Sayı #161: "Ahtapot Öyküleri"

Öykü Seçkisi'nde okumak için: Sayı #161: “Ahtapot Öyküleri” – Aylık Öykü Seçkisi

image

Çizim: Uygar Özdemir Sonsuz kolların, esrarlı denizlerin ve gizemli suların ötesine uzanan bir dünyanın eşiğindesiniz. “Ahtapot” temasına yer verdiğimiz Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi’nin yeni sayısına bir kez daha hoş geldiniz. Zaman kimileri için sıkışıp kalınan bir boyuttan ibaret. Biz de bu sefer kum saatinin çok daha tuhaf aktığı farklı bir boyuta yolculuk edeceğiz. Derinliklerdeki gizemler,… (DEVAMI…)

5 Beğeni

Tam da “Nazar değdirdim” diyordum dün eski seçkiye bakıp. :joy: Gecikmişti.

1 Beğeni

Sanki bu defa katılım biraz daha az olmuş. Sanırım işlerin yoğun olduğu bir döneme denk geldi. Yazanların ellerine kalemlerine sağlık. Ve bu seçkiyi hazırlayan arkadaşlara da teşekkürler…

1 Beğeni

Aylık öykü seçkisi Kayıp Rıhtım’ın en güzide bölümü, hem edebiyatla hem bu siteyle hem de bu toplulukla etkileşime girdiğimiz en güzel nokta. Okuyan insanın okuyan insana her geçen gün daha da az rastladığı yazan insana çok çok daha az rastladığı bir dünyada buluşma noktası. Site ekibine düşündüğümüzden çok daha fazla öykü geldiğini ve hepsini değerlendirmenin ciddi bir mesai ve yük yarattığını tahmin edebiliyorum ve hem özverilerinden ötürü hemde yılmadan bu seçkiyi devam ettirdikleri için teşekkür ediyorum.Son olarak Jules Verne de böle başladı komediler, operetler yazdı, kısa hikâyeler kaleme alıp Paris’te çıkan Musée des familles adlı dergide yayımlattı yani benden Jules Verne olmayabilir ama bu yazarı hayattayken tanıma imkanım olsaydı kesinlikle bu torunlarıma bayramlarda anlatıp hava atacağım harika bir hikaye olurdu. Seçki içinde bir yerlerde bir Jules Verne varsa ve onu ilk okuyanlardan biri ben olursam oldukça mutlu olurum bu nedenle okumaya ve içimdeki Jules Verne’i bulmak için yazmaya devam :slightly_smiling_face:

Not:Hızlıca köleleştiğimiz ve yavaş yavaş delirdiğimiz bu çılgın dünyada aklımızı kaybetmemek için yazıp, çizip okumalıyız kimseye birşey kanıtlamak zorunda değiliz ne okuduğumuz ne de yazdığımız zamanı kimseye borçlu değiliz aksine bizler insanız ve beynimiz var arada bu beynin de işlevlerini devam ettirebilmesi için okumaya yazmaya ihtiyacı var sadece yemek yemek ve su içmek yeterli olsaydı yerimize hemen bir at koyarlardı.

5 Beğeni

İçimizdeki yazma ihtiyacının doğallığını çok güzel ifade etmişsiniz Pınar hanım… kayıp rıhtım öykü seçkisiyle bizlere bu açıdan çok önemli bir fırsat sunuyor… müteşekkiriz kendilerine…

1 Beğeni