Keseden bir zıvana alıp, dudakların arasına kıstırdı.
Ardından, boş gözler ile süzdü, etrafını…
Sokak kadar boş o gözler, evet hayat kadar.
Ardından çarşafı çıkartıp serdi, doğru açılarda barışı
simgeleyen, iki parmağın arasına.
Belki de doğru acılarda…
Mantığın süzgecinden geçirdi, zihnini ve ince kıyım.
Bitmiyor…
Her zaman zıvanadan çıkan dudaklar, öyle kolay bırakmıyor.
Biraz kan!
Az biraz inan.
Sonrasında, iki hamlede sarıp sarmaladı sigarasını
ve dişledi, yapıştırdı.
İlk lafı.
“Yan!”
Dünya’nın en boktan alışkanlığı, yan…
Bir esef, ardına bir nefes…
Onca zahmetin artığı, şiire döküldü.
Kül.
Susmuşuzdur biraz.
Olabilir!
Utanmışızdır çok az.
Kim bilebilir?
Gözde yumduk, evet.
Ne denile bilinir…
Bir türkü olmalı.
Bugünlere dair.
Bir el uzatılmalı.
İkide parmak, zahir…
Bu kıyım bitmeli,
Yok mu bir mahir!