Oyunlar ve Kadın Bedeninin Bir Reklam Aracı Olarak Kullanılması


(Okan Akıncı) #1

Başlığı doğru atamamışım gibi bir his var içimde, çünkü bu konuyu tam olarak nasıl tanımlayacağımı bilemedim. O yüzden varsa kusurum, özür dilerim.

Bazı oyunların tanıtımlarında sık sık gördüğüm bir durumdan söz etmek istiyorum. Eminim ki sizler de görüyorsunuz. Özellikle fantastik MMO ve MMORPG oyunlarında gördüğüm bir durum bu.

Biraz abartılı vücut hatları ve bu vücudu sergileyen kıyafetleri giyen kadın figürlerini oyunların afişlerinde görüyorum. Tabii ki oyunun içeriğinde de o kadınlar var. Erotik bir hava içinde oyuncular oyuna davet ediliyor.

Bunun pek çok örneği var. Mesela bugün denk geldiğim Forsaken World oyununda bunu gördüm ama örneklerin sayısı çoğaltılabilir. Sizler de çok sayıda örnek verebilirsiniz.

Bu durum benim hiç hoşuma gitmiyor. Çünkü;

  1. Kadınlar birer seks objesiymiş, birer tüketim maddesiymiş gibi gösteriliyor. Kadına yaşamın içinde biçilen rol bu.

  2. Oyunlar bu yönüyle sadece erkeklere hitap ediyor.

  3. Bu oyunları küçük yaştaki çocuklar da oynuyor ve onlar bu nedenle yaşlarına uygun olmayan içeriğe maruz kalıyorlar.

  4. Bütün bunlarla paralel olarak küçük yaştaki erkekler, kadınları birer seks objesi gibi görmeyi öğreniyorlar. Cinsiyetçilik çocukluktan itibaren beyne kazınıyor ve cinsiyetçi erkeklerin yetişmesine neden oluyor.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?


#2

Dejenerasyonun bir parçası. Sessiz silahlardan kastedilen buydu. İnsanlar farketmeden yaşam şekillerinin ve düşünce kalıplarının belirli ajandalar dahilinde değiştirilmesi, ki bu çoğu zaman kötü yönde oluyor. Dünya’daki insanların büyük çoğunluğu, ne olup bittiğinden habersiz. Çok büyük bir değişimin içerisindeyiz. Onların yararına olan, çoğunluğun yararına olmayacak. Her koyun kendi bacağından asılır deyimini günlük hayatta yaşıyoruz artık. Herkes kendini kurtarmaktan kendisi sorumlu. Kimse kimseye yardım etmeyecek. Böyle bir dünyada tek arkadaşınız, bilgidir. Bilen yaşar.


#3

Sadece oyunlar değil tv reklamları, film afişleri vs. her şeyde bunlara rastlayabiliyoruz. Tabi ki bir bayan olarak beni rahatsız ediyor. Ayrıca para, şöhret vs. için bunlara alet olan bayanları da yadırgıyorum.
Son yıllarda herşey sıradanlaşmaya başladı insanların gözünde ve kimse de buna bir dur diyemiyor. Nasıl bir hırsız, katil toplum vicdanında hatalı görülüp sorgulanıyorsa bunlar da aynı oranda suç benim gözümde. Bu konuda özgürlük, serbestlik bahanesine sığınılamayacağını düşünüyorum.


(Yakışıklı) #4
  • DİKKAT! CİNSİYETÇİ YORUM İÇERİR -

Aslında bu konuyla ilgili makâle dahi yazılabilir fakat aklıma gelen şeyleri yazacağım bir çırpıda. Eminim ki yazımın içeriğinin büyük bir kısmı cinsiyetçi olarak yorumlanacak, lâkin yapacak bir şey yok, düşünce ve ifade özgürlüğü :v:t2:

'96 yılından beri bilgisayar oyunu oynayan bir bireyim ve sanıyorum ki her türden onlarca oyun oynadım, pekâlâ gamer diyebiliyorum kendime. Yeni nesil “gamer” tiplere baktığım vakit kendimi görmek bir yanadursun, benimle uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar görüyorum. Öncelikle benim zamanımda “oyun oynayan kız” yoktu, bütün bunlar sonradan üretildi. Türedi demiyorum, üretildi, tıpkı bir ürün gibi, ve piyasaya sürüldü. Şahsî fikrime göre bilgisayar oyunları doğası itibariyle erkeklere hitap ediyor, bu da bağ kurmakla ilgili. İstatistiksel bilgiye sahip değilim lâkin şu an piyasayı domine eden (ve zamanında etmiş olan) oyunların %99’u shooter sınıfındaki oyunlar. Çoğunlukla asker oluyorsunuz ve askerlik erkek mesleğidir. Evet, kadınlar da askerlik yapıyor dediğiniz duyar gibiyim, lâkin muharip anlamda tarihten bu yana sahada savaşan cinsiyet erkekler, bu sebepten ötürü erkeklerin bilgisayar oyunlarına girmesi ve bir bağ kurabilmesi çok ama çok daha kolay. Sims’e kız oyunu derler ya hani (ki saçmalık!), onun gibi bir şey.

Rainbow Six oynuyorum birkaç aydır, çok da severek. Belirli özel kuvvetler var oyunda, bu özel kuvvetlerin de operatörleri mevcut. Cinsiyet eşitliği ayağına birçok kadın operatör mevcut. Güney Kore’nin gururu Dokkaebi ile tanışın:

Bunlar da aynı oyundan başka operatörler, lâkin zerre kadar karikatürize edilmemiş oldukları için epey gerçekçi tasarlanmışlar ve oyunun ruhunu bozmuyorlar:

Glaz, Spetsnaz.

Blitz, GSG-9.

Farkı görebiliyorsunuzdur, zira görülmeyecek gibi değil. Hâlihazırda gerçekçi bir platformda kuruyorsanız oyunu, kurgusunu, konusunu, pekâlâ gerçekçi karakterlere ihtiyacınız var. Oyun sektörünün %99’unu oluşturan shooter türünde de kadınlar çok abes kaçıyor. Life Is Strange’de böyle bir şey yok, çünkü konu buna müsait, her ne kadar tamamını oynamasam da anladığım kadarıyla ergenlik çağlarında birtakım tercihler yapmak zorunda kalan kafası karışık bir kızı oynuyoruz. Çok ama çok rafine bir tasarım ve hikâye anlatımıyla hem de. Fantastik ve bilimkurgusal içeriğe sahip oyunlar için de söyleyebiliyorum bunu, hepsi için olmasa da. Skyrim meselâ, sırıtmıyor kadın karakteriniz. Aynı şekilde Fallout, zaten her şey son derece fantastik olduğu için bir gerçekçi temelde değil, o yüzden istediğiniz cinsiyetteki karakterinizi istediğiniz gibi tasarlayıp, yine istediğiniz şekilde oynayabiliyorsunuz.

Profesyonel alanda da benzer şeyleri söyleyebiliyoruz kadınlar hakkında. Yakından takip ettiğim Counter Strike meselâ, all-female takımlar mevcut ve kadınlara özel ayrı turnuvalar var. Fakat normal takımlarda all-male gibi bir olay mevcut değil. Amma ve lâkin kadın oyuncular hiç o seviyeye gelemediği için (sebepleri konusunda fikrim yok) başa oynayan takımlarda bir tane kadın oyuncu dahi göremiyoruz ve turnuvaları az önce dediğim gibi ayrı yapılıyor. Yani birinci sınıf bir all-female takım, üçüncü sınıf bir (çok aptalca gelecek kulağa ama başka nasıl yazsam bilemedim) erkek takımı karşısında eziliyor. Hatta geçenlerde profesyonel bir oyuncu “bu olayın cinsiyetçilikle alâkası yok kızlar, b*k gibi oynuyoruz, bu gerçekle yüzleşelim artık.” demişti ve çok büyük olay olmuştu xD

Gel gelelim işin seks objesi kısmına. Gamer bireylerin belki birçoğu (kendi tanımıma göre hakiki gamer olanlardan bahsediyorum), oynadıkları oyunun içerdiği rekabetten ötürü hırslıdırlar, bu sebepten ötürü küfür de ederler, ırkçılık da yaparlar, karşı cinsle araları iyi de olmayabilir (kendimi dahil etmiyorum zira yakışıklıyım). Yeni nesil gamer kültürü ne yazık ki “nerd” dedikleri kültürle iç içe olduğu için, firmaların bu profile satacakları oyunlarda böyle şeylerin olması elzem. Kadın bedeninin metalaştırılmasını savunduğumdan demiyorum, lâkin yegane kaygısı kâr yapmak olan kapitalist şirketler için hiçbir değer yoktur, sermaye hâriç.

Uzun lâfın kısası, iyiden iyiye soytarılaşmış oyun dünyasında kadınların bu şekilde kullanılması, kapitalizm dahilinde çok rahat bir şekilde yorumlanabiliyor, en azından benim açımdan öyle. Hele hele insanlara “gamer” diye sunulan tiplere baktığınız vakit, her şeyin neden bu şekilde işlediğini anlayabiliyorsunuz.


#5

@DigitalMilitia güzel bir konuya değindi. Ama ben farklı bir açıdan yaklaşacağım.

Kadınların günlük hayattaki yerinin sorgulanmasıyla başlayan tartışmanın, sanayi devriminin zengin sınıfında, kadınları da iş hayatına sokup neden kazancımızı iki katına çıkarmayalım düşüncesine öncülük ettiğini düşünüyorum.

Sanayi devriminden önceki toplumların ataerkil doğası, kadınların oy hakkı bile olmamasını ve dolayısıyla kadının ‘yemek yapar, çocuk bakar’ gibi dar bir bakış açısına hapsedilmesini ortaya çıkartmıştı. Refahın artması ve insanların bir dişlinin parçası olduklarını ve bundan ötürü de kendilerinin de söz sahibi olmaları gerektiğini farketmeleri ya da farkettirilmeleri; eşitlik, özgürlük gibi kavramları ortaya çıkardı (ya da tekrar hatırlattı). Fransız İhtilali’nin finansörlüğünü kimin yaptığı, Hitler’i, ordusunu modernleştirmede kimin finanse ettiği gibi soruların cevabı ile eşitlik, özgürlük gibi kavramların ortaya çıkmasına hangi finans kaynağı ön ayak oldu sorusunun cevabı zannediyorum ki aynı.

1700’lerde başlayan bu ‘değişim’, 1900’lerden sonra tabiri caizse ‘skyrocketed’ (türkçesini bulamadım, çok aşırı bir şekilde patlama yapmak) bir hızla devam ediyor. Ki bunu nüfus artış grafiğinden oldukça kolay bir şekilde görebilirsiniz.

Günümüzün savaş oyunlarının, gelecek dünya savaşı için bir antrenman olduğunu farzedersek, kadınların da bu savaşta en az erkekler kadar rol alması ve dolayısıyla bu antrenmandan nasiplerini almaları kaçınılmaz. Askerliği yeni yapmış biri olarak, o 5 kiloluk silahı, 5 kiloluk hücum yeleğini ve 20 kiloluk çantayı taşımanın bir erkek için ne kadar zor olduğunu düşünürsek, kadınların yapıları gereği, bu savaşın en çok onları yıpratacağını, ki dolayısıyla en çok deneyimi de onların kazanacağını ve yeni dünyayı kuracak olanların da kadınlar olacağını seziyorum.

Ne demişler;
Zor zamanlar, güçlü insanları yaratır.
Güçlü insanlar, iyi zamanları yaratır.
İyi zamanlar, zayıf insanları yaratır.
Zayıf insanlar, zor zamanları yaratır.


(Emre Can Doğan) #6

Maalesef, sadece oyun değil. Hayatın herhangibir alanında bunu görmeniz mümkün. Bir ürünün tanıtılmasından, tv’de yayımlanan reklamlara ve okuduğumuz kitaplara kadar her yerde ve her şey’de bu var. Poz veren kadınlar ünlü olmak, daha fazla iş almak ve daha fazla kazanmak için bunu yapıyor. Örneğin sanırım sitede’de yayınlanan bir Örümcek Kadın haberi vardı. Orada Örümcek Kadın oldukça seksi bir şekilde ve gereksiz olacak kadar seksi şekilde çizilmişti. Bu da Amerika’da çizgi roman dünyasında kadın konusunda önemli bir tartışma yaratmıştı.

Ülkemizde böyle tartışmalar yerine “Edep Ya Hü” etiketiyle kullanılan Yunus Emre sözü var. Bu da konu üzerinde etraflıca düşünmek yerine irtica-laiklik tartışmasından ileri gidememize neden oluyor. Kadının bu konumdan kurtulması için belki de birkaç bin yıl geçmesi gerekiyor. Antik Yunan’da bile kadının bir seks objesi olduğu düşünülürse. Yapılabilecek tek şey kadının birey ölçeğinde oturup aklına devşirmesi ve aklıyla değerlendirilmeyi talep etmesi gerekiyor. Nihayetinde erkeğin kadın hakları için yapabileceği de sınırlıdır.


(Okan Akıncı) #7

Sırf aynı düşüncede değiliz diye seni cinsiyetçi olarak suçlamayacağım. Bir tartışmanın ya da sohbetin içinde bir suçlamada bulunarak işin içinden çıkmanın doğru olmadığını ve faydasız olduğunu düşünüyorum. Onun yerine birbirimizi anlamaya çalışmak daha önemli.

Bence senin gözden kaçırdığın bazı şeyler var. Mesela, bilgisayar oyunları oynamanın kadın doğasına pek uymadığını düşünüyorsun. Evet, bu doğru ama bilgisayar oyunları oynamak erkek doğasına da uygun değil. Bilgisayar oyunları oynamak insan doğasına uygun değil. Elbette insan doğasında oyun oynamak var ama gerçek oyunlar oynamak var, bilgisayar oyunları değil.

Evet, erkekler bilgisayar oyunları ve pornografiyle daha çok içli dışlı. Bunun da bir bedeli var. Erkeklerde dikkat eksikliği, depresyon, özgüvensizlik ve diğer çeşitli psikolojik ve fiziksel sağlık problemleri daha çok görülüyor. Her yıl daha çok erkek eğitimini yarıda bırakıyor, asosyalleşiyor, psikolojik sorunlar yaşıyor.

Erkekler her alanda kızların gerisinde kalmaya başlıyor. Bunun nedeninin kızların durumunda iyileşmeden kaynaklandığını söylemek isterdim ama değil, erkeklerin durumundaki gerilemede kaynaklanıyor. Cinsiyet eşitliği derken, kızların başarı seviyesini erkeklerin başarı seviyesine yükseltmekten bahsediyorduk ama ne yazık ki erkeklerin başarı seviyesini onların başarı seviyesine gerileterek eşitliği sağlıyoruz. Yani çok yanlış bir şekilde cinsiyet eşitliğini sağlar olduk.

Philip Zimbardo’nun The Demise of Guys adlı sunumunu tavsiye ederim.

Kendisinin ayrıca Bitik Erkekler adlı bir kitabı da var. Türkçeye de çevrildi.

Erkek ve kadın arasındaki fizyolojik farklılıklardan ötürü her iki cinsiyet de farklı alanlarda daha başarılı olacaktır. Erkeklerin daha iyi olduğu bir konu olabileceği gibi kadınların da daha iyi olduğu bir konu olabilir. Bu nedenle ben cinsiyetler arasında kıyaslamalara karşıyım.

Özetle şunu söylemek isterim ki erkekler oyun oynamakta daha mı iyi bilmem ama oyunlarla daha çok ilgili olmanın bedelini de çok ağır bir şekilde ödüyorlar.

Kadın bedeninin metalaştırılması hem erkeklere hem de kadınlara zarar veriyor. Erkeklerde cinsiyetçi önyargıların oluşmasına, pornografi bağımlılığının doğmasına ve şiddet eğilimlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Kadınlarda ise hepsinden de önemlisi tacize, tecavüze ve başka şekillerde şiddete maruz kalıyorlar.


(Bird of Hermes) #8

Erkeklere yapılan bir hakarettir diye düşünüyorum. Sanki irademizi kullanamıyormuşuz gibi muamele görüyoruz bu reklamlar sayesinde. Sanki cinsellik hayatta olabilecek en önemli şeymiş ve hiçbir erkek buna direnemezmiş gibi, bu sayede para kazanmaya ya da oyuncu çekmeye çalışmak gerçekten oldukça vasat bir hareket. Ayrıca yaşı daha küçük çocuklar için bilinç zararlarından bahsetmedim bile henüz.


(Okan Akıncı) #9

Teknik olarak irademizi kullanamıyoruz ama bu erkek doğasından değil de sistemden kaynaklanan bir sorun. Çocukluktan itibaren oyunlarda, filmlerde, dizilerde, sosyal medyada, internetin diğer alanlarında, gazete ve dergilerde, Watpad mahsülü romanlarda pornografiye maruz kalıyoruz. Ve yine çocukluktan itibaren aşırı miktarda bilgisayar oyunu oynuyoruz.

En savunmasız, en bilinçsiz olduğumuz dönem olan çocukluktan itibaren hepimiz bir şeylerin bağımlısına dönüştürülüyoruz. Bu sadece erkekler değil, kadınlar için de söz konusu. Ve bir şeyin bağımlısı olduğunuzda da iradeniz yok olur. Ona karşı koyamazsınız. Sigara, alkol, uyuşturucu, pornografi, video oyunları, sosyal medya, telefonla oyalanmak, saatlerce dizi izlemek, yüzlerce bağımlılık çeşidi var ve bunlardan en az bir ve belki de daha fazlasının bağımlısı oluyoruz.


(Yakışıklı) #10

Hocam ben kişisel bazda demedim zaten, bana kalırsa “zamanın ruhu” zırvalığı dahilinde belirli dönemlerde bazı kavramlar kelimenin tam anlamıyla yüzümüze fışkırtılıyor, bunlardan biri de cinsiyetçilik. Yoksa yazdıklarımda zerre kadar kadın düşmanlığı veya cinsiyetçilik mevcut değil.

Şimdi Okan Hocam, muhtelif doğalardan bahsediyorsunuz lâkin ben bir kadın, erkek veya en genel itibariyle insan doğası olduğuna inanmıyorum. Pekâlâ bunun bilimsel bir dayanağı da yok, o sebepten ötürü bununla ilgili elle tutulur pek bir yorumda bulunamayacağım kendi açımdan.

Eminim ki bilgisayar oyunları ve pornoya bağımlı olup hayatını normal şekilde devam ettirebilen erkekler mevcuttur. Evet, bunların psikolojik sorunlar konusunda etkisi var, özellikle pornografinin, amma ve lâkin bilgisayar oyunlarıyla asosyalleşmeyi artık bağdaştırmak bana biraz ilgisiz geliyor. 10 yıl önce bir grup insanla tanıştım oyundan, hâlâ da bilfiil her akşam Teamspeak’te görüşüp oyun oynuyor, birbirimize yakın olduğumuz vakitlerdeyse reelde görüşüyoruz. Ve en yakın arkadaşlarım diyebilirim kendileri için. Hani her bilgisayar oyunu oynayan insanın iletişim becerileri kötü olmuyor. Fiziksel sağlık sorunları konusuna hiçbir şey demeyeceğim, kesinlikle haklısınız, sırt, boyun, kalça, kasık, her yerim ağrıyor her vakit.

Cinsiyetler arasında kıyas yapmaya ben de karşıyım ki zaten kıyas yapacak bir şey göremiyorum açıkçası yaşadığımız dünyaya bakınca. Bedel ödemekten kastınız ne bilmiyorum, o yüzden bir şey diyemiyorum.

Dediğim gibi, kadın bedeninin metalaştırılması ziyadesiyle insanlığa zarar veriyor, ama bu noktada da kadınları direkt olarak mağdur, erkekleriyse suçlu konumuna sokamıyorum. Sadece kendi kişisel çevremde onlarca örnek var, kadınlığını kullanarak bir şeyleri elde eden, özellikle de “iş” hayatı denilen sirkte.


(Atakan) #11

Bu kısıma katılıyorum. Biz bu konu hakkında Okan abiyle bol bol konuştuk, tartıştık ve bir çok konuda da hemfikiriz. Ben aktif bir oyuncu değilim, işin oyun boyutu konusunda pek bir şey söyleyemeyeceğim o yüzden. Ama şunu söyleyebilirim; bir çok kadın erkeklerden daha çok zarar veriyor “Kadın’a”.

Bu sorunların; ancak sağlıklı, düzgün bir eğitimle düzelebileceğine inanıyorum. O da hop diye olacak bir şey değil, zaman alır. Şu durumda yapılabilecek pek bir şey göremiyorum, kapitalizm ne malzeme varsa kullanır çıkarı doğrultusunda. Her ne kadar “kadın - erkek” diye ayrım yapmamaya çalışsam da bence iki farklı cinsiyetiz ve tabii ki farklılıklarımız var. Bu yüzden eşit değiliz ama kesinlikle dengiz.

Dünyadaki büyük çoğunluk, ataerkil aile yapısına sahip ve günümüzde bu eskisi gibi işlemiyor, evrilmeye başladı. Bu ataerkil düşünce yapısı; kötü yetiştirilme, kötü eğitim, toplumdaki yanlış yönlendirmeyle beslenince ortaya kaos çıkıyor. Ben bu konularda ahkam kesebilecek nitelikte değilim, bunlar benim şahsi görüşlerim.

Şahsen bu sorunun çözümüne, yazdığım bazı hikayelerin alt metinlerinde verdiğim mesajlarla katkıda bulunmaya çalışıyorum. İnsanların zihinleri iyileştirilmeli, ufukları genişletilmeli, dünyaya daha geniş pencerelerden bakmayı öğretmeli. Tabii bence.


(Özgür Kuru) #12

Kadın erkek eşitliği denen bir şeyin olduğuna inanmıyorum.Erkek ve kadının kıyaslanması zaten tam bir saçmalık. Kadınların önceliğe/yatkınlığa sahip olduğu alanlar vardır erkeklerin önceliğe/yatkınlığa sahip olduğu alanlar vardır. Hatta mikro düzeyde bu bireysel yeteneklerle bile ayrışır. Mesela her erkeğin askerliğe yatkın olduğu da sadece genellemeden ibaret. Fakat @DigitalMilitia’nın da değindiği gibi bu iş temel olarak kapitalizmin kullandığı bir olay.

Ve sadece oyunlarla bitmiyor, sadece kadınlara özel ürünler dışında kalan bütün ürünlerde “sex sell” mantığı ile hareket ediliyor, dondurma, çikolata, araba. Hadi oyunlar erkeklere hitap ediyor diyelim dondurma, çikolata gibi şeylerde mi sadece erkeklere hitap ediyor?

Bu konuda kimse dürüst değil. Toplumun kabul ettiği şeylere herkes onay veriyor, kabul etmediği konularda ise “cinsiyetçilik, kadın-erkek eşitliği” gibi söylemlerle eleştiriler yapılıyor. Çok büyük -belki abes- bir örnek vereyim;
İki üç üniversite bitirmiş kadınlar “evde beş arabada on beş” gibi saçma sapan şarkılarda göbek atıyor, masada pastasını yerken kadının objeleştirildiğinden bahsediyor pastası bitince de “bas bas paraları leylaya” şarkısıyla bir göbek daha atıyor.

O yüzden ben çok sallamıyorum böyle şeyleri.


#13

Görsel sanatlarda estetik önemlidir. Güzel kadınlar veya yakışıklı erkekler bir ürünü daha çekici kılıyor. Yaratıcılar da bunu hikayelerini desteklemek veya daha fazla satmak için kullanıyorlar. Bunun sadece kadınlar olarak görülmemesi lazım. Hiç bir erkek Gears of War’daki abiler kadar kaslı değildir gerçek hayatta.

Ek olarak oyunlardaki karakterler zaten gündelik hayatta görebileceğimiz insanlar değillerdir dolasıyla bazı fiziksel özelliklerinin abartılmasını veya ön plana çıkarılmasını normal buluyorum. Mankenler de hayatlarını güzelliklerini korumak ve ön plana çıkarmak için uğraşıyorlar ama bunu yaparken kendilerini metalaştırdıklarını düşünmüyorlar. Oyun karakterleri de mankenler gibiler bir ekip onların nasıl göründüklerini binlerce saat tasarlıyor, sonra da “podyumda” o çalışmanın karşılığını sergiliyorlar.


(Cemalettin Sipahioğlu) #14

Bence şu an, meselenin kökenlerine inmeden, göstermelik sorunları eşeliyoruz. Baştan fikrimi belirteyim: Kadın ve erkeğin basmakalıp şekilde işlendiği bir gerçek. Bunlar, geçmiş deneyimlerin ve başarıların vermiş olduğu alışkanlıklar ve sağlamlığı test edilmiş klişelerin veya klasik durumların verdiği güven ortamıyla yerlerini sağlamlaştırmış; kullanıla kullanıla, oyun dünyasının orada olan ama alışıldığı için önemsenmeyen ayrıntılarına dönüşmüş.

Oyunlarda cinselliğin yaklaşımı karikatürize ve kötü mizah seviyesinde. Örneğin GTA’daki cinsel içerikli eklentiler. Bazısı meraktan, bazısı neymiş diye, bazısı da oyunda böyle bir şey varmış diye bir süre o içeriklerle oyalanmış; sıkılınca da heyecanlı gangsterlik görevlerine dönmüştür. Video oyununda yarı çıplak bir karakterin olması ya da seksin oyunlaştırılması çocukları etkileyebilir mi? Cinselliğin yarattığı merakla, bir süre ilgiyi üstünde tutacak kadar. Çocuk öylesine bir güdüyle merak salıp bıraktığı aktivite olarak kalır. Sonuçta oyundaki cinsellik karikatürize bir şekilde yer buluyor. Zihni ele geçirip hayatını yönlendirecek kadar bir etkiye sahip olmuyor. Cinselliğe ve karşı cinse bakış açılarını belirleyenin bu olduğunu düşünmüyorum. Onları yönlendiren asıl kuvvet gerçek hayattaki kılavuzlar; aileler, arkadaşlar, aidiyet hissedilen gruplar ve topluluklar.

Birini olumsuz hal ve davranışlarda bulunmaya itecek şeyler, içgüdülerimi ve onlara bağlı anlık fikirlerimin doğasını kavrayamamak; yaptıklarının başkaları için ne anlama geldiğini ve etkisini kestirememek; veya da bencilce güdülerle yarattığı etkiyi umursamamaktan kaynaklanıyor. Kendimi ve doğamı bilmek için kendi kendimi keşfetmeye çalışamam ve çevreminde bu konuda bana sağlıklı geri dönüşler iletmesi şart. “Kadın Cehenneme gelmiş, Şeytan tahtından kalkıp 'Gel üstat, otur şöyle.” diyerek yer vermiş." ya da “Çocuk doğurmak, kutsal kadınlık davasına ihanettir!” minvalinde anlayışlarla çevrelenmişseniz, o iş biraz zor işte. Etrafımız, cinselliğe ve cinsiyetliliğe bakış açısı namına, hangi taraf ve görüşten olursa olsun pek sağlıklı gelmiyor; bazen iş militanlığa kadar varabiliyor. Şahsen, psikoloji ve özellikle evrimsel psikoloji konusunda bir iki şey okumasam, sadece kadınlara bakış açısı yönünden değil, kendi erkeklik algım açısından da daha farklı biri olabilirdim; bundan eminim.

Kız kardeşimin kız arkakaşıyla henüz izlediğimiz bir film hakkında konuşuyorduk. Kadın ana karakter cinsel istismara uğramıştı. Ben de bunun filmde ne kadar yansıtılabildiği konusuna değinmiştim. Karakterin durumu, bana sonradan senaryoya eklenmiş gibi gelmişti; o yüzden filmin o sulara fazla girmediğini düşünmüştüm. “Hem,” dedim kendi içimden, “Bunlar ne yazık ki yaşanıyor.” Kardeşimin arkadaşıysa, durumun yeterince sezdirildiğini düşünüyordu. “Birinin cinsel istismara uğradığı fikri bile, yeterince rahatsız edici değil mi?” diye bana sordu. O zaman fark ettim, cinsel istismar ve zorbalığın varlığını kabul ederken, bunun ne kadar rahatsız edici ve korkunç bir deneyim olduğunu kendi kendime unutturmuştum.

Değinmeye çalıştığım şey video oyunundaki kalıpların sebep değil, sonuç olduğu. Bir yargıyı veya fikri zihne kazıyacak kadar güçlüde değiller. Bunu yapabilecek kudrete sahip olanlar, gerçek hayatta iletişim içerisinde oldukları insanlar. Sanaldan değil, kendimizde dahil gerçek karakterlerin etkilerine daha fazla dikkat etmemiz gerek.


(Emre Can Doğan) #15

Yani diyorsunuz ki kültür ve toplum bir şekilde bize bunları normal olarak sunuyor ve biz de bunları sanki normal gibi ya da en azından çok da önemli değil gibi anlıyoruz. Aklıma feminist manifesto geldi. Orada da ilk başta değişimin dilden başlaması gerektiği çünkü dil’in zihniyet demek olduğu, dil değişirse zihniyetin de değişeceği yazıyordu. Büyük ihtimalle de doğru ama kültür değişmeye başladığında o zaman biz ne olacağız? Yani kökten yeni, sıfırdan bir kültürü alıp yerleşik olanın yerine mi koyacağız?


(Okan Akıncı) #16

Ben feminist teorinin görüşüne katılmıyorum. Durumu yaratan dil değil, durumun kendisi dili dönüştürülüyor. Elbette dil tamamen etkisiz değil. O da mevcut kültürü güçlendirmek için kullanılıyor. Böylece kültürü aynı şekliyle sürdürmeye çalışıyorlar.


(Cemalettin Sipahioğlu) #17

@EmrecanDogan, dil konusunda @okanakinci’ya katılıyorum. Sanırım kesin çözüm arayışına girmişler :thinking: Dildeki ifadeleri değiştirerek ya da yok sayarak, tanımlananın ortadan kalkacağı yanılgısına düşmüşler. Dil bir iletişim aracı. Kişi, algısı, fikri ve zihniyeti uyarınca, o aracı kendi arzuları lehine kullanır. Üretilen yeni dil başarılı olacaksa da bu kısmen olacaktır; yüzde yüz bir başarı sağlaması çok güç.

Kültür konusuna gelirsem: İçgüdülerimizin ve doğamızın kültürü şekillendirdiğini düşünüyorum. Belli başlı temellere dayanıyor ve bunlara dayanarak çeşitlenip, yeri geldiğinde değişime uğruyor. Doğamızdan gelen ihtiyaçlarımız ve onları tatmin etme yöntemlerimiz kültürü şekillendiriyor. Herhangi bir değişikliğin kabul görüp görmemesi bunlara bağlı. “kültür” için soyut ve somut icatlar topluluğu demek yanlış olmaz. Bazı geleneklerin yerini korurken, bazılarının değişmesi veya yok olması; bazı icatların kabul görürken, bazılarının kısa sürede tarihin tozlu sayfalarına karışması bu yüzden.

Kültür dediğimiz, her ne kadar sabitmiş gibi dursada, aslında oldukça değişken bir şey. Ona dair yapılan her tanımla değişime uğruyor. Doğamızda karşılık bularak hayatımıza giren her teknoloji ve o teknolojinin imkanlarından doğan yeni alışkanlıklar, yeni neslin kendi kültürünün bir parçası oluyor. Bir yandan ailelerinin kültür ve alışkanlıklarını edinirken, bir yandan da kendi kültür şablonlarını oluşturuyor. Kendinizce bir deney yapın: Beğendiğiniz filmlerle, yenikuşaktan kişilerin beğendiği filmleri karşılaştırın; beğendikleriniz ve beğenme gerekçeleri hususunda arada pek çok fark bulunacaktır.

Kültür, belli başlı temellere uyacak biçimde sabit kalırken, öte yandan o temellerin kombinasyonları vasıtasıyla devamlı değişebilen bir varlık. O sebeple, yeni ne getirecek, eskiye ne olur diye endişelenmeyin. Şu anda bu oluyor zaten ve olmaya devam edecek.

