Muhasebe çıkmazı (elva/Aras)

:

1)Her başlangıç için bir fedakarlık gerekmez mi? Eğer hepimiz sadece kendi çocuklarımızı korumak için onlara dünyanın tekinsiz bir yer olduğunu gösterirsek, onlar dünyayı yaşanılacak bir yer olarak değil; mecburen zulüm edilmesi gereken ve bunun meşru olduğunun bilincinde yaşatırız. Bir yerden bu başlamalı mı? Kim feda eder kendini? Kim yapar böyle bir salaklığı? Kimin vicdanı, kendi canından bir parça koparmaya yeter ki?

2)Her sonucun bir sebep vardır. Bu fedakarlık karşısında kazanacağım ya da bu fedakarlığı bana yaptıracak sebep nedir ki böyle sonuçlansın? Eğer vicdanın sadece kendin için değil de her çocuk için sızlıyorsa, “herkes ağlamasın” diyorsan, en büyük neden zaten bu değil mi?

3)Bak, ben ne bu dünyayı kurtaracak bir kahramanım ne de bir film veya roman kahramanı; bu yüzden bunu benden isteme. Ben sadece insanım ve sadece insan olarak kendimi ve sevdiklerimi dışarıdan korumak zorundayım. Güvenemem, istesem de yapamam; biyolojim, evrimim gereği… Ya sen o kahraman olabilecek misin gerçekten?

4)Ben de senin gibi insanım, sadece insan. Tek farkım görünmez, silinmez yaralarım var. Ne gözlerim kör, ne kulağım sağır, ne aklım kıt, ne de vicdanımı kaybettim. Bunun bilincinde bir şey yapmadan yaşayamıyorum. Bu koşullar bende potansiyel zerk ettiği için kendimi değiştirmek zorunda hissediyorum; sen de hissetmiyor musun yoksa gerçekten bu kadar kör müsün?

5)Ne yapmalıyım, sen söyle? Herkes aynı dili konuşurken ben nasıl “Başka bir yol, bir köprü var” diyeyim? Diyemem; çünkü kendim bile onlar arasında kendime olan inancımı kaybettim. İnsan, kendine ve çevreye inanmadan nasıl yaşar ki? Kendine inancın bittiğinde koskoca boşlukta asılı kaldığını düşün; zamanla o boşluğa alışır, seversin. Gerçekten ben de bilmiyorum, çünkü aynı durumdayım.

1 Beğeni