, hikâye ta baştan M’ta sonlansaydı, ne hissederdim diye düşündüm. M’deki hikayenin sonundaki belirsizlik, hem gazetecimizin dile getirmediği haklı endişelerini hem de hayırla mı şerle mi biteceği asla kestirilemeyen kriz bağlamında anlam kazanmaktaydı. İnsani noksanlıkların toplumsal bağamdaki rahatsız ediciliği, o belirsizlik vesilesiylen okur, o halet-i ruhiyenin içine çekiliyor, paralel olarakta durumu enine boyuna irdelemesine teşvik eden bir düşünme payı bırakıyordu. Mutlu son arzum, hikâyenin sonundaki belirsizliğe değil, işaret ettiği duruma yönelik bir tepkiydi, sanırım.

Uzun lafın kısası, Marvels, basitlik ve belirsizlikten güç alarak derinlikli hikâye yazılabileceğinin sağlam örneklerinden :+1: