Nevidolin Yıllıkları

Bir serimin bir okurun aklında kalması, serinin devamını merak etmesi beni onore etti.

Uzunca süredir hiçbir şey yazmıyorum. Yazamıyorum desem daha doğru olur. Bu serinin ardından birkaç şey paylaştım fakat onlar da yazdığım zamanlara ait.

Mental problemlerim var. Yazımımı da etkilemiş durumda. Zihnim yazım konusunda bomboş. Nasıl yazılır onu bile unuttum.

Nevidolin Yıllıkları ise yazdığım en potansiyelli serilerden biridir. Seri hakkındaki önemli detayları unuttum fakat bu duruma karşın yazdığım tüm hikayeler için bir not defteri tutuyorum muhakkak.

Bir gün tekrardan yazacağımı biliyorum. Sadece ne zaman olacağını bilmiyorum. Belki yarın, belki aylar, yıllar.

Ayrıca davranışımın da doğru olmadığını biliyorum çünkü bir seriyi yarım bırakmanın okur nezdinde kabul edilebilir bir yanı olamaz.

Neyse ki yazar değilim deyip bu durumdan sinsice sıyrılabilmeyi umuyorum.

Serinin aklınızda kalmasına çok sevindim. Gurur verici.

Şimdilik bir atılımım yok. Fakat aylardır yazmak için elimden geleni yapıyorum.

Tekrardan yazabildiğim zaman, Nevidolin Yıllıkları’nı sitede tamamlayacağım. Kendime de böyle bir söz vermiştim.

Durum bu.

3 Beğeni

Devam etmesini ve okumayı çok isterim. Umarım her şey istediğiniz gibi olur :+1:

2 Beğeni

Forumun infial yaratan serisinin yeni bölümü!! Bu sorumsuzluğu şakayla kapatabilirdim tabii. Yazar olmadığım için de işin içinden sıyrılabilirim. Kimsenin seriyi hatırladığını sanmıyorum ama hikaye sürekli aklımda olduğu için yeni bir bölüm girmek istedim. Bu seriyi forum için tamamlamayı düşlemiştim. Umarım bir gün gerçekleşir.

9.Bölüm - Raegu

Raegu ağaçların gövdelerinden bir bir sekiyordu; peçesinin altında hınzır, keyifli, çocuksu bir tebessümle. Peşine büyüler yağıyordu yağmur misali. Dağ keçisi gibi hareket ediyordu.

O sıra ayağını bastığı ağaca yıldırım düştü, Raegu patlamanın etkisiyle aksi yöne uçtu. Ağaçların dallarına çarparak havada savruldu, sonunda bir ağacın kalın gövdesine çarpıp yere çakıldı. Acı içinde kıvrıldı. İnledi. Elini dizinin üstüne basıp doğruldu. Dallar kıyafetini ufak ufak kesmişti. Bedeninde yer yer ciddi açılmalar vardı. Derin yaraların üzerinde kan belirdi. Neyse ki peçesi yırtılmamıştı.

“Yeter!” Ekhen göğün maviliğinde belirip yere indi. “Erkek gibi savaşalım!”

“Ben suikastçıyım.” Raegu’nun göğsü yükselip alçalıyordu. gözünün biraz altındaki kanı baş parmağıyla sildi. “Erkek gibi cenkleşmem.”

Ekhen kaşlarını çattı. Bir adım ileri attı. “Kral için mi buradasın?”

Raegu dudak büzdü. Sağ kolunun dirseğinde yoğun bir sızı vardı. Öteki elini dirseğinin üstüne koydu. Dişlerini sıkmak istiyordu. Yüzü ekşiyordu. Lakin içgüdüsüne direndi. “Kısmen.”

Ekhen avucunu açtı, kolunu yay misali gerdi. “Konuş, yoksa seni yağ gibi kızartırım!”

Raegu’nun gözleri kısıldı. Ekhen’in dediği inandırıcı gelmemişti. Kızartabileceğine şüphe yoktu ama ne söylerse söylesin, sonu aynı olacaktı. “Size, özellikle sana yakalanmak için buradayım.”

Ekhen ağzını aralamıştı ki duraksadı. Havada asılı kolu usulca aşağı düştü. Gözleri büyüdü. Hatrı sayılır süredir suikastçıyı kovalıyordu. Şehirden uzaklaşmıştı. Suikastçıya baktı.

Raegu omuz silkti. Hadi. Yalvarırım. Öncelikli görevini yerine getir. “Fatih Ekhen’in bu kadar kolay pes edeceğini düşünmezdim. Ne duruyorsun? Biraz daha kardiyo yapalım.” Tedirgin gözlerle baktı.

Ekhen hiç düşünmeden döndü. Zıpladı. Bir ağaca. Sonra ötekine. Bir çocuğun boş kağıda pervasızca attığı karalamalar gibi ilerledi. Kısa sürede gözden kayboldu.

Raegu dizlerinin üstüne çöküp ellerini toprağa dayadı. Haykırarak iç geçirdi.

Bir gün daha, diye düşündü.

1 Beğeni

Güzel çalişma olmuş elinize sağlık​:smiling_face:

2 Beğeni