Şiir Dünyası

Tek suçunuz hür insanlar gibi konuşmak,
Kitaplar suç ortağınız!
1944 yılındasın yanlışın yok,
Doğrudur dağıldığı esir pazarlarının,
Tek forsa kalmadı kalyonlara çakılı,
Roma sirklerinde atılmıyor köleler
Aç aslanların ağzına,
Çoktan yerle bir ettiler Bastil’i
Kenar mahalleliler.
Özgürlük şarkısıdır söylenen Volga boylarında.
Ne Taif’tesin, ne Magosa zindanında
Yalnız namı kalmıştır kaleme alanın
"Vatan Kasidesi"ni.
Seviyoruz her zamandan fazla Fikret’i
Yeni anlaşıldı manâsı "Millet Şarkısı"nın,
Aynı "Sis"tir memleketin üzerindeki.
Bugün de vaktinde çıktı gazeteler
Geçti ilk sayfalara Beşiktaş cinayeti;
Ismarlama yazıları üstât kalemlerin
Taksim’deki ziyafetten resimler…
Çeyrek saat uzaktasın çok değil,
O meşhur Babıali’den.
Tek satır yok sayfalarda
Bu zincirleme tutsaklık üstüne.
Çekildi dış kapıdan demir sürgüler,
Tuttu süngülüler yolları
Topyekûn himayesindeyiz zincirlerin

Rıfat Ilgaz

5 Beğeni

Biliyoruz işliyor saat tıkır tıkır
Her yerde ve her şeyde
Sesini çizerek sonsuzluğa
Tıkırtıların kımıltıların ve uzayan ağaçların.
Ve aklın dar yalnızlığında…

[Erdem Bayazıt]

5 Beğeni

insana,
gece geldi yine,
acılar geldi geceyle,
geçmişler geldi acıyla,
hatıralar, gözyaşları getirdi,
o’nu ne getirecek?

bir sebep lazımdı,
günün ayması için,
biri lazımdı, yaşam için,
o’ lazımdı.

karanlık, geceyi esir almış,
gözyaşları sürerken,
gece bölündü,
bir yıldırım varoldu,
o’nun gölgesi gözüktü.

gölgesinin ardından,
kendisi de geldi,
çekingen, ürkek ve sessizce,
yanaştı, gülümsedi.

aydınlandı gün,
varolmuşların neşesi,
parlak gözlerinde,
gelmişti işte,

o’ydu, geçmişimiz,
hüznümüz, sevincimiz,
acılarımız, kızımız,
feridemiz.

2 Beğeni

Zamanın tık-tıkları,
Güder yaratıkları.
Kan sızan pençesinde
Beynimin yırtıkları.
Hayal, dalgıç ki arar,
Denizde batıkları.
Bu ne dünya; ne dünya,
Çer çöpten çattıkları!..

[Necip Fazıl Kısakürek]

6 Beğeni

Ben,
sınırlarımda
gezerim hep
bahçe kapım
oynar.

Sen
geleceksen
gireceksen kapımdan
sekmeden
geleceksin.

Çekincesiz
yalnız.

Yalnız:
sen
geleceksen.

Sen.

Oruç Aruoba

6 Beğeni

Kuş Koysunlar Yoluna

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…
Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
Niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
Niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

Nilgün Marmara

9 Beğeni

Nazım’a Bir Güz Çelengi

Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
kazandırdın bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta.
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.

Sana Şili’nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan…
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde.

Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için!
Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.

(Türkçesi: Ataol Behramoğlu)

Pablo Neruda

4 Beğeni

Unutulmuş gibiyim ben.
Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir.
Bilmem ki nasıl anlatmalı?
Yalnız bile değilim.

[Edip Cansever]

6 Beğeni

Günler

Geçip gitmiş günler gelin
rakı için sarhoş olun
ıslıkla bir şeyler çalın
geberiyorum kederden.

İlerdeki güzel günler
beni görmeyecek onlar
bari selam yollasınlar
geberiyorum kederden.

Başladığım bugünkü gün
yarıda kalabilirsin,
geceye varmadan yahut
çok büyük olabilirsin

Nazım Hikmet

5 Beğeni

sıcak güneş parıldar gökte,
kuş öter, arı vızıldar,
çiçekler ve ağaçlar,
parıldar o gün, yaşarlar.

çimenlerde,
aşık genç, sevgilisinin dizine uzanır,
kömür saçlı, koca yanaklı kız bakar ona,
gülümser gibi, biraz haince.

kızın kucağında,
örgülü genç yakalar o bakışı,
hançer girmiştir kalbine,
çaresizce çevirir başını.

zaman geçerken,
öpülür, sevilirken,
morarır aşık gencin boynu,
lavantaya benzer.

türkü söyler,
gülüşür, eğlenirken,
nazım okurlar,
yad ederler.

yıllar sonra, aynı gün,
örgülü değildir artık genç,
lavanta koklarken,
hatırlar hain kızın terkini.

düşünür çaresiz, neden,
cevap verir kendisi, sebepsiz,
boş bir anı, nedensiz,
düşünmesi gereksiz.

genç adam başını kaldırır,
gülümsemeye çalışır, konuşur,
nazımı yad eder, boşver,
yaşamak güzel şey be kardeşim.

6 Beğeni

Bir şarkı gibisin dünya!
Çoğu zaman hüzün makamında
Coşkulu bazan da
Kimi zaman bir öğle vakti gibi sıkıntılı ve sabit.

[Erdem Bayazıt]

5 Beğeni

RUH
Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir maden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fânilerin seması,
Ve onların toprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerinde yalnayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletin upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını.
Geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
Bir keskin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Herşey susacak o ân, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzımdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık…
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık…
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayâl, sonu gelmez nedamet…

Necip Fazıl Kısakürek

5 Beğeni

Ey kalbim!
Ey suları usul usul yükselen gizli deniz.
İçimiz damar damar parçalansa da
Dışımız lal gibi sessiz.

[İsmet Özel]

5 Beğeni

Uyuyan yaprakların çatısı altında
Ve ağaçlar rüyalara daldığında
Ormanlık alanlar yeşil ve serinken
Ve rüzgar batidayken
Bana geri dön
Bana geri dön
Ve de ki ’ en güzeli senin ülken.’

Lotr

6 Beğeni

YALNIZ DÜRDANECİK

Geceleri kocası kahveye çıkardı
Yalnız bırakıp Dürdaneciği.
O hanım kadın, o annesinin bir taneciği
Hoyrat ellerde körpe karanfil
Pencerelerde