Tabii şu eklemeyi yapmam da gerek: Teknolojik değişimin yaşanmadığı veya yasaklı olduğu ve otokontrolün uçlarda gezindiği topluluklarda bu daha zor; yeni olanın anında aforoz edilmesi işten bile değil. Ha, o topluluklarda er veya geç, devamlı değişen ve dönüşenin yarattığı etkiyle eriyip gitmeye eğilimliler. Erimek derken, illaki tümden bir yok oluştan bahsetmiyorum. Topluluk değişir, lakin öncesiyle arasında farklar olduğunu idrak edemez. Bu işte uyum sağlama ve unutkanlığın çift yönlü çalışmasının parmağı vardır.

Kendi mesajımdan hareketle başlığın ana konusuna şöyle bağlayayım:

Kültür ve alışkanlıklar bizi biz yapan güdülerimize ve ihtiyaçlarımıza bağlıysa, cinsiyet çatışmasının da ötesinde, ideal insanlığa yaklaşabilmek için onları anlayıp tavır ve hareketlerimizi ona göre düzenlememiz gerek. Ve bu bir kuşağı etkisi altına alınca hallolacak veya da bir kere karara varılıp uygulamaya koyuldu mu tıkır tıkır işleyecek bir sistem değil. Kişinin devamlı düşündüklerinin ve yapmak üzere olduklarının ardındaki itkiyi ve psikolojik mekanizmayı dikkate alması gerek.

Örneğin, bir şeyi tanımlamak için zıddına veya benzerine ihtiyaç duyma güdüsünü. Bu doğuştan gelen ölçeklendirme, kişinin kendisi için faydalı ile faydasızı, iyi ile kötüyü, tehlikeli ile tehlikesizi ayırma gibi hayati öneme sahip pek çok ayrımlama da işe yarar. Bu aynı zamanda ayrımcılığa ve ötekileştirme gibi nahoş davranışlarada kapı aralayan bir mekanizma.

Ama bu güzel sistemin yan etkileri mevcut. Kendi erkeklik ya da kadınlığını tamamen karşı cinsin zıddı olarak tanımlarken aşırıya kaçan biri, zamanla karşı cinsiyetle ilişkilendirilmiş özellikleri olumsuzlayarak ayıplamaya başlayabilir. Çevrede bunu desteklerse dahada zihne yerleşir. Verilen her otomatik tepkide bu kanıların yansımaları gözlenir.

“Kadınsı” veya “erkeksi” iması barındıran ifadeleri bu yüzden ifadeyi sarf edenine göre olumsuzluk içerir.

Bir şeyin zıddına veya benzerine göre tanımlamanın doğası gereği nelere varabileceğinin bilincindeki kişilerinse bu türden hatalı güdülemelere kolay kolay kapılmayacağı kanaatindeyim. Dikkatinizi çekerim, hayati öneme sahip bir mekanizmayı tümden yok saymaktan bahsetmiyorum; bazı yan etkileri üzerinde daha dikkatli olunmasından bahsediyorum. Örneğin, korku güdünüzü tümden yok edemezsiniz; korkmaya gerek olmadığını anladığınız şeye karşı, korkmamayı öğrenebilirsiniz. Bir hastalık, mucize veya teknik bulundu ve korku güdüsü yok edilebilir oldu diyelim; kişi o zaman, başkalarının yardımına muhtaç bir makineye dönüşür. Zıtlık-Benzerlik psikolojiside böyle bir şey; olumlu ve olumsuz etkilerini dikkate alarak, onlar vasıtasıyla hissedilen duyguları ve akla gelen kararları anında uygulamamak gerek; önce sebebini ve sonuçlarını tartmalı, sonra uygun gelen eyleme hayata geçirmeli. Elbette bunu yapabilmek kolay değil :sweat: Kendiminde bu tavsiyeyi hayatıma geçirebildiğini iddia edemem :sweat:

Lanet! Sözüm ona, mesajı başlığa uygun sonlandıracaktım :sweat:


(Metal Storm) #18

Sırf bu yüzden Lara Croft oyunun yapımcısı seriyi birakmadı mı yıllar once ? ondan sonra serinin kalitesi ortada.


#19

Son iki oyunda lara yi en bastan yarattilar ve harika bi hikayenin ustune oturttular, gerek dinamikler gerekse gorsel calismalar basyapit hakkini yemeyelim. Oncekiler evet coptu 2015ten once olanlara bir sey diyemicem :smile:


#20

Birkaç gün önce Tomb Raider oyununu bitirdim. Sanıyorum ki ilk defa oynadığım bir oyunda kadın bedeni bir obje olarak kullanılmadı. Bu durum çok hoşuma gitti, kendilerini kutluyorum buradan :baris: