Oyunlar ve Kadın Bedeninin Bir Reklam Aracı Olarak Kullanılması


#21

Çok güzel, mistik bir hikayeydi cidden. Ama birkaç sahnede klişelikler yok değildi.


#22

Cinsiyetçilik elbette bir sorun fakat bu noktada, önemli bir soru sorulması gerekiyor: cinselliği tamamen yok saymadan, cinsiyetçiliğin önüne nasıl geçilir?

Cinsellik, insan hayatının doğal bir parçası. Seksi bir kadın ve / veya erkek gördüğümüzde, dikkatimizi çekiyor. Hikayelerde, cinsiyetçliğin önüne geçmenin göreli olarak basit bir yolu olduğunu düşünüyorum. Bu hikayenin hangi ortamda anlatıldığı fark etmez. Karakteriniz, sadece cinselliğinden mi ibaret, yoksa öne çıkan başka yönleri de var mı

Örneğin, burada hemen herkesin tanıyacağı bir karakteri örnek alalım. Game of Thrones dizisinden Margaery.

Evet, bu karakter güzelliğiyle ve seksiliğiyle öne çıktı fakat onun dışında, masum göründüğü halde içten pazarlıklı olması, manipülasyonları, kritik durumları iyi idare edebilmesi ve sosyal yetenekleriyle de insanı etkiledi. Kısacası, sadece bedeni olmadı. Cinselliği reddetmeden, cinsiyetçiliğin önüne geçmenin kilit noktasının bu olduğu fikrindeyim.

Klasik bir test vardır bu konuda, seksi lamba testi (sexy lamp test). Bir kadın karakteri, seksi bir lamba ile değiştirebiliyorsanız, o karakterin bir işlevi yoktur, yani cinsiyetçidir denir. Buna en klasik örneklerden birisi, Yüzüklerin Efendisi kitaplarındaki Arwen’dir. Aragorn için bir hedef olmaktan başka amacı yoktur. Öte yandan, aynı dünyadan Luthien veya Eowyn için böyle bir şey denemez (Eowyn’in sonu ayrı bir konu olsa da).

Elbette, bu bahsettiklerim hikayelerde geçen kısımları. Reklamcılıkta farklı kıstaslar alınıyor ve reklamcı kişiler de tanıdığım için biliyorum ki, düşündüğümüzden çok daha detaylı şekilde hazırlanıyor bunlar (en azından uluslararası alanda, bizim standartlar her zamanki gibi daha geride).

Çekici karakterler kullanmanın bir zararı olmadığı fikrindeyim, hatta bunlar promosyonda da kullanılabilir fakat bir eşiği olmalı elbette. Kore MMORPGlerinin bir çoğunda, seksi görünmek adına, kadın karakterler çok abuk, gerçek dışı derecede saçma duruyorlar. Öte yandan, bu kadar uçuk olmadığı sürece, erkek veya kadın olarak, çekici karakterler görmek istemenin hiç bir yanlış bir yanı yok.

Cinsiyetçiliğin önüne geçilmek istenirken, aşırı telafi yapılarak, insanın hayatının bir parçası bastırılmamalı. Batıda kimi çevrelerde yaşanmaya başladı bu. Henüz cinsiyetçiliğin kendisi kadar büyük bir sorun değil, hele bizim ülkemizde yanına bile yaklaşmıyor. Ancak yine de dikkatli olunmalı.

Düzenleme: Oyunlarda seksi fakat cinsiyetçi olmayan karakterlerden birisine, Dragon Age’den Morrigan örnek verilebilir. Oyunlarda gördüğüm en iyi yazılmış karakterlerden birisidir. Zaten, seksi olamazsın denirse, bu sefer ters uçta ilerleriz ve “kadınlar ten göstermemeli” veya “dekolte giymemeli” mantığında bir şey demiş oluruz. Bunun ne kadar saçma olduğunu açıklama gereği duymuyorum.

Öte yandan, Nier oyunlarından 2-B, çok ilginç bir karakteri olsa da, oldukça cinsiyetçi öğeler içermektedir. Evet, seksi lamba testini geçer ve sadece seksi değildir fakat cinselliği aşırı ön plana çıkmıştır, hele ki oyunu pazarlama sırasında. Ağzının suyu akarak oyunu alan ve oynayan bir kitle oluşturmuştur böylece.

Kendi argümanımı düzeltiyor ve bir noktaya kadar, sadece cinsellikten ibaret olmama işe yarar diyorum. Gerisini şu an belirleyecek değilim kendi açımdan, zira akıl fırtınasını sevsem de, her yarım düşünceyi paylaşmayı doğru bulmuyorum. Ancak ilgilenen olursa, karşılıklı konuşabiliriz.


(Metal Storm) #23

Ben internete Lara yı çomeltip saatlerce onu izliyorum diyenleri gördüm.


#24

Weirdo denilen tipler her yerde var. Lara Croft’u, en azından 2013 reboot’undan beri olan kısımları, cinsiyetçi bulmuyorum. Öncekileri pek oynamadım. Ancak herkesi durdurmuyor bu durum, bin türlü insan var malum. Zoofilinin yaygın olduğu bir ülkede yaşıyoruz örneğin.


#26

Yalnız İnsan Hakları Bildirgesi, Fransızca Déclaration des droits de l’homme’dur. L’homme kelimesi hem erkek anlamına gelir hem de insan (çocukları vs. de, insan olan bütün canlıları kapsıyor). İnsan olarak kullanılan humain kelimesi de var fakat humain bir sıfattır. L’homme ise bir isim. Bu yüzden, İnsan Hakları Bildirgesi derken L’homme kullanmak en uygunu. Yani cinsiyetçi bir anlamı yok orada.


(Okan Akıncı) #28

Herkesin görüşünü dile getirmeye hakkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle bu başlığa erkeklerin de yazmasında bir sakınca görmüyorum. Peki, neden bu başlığa yazanların ezici çoğunluğu erkek? Neden kadınlar bu konuya erkekler kadar ilgi duymamış onu bilemem. Bu forumun kadın üyeleri var, bu başlığa yazmalarının önünde bir engel de yok. Eğer bu başlığa yazanların çoğunluğu erkeklerse bunun nedeni forumdaki kadınların çoğunluğunun konuya ilgi duymamış olmasıdır. Bu forumdaki hiçbir erkeğin “kadınlar sussun, bu başlıkta onların yerine biz konuşacağız” diye bir tavır içinde olduğunu da sanmıyorum. Kendi adıma konuşacak olursam böyle bir tavrın karşısında olurum ama öte yandan “erkekler sussun, bu kadınların meselesi, sadece kadınlar konuşacak” tavrına da karşıyım. Herkesin konuşmaya hakkı olmalı.

1789 Bildirgesinin cinsiyetçi olduğunu sanmıyorum. Fakat onu yorumlayanlar cinsiyetçilerdi. Olympe de Gouges’in tavrının hatalı olduğuna inanıyorum. Çünkü bu bildirgenin özünde cinsiyetçi olmadığını, bu bildirgede dile getirilen hakların kadınlara da derhâl verilmesi gerektiğini ifade etmek yerine kadınlar için yeni bir bildirge yazarak bence farklı bir tipte de olsa cinsiyetçilik yapmış ve sorunu çözmeye çalışmamış, toplumu bölerek çatışma yaratmıştır. Elbette bu sadece benim görüşüm. Aksini düşünen arkadaşlarla saygılı bir şekilde tartışabiliriz.

Bu başlıkta şunu da gördüm. Bazı arkadaşlar kadın ve erkeğin eşitliğinin imkânsız olduğunu ifade ediyorlar, fakat yazdıkları şeye baktığımda kadın düşmanı olmadıklarını görüyorum. Peki, bu ne anlama geliyor? Bence cinsiyet eşitliği kavramını yanlış anladıkları anlamına geliyor. Onlar biyolojik farklılıklar nedeniyle bunun imkânsız olduğuna inanıyorlar. Onlara göre cinsiyet eşitliği her iki cinsiyetin de her şeyi (buna biyolojik bazı şeyler de dâhil) yapabilmesidir. İşte bu, cinsiyet eşitliğini yanlış anlamaktır. Elbette bir erkek hiçbir zaman çocuk doğuramaz. Bu, şu an için imkânsız. Bir kadının yer altında madende çalışması ise imkânsız olmasa dahi oldukça zor. (aklıma bir örnek gelmediğinden bunu verdim) Fakat bunlar cinsiyet eşitliğinin önünde engel değildir. Cinsiyet eşitliğinden ne anlıyoruz. Ben, ne anladığımı söyleyeyim:

  • Kendi yaşamını hiç kimsenin iznine tabi olmadan yönetebilme.
  • Çalışma özgürlüğü.
  • Eğitim alma hakkı ve özgürlüğü.
  • Tacize, tecavüze ve diğer her türlü şiddete karşı güvenliğinin sağlanması.
  • Cinsiyetinden dolayı aşağı aşağılanmama.
  • Cinsel yaşamını özgürce kendisi belirleyebilme.
  • Bedeninin metalaştırılmaması.
  • Seçme ve seçilme hakkı.
  • Hukuksal olarak eşitlik.

Elbette bunlarla sınırlı değil, pek çok şey sayılabilir. Hiç kimse kadınlar da gidip madende çalışsın demiyor. Kadının eve hapsedilmemesi ve dilediği gibi bir işte çalışabilmesi hakkını savunuyoruz. Hangi mesleği icra etmek istediği kendisini ilgilendirir. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması derken, erkeğin geleneksel olarak efendi, kadınınsa geleneksel olarak hizmetkâr rolünde olmasına karşı bir şeyden söz ediyoruz. Bence cinsiyet eşitliğinin imkânsız olduğunu düşünen arkadaşlar nasıl bir eşitlikten söz ettikleri üzerine biraz daha düşünebilirler.

Oyunlara gelince. Oyun sektörünün bu hâlde olmasının nedenini, sektörde çalışanlarının çoğunluğunun erkek olmasına bağlamak, bütün erkeklerin özünde cinsiyetçi olduğunu iddia etmek gibi bir şeymiş gibi geliyor bana. Bence onlar sadece talebe yönelik arz yaratıyorlar. Hatta pek çoğu yönetici değil, işçi. Ya bu şekilde yapacaklar ya da işsiz kalacaklar.

Toplum, cinsiyet sorunlarını hâllettikçe talebin değişeceğini ve oyun sektörünün de değişeceğini düşünüyorum. Toplumda böyle bir sorun var. Üstelik kadınların seks objesi olarak gösterilmesi sadece erkekler değil, kadınlar tarafından da talep ediliyor. Grinin Elli Tonu, Kötü Çocuk gibi cinsiyetçi saçmalıklar erkeklerden çok kadınlar tarafından okunuyor. Genç kızlar zekâları ve yeteneklerinden çok bedenleriyle toplumda var olmaya çalışıyorlar. Bu bir döngü. Sistem onlara bunu dayatıyor. Onlar da bunu kabul ederek yeniden sistemi besliyorlar.

Bu söylediklerim, bu sistemin suçlusunun genç kızlar olduğunu iddia ettiğim anlamına gelmesin. Her arz kendi talebini yaratır diye bir iktisat yasası vardır. Sistem genç kızları bu cinsiyetçi kültür bombardımanına tutuyor. Bu döngüyü bir yerde kırmamız gerekiyor ama hiç kimse (ister kız olsun ister erkek) çocuğunu doğru bir şekilde eğitme çabasında değil. Ellerine birer tane elektronik cihaz verip onları başımızdan savıyoruz. Onlar da o cihazla girdikleri alemin içinde bu yozlaşmış kültürün bombardımanına maruz kalıyorlar.


(Grey Angel) #30

Nereden bu söz ? Sanırım aşık oldum :heart:


(Grey Angel) #31

Şimdi , yukarıda yazdığım bir kenara , bu ciddi bir sorun , evet bu beni cidden rahatsız ediyor ve oyun oynarken ki iştahımı veyahut dikkatimi dağıtıyor ( doğru kelimeyi bulamadım , çaktırmayın ) evet bu ciddi bir sorun ama aslında yerinde bir sorun , yani ? reklamcılar , video oyun tasarımcıları ve bir çok kişi bundan haberdar ve bilerek bunu kullanıyorlar ,evet siz erkeklere cinsel arzularınızı engelleyemiyorsunuz demiyorum , ama bilmelisiniz ki bu oyunları oynayan binlerce , hatta milyonlarca çocuk var . Gerisini siz düşünün …


#32

Buradan geliyor ama kimin söylediğine dair bir bilgi yok.


(Grey Angel) #33

Çok teşekkür ederim :blush: :heart:


(Gözde Özavcı) #34

Merhabalar; bu konuya nihayet bir ortamda dikkat çekilmesi ve ‘seviyeli’ şekilde tartışılması oldukça hoşuma gitti. :slight_smile: Ben de bu konuda ki fikirlerimi ve tecrübelerim belirtmek isterim ancak şimdilik işin toplum, kültür, ideolojiler gibi derin kısımlarına çok fazla girmeden sadece oyun ve oyunculuk kısmıyla sınırlı tutmak istiyorum.

Öncelikle e-spor gibi rekabetçi oyun ortamlarında kadın oyuncuların büyük çoğunlukla erkeklerle rekabet edemeyecek durumda olması görüşü ve genel olarak kadın oyuncuların, erkek oyunculara oranla çok daha az sayıda olması ifadeleri doğru ve ben bunun kaynağının, yine diğer bir çok durum gibi (misal trafikte bir sürücü olarak kadının sıkça eleştirilmesi) , daha çok erken yaşlardan belli başlı toplumsal cinsiyet rollerinin bireylere aşılanması olduğunu düşünüyorum. Toplumumuzda yapılan büyük hatalardan biri de tabiri caizse çocuk denilip geçilmesi. Hani bilirsiniz şu tipik “Çocuktur anlamaz” meselesi. Halbuki çocuklar, henüz bebek denilen en erken yaşlarda bile başarılı birer gözlemcidirler ve evet, bir çok karakteristik özellikle beraber toplumsal cinsiyet rolleri de bir ölçüde bu şekilde dünyaya yeni gelmiş bireyde temellerini atar. Çocuk, ebeveynlerini gözlemleyerek kadın ve erkek ayrımını yapmaya başlar ve onlara roller verir.

Bu ayrım zamanla daha da belirginleşmeye başlar ve gerek aile içerisinde olsun, gerek toplum içerisinde olsun yönlendirilmeye ve beslenmeye başlanır. Kız çocuklarına bebek, mutfak eşyalarından oluşan oyuncaklar verilirken/üretilirken; bunun erkekler için silah, hayvanlar, arabalar vs olması gibi. Yani, henüz oyun kavramıyla ilk kez tanıştığımız erken yaşlarda bizim için zaten bu ayrım konulmuş. Peki istisnalar oluyor mu? Olmuyor değil. Misal bir erkek çocuk eline bebek alıp saçını taramak istediğinde alaya alınabilir, alınmasa da “normal olmadığı” çocuğa hissettirilir. Aynı şekilde bir kız çocuğu da eğer toplumun “erkek oyunları” olarak nitelediği faaliyetlerle meşgul olursa, bu pek alaya alınmasa da (sebebi malum), o çocuğa farklı olduğu hissettirilir. Bu çocuklar hemcinsleri arasında çoğunlukla oyun arkadaşı bulamamak gibi problemlerle karşılaşırlar ve bu da çoğunluk üzerinde toplumun çizdiği bazı sınırların aşılmasının kötü bir şey olduğunu aşılar.

Kendi tecrübelerimden bahsederek devam etmek istiyorum konuya. Ben de böyle “istisna” bir kız çocuğuydum. 90’ları bilirsiniz, oyunlarla atari ile tanıştım ve neredeyse hiç (adaptör aşırı ısınana kadar :D) elimden düşürmezdim. Ve daha buradan zaten cinsiyetiniz kaynaklı söylemlere maruz kalmaya başlıyorsunuz. Misal erkeklere özendiğiniz, erkek fatma gibi söylemler, yeterince dişi olmamanız gibi ithamlar hatta, özellikle toplumun erkek çocuklarını maruz bıraktığı, cinsel yönelimle ilgili yargılara kadar varabilen irili ufaklı baskılara maruz kalıyorsunuz. Dolayısıyla bu erken yaşlarda ayrım bu kadar kesin yapılmışken, ilgi alanlarının buna göre şekillenmesi kaçınılmaz ve bu şekillenmenin etkisi ile doğal olarak bugünkü oyun dünyasında kadın nüfusu erkeklerden çok daha az. Performans farkının da sebebinin tamamen aynı olduğunu düşünüyorum. Bazı arkadaşların da yazılarında belirttiği gibi değişen toplumla beraber kadınlar da bu faaliyetlere daha fazla açılmaya başladılar, ancak erkekler biz kadınlardan çok daha uzun süredir bu işin içindeydiler ve ilgilendilerse de (bugünkü oyunculuk, e-sporculuk için) aynı zorluklarla karşılaşmadılar. Bu zorluklara bizim toplumuzdan örnek vermek gerekirse, çoğu oyuncu arkadaşım çevrelerinden mutlaka bir “Bu yaşta çocuk gibi oyun mu oynuyorsun” yaftasıyla karşılaşmıştır. Bu bir kadın oyuncu için ise misal “Bu yaşta çocuk gibi oyun mu oynuyorsun. Kalk sofrayı topla/yemek koy/kardeşine bak…vb” :smiley: şekline dönüşür. Yani duble yargı, oyuncu kariyerine aşılması gereken duble engel koyar. Nitekim kadınların genel olarak öncelikle evcil/eve ait/domestik konularda yeterli olması beklenir. Bu konuda yeterli ise bir kadın, çevre tarafından yargılanmadan diğer alanlarda faaliyet gösterebilir/profesyonelleşebilir. Bu durumunda etkisi göz önüne alındığında, performans farkının kadın oyuncular ve erkek oyuncular arasında bir tecrübe ve pratik farkından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Gelelim oyun ortamında kadının varlığına ve başlıktaki esas konumuza. Ben sıkı bir MMORPG hayranıyım ve sanırım bu türde tecrübeli bir oyuncu olduğumu söylemem de yanlış olmaz. Dolayısıyla size bu türün ortamındaki durumdan bahsedeceğim. Konuyu açan arkadaşın belirttiği gibi MMORPG türünde kadın vücudunun nesneleştirilmesine çok fazla rastlarız. Bikini zırhlar, dekolteli kıyafetler, çekici vücut ölçüleri/şekilleri. Şahsen sadece MMORPG’ler üzerinden konuşursak bunları çoğu zaman rahatsız edici bulmuyorum. Sonuçta, evet, estetik olan tercih edilir ve fantastik bir dünyada (çoğu MMORPG nin fantastik/bilim kurgu temasında olduğunu göz önüne alarak) dekolteli bir zırhın kullanışsız olduğunun üzerinde durulmasının çok da manası olmadığı kanaatindeyim. Ancak bazı oyunlar var ki bu durumu öyle abartılı bir boyuta taşımışlar ki rahatsız olmaya başlıyorsunuz. Kıyafetlerin tasarımında dekolte/açıklık olayının çok ötesine gidilip artık erotikleşme mi dersiniz, devasa/doğa üstü vücut hatları mı dersiniz, bir kadının erkekleri çekebilecek olan tüm özellikleri alınıp öyle abartılmış ki rahatsız olmamak elden değil. Ben bunu erkeklere yönelik bir çeşit aşağılama olarak da görüyorum aynı zamanda. Erkek oyuncuları cinsellik ibaresi olan her şeye lamba gören ateş böceği gibi çekilen tek tip varlıklarmış gibi damgalamaktır bu.

Son olarak MMORPG ortamında kadın oyuncular ve cinsiyet ayrımından bahsetmek istiyorum biraz tekrar kendi tecrübelerimden yola çıkarak. Oyuna ve topluluğuna göre değişmekle beraber bu ayrımcılığı az ya da çok hissetmek mümkün. Öncelikle elbette çoğunlukta olan erkek oyuncuların tavırlarından başlayacağım. Kadın olduğunuz bir şekilde oyun içerisinde anlaşıldığında/yahut siz bunu ifade ettiğinizde oluşabilen malum “ilgi” den aşağı yukarı herkesin haberdar olduğunu düşünüyorum dolayısıyla buna pek değinmeyeceğim. (Ki bu son yıllarda, sanırım kadın oyuncuların artıp artık o kadar da “nadir” olmamasından dolayı oldukça azalmış durumda.). MMORPG’lerde cinsiyet ayrımclığı olarak en fazla rastlanılan meseleler yine tabiki de kadın oyuncuların bir oyuncu ve özellikle lider olarak yetkinliği ve yine buna bağlı çok sık görülen “healer girl”/“support girl” kavramı. Oyun içerisinde kadın oyuncu arkadaşlarının, haklarında kadın olduğu haricinde çok fazla bilgi sahibi olmadıkları durumda bile, yetkinliğine/becerisine güvenmeyen erkek oyuncular bulabilmeniz hâla mümkün. Bu durum özellikle kadın oyuncunun raid/party lideri, guild/lonca lideri olduğu durumlarda daha sık görülmekte. Bu yargılardan kaynaklanan tepkiler ve davranışlar bazen oldukça çirkinleşebiliyor. Mesela lider konumdaki bir kadın oyuncunun, liderlik yaptığı grubu sözüm ona “kadınlığıyla/cinselliğiyle” ikna edebildiği ithamlarını sizi hiç tanımayan, henüz sizinle iki kelime etmemiş insanlardan bile duyabilmeniz mümkün :smiley: İşler çirkinleşme noktasına vardığı zaman tabii ki de iki cinsiyette bundan nasibini alıyor ancak benim belirtmek istediğim bu çirkinleşme esnalarında hedef bir kadın oyuncuysa ,erkek oyunculara yaptıkları gibi, yetenekleri/ oyun becerileri aşağılama yoluna başvurmaktansa tacizci/flamer kişi cinsiyetten vurmayı tercih ediyor. Yani kadın oyunculara çoğunlukla oyuncu kimliğinden önce cinsel kimliğiyle yaklaşıldığını da sıklıkla gözlemleyebiliriz.

Tabii bir de madalyonun diğer tarafı var. Her bir kadın oyuncu bu ayrımcılıklara maruz kalan, erkek oyuncuların mağdur konuma koydukları kurbanlar mı? Kesinlikle hayır. Diğer cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili meselelerde de olduğu gibi, bunda da kadınların katkısı en az erkekler kadar mevcut. Hatta bu durumlardan bizzat beslenen kadın oyuncular olduğunu söylemek yanlış olmaz. Erkeklerin özellikle çoğunlukta olmasından faydalanıp ilgi sömürüsü yapanlar mı dersiniz, oyun içi eşya/para için vücudunu sergilemekten çekinmeyenler mi dersiniz, erkek oyuncuları duygusal (ya da cinsel) olarak vaatlerle kandırıp oyun içi dolandıranlar mı dersiniz, uzun sözün kısası cinsiyetini kullanıp ortamı kirleten ve kadın oyuncuların imajına gerçekten zarar veren şahıslardan bolca bulabilirsiniz. Hele bunun bir de son zamanlarda oldukça popülerleşen “yayıncılar” kısmı var ki, o konuya şuan girmek bile istemiyorum :smiley: Bu şekilde aklıma gelen bazı fikir ve tecrübelerimi paylaşmak istedim. Fazla uzattıysam çok özür dilerim. Herkese keyifli oyunlar :slight_smile:


(Okan Akıncı) #35

Bu konu hakkında şu ana kadar gördüğüm konuya en hakim yorum bu.


(Yakışıklı) #36

Yeni çıkan Battlefield V.

Protez kollarla die Ostfront’ta koşturan kadınlar… çünkü o “female character” girecek bir şekilde mevzuya, olmaz yani yoksa.

Soytarılığa bak ya, ahahaha. Rahmetli dedemin kemikleri sızlıyordur şimdi :disappointed:


(Okan Akıncı) #37

Oyun yapımcıları ve hatta genel olarak bütün endüstriler kadınları da erkekler gibi basitçe insan olarak kabul edilmiyor. Ya kadın kahramanın cinsiyeti göze sokulacak, cesur kadın portresi eserin önüne geçecek ya da kadın seks oyuncağı olarak gösterilecek. Karakterlerin kadın ya da erkek olması mesele olmamalı ama gel de anlat.

Hatta sinema filmlerinde de kahramanın kadın olması sayesinde beş para etmez filmler bayağı övülüyor. Aynı kadın karakterin erotik bir şekilde resmedilmesiyle de erkek izleyicilere de göz kırpılıyor.

Wonder Woman filmi için Teksas’ta sadece kadınlara özel bir gösterim yapılmış, erkekler salona alınmamıştı. Bunu da Feminizm, kadın özgürlüğü vs. kisvesi altında yapmışlardı. Feministler de bunu alkışlamıştı. Aynı insanlar böyle bir şey Türkiye’de yapılsa “haremlik selamlık uygulamasına karşıyız, Türkiye orta çağa dönmemeli” diye bas bas bağırırlardı. İşte böyle iki yüzlü yaklaşımlar da var.


(Gözde Özavcı) #38

Yorumu size bırakıyorum. Osmanlı’yla alakalı bir şey görebilenler haber versin lütfen :smiley:


(Burak) #39

Videosunu izledim, bi tane yeniçeriye benzeyen abi koymuşlar. Yeter o. Bu arada oyunun Android logosu erkek.


(Gözde Özavcı) #40

Ben de izledim şimdi. Şu mantar gibi türeyen League of Legends / DoTA çakmalarından, ki bu adamlar sanki zahmete girip en azından farklı atmosfere sahip harita bile yapmamışlar -_-

Söz ettiğiniz Yeniçeri abinin görselini de gördüm. Neyse ki onu koymuşlar. Hâlâ çok absürd :smiley: Oyunun kendi adı değil de, yeniçeri abiyi ekledikleri yamanın adı Osmanlı’nın Onuru olsa iyi olurdu. Ama sanırım oyunun adı ve oyun görseldeki gibi karakterlerle dolu :confused:


(Emre Can Doğan) #41

ABD zaten muhafazakar, çok da laik değil. Anayasa da kalmış. Hayır, onu geçtim beni sinema salonuna almayınca bir daha New York’ta kimse bir kadına laf atamıyor mu? Ya da öğretmen-öğrenci vakası mı azalıyor? Wonder Woman zaten oyuncusundan itibaren bir rezillik. Justice League filminde o kadın hakkı savunuculuğundan en ufak bir kırıntı kalmamıştı. Karakter sadece grubun güzel kızı kıvamına getirilmişti.


(Burak) #42

Valla benzer konuda Ceidot’un önü çektiği çok güzel strateji oyunları çıkıyordu zamanında. Şimdi her şeye rağmen bir umutla indirip baktım bu oyunu. Tek diyeceğim şey şu: size tutorial yaptıran karakterin adı Lolita.

mic drop


#43

Oyun endüstrisinde kadın bedeni kullanılıyor çünkü hitap ettiği kitle ekseriyetle erkekler. Dizi/Film/Müzik endüstrisinde de ya kızların moda zevkine uygun kadınlar ya da kaslı/yakışıklı/ikonik erkekler kullanılıyor çünkü onlar da ekmeğini ekseriyetle fangirl denen tiplerden yiyor. Yani erkek bedeni de o kadar çok cinsel obje olarak kullanılıyor ki… nedense buna karşı herhangi bir laf görmüyorum. Biscolata reklamı mesela, erkeklerden ziyade ekseriyetle kadınlar tercih ettiği için kaslı erkek kullanıldı. Demek ki sorun “kadın bedeninin objeleştirilmesi” değil, bizzat kapitalizm. Sorunun köküne inilmeden sorun çözülemez. Yüzeysellik de yine sisteme hizmet eder.