Bana kalırsa normal Türkçeyi çeviri sanmıyoruz ancak özellikle Türkiye’de kök salmamış (yani bu hemen hemen her şey demek) alt janrları çoğu insan tamamıyla çevirilerden tanıdığımız için belli türlerde, hatta belli dönemlerde belli şablonlar oluşuyor. Sonrasında oluşan bu şablonlar, o türde bir şey çiziktiren insanlara da ister istemez sirayet ediyor. Örneğin 60’larda Akba’dan çıkan polisiyeler bir polisiye şablonu oluşturmuştur, hem o janra hem o döneme has. Yahut 70’lerde Baskan Yayınları ile oluşan bilim kurgu dili. Daha sonraki jenerasyonlarda, mesela Nesbo’dan ilham alıp polisiye, King’den ilham alıp gerilim yazmak isteyen kişi, bu yazarların çevirisi uyarınca bir şeyler kaleme alır. Özellikle 90’larda ve 2000’lerde çıkan fantastik kitaplarda da böyle bir ton ortaklığı vardı kanımca. Bu da elbette hepimizi etkilemiştir muhakkak.
Öte yandan bu emareleri eski Türkçeye başvuran insanlarda görmediğini söylemen de bana bazı şeyler düşündürüyor. Kemal Tahir’e dönersek, ikimiz de severiz, aslında dili ne yalındır, ne kadar da şekerli olmaktan uzaktır. Fakat 1980’lerde, 1990’larda doğan çoğu insan onun diliyle yazmaz, oradaki vokabüler dahi, arkaik gelmese de tuhaf hissettiriyor muhtemelen. Yazar bilse dahi kullanmaya eli varmıyor olabilir. Tedavülde değil çünkü. Tükettiği ve kullandığı dille yazıyor. Eh, gündelik hayatımızda konuştuğumuz, kullandığımız dil de ne kadar Türkçe, tartışılır, çeviri Türkçe zaten.
Eski dilde yazılanları anlamadığım için okumuyorum daha doğrusu okuyamıyorum. Hızlıca göz atıyorum, varsa yorumları okuyorum. Yazmanda bir beis görmüyorum, illa ki onları da anlayıp değer verenler çıkacaktır, ben eleniyorum o türde.
Bu hikayeyi henüz okumadım ama konuşmalara göz gezdirdim. 20-25 sene önce fantastik edebiyata girdiğimde çeviri olarak okuduklarımdan rahatsızlık duyduğum tek bir şey olmadı. Ama şu anda çeviri olarak ne okusam eğreti geliyor çünkü çok uzun zamandır İngilizceden okuyorum. Bir yandan İngilizce okumak yoruyor bir yandan da Türkçe okuyunca yazılanların etkisi otomatik olarak %20 azalıyor (en iyi ihtimalle). Bu çevirinin kalitesinden bağımsız bir şey bana kalırsa, dilin gücüyle ilintili olabilir. Ya da İngilizce okuyabiliyorum diye bir yerlerim havalanıp kendimi kandırıyor da olabilir, bilemedim.