Okuma Etkinliği - Ay Bahçeleri (Malazan #1) - Steven Erikson

Moranth binekleri şöyle:

Kovanları ise herkes kullanamıyor. Ayrıca kendi içlerinde tehlike barındırıyor. Zihinsel olmasa da fiziksel tehlikeleri mevcut. Hatta hatırlarsan Topper ile Paran ilk kez kovanda giderken Topper biraz huzursuz ve Paran da tehlikeyi seziyor.

5 Beğeni

E bu binekler bildiğimiz sinek😂 Kuorllar’ın da görseli var mı? Kovanlardaki tehlikeyi Zaman Çarkı’ndaki Yollar’ın tehlikesi gibi düşünmüştüm. Kovanlara kimler giremiyor peki? Paran büyü gücü olmamasına rağmen giriyor ama Köprüyakarlar bazen kullanıyor bazen kullanmıyor.

Kuorl olan sineğe benzeyen, üstündeki Moranth.

Kovanlara girmek için kovan açabilmek gerek önce. Onu da sadece büyücüler yapabilir. Paran giriyor çünkü kovanı Topper açıyor. Önemli olan açabilmek, içine sadece büyücüler girer diye bir kural yok.

Köprüyakanlar’da herkes büyücü değil. O işi daha çok Quick Ben yapıyordur diye tahmin ediyorum. O da zaten sayko bir karakter. :slight_smile:

Ekleme: kovanlarda yaşayan tehlikeli yaratıklar var. İleride açıklanıyor bunlar. O yüzden mümkün oldukça kovan seyahatinden kaçınıyorlar. Daha detayı spoiler. :slight_smile:

2 Beğeni

Kovanlarda yolculuk yapılınca büyücü olmayanlar tarafından bile fark ediliyor. Gizli bir operasyon yapmak istedikleri zaman kovanları kullanmıyorlar, atla gitmek bile daha güvenli oluyor. Bir de bazı ırklar büyü gücünü absorbe ediyorlar ve bunların yakınlarında kovan açmak büyücülerin hayatlarına tehlike oluşturuyor.

2 Beğeni

Aydınlatıcı oldu, teşekkür ederim. Suikast için ya da hırsızlık için kolayca bir büyücüyle işbirliği yapılabilir diye düşünüyordum çünkü.

1 Beğeni

Hazır kovan lafı açılmışken ben de bir soru sorayım. 12. bölümü bitirdim ve kovan kullanımı bayağı bir sıklaştı. Fakat sorun şu ki kovan diyince aklımda hiçbir şey belirmiyor. Bu tam olarak nedir demeyeceğim ama hayalimde nasıl bir şey canlanmalı, canlanmalı mı? Bu biraz kafamı karıştırıyor.

Sorumun spoiler içermediğini düşünerek blur yapmıyorum. :slight_smile:

Okurken ben de “nedir lan bu Warrenlar” demiştim sürekli. :slight_smile:

Her kovanın farklı özellikleri var. Aşağıda Imperial Warren yorumlaması var (Fandom’dan aldım).

image

Yine Imperial Warren ama başka bir yorum.


image

2 Beğeni

Anladım teşekkür ederim. Aklımda canlanmaya çalışan şey daha renkli büyülü müyülü bir şeydi ama bu daha ilgi çekiciymiş. :slight_smile:

Ek: Yahu bir de bu Tattersail’e ne oldu tam olarak? Öldü mü? :frowning: Ölmüş olduğuna inanmak istemiyorum, bu kısımda bir şeyler kaçırdığıma eminim. Yani Bellurdan ile karşılaşmasından sonra Toc ve Paran ikisini de yanmış olarak tasvir etti ama ben saçma bir şekilde Tattersail’in Nighchill’in bedeninin kalıntılarına soulshift yaptığı gibi bir teoriye inanmak istiyorum?? Ayrıca Hairlock’un bu sahnelerle ilişkisini de tam anlayamadım. Burada bir gizem var gibi de yok gibi de. Yoksa eğer hiçbir şey anlamadım demek. Beni bu kısımda bi’ aydınlatırsanız çok sevineceğim. :smiling_face_with_tear:

1 Beğeni

Aslında hepsi böyle değil. Bu kovanın neden böyle olduğu (küller filan) büyük spoiler.

Ama diğer Kovanların aspectlerine göre görselleri var. Omtose Phellack mesela (Jaghut kovanı), buzul.

image

Görselini bulamadım ama Tellan da (Imass Warren) ateş yoğun.

2 Beğeni

Okumaya devam ederseniz Tattersail’e ne olduğunu öğreneceksiniz.

2 Beğeni

Kitabı sonunda aldım. Bakalım gelsin etkinliğe geç de olsa katılırım. 2 haftadan fazla sürebilir bitirmem ama olsun.

3 Beğeni

İlk kitabın içindeki ilk kitabı bitirdim. Ikinci okumada, ilkinde gözden kaçan çokça şeyi rahatça fark edebilmek güzeldi. Hatta, bu kadar açık şeyi ilk okumada nasıl olur da fark edememişim dedim ara ara.

Yine de, kitap bir keşmekeş ile başlıyor, daha kendimize gelemeden bir sürü olay oluyor. Infodump da pek olmadığı için çoğu kişinin “ne oluyor ya, bu kim, o kim, şu nedir” soruları eşliğinde kitaba başladığını düşünüyorum. Haliyle herkese hitap da etmiyor, devam etmeyenleri de anlayabiliyorum.

İlk defa bir kitabı ikinci kez okuyorum. İçimden bir ses sürekli “okuma, okuma, okumadığın binlerce kitap var, onları oku” dese de devam edeceğim.

Çeviri ile ilgili çokça konuştuk zaten. Ben hala Erikson’ın dilinin yüzde 30-40 azaldığını düşünüyorum. Keşke daha iyi olabilseydi diye son bir kez yakınayım müsaadenizle.

7 Beğeni

Bir takım spoilersız sorularım var. @isos81

  1. büyücü ve efsuncu arasındaki farklar ve ingilizce versiyonundaki karşılıkları nedir?
  2. tanrı ve ermiş arasındaki farklar ve ingilizce versiyonundaki karşılıkları nedir?
  3. whiskeyjack = kaladin ve bridgeburners = bridge 4 izlenimleri alıyorum, haklı mıyım?
  4. kovan = yollar (wot) ?
1 Beğeni
  1. Hiçbir fark yok. Hatta @Abraxas demişti, Erikson büyücü dediğine daha sonra efsuncu diyor. Temelde hepsi büyü. (Mage, sorcerer vb.)

  2. Her Tanrı bir Ermiş ama her Ermiş bir Tanrı değil. Detayları Rafo. (God vs. Ascendant).

  3. Okumadığım için bir şey diyemiyorum.

  4. Başkası da yollara benzetmişti. Ama Kovanların farklı olayları var. Yine Rafo.

Bu arada @J.S kitap bittiğine göre fikirlerini öğrenebiliriz artık sanırım. :slight_smile:

3 Beğeni

Yollar(wot) sadece yolculuk etmek için ama kovanları büyüye erişmek için de kullanıyorlar. Yani tek güce erişmek için yollara girmeniz gerektiğini düşünün. Karşılaştırmak biraz anlamsız ama en yakın tabiri bu sanırım.

2 Beğeni

Yazar abiler bu yola ilk olarak oynadıkları FRP oyunlarından yola çıktıklarından, oyun sistemlerinde Büyücü ( Mage / Wizard ) ve Efsuncu ( Sorcerer ) vardı diye düşündüm ben okurken. Dolayısıyla da yazarken iki ayrı class olarak yazmaya devam etmiş.

Hangi sistemde FRP lerini oynadılar yazmamış ama benim eski ve ağ tutmuş FRP bilgilerinden yola çıkaraktan Sorcerer yani Efsuncu lar biraz daha kendi dürtüleri ile büyü yaparlar. Ham gücü içgüdü ve yılların tecrübesi ile alıp istedikleri şekle sokup büyüsünü gerçekleştirirler. Mage yani Büyücüler ise yılların emeği, disiplini, dirsek çürütmesi ile kendini büyü alanında geliştirirler. Bazı sistemlerde büyü için yan materyaller de kullanırlar ( örn. Ateştopu yaparken sülfür tozu vs ).

Tahminimce oynadıkları sistemde bu şekil bir ayrım ve mekanik varmış ama yazımında ben böyle bir fark hissedemedim pek. Sadece kafa karışıklığı oldu okurken, tahminimce çoğu kişide de öyle olmuştur :smiley: .

Kovanlardaki yolculuk etme işleminde de kesinlikle Yollar vibe ı var. Tabi üstüne güzel eklemeler gelmiş ama o çağrışım kesinlikle yerinde :wink: .

1 Beğeni

Spoiler yok, rahat rahat okuyabilirsiniz.

Kitabı dün bitirdim. Açıkçası ilk okumaya başladığımda biraz zorlandım çünkü daha karakterler kimdir, nedir, mekanlar vs tam tasvir edilmeden kendimizi direkt olayların içinde buluyoruz. Böyle olunca karakterleri kafamızda kurmamız zaman alıyor. Bir 150 sayfa kadar okuyunca karakterleri tam anlamıyla öğrendim. Bunda sanırım biraz inadım söz konusu oldu, karakterler kısmına falan bakmadım hiç, fotoğraf bile çekmiştim ama bakarsam kitaptan kopmaya başlıyorum. Karakterlere alışınca ve sayfalar ilerledikçe kitap daha bir akmaya başladı, daha çok keyif almaya başladım. Çeviri kısmına dil yok diye pek girmek istemiyorum ama çokça yazım hatası mevcuttu ve bu biraz üzdü. Seriye devam edeceğim, açıkçası serinin ilk kitabı olmasına rağmen böyle heyecanlı ve sürükleyiciyse devam kitapları eminim daha güzeldir.

7 Beğeni

Bende dün bitirdim :slight_smile: . 1 haftada okuma hedefi koymuştum, beklediğimden biraz daha fazla vakit vererek de olsa tutturdum :smile:. Ben genel anlamda memnunum, benim gibi bir fantastik edebiyat gediklisinin memnun kalmama ihtimali düşüktü zaten.

Konu içinde önceden yazıştıklarımıza ekleyeceğim pek bir farklılık yok aslında. Erikson aynı tarzını kitap sonuna kadar devam ettiriyor, çat diye yeni bir kavramı sıfır açıklamayla kucağa bırakıp hiçbişi olmamış gibi cümlelerine devam ediyor falan :smiley: Mesela son 50-100 sayfa civarlarında Azath kavramı düştü, dedim ki hadi bakalıımm ben mi görmedim ben mi kaçırdım nerden çıktı şimdi bir anda bu kadar etkisi olan böyle bir şey falan ama yok benden değil Erikson abiden yani :smiley:

10 kitap elinde hazır ve aralıksız okuyacaklar için aslında bu durumlar yine minör kalır çünkü kısa sürede merak edilenlere ulaşacaktır. Ama çevirisini bekleyen ve güncel okuyan okurlar 700 sayfalık bir koca kitap bittiğinde hala tam anlamlandıramadığı kavramlar olmasına ne şekil yaklaşır sıkıntılı bizim için.

Ay Bahçeleri yaklaşık 300. sayfalardan sonra yerli yerine oturan bir yapıya sahip. Farklı bölgelerde gördüğümüz karakterlerin de Darujhistana ulaşması ve ana maceranın orada iyice doruğa ulaşması ile tempolu ve keyifli bir okuma sunuyor kitabın ikinci yarısında. Ama kaç kişi buralara kadar yorulmadan devam eder o da soru işareti :smiley: Ben ilk 2-3 bölümde kitabın başındaki karakter künyesi ve ara ara da sonundaki kaynaklardan hangi kovan kiminmiş kimlerinmiş bilgileri hariç ek kaynağa ihtiyaç duymadım. Yine de fazla karışıklıktan yorulan ve kafası karışanlar için ek kaynaklar gerekli gibi.

Serinin devamı için daha umutlu ve daha heyecanlıyım. Eriksonun acemiliği atmış, ilk giriş ve ilk kitap stresinden kurtulmuş, yazınını geliştirmiş şekilde daha fazlasını sunmasını bekliyorum. Umarım çok beklemeyiz ithaki abileri, yoksa bu detayların çoğu silinir gider kafadan.

6 Beğeni

Merhaba. Bu etkinliğe katılacaktım ama bu tarihlerde çok fazla ders yüküm olduğu için maalesef bunu yapamayacağım. Kitabı etkinlik bittikten çok sonra okusam da yine de buraya yorumumu yazacağım inşallah. Gerçekten katılmayı çok istemiştim. Herkese güzel etkinlikler. :two_hearts:

4 Beğeni

Geçenlerde kitapta okuduğum bir cümle komik gelmişti. Çeviriden kaynaklı mı yoksa yazarda öyle mi yazmış merak ettim bakabilir misiniz?

  1. bölüm. Sayfa 403

“Tez Ben ötedeki odaya girdi. Mekan kubbeliydi. Karşısındaki hafifçe yükselmiş podyumda hafifçe yükselmiş podyumda yalın bir obsidiyen taht vardı. Donuk, parke taşlı zemin halısızdı ve duvarlar üçer metre aralıklarla yerleştirilmiş meşaleler haricinde çıplaktı.” Tez Ben Gölgetaht’ın yanına kovan kullanarak başka bir evrene geçiyor. Sihirle gelinen, konuşabilen tazıların, duvarlardan geçilebilen bir evrende yerdeki halının olmadığını belirtmesi sadece bana mı komik geldi ? :smiley: Okuyunca GORA daki halı sahnesi gözümde canlandı :smile: