Şiir Dünyası


#207

LOKMAN HEKİMİN SEV DEDİĞİ

Bu yürek
Seni seveceğini biliyordu herhalde
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuki beşer
Çınçınlı hamam
Çizmedeki kedi
Sanki elleriyle koymuşlar gibi
İkimizden bir işmar

Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim çolak hüseyin eli
Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne ?
Cumartesi
Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet
Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız
Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor , seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden , suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat’ın halleri , seni sevdiğim için güzel
İbrahim’in dilleri
İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi
Savaşın adı geçse , cinifrit olur
Ereğli’nin kömürünü düşünür , ne kömür o be
Raman’ı düşünür , Çukurova’yı düşünür
Seni sevdiğim için , Haliç’te bir uğultu
Marmara’da bir deniz
Isparta bahçesinde güller
Seni sevdiği için goncalanıyor
Seni sevdiğim için , kilim dokuyor Avşar’da
Yarın sabahlar , seni sevdiğim için icat edildi
Penisilin , halk şiiri , canlı sinema

Mapushaneler , yedi düvel , harbi ispanyol nezlesi
Sultan Hamid , don civani
Ne bilsinler seni sevdiğimi
Başaklanmayan yulafa söylemeli
Cılk yumurtaya
Paslı demire
Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
Hoşnut değilllerse bu gidaşattan
Akıl etsinler seni sevdiğimi

Yeşille turuncunun kafa barıştırması , bu sevdadan ötürü
Tepemizdeki o göçmez tavan
Sulardaki yakamoz , ortancadaki pembe
Ben seni sevdim diye
Bingöl vilayetinde , kamyondan inince
Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
Siz nerenin bulutlarısınız böyle ?
Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
1953 kışları içinde
Karnı tok , sırtı pekse hısım akrabanın
Konu-komşu , dirlik düzenlik içindeyse
Birbirimizi daha çok sevelim diye

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor , tütün neyime zarar
Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar
Seni sevince adamın papuçları eskimiyor
Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi
Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı

Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut , sonra uyandır
Lokman hekim , seni sev diyor bana

Seni sevmeseydim , ilkbaharı kodunsa bul gayrı
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki, seni sevmeseydim
Hak, hukuk , bereket diye
Eşitlik, kardeşlik, hürriyet diye

Yüreğime sağlık ne iyi ettim…

Metin Eloğlu
Şiir biraz uzun ama Metin Eloğlu’nun en güzel şiirlerinden birisi. Bu şiiri ilk olarak 13-14 yıl önce Tayfun Talipoğlu’ndan dinledim, Metin Eloğlu şiirleriyle tanışmamı sağlayan da o oldu.


#208

İŞ GÜÇ SAHİPLERİ

Ben uyandım,
İlyas’ı dürttüm, o da uyandı;
Bizim sesimize Sahavet Hanım da uyandı;
Elimizi yüzümüzü yıkadık,
Sabah çişimizi ettik,
Giyindik;
Doğru işe…

Dostum İlyas’la beraber
Saat 12’ye kadar çalıştık,
Bir saat dinlendik,
Sonra 6’ya kadar yine çalıştık;
Sahavet Hanım bilmiyoruz ne yaptı…

Akşam oldu, sular karardı;
Ben 260 kuruş aldım,
İlyas da o kadar;
Sahavet Hanım 35 lira aldı…

Metin Eloğlu


(Lanfear ) #210

Ellerin geçiyor gözlerimin önünden
Omuzların geçiyor yavaş yavaş
Bu son sefer der gibi
Gözlerin geçiyor
Kal, demek geliyor dilimin ucuna
Yok, diyemiyorum
Bir rüzgar doluyor odama
Sesi kulaklarımda uğulduyor
Sesi senin sesine benziyor
Şimdi bütün sesler sana benziyor
Sonra bir kuş giriyor içeri
Gülümsüyorum bir anlığına
Sonra o da gidiyor
Tutamıyorum, tanıyamıyorum, ve bulamıyorum
Kalbimi yerinde
Giderken onu da götürmüşsün
Ama gözyaşlarımı bırakmışsın
Sen varken renkler vardı. Kırmızı mavi yeşil
Şimdi hiç yok
Sen varken kokular vardı.
Tatlı ve tuzlu vardı
Şimdi hiç yok
Sen varken anlamlar vardı
Şimdi hiç yok
Sen varken yüzünde sonsuz bir gülümseme vardı
Şimdi hiç yok
Şimdi hiç ben yok


(Boş İnsan) #211

Ulduz sayarak gözlemişem her gece yarı
Gec gelmededir yar, yine olmuş gece yarı
Gözler asılı, yok ne garaltı, ne de bir ses
Batmış gulağım, gör ne düşürmekdedi darı

Yatmış hamı, bir Allah uyaktır, daha bir men
Mennen aşağı kimse yok, ondan da yukarı
Gorhum budu yar gelmiye, birden yarıla sübh
Bağrım yarılar, sübhüm açılma seni Tarı!

Tan ulduzu istir çıka, göz yalvarır çıkma
O çıkmasa da, ulduzumun yoktu çıkarı
Gelmez, tanıram bahtımı, indi ağarar sübh
Gaş bele ağardıkça, daha baş da ağarı

Aşkın ki gararında vefa olmuyacakmış
Bilmem ki tebiet niye goymuş bu gararı?
Rişhendle gırcandı seher, söyledi durma
Can korkusu var akşın, uduzdun bu kumarı

Oldum gara gün, ayrılalı ol sarı telden
Bunca gara günlerdir eden rengimi sarı
Gözyaşları her yerden akarsa meni tuşlar
Deryaye bakar, bellidi çayların akarı

Ezbes meni yaprak kimi hicranda saraltıp
Baksan özüne sanki gızılgüldü, gızarı
Mihrab-i şefekte özümü secdede gördüm
Gan içere gemim yok, üzüm olsun sene sarı

Aşkı varıydı Şehriyar’ın, güllü çiçekli
Efsus, garayel esti, hezan oldu baharı.

Ulduz, Shahriyar


#212

Anladım, her gerçek, bir yalan gizler!
Beni aldatıyor dağlar, denizler…
Meçhul bir zamana karıştı izler,
Saati, dakikayı, anı kaybettim…

Beni benden, kendi benliğim çaldı!
Gölgem uzadıkça, boyum kısaldı…
Ellerim bomboş bir roman kaldı,
İçimdeki kahramanı kaybettim!

[Bekir Sıtkı Erdoğan]


#213

Biriniz bir kaç yıldız taksın gökyüzüne
Biriniz çay hazırlasın
Biriniz akşam olsun
İçinizde atların öldüğü müzik susunca
Biriniz çocukluğuna sarılıp kuyuya insin
Biriniz onun uzattığı şiiri okusun
Ağlamak gerekiyorsa biriniz ağlasın
Biriniz akşam olsun yeniden
Biriniz yağmuru dansa kaldırsın

[Mevlâna İdris Zengin]


#214

Yalnızlık, kendimizi alıp kaçtığımız
dilsiz bir attır; yelesi bakışlarımızda
savrulur hep, nal sesleri duruşumuzda.
Bu yüzden uzaklar,
atların topuklarında zonklar,
biz uzaklarda.
Zaten yalnızlık bir uzaktır yakınımızda.

Bir yanın kurtulmuşken kendinden
ve bir yanın yeni haberler getiriyorken
dünden bugünden,
yalnızlık susturmaktır
kendi sesinle kendini

[Hasan Ali Toptaş]


(gizem.) #215

Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu Tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!

Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı’nın arkasına saklansam.
O kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.

Didem Madak


(Didem) #216


masa yalnızlıkları vardır sandalye sandalye,
mutfak yalnızlıkları,
düş yalnızlıkları
ve gülüş
ve iş
ve bakış
ve susuş…

Hasan Ali Toptaş


(A. Kemal Aydın) #217

Çoğu oyunda Hamlet’i bu sözleri duvara söylüyormuş gibi oynatanları kınıyorum zira Hamlet bu sözleri Ophelia’ya söylemektedir ve bu sözler Hamlet’in psikolojisini yansıtmaktadır.


(A. Kemal Aydın) #218

Bir kadın doğdu bir lahzada
bir dalganın sağrısından
siyah, lacivert bir kadın
köpük köpük saçlarıyla
yaşadı, sevdi, öldü bir lahzada
hazdan çığlıklar atarak
yaşamanın ötesinde…
Bu eski Burgoyn şarabı sert
ve buruk lezzetinde
yavaş yavaş ve adım adım
yumuşak bir gece gibi ilerliyor bende.
Sanki ömrümü baştan başa toparlayan
bir rüyanın ortasındayım
iki sevgilim Paris ve İstanbul
el ele raks ediyorlar derinde,
bütün yazlarımın bahçesinde

Ahmet Hamdi Tanpınar


#219

İlham arayan gözlerle bir pembe şafaksın
Elbet doğacaksın, yanacaksın, yakacaksın.
Bir ufuk olayım ben sana, sihrin bana aksın
Elbet doğacaksın, yanacaksın, yakacaksın.

Kurtar beni artık sonu gelmez gecelerden
Bilsen ki bu sevda bana geçtir, sana erken
Ruhumda bütün başka emeller sönüyorken
Elbet doğacaksın, yanacaksın, yakacaksın

[Hasan Ali Yücel]


#220

Şiir yazmak yerine Hilmi Yavuz dinliyorum. :smiley:


#221

Günün anlam ve önemine binaen:

Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin

Bu gök, deniz nerede var
Nerede bu dağlar taşlar
Bu ağaçlar güzel kuşlar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin

Dağlar taşlar güzel kuşlar
Ya bu insanlar insanlar
Güneş ufuktan bir gün doğar
Yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer, gök, su dinlesin
Sert adımlarla her yer inlesin

Ali Ulvi ELÖVE