Ruh Sabıkası

Öykü Seçkisi'nde okumak için: Ruh Sabıkası – Aylık Öykü Seçkisi

image

Düşlerimi hatırlamaya başladığım zamandan beri –ki annem çalıştığı için oldukça küçük yaşta kreşe başlamama rağmen henüz evde bütün gün oyun oynadığım bir zamandı bu; her sabaha aynı rüyayı görmenin korkusuyla uyandım. Harap bir binanın karanlığından beni dışarıda bekleyen sokak ışıklarına doğru telaşla koşardım ve arkamda, binanın içinde bir yerlerde, bir kadının acı dolu haykırışları duyulurdu.… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Suçlu bilinç reenkarne olmasa da vicdan reenkarne olur mu? Girişteki bizi kancalayan rüyadan, jandarmada ki aydınlanmaya kadar güzel bir temposu var öykünün. Neyi nasıl anlatıcağını bilen bir yazar ve sizde merak uyandıran bir konu olunca sona kadar soluksuzca gidebiliyorsunuz. Beğendim ama yine de buna kötücül bir son yazsa, hani kahramanımız antihero olsa nasıl olurdu?

1 Beğeni

Çok teşekkür ederim. Evet… Alternatif bir son güzel olabilirdi.

@acimatriyarka konusu çok yaratıcı ve hoş bir hikayeydi ama daha net ters köşe yapmak için puslu patikalar da okuyucuyu yürütüp sonunda siyah ve beyazı net hissettirmek bu hikayeye çok yakışabilirdi. Anlatımınızı ayrıca çok beğendim. Kaleminize sağlık :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

Çok teşekkür ederim. :slight_smile:

Anton Çehov’un bir sözü ile girmek istiyorum. ‘Vaktim olsaydı daha kısa yazardım.’

–ki annem çalıştığı için oldukça küçük yaşta kreşe başlamama rağmen henüz evde bütün gün oyun oynadığım bir zamandı bu

Matruşka niteliği taşıyan bu cümleciklerde, öykünün içinde seyahata ederken kamyonet kasasından düşme olasılığımız her zaman bulunur. Bu nedenle bana kalırsa en akışkan versiyonda yazmaya çalışmak iyidir. ‘Çalışan bir annenin oğlu olarak…’

her sabaha aynı rüyayı görmenin korkusuyla uyandım.

Bir de burada anlam kayması var gibi geldi bana. ‘Her gece, aynı rüyayı görecek olmanın korkusu ile uyudum’ benzeri bir ifade daha doğru geliyor.

Yıllar içerisinde kanıksadım ve sabah uyanır uyanmaz yaşadığım huzursuzluk hariç hiçbir etki taşımaz oldum.

Etki taşımak?

Üniversiteyi şehir dışında okuyordum. Arkadaşlarımla tuttuğum küçük evde yalnızken biri kapıyı çaldı. Gidip açtım. Korkmak, şüphelenmek aklıma gelmemişti. Genç olduğum kadar gamsızdım da.

1.tekil şahıs anlatımda sıklıkla düşülen tuzaklardan birisidir bu. Kahraman kendi niteliklerinden bahsedecek olursa, anlatıcının bizi, narsistik bir çembere aldığını hissederiz. Onun yerine, bu nitelikleri, kahramanın eylemlerinden veya sözlerinden biz damıtmalıyız. Üstelik burada acaba ‘korkusuz’ mu demek istediniz diye düşündüm. Gamsız olmak daha ziyade üzüntü eylemi ile ilintilidir.

En göze çarpan fiziksel özelliği çenesindeki gamzeydi.

Aynı cümleyi daha kısa ifade edebiliriz. ‘Çenesindeki gamzesi çarpıcıydı.’

ağzımdaki sular kurumuştu.

‘Ağzım kurumuştu.’

Burada belirtmediğim birkaç örnek daha var ama hepsini kopyalamaya gerek yok. Vurgulamak istediğim noktalara değindim.

Onun dışında hikayedeki vites değişimini ve kurgu girişimini beğendim. Bence cümle yapılarında ve kelime seçimlerinde iyileştirmeler yapılmalı. Diyaloglar ve karakter motivasyonları hakkında daha çok çalışılabilir. Bazı yerlerde zihninizdeki portre ile kullandığınız kelimelerin anlatmak istedikleri uyuşmuyor diye düşünüyorum.

Elinize sağlık.

2 Beğeni

Özenli eleştiriniz ve ayırdığınız vakit için çok teşekkür ederim. Belirttiğiniz hususlara dikkat edeceğim. :blush:

1 Beğeni

Akıcı bir diliniz var. Öyküyü bir solukta ve merakla okudum. Evet, yedire yedire ve farklı bir son yazılsa daha iyi olabilirdi, vs. Yine de bu hali ile keyifliydi. Kaleminize sağlık.

1 Beğeni

Çok teşekkür ederim. :smiling_face: