Şeytani Sihir Numarası 2. Bölüm: Ölümcül Plan (Fantastik Hikaye)


(Sepulnevro) #1

1. Bölüm: Giriş
“Her insan kendi lanetiyle doğar; kendi lanetini bulaştırır dünyaya… Bizim lanetimiz bu kitabın içinde yazanlardı. Kadim zamanlarda kulaktan kulağa yayılan öğretilerin bir araya getirilmesi ile oluşan bu efsunlu kitabın kökenini kimse tam olarak bilemez, bilenlerin ruhları ise kim bilir nasıl bir azap içindedir… Her kim bu sayfada yazılanları okuyorsa derhal bu kitabı yaksın ve azap çeken ruhları rahata kavuştursun…”

Koray anlamsız bir şekilde Arkan’ın okuduğu sararmış, böcekler tarafından bir parçası yenmiş kağıda bakıyordu. Koray yarı kızgın bir ses tonuyla “Beni bu saçma sapan şeyi okumak için mi çağırdın?” diye sordu. Arkan yanında duran özel işlemeli kutunun kapağını açtı. Kutunun içinde sanki farklı bir diyardan gelen ama gayet yeni duran, kapaksız bir kitap duruyordu. Arkan dikkatlice kitabı kutudan çıkardıktan sonra kendinden emin bir şekilde “Bitirmemi bekle” deyip tekrar kağıdı okumaya devam etti.

“Kadim zamanlara ait olan bu kitabın içinde yazılanlarla ölülere fısıldayabilir, ruhlardan yardım isteyebilirsiniz… Herkes kitabın gücüne aldandı ve onun lanetine bulaştı; kitabı ne pahasına olursa olsun yok edin!”

Arkan kağıdı bir kenara bırakıp kitabı eline aldı. Yüzündeki korkunç gülümseme ile “Eğer bu kitabın içindekiler gerçekten işe yarıyorsa inanılmaz şeyler yapabiliriz… Hatta üstümüze yapışan “Başarısız sihirbazlar” damgasından bile kurtulabiliriz” dedi. Koray yüzünü buruşturarak “Tamam belki sihirbaz olabiliriz ama büyücü değiliz. Hem ben büyüye falan inanmam, nereden buldun o saçma kitabı” diye sordu. İkisinin arasında garip bir his vardı, daha önce hissetmedikleri bir his; sanki ölüm soğuğu girmişti ikisinin arasına… Arkan son derece ciddi bir ifade ile “Aile yadigarı. Bana da büyük sürpriz oldu” deyip ayağa kalktı. Evin içinde sağ sola koşturan, sapsarı tüylere sahip kediyi hızlıca yakaladı. Güçlü elleri arasında duran kedinin gözlerinin içine baktıktan sonra Koray’a sinsi bir bakış fırlatıp “Kitabın içinde yazılanların doğruluğunu bir şekilde anlayabiliriz” dedi ardından kedinin boğazını olağan kuvveti ile sıkmaya başladı. Kedinin çığlıkları bir bebeğin ağlama sesini andırıyordu. Koray ayağa fırlayıp “Şerefsiz herif! Mercan… Mercan öldü” diye bağırdı. Arkan gayet sakin bir şekilde kucağında cansız yatan kediye bakıyordu. “Sadece 5 dakika bekle” deyip kitabın orta tarafını açtı. Ne yazdığı belli olmayan sayfalara bakıp elini kedini kafasına koydu. Koray olan biteni midesi bulanarak izliyordu. Arkan bir şeyler fısıldamaya başladığında sanki odanın içine bir başkası girmişti. Tüm lambalar yanıp sönüyordu ve sanki bir rüzgar dalga dalga odanın içine yayılıyordu. Arkan ses tonunu yükselttikçe odanın içindeki gariplikler daha da artıyordu. Tüm lambalar tamamen söndüğünde odanın içinde Mercan’ın miyavlama sesi duyuldu. Koray dehşet içinde “Gerçek… Bu gerçek olamaz, inanılmaz!” diye bağırdı. Arkan lambaları açtıktan sonra “Şimdi beni dinleyecek misin?” diye sordu…

2. Bölüm: Ölümcül Plan

Odanın içinde korkunç bir sessizlik vardı; ölüm soğukluğu sarmıştı her yanı… Koray, korku ve endişe dolu bakışlarıyla Mercan’ı izliyordu. Arkan, neler olup bittiğini anlatmak için cümleleri kafasında toparlamaya çalışıyordu. Arkan sonunda büyük bir kararlılıkla söze başladı.

“Koray, seninle iş ortaklığının dışında çocukluk arkadaşıyız, bu yüzden senden hiçbir şeyi saklamadım. Biliyorsun, geçen yıl hayattaki tek varlığımı, babamı kaybettim. Her şey işte ondan sonra başladı. Babam miras olarak ofis olarak kullandığı bu evi ve bir mektup bıraktı bana… Zaten evi biliyorsun ama mektuptan hiç söz etmedim. Mektupta bir kitaptan ve kitabın içinde yazılan şeylerden bahsediyordu; mektubu ilk okuduğum zaman aynı senin verdiğin tepkiyi verdim. Mektupta kitabın yerini yazmıştı; ofisin içine saklamış. Kitabı bulduğum zaman ne yapacağını bilemedim, çünkü kitabın içinde ne yazdığını okuyamadım. Ama babam mektubu şöyle bitirmişti: “Yansıman sana yalan söylemez; gerçeklere ulaşman için kendi benliğini kırmalısın” Sana anlattığım ve sahnelere taşıdığımız çoğu sihirbazlık numarasını babamdan öğrenmiştim. Henüz küçük bir çocukken bana numaralar yapar ve bunların sırlarını anlatırdı, gerçi o günleri sen de hatırlıyorsundur… O günlerde bir şeyi saklamanın en güvenilir yolunun kendi yansımam olduğunu söylemişti; yani aynaların arkası… Bu evde bir tane boy aynası vardı. Bir şey bulabilecek miydim bilmiyordum… Gerçi ne aradığımı da bilmiyordum; ama elimde sadece bu ipucu vardı. Aynayı kırdım ve bir tomar kağıtla karşılaştım. Kağıtlarda yazanlar kitabı okumak için bir kılavuzdu; yazılan dil, işaretlerin anlamları, kelimelerin telaffuzları… Her şey ayrıntılı bir şekilde anlatılıyordu. Bir yıldır bu kitabı çözmek için çalıştım, sanırım başarılı oldum.”

Koray hala neler olup bittiğine anlam verememişti. Az önce gördüğü şey gerçek miydi? Sorgulayan bakışlarla “Kitabı kim yazmış? Hangi dilde yazılmış? Mercan nasıl dirildi? Babanın bu kitapla alakası ne? Yoksa yeni bir sihirbazlık numarası hazırladın da beni mi kandırıyorsun?” sorularını sıraladı. Koray gülümseyerek "Bu bir numara değil, sihrin ta kendisi… " dedi ve devam etti “İlk başta senin verdiğin tepkileri bende verdim ama kitabın gerçekten işe yaradığına beraber şahit olduk” dedi. Koray kitaba bir bakış fırlatıp “Peki diğer sorularımın cevapları?” dedi. Arkan, kitabı tekrar eline aldı, derin bir nefes alarak “Kitabın kökeni tam bilinmiyor ama çok eski öğretilere dayandığını söyleyebilirim. Kullanılan dil ise sanırım yeryüzünden çoktan silinmiş. Kitabın babamla olan alakası benim içinde büyük bir muamma” dedi. Koray içindeki korkuyu biraz olsun bastırınca heyecanına yenik düştü. Oturduğu toprak rengi koltuktan kalkıp Arkan’ın yanına yürüdü. Görüntüsü insanın içinde koca bir boşluk yaratan kitabı eline alıp “Eğer bu gerçekse… Yani her ne kadar imkansız gibi görünse de, gerçekten dediklerin mümkünse inanılmaz numaralar yapabiliriz” dedi. Arkan yüzünü buruşturup “Aklından eşyaları uçurmak falan geçiyor diye tahmin ediyorum ama kitap böyle basit şeyler öğretmiyor, kitap bunların çok ötesinde; ruhani bir güç öğretisi. Bununla ruhlara fısıldayabilir, onlara istediğini yaptırabilirsin; hatta ölü olan birini diriltebilirsin” Koray heyecanla söze karışıp “Daha iyi işte! Öyle şeyler yaptığımızı düşünsene, insanların düşeceği dehşeti bir hayal et!” dedi. Arkan kafasını yere eğip “Ondan sonra bizleri modern zamanın büyücüleri diye taşlasınlar, değil mi? Şimdi sahneye çıksak ve hile olmadan bir nesneyi uçursak kimse bunu yadırgamaz, basit bir şaşkınlığın ardından bin türlü hile yöntemi üretirler ve buna inanırlar. Ama sahnenin ortasında gerçekten ölü bir şeyin canlanmasına herhangi bir açıklık getiremezler, işte bu bizi büyük bir yükün altına sokar” dedi. Koray samimiyetsiz bir gülümsemeyle Arkan’ın yanına oturduktan sonra “Yani kitap bizim bir işimize yaramayacak” dedi. Arkan’ın kafasının içindeki düşünce bir fare gibi beynini kemiriyordu. Sanki acı duyuyormuş gibi konuşmaya başladı.

“Kardeşim, bir yıl içinde sadece kitabı çözmedim, bir numara da hazırladım. Tek bir numara olacak ama ismimiz sonsuza dek tarihte yerini alacak. Bir ruhtan yardım alacağız ve sahnenin ortasında onun yardımı ile nesnelere hükmedeceğiz, düşünceleri okuyacağız… İnsanlar bunların altında bir hilenin yattığını düşünecek ama sırrı asla bulamayacaklar. Ta ki bize yardım eden ruhun bedenini tekrar diriltene kadar! Ama o ruh herhangi birinin ruhu olamaz, tarihe sadece ikimiz geçebiliriz.İkimizden birinin ruhu dolaşacak etrafta…” Koray korkuyla araya girip “İkimizden birinin ruhu derken? Bir ruhun özgür kalabilmesi için bedenin ölmesi gerekmez mi?” dedi. Arkan başını sallayıp sözlerine devam etti “İkimizden biri bu numara için ölmeli ve diğerine güvenmeli! Şimdi söyle düşün; iki başarısız sihirbaz vardır ve bunlardan biri depresyona girip intihar eder. Geri de kalan sihirbaz uzun bir inzivanın ardından sahnelere garip numaralar ile dönüş yapar. Bir süre sonra insanlar numaraların sırrını açıklayamayacak duruma gelir ve ‘ruhani güçlerden yardım alıyor’ söylentileri dolaşmaya başlar… Sihirbaz bunun gerçekliğe atıflarda bulunarak numaralarına devam eder, insanların meraklarını iyice deşer. Ve bir gece yarısı gösterisinde intihar eden arkadaşını gerçekten diriltir. Böylelikle hem birçok şeyi başlatmış, hem de birçok şeyi bitirmiş olur… Daha doğrusu olurlar” Arkan sözlerini bitirirken sanki gözlerinin içi parlıyordu. Koray oturduğu yere çivilenmiş gibiydi. Odanın içinde yeniden ölüm sessizliği oluşmuştu. Koray garip bir etkinin altında “İnanılmaz” diye bağırdı “Tek kelime ile inanılmaz” sanki yaşanacak olan olaylar gözünün önünden geçmişti ve müthiş bir şekilde etkilenmişti. Korku, hayranlık, meraklı bir ses tonuyla “Peki hangimizin öleceğine nasıl karar vereceğiz?” diye sordu.


(Pelin ) #2

Merhaba,

Burası bana çok İngilizce geldi. "Mercan is dead"in çevirisi gibi olmuş. “Kedimi/Mercan’ı öldürdün” gibi bir cümle daha Türkçe olur.

Hikâyenin konusu da, kurgunun baş unsuru olan kitap da maalesef son derece klişe geldi bana. Defalarca yazılmış bir konuyu başkalarına okutabilmek için onu bambaşka bir açıdan ele almak gerek.

En basitinden, “Kitabı yak” yazan kişi neden bunu yazmak yerine kendisi yakmamış? Bu tarz olağanüstü-kurgularda bu soruların cevabı havada kalıyor.

İllâ ki kitap üzerinden gidecekseniz, bu kitabı çok daha gizemli kılmanızı tavsiye ederim. Death Note adındaki animeyi izlediniz mi? O da buna benziyor, ama o kitabın/defterin açıklaması çok daha basit ve inandırıcılığı da düşük (Yalnızca “Bu kitap öldürür” gibi basit bir yazısı var); bu da onu daha ilgi çekici kılıyor.

Elinize sağlık.


(Sepulnevro) #3

Okuduğunuz ve yorumladığınız için teşekkür ederim. Bu biraz daha giriş bölüm olduğu için çok fazla detaya boğmak istemedim, bu yüzden “klişe” gibi yorumlara kendimi hazırladım çünkü gerçekten ş haliyle öyle gözüküyor… 2. Bölümle birlikte hikayenin asıl konusuna giriş yapacağım ve konunun aslında çokta klişe olmadığını göstereceğim :slight_smile: Kitabın neden daha önce yok edilmediğini gelecek bölümlerde açıklamayı düşünüyordum zaten, hatta bu bölümde “Herkes kitabın gücüne aldandı ve onun lanetine bulaştı” diyerek bir zemin hazırladım. Bunların dışında hikayenin asıl konusu çok fazla kitap üzerinden gitmeyecek :slight_smile:

Not: Daha önce hiç fantastik hikaye yazmadım, bu ilk denemem olacak. Bu hikayenin konusu yıllar önce aklıma gelmişti ve çok hoşuma gitmişti; bu zamana kadar yazmayı hiç denemedim.

Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. :slight_smile:


(Sepulnevro) #4

2. Bölümü (Ölümcül Plan) paylaştım. Keyifli okumalar, umarım beğenirsiniz :slight_smile: