O ıslık yine erişiyor mu kulaklarına rüyalarında? Duyuyor musun işte, dakikalardan bu yana aralıksız hırıldıyor astımlı radyatör. Alt kattaki herif bozuk televizyonunu ekmek bıçağıyla tamir etmenin peşinde. Pazartesi, sabah 10.22… Ama duvardaki saatin bundan haberi yok. Akrebi dönüyor olsa bile yelkovanının yerinde yeller esmekte. O kemik torbası uyuz it çoktan yangın merdivenine tünemiş bile. Asfaltın aşağıda bir zamanlar her gece pırıl pırıl bir Buick’in park ettiği yağla sıvanmış o parçasına sabitlenmiş kanlı bakışları. Ve sen, ceplerinde birkaç metelik, oturmuş, nüfusu otuz yıl evvel sıfıra düşmüş bir kasabadan gelecek o telefonu bekliyorsun. Bana saati sorma, takvimden bahsetme, hele kiranın bahsini hiç mi hiç açma. Anahtarı paspasın altına bırak, ayaklarına geçir ayakkabılarını, bakalım hala hatırlıyor mu şu paslı tren otların arasında ıslık çalmayı?
1 Beğeni