Okura Seslenmemek

I go, you go, we go…

2 Beğeni

Bunun bende cevabı çok basit söz konusu yazmak ise, okur için yazıyoruz. Ama hangi okur?

Okumayı sevmeyen biri yazamaz, yani bir yazar yazmaktan çok okur. Yazarken de ilk değerlendirme kıstasımız: Yazdığımız bizi tatmin ediyor mu, diye bakmak. Yani “içinden geldiği gibi”, “canım ne isterse” gibi cümlelerin altındaki kişi içimizde barındırdığımız okur. Yazar için sanat ne olursa olsun önce kendi içindeki okur içindir aslında.

Yazmak son zamanlarda evrildi tabii. Millet konuştuğu gibi yazmak istiyor: Wattpad; satacak şekilde yazmak istiyor: Çoksatanların şablonunu döküp benzer şekillerde yazılmış çoksatan kitaplar… Sürüp gider ama ben kendimi tatmin edecek bir şeyler yazmak isterim. Bir okur olarak hoşlanmayacağım bir şey yazmam, sonradan beğenmem orası ayrı. O yüzden ne kadar çok okursam o kadar iyi yazdığımı düşünürüm hep. Okur olan ben gelişmezse yazar olanın şansı hiç yok.

Bu tarz fikirleri paylaşmak garip geliyor, o kadar çok kafamda evirip çevirmişim ki özelim olmuş biraz. :sweat_smile:

6 Beğeni

Bundan ne anladığımız önemli. Ben anladığım şekilde cevap vereyim: Eğer içinden geldiği gibi yazmak, aklına gelen her şeyi ilk haliyle yazmaksa, bu yazılanlar da yayınlanmıyorsa, neden olmasın? Bu durum bana günlük yazmayı hatırlatıyor: Yazarın kendisi için yazdığı özel bir yazı. Bu yazıda isterse beynini de kusabilir, kimseye verecek bir hesabı olmaz.

Ama yazar, yazdığı şeyi yayınlamak istiyorsa… İşte burada işler değişiyor ve artık okura karşı bir sorumluluk oluşuyor. Durum böyleyken, yazdığı şeyi ilk haliyle ve hiçbir şekilde düşünce süzgecinden geçirmeden, alıcı gözüyle bakmadan, okur gözüyle eleştirmeden “Öykü yazdım, okuyun” diyenler beni rahatsız ediyor. Ben bir okur olarak birinin özensizce yazılmış, yalnızca kendisini ilgilendiren, bana hiçbir şey katmayan ya da bir anlam ifade etmeyen yazısını okumak istemiyorum.

Bence kesinlikle umursamalıyız, elbette yazılarımızı başkaları da okusun istiyorsak. Konuyu biraz dağıtıyor olabilirim ve sormak istediğiniz de bu olmayabilir, ama bir örnek vermek istiyorum. Geçenlerde popüler ama bana hitap etmeyen bir yazarın ünlü bir kitabını karıştırdım ve gözüme şöyle bir cümle çarptı:

“Gözleri büyüyüp adam olmuştu.”

Şaşıran ya da korkan birinin göz bebeklerinin büyümesinden bahsediyor ve bu o kadar kötü bir benzetme ki, üzerinde yorum bile yapmaya katlanamayacağım.

Bir de Tolkien’in, yanılmıyorsam Yüzük Kardeşliği’nde yaptığı bir benzetme var.

" Aceleyle akan bir nehir…"

Nehrin akış hızının aceleyle giden bir insana benzetilmesi o kadar başarılı ve hoş bir betimleme ki, sanırım bunun için de çok fazla yorum yapmama gerek yok.

Yani birincisi özensiz, umursamazca kurulmuş bir cümle bana kalırsa. Yok eğer üzerinde düşünülerek yazılmışsa da ben bu betimlemeden hiçbir şey anlamadım. Öte yandan Tolkien gözümün önüne hızla akan güzel bir nehri getirdi ve bu da bana keyif verdi.

Toparlarsak, beğenilmek ve okunmak istiyorsak anlaşılır, özenli, üzerinde düşünülmüş ve emek verilmiş yazılar yazmalıyız diye düşünüyorum. Yaptığımız betimlemeler başkalarına da hitap edebilmelidir. Anlatılan şeylerin anlaşılmasını sağlamak yazarların görevidir.

1 Beğeni