Okuyorum (Görsel Başlık)

Aynı fikirdeyiz, size katılıyorum. Günlük hayatta en çok yaşadığım durum bu. Örnekler, hikâyeler bitmez bu konuda. Nezaketsizlik, kabalık normalleşti gibi bir şey. Ve böyle bir toplumda nezaket dolu yaklaştıkça insanlar saf görüyor sizi. Aşağılık kompleksi sarmış benliklerini ki, ezmek istiyorlar.

Bu kitaba başlamak istememin nedeni de bu gibi şeyler zaten; madem insanları değiştiremiyorum, ben değişmek için ne yapabilirim dedim kendime. Şu an ilk bölümdeyim, eleştiri konusu işlenmiş. Çok eleştiren biri de değilim ama :sweat_smile:
Henüz sizin merak ettiğiniz durumlarla karşılaşmadım, doğrusu ben de bunu merak ediyordum. Başladığımdan beri kafamı kurcalıyor zira. :slight_smile: Eğer yoksa bile alacağımı alıp hayatıma devam ederim diye düşünüyorum.
Ama keşke şu iyi niyet konusu da işlense kitaplarda.

1 Beğeni

Okuduklarımdan yola çıkarak, naçizane, bu tip durumlara karşı tutumumu şu biçim özetleyebilirim:

İnsanın etki alanı, iki farklı çevre ile münasebettedir: İradesi dışında ya da iradesi dahilinde olan durumlar.

İrademiz dahilinde olanlar, insanın dâhilî vaziyetini teşmil eder. Bunları iyi ve kötü olanlar olarak ayırabiliriz. İyi olan, erdemdir: Yani dürüstlük, sadakat, mutedil olmak gibi. Kötü olan ise erdemin zıt tarafında yer almaktadır.

İrade dahilinde olmayanlar ise hariciyattır. Bunlar genel anlamı ile iyi veya kötü olarak nitelendirilemezler. Örneğin bir insanın zengin olması ne iyi ne kötüdür. Bir insanın “erken” ölümü yalnızca bir doğa olayından ibarettir… Tarzı örnekleri çoğaltabiliriz.

Hariciyata; insanların size olan nazarı, davranışları veyahut sizi değerlendirme biçimlerini ekleyebiliriz. Bunlar, sizin sadece kendi iradenize bağlı olmanız ve sadece onu mantık dâhilinde kullanmakla mükellef olmanız neticesinde, tam anlamıyla birer harici unsurdur.

Ne demektir bu? Siz bir davranış sergilersiniz ve olay, iradenizin dışındaki alana geçer. Dâhilî kısım, davranışın tamamlandığı anda son bulur. Üzerinize düşeni yapmışsınızdır, erdemin yani iyi olanın tarafında yer almışsınızdır. Karşınızdaki kişinin tavrı, erdemin çıkış noktasını ve niyetini zedelemeyecektir bu yüzden.

Pekala, iyi niyetle çıktığınız bu yolda sizden istifade etmek isteyen nice kötü insan olacaktır. İyi ve kötü birbirini tamamlar, biri yoksa öteki de yoktur değil mi? Bunun için Marcus Aurelius’un yolu uygun gibi geliyor (sözlerini tam olarak hatırlamıyorum, bulursum yazıyı yeniden düzenlerim): Önce iyi bir niyet ile yaklaşırsınız. Baktınız kötü anlamda sizden istifade edilmeye çalışılıyor ya da iyiliğinize kötücül bir karşılık buluyorsunuz (burada iyiliğinizle menfaat kovalamak şeklinde anlaşılmasın, davranıştan bahsediyorum). O hâlde bu insanlar sanki güneş, börtü böcek gibi olurlar. Onlara karşı kayıtsız kalır, kendinizi korursunuz. Çünkü bile bile kendinizi kullandırmanız mantıklı değildir, öyle değil mi?

Bir hırsızla karşılaştığınızı varsayalım. Bu kimse, başka bir kimsenin hakkına girmeyi ve onu zorla gasbetmeyi kendi “iyisi” sayar. Tamamen doğal bir durumdur onun için. Bir kimsenin hakkına girmek nasıl iyi bir şey olabilir? Demek ki bu kimse iyi ile kötü arasındaki böyle bir farkı anlayabilecek bir düşünce örüntüsünden yoksundur. Cahildir. Hoşgörü, bu biçimde yaklaşmaktır kanımca.

Nasıl bir hayat sürmeniz gerektiği üzerine tavsiyelerde bulunmak haddime değil. @sultiderler’in yazdıkları üzerine ekleme yapmak istedim. Düşüncelere sürüklendim. Çalakalem, ufak bir şey çıktı ortaya.

Yazdıklarımı uygulamak zor, benim de çuvalladığım meseleler mevcut. Özellikle “değer mi?” diye düşündüğüm çok oluyor. Lakin “iyilik” zor olandır zaten. Bu yola herkesin sapmamasını anlayabiliyorum. Kolay yol dolandırıcılık, haksızlık, yalancılık, saygısızlık yolu. Ve az çok biliyorum ki zorlu yolun meyvesi daha tatlı oluyor.

Söylediklerim göreceli bir yola çıkabilir. Fakat en azından şahsi kanaatim bu şekildedir.

3 Beğeni

19 Beğeni

Murakami 1Q84’ün 1. kitabını dün bitirdim, 2. kitapta da 100 sayfa devirdim. Çok büyük olduğu için e-kitap olarak okuyorum. Popüler edebiyata çok merakım yok ama polisiye kurgu olunca kitap sardı.

3 Beğeni

26 Beğeni

25 Beğeni

Diskdünya’nın yarısına gelmişim, bitmese mi diye yavaştan aldığım evreye de girdim ufaktan :face_holding_back_tears: .

33 Beğeni

Bora abinin pardon ablanın kitabına başlıyorum

26 Beğeni

23 Beğeni


Canım, Oruç Aruoba’dan bir şeyler okumak istedi. Kurgu dışı okumalarımın yanında çok güzel gideceğini düşündüğüm “Ol / An” a başlıyorum.

:heart:

24 Beğeni

28 Beğeni

22 Beğeni

20 Beğeni

Ekleme : Kitabın yarısına geldim. Bu kısıma kadar tamamen boş muhabbet diyebilirim…

25 Beğeni

Poul Anderson’u seviyorum. Dilimize de kazandırılmış bu kitap “Dünyamızı Kim Yok Etti?” ismiyle ama şimdi piyasada yok elbette. Bir gün tekrar Poul Anderson görür bu gözler umarım.

26 Beğeni

THE MACHINE STOPS

Yazıldığı yılı (1909) düşünürsek herhalde okuduğum en ileri görüşlü BK öyküsü. Türkçeye niye çevrilmemiş şimdiye kadar…

21 Beğeni

30 Beğeni

23 Beğeni

27 Beğeni

25 Beğeni