Daha önce bir arkadaşım bu kitapta Proust’tan bahsedildiğini söylemişti, uzun zamandır listemdeydi bu yüzden. Şimdi hatırlatmış oldunuz.
Çok naziksiniz, çok teşekkür ediyorum
İyi okumalar size ![]()

Artık Proust’la ilgili gönderilere etiketlenmeyi beklerken ben ![]()
Rica ederim.
Kalemlerinin gücüne hayran olduğumuz bazı yazarların, çocukluklarında ne denli travmalar yaşadıklarını okumak oldukça üzücü.
Yaşamında travma olmayan yazar yok gibi bir şey neredeyse, belki de bu yüzden kendilerini yazmaya adamışlardır.
Maalesef birçoğumuzun geçmişten kalan travmaları var…
Gecen Proust’la ilgili paylastigim alintidan sonra midem bulandi (James Joyce bunu begendi), ama dediginiz gibi, sanatci zaten “duz adam” degildir, ya hayati firtinali yasamak ya firtinalari icinde koparmak lazim bir seyler anlatabilmek icin.
O alıntıyı okudum ama doğruluğuna emin olmadığım için hiçbir şekilde etkilemedi beni, yazarın hayatıyla ilgili birçok şey bilinmiyor. Devasa yapıtı üzerinden çıkarımlar yapılıyor genellikle. Ayrıca doğru olsa bile kusursuz insan olmadığı gibi kusursuz yazar da yoktur.
Bir de sevimsiz Andre Gide’yi o yazıda gördüğümde daha da emin oldum öyle bir şeyin yaşanmadığına. Kendisi Proust’un yazdığı eserin ilk cildinin dosyasını okumadan geri yollamış, üzerine Proust ünlü olmaya başlayınca da kapısına kadar gelmiş. Sonradan okuduğunu öyle olmadığını ifade etmiş falan. Proustsever olarak tanımlıyor kendisini, ben samimiyetsiz buluyorum ama onu ![]()
Evet, o yonden bakmadim:) (Gide cekistiriyoruz) Kendi oykulerinde baba-ogul hâmiligini yaptiklari resit olmayan âmâ kiza âsik oluyorlardi, ahlâkini yedigim:) Dostoyevski biyografisini almadigim tek isimdi, rahmetliye de sallamis olmasi muhtemel:)
Böyle bir şey yaşandığını bilmiyordum, şaşırdım diyemem ![]()
Benim bahsettiğim bu olaylar Monsieur Proust adlı kitapta kelimesi kelimesine aktarılmış. Aktarılmış diyorum çünkü Proust’un ev işlerine bakan yardımcı Celeste Albaret yazmış bu eseri. Gide ile mektuplaşmalarına bizzat şahit, o götürmüş bu mektupları yani. Ne kadar değişik biri olduğunu anlatıyor. Proust sevmiyormuş onu ![]()
Proust Dostoyevski’yi de pek sever. Onunla ilgili yazıları var. Bazı yerlerde de bahseder.













