Otobanda Kaybolanlar


(Cüneyt Özkurt) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/otobanda-kaybolanlar/



“Uyan! Hey! Hadi uyansana!” diyen bir kadın vardı başucumda. Ağzımın yarısı toprakla dolmuştu. Kupkuru bir tat ağzımda ve bazı kum taneleri boğazıma dizilmişti. Ağzım açık olmasına rağmen nefes alamıyordum. Burnumun sağ tarafının yarısına kadar da girmişti kum taneleri. Nefes almak, hiçbir eylemi olmayan bedenimin en zor yaptığı uğraşa dönüşmüştü adeta. Kalp atışlarım önce hızlanmış, ardından… (DEVAMI…)


(Merve Aydın) #2

Ölümün böylesine derin anlatılması çok hoşuma gitti. Ölüm anında insanın ne yaşadığı daima muammadır ve bunu deneyimleyen de zaten geri dönüp hiç anlatamamıştır. Ölümden dönüp anlatanlara ise bugüne kadar pek inanamadım çünkü sonuçta ölmediler. :smiley: Senin anlatın ise bir ölüm anı deneyimi olmaktan ziyade içinde barındırdıklarıyla bir insanın kendi hayatına dönüp bakması. Mesela kahramanımız yerde yatan diğer adamı orada bıraktı ve güzel kızın motoruna atladı gitti? Bu insanın kendinden kaçışı mı yoksa başka bir insanı ölüme terkedecek kadar kötü olabilecek olması mı? Eğer orada yatanın kendisi olduğunu bilse gider miydi? Yine kahramanın dağlar, yollar aşarak çocukluğunda gördüğü, uçurtmalarını üzerinde savurduğu peri bacalarını farketmesi ve kurtarıcısının ona seni sana getirdim, demesi. Bu noktada kişi ölürken en masum anına dönmüş ve aynı zamanda yerde bir adamı yalnız bırakmasıyla da ne kadar kötü olabileceğini okuyucuya göstermiş. Masumiyet, kötülük, bencillik ve insanın kendini kurtarmak için bazen tanımadığı- tanıyamadığı kendini bile geride bırakma ihtiyacı, kendini bilmemezlikten gelişi çok güzel ve vurucu anlatılmış. Her öykün bir diğerini geçiyor Cüneyt. Metaforlarla dolu, açık açık değil de üstü kapalı anlatıp okuru düşünmeye sevkeden öyküleri çok severim. Sen de bu tip öyküleri özellikle harika yazıyorsun. Hep yaz. Öykü için teşekkür ederim. Daim olsun kalemin. Yazının bereketi artsın artsın dağ olsun!


(Cüneyt Özkurt) #3

Mervecim, çok teşekkür ediyorum. Bu ay da okuyup hassaslıkla değerlendirdin. Burada paylaşımda bulunmak çok güzel. Romanlarla, öykülerle ve masallarla kalmak dileğiyle. :slight_smile:


(Pelin ) #4

Merhaba,

Burada gözünü aralayan kişinin kendisi mi, yoksa yabancı zorla göz kapağını mı kaldırıyor? Eğer birincisiyse, göz aralamak kişinin kendi iradesiyle yapılan bir eylem olduğu için edilgen değil de etken bir cümle daha uygun olurdu. Yani kısacası “Diğer gözümü araladım.” kulağa daha doğru geliyor.

Bence art arda birkaç cümle söyleyen karakterler için “…dedi” ifadesi ilk cümleden sonra konmalı, ardından tırnak açıp kalan cümleleri yazılmalı. Böylesi okur olarak gözüme daha güzel geliyor.

Öykü birinci tekille anlatılmış, ama bence tanrısal anlatıcıyla da yazılabilirdi. Benim şöyle bir kriterim var: Bir öykü tanrısalla anlatılabiliyorsa, öyle anlatılmalı; yani birinci tekili tercih etmek için ortada bir sebep olmalı. Ben bu öyküde anlatıcı karşıma geçmiş ve bana bir şeyler söylüyormuş gibi bir hisse kapılmadım. Kullandığınız cümlelerin hepsi, baş karakterin anıları ve düşünceleri dahil, dışarıdaki bir gözlemci aracılığıyla da yazılabilirdi. Bu yüzden, bunun tamamen kişisel bir tercih olduğunun bilincinde olarak ve buna saygı duyarak, bu tarz bir öyküyü bir de tanrısalla yazmanızı önereceğim size.

Öykünün biraz şiirsel bir dili ve sembolik bir anlatımı vardı. Bu benim pek alışık olduğum ya da sevdiğim bir tarz değil, o yüzden tarafsız bir yorum yapmam zor, ama yine de başarılı olduğunuzu söyleyebilirim.

Elinize sağlık.


(Cüneyt Özkurt) #5

Öncelikle okuduğunuz ve değerlendirmek istediğiniz için teşekkür ederim. Tümü için makul birer cevabım var, ancak açıklamaktan ziyade bunları sizin de bulabileceğinizi düşünmekteyim.

Teşekkür ederim.


(Pelin ) #6

Bunun anlamı sanırım şu: Beni değerlendirmek istemişsiniz, ama bunu yapmaya yetkin değilsiniz.

Bunun da anlamı şu: Her şey çok açık, ama siz ya anlamamışsınız, ya da anlamak istemiyorsunuz.

Polemiğe girmeden tek bir şey söylemek istiyorum: Burada herkes herkesi övebilir, yağlayıp ballayabilir (kimseyi hedef göstermiyor, genel konuşuyorum) ama bunun kimseye faydası yok. Eleştirilmeyi öğrenmediğimiz sürece iyi bir yazar olmak mümkün değil. Yalnızca kendi çevremizin çok beğendiği yazılar yazan biri olarak kalırız. Ama bu şekilde kalmak isteyene de saygı duyarım elbette.

Yazı hayatınızda başarılar diliyorum.


(Cüneyt Özkurt) #7

Ne demek istediğinizi anlamadım. Kusura bakmayın, sanırım kendi çevreniz nazarından değerlendirme yaptınız. Söylemek istediklerinizde samimi olduğunuzu düşünerek teşekkür ediyorum, eğer böyle bir durumla karşılaşırsam bunu anlayabileceğim kanaatindeyim.


(gayekskn) #8

Cüneyt ne yaptın!
Bir yol hikayesi gibi başlayan; ama bambaşka bir sapağa sızan, sonunda, okkalı bir ‘Bravo’ hakkeden bir öyküydü.
Senin öykülerin arasında, son ikinin yeri başka.
Bıkmadan, usanmadan yaz dostum, ben hep okuyacağım✌️


(Cüneyt Özkurt) #9

Efendim çok teşekkür ediyorum. Gelecek sayıda muhteşem eserlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum. Bu ay içerisinde bir yol öyküsünde şeritler arasındaydı kahramanımız. Biraz düşlem işte, hayallerimizden ibaret sancımız. Kaybolduğumuz bu otobanda eminim ki bir gün birbirimize rastlarız dostlarım.


(gayekskn) #10

Ah beni ne çok heyecanlandıran bir hikaye kurgulamıştım oysa😪 oturup yazamadım.
Yollar çok; ama yolumuz bir. Muhakkak bir otobanda, bir limanda, uçurtmanın özgür kalan ipinde buluşuruz. Kalemin daim olsun arkadaşım🙌


(Cüneyt Özkurt) #11

o hikaye aklının içinde, elbette okuyacağız. Eminim ki aklının ücra köşesinde büyüyor ve güçleniyor. Bekliyoruz sabırsızlıkla. :slight_smile:


(Murat Barış Sarı) #12

Merhaba,
Öykünün bütünü göz önüne alındığında yetkin bir çatı ve onu besleyen değerli paragraflar dikkat çekiyor. Özellikle sonlara doğru kreşendo çok kaliteli.
Tasvirler de oldukça başarılı.
Hareket tasvirleri ve diyaloglar daha da iyileştirilebilir. Siyah t-shirtli kızın üstten bakan konuşma şekli finalle anlam kazansa da belki biraz daha doğallaştırılabilir. Adamın söylediklerine ilişkin düşünce ve hareketleri söylediğim gibi biraz daha akıcı olabilir.

Osman Eliuz bir keresinde bana yazdığım bir öyküde pin pon etkisinden bahsetmişti. Genelde söylenmek istenenin söylendiği ana hatlarıyla başarılı ama detaylarda biraz daha ince ayarlar yapılabilecek bir tarzdan bahsetmişti. Ben de bunu öykünüz için hissettim.

Hepsi daha da gelişmek için. İyi olarak söylediklerimi onradan söyleyeceklerimi dengelemek için söylemedim, samimi olarak beğendim. Ve ben de daha iyi yazıyor değilim.

Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…


(Cüneyt Özkurt) #13

Öncelikle sabırla okuyup değerlendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Önerilerinizi dikkate alacağım ve yazacağım diğer öykülerde, hikayenin akışına göre yerine oturtmaya çalışacağım.

Yazım uzun bir süreç, bu sürecin içerisinde pek tabi daha iyisi ya da daha kötüleri de çıkacaktır. Geride yine de okumaya değer cümleler bırakmak güzel olan tarafı.

Tekrar teşekkür ederim.