Nyks Adasına Dönüş


#1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/nyks-adasina-donus/



En eskilerin bildiği bilenlerin günden güne azaldığı adıyla Nyks Adası ya da bilinen namıyla Kara ada. En cesur kaptanların uzağından bile geçmeye cesaret edemediği bir yerdi. Genç adam bu adanın kara övgüsünü uzun zamandır duymaktaydı ama buralara gelmek aklından geçmiyordu. Şaman kendisini davet ettiğinde içinde garip bir korku oluşmuştu. Derinlerde bir yerlerde o adaya gitmeyi… (DEVAMI…)


#2

Merhaba, öykünüzü okudum. Üzerinde biraz daha çalışmanız gerektiğini düşünüyorum. Geçen ayki öykünüzü okumuş ve beğenmiştim. İki öykü arasında bir karşılaştırma yapmam gerekirse bu ay için hazırladığınız öykünün biraz daha tamamlanmamış olduğunu düşünüyorum. Ayrıca cümlelerin üzerinden bir kez daha geçmeniz gerekiyor gibi görünüyor. Kimi cümlelerin daha iyi yazılabileceğini, böylece anlam karmaşalarının giderilebileceğini düşünüyorum. Aşağıda birkaç alıntı ile bunu açayım.

Bu iki cümle hem tek bir cümle olmalı hem de tekrar yazılmalı. Başlangıcı çok karışık. ‘‘En eskilerin bildiği, bilenlerin de sayısının günde güne azaldığı’’ gibi bir değişiklik yapsanız daha iyi olabilir.

‘‘Kara övgü’’ yerine ‘‘kötü şöhret’’ daha doğru bir tercih bence.

Bu tarz devrik cümleler fazlasıyla yer alıyordu. Bana biraz özensiz ve anlatımın akışını bozuyor gibi geldi. İyi yazılmış devrik cümlelere hayır demem ancak sizin yazdıklarınız hem tekrar ediyor hem de üzerinde fazla çalışılmamış.

Ayrıca bu paragrafta anlatım, fiillerin çekiminden dolayı birbirine karışmış. Hem esas karakterimizin içç dünyasını, hem de adayı okuyoruz. Ancak geçişler çok ani olduğu için anlatım tekliyor ve bir anda ardı ardına sıralanmış olaylar, anlatımlarla karşılaşıyoruz. Paragrafın başında adayı tanırken, sonuna geldiğimizde ise yeni bir karakterle adaya gidilme kararı verildiğini okuyoruz.

İkinci paragrafta da yukarıda bahsettiğim odak sorunu devam ediyor, karakterler ile mekan anlatımı arasında çok hızlı gidip geliyoruz. Betimlemeden harekete geçiş bu denli hızlı olunca okur olarak afallıyoruz. Ayrıca Chotka’nın öyküye katkısı çok sınırlı olduğundan bu karaktere ihtiyaç olduğundan emin değilim.

Aslında Şaman bunu söylemiyor. Şaşırtma amacıyla bunu tercih ettiyseniz dahi pek başarılı bir numara olmadığını söylemeliyim. Şaman’ın anlatımının daha uzun olmasını ve kardeşleri tanıtmasını tercih ederdim.

Daha önce sadece bir öykünüzü okuduğum için bu öykünün diğerleri ile olan bağlarını bilemiyorum. Ancak seri öykülerde de her öykü, kendi içinde başlayıp bitmeli. Elinizde yapı olarak ilgi çekici bir malzeme var, ancak kendi içerisinde sonlanmıyor. Bir kez daha, öykünün temel noktalarına dikkat ederek öyküyü ele almanızı öneririm.

Elinize sağlık, iyi geceler.


#3

Teşekkür ederim yazdıklarınız için. Sözlerinize bir itirafla katılıyorum. Evet, bu defaki konu uzun zamandır üzerinde çalıştığım ana konuya eklemleyebileceğim bir konu değildi. Başlıkları kim buluyorsa… “Gene aynı şeyi yaptım sanırım. Ama ne yapayım devrik cümleleri seviyorum.” Sanırım bu yüzden yani olayın zihinde planlanması aşamasının uzun tutulması yüzünden son günlere kaldı ve yetiştirebilmek için biraz aceleye geldi. sanırım bu yüzden de bir özür borçluyum sizlere. Yazdıklarınızı göz önüne alacağımdan emin olabilirsiniz.
Bu arada yeni konu olan Balina’yı konuya nasıl dahil edeceğimi kara kara düşünüyorum… İyi geceler…


(Merve Aydın) #4

Merhaba.
Konu ve anlatmaya çalıştığı şey açısından öykü güzeldi. Lakin birkaç kere okumama rağmen sanki öykünün sonunu anlamamış gibiyim. Ya çok kısa olduğundan ya da bir kopukluk olduğundan. Bir de cümleler içindeki bazı kelimelere bile bile mi büyük harfle başladınız yoksa bunun başka bir açıklaması var mı? Sağır sultan, ama sultan, lal sultan fikrini beğendim ama dediğim gibi dikkatli bir okuyucu olmama rağmen anlayamadım sonunu. Ya da anladım ama yazardan farklı bir açıklama bekliyor da olabilirim? Böyle uzatılabilecek ve çok farklı bir sonla bitebilecek bir öykü neden bu kadar kısa mesela?
Bunların hepsi tabii ki benim görüşüm. Başka arkadaşlar çok başka açılardan bakıp yorumlayacaklardır elbette.
Kaleminiz daim olsun. Yazdıklarınız şifa olsun.
Görüşmek üzere.


#5

Yıllar önce bir öykü yazmıştım. yere düşen bir damla gibi. Sonra aynı eksen de bir tane daha bir tane daha devam etti. Damlalar biriktikçe birbirlerine yakışmaya, birbirlerini tamamlamaya başladılar. Bir baktım ki hala boş kısımlarının daha çok olduğu ama iyi kötü ana resmin belirdiği bir yapboza benziyorlardı. Vaktimin bol olduğu bir zamanda toparlamayı düşündüğüm kendimce güzel bir yapboz olacak. Yani umarım. Ve konu öykü seçkisinin verdiği konuları da bu yönde işlemeye çalıştım. özellikle dikkat etmeye çalıştığım nokta her öykünün kendi başına bir anlam ifade etmeye çalışmasıydı. Sanırım istediğim gibi yani sizlerce kolay anlaşılacak bir kıvamda olamıyorlar, lütfen hoşgörün onları.
Okuduğunuz ve yorum getirdiğiniz için teşekkür ederim. Yukarıda bir yerlerde dediğim gibi bakalım Balina konusuna nasıl bir yaklaşım sergileyebileceğim…


(Merve Aydın) #6

Lütfen böyle söylemeyin. Anlayamamak belki de benim hatamdır. Sadece burada yorumlaşıyoruz ve öykülerimiz ne kadar mükemmel olurun peşindeyiz. Sonuçta bugün dünyaca ünlü olan her yazar bu yollardan geçti. Kimse bir anda oluvermedi. Eleştire eleştire hep birlikte yükseleceğiz. Hep yazın, hep okuyalım.

Görüşmek üzere.


#7

Bak gene yanlış anlaşılabilecek cümleler kurdum. Bu yazdıklarım kendi başlarına bir hikaye gibi görünseler de aslın tasarladığım komacan (!) bir romanın -ya da roman adayının- parçaları. İşte bu yüzden kendi içinde anlamlı bir bütün oluşturamıyorlar. Diğer dediklerinizin hepsine katılıyorum… Katılıyorum ama arkadaşların bana yaptığı katkılar kadar ben onlara katkı sunamıyorum… Maalesef bencilce bir davranış. İyi bayramlar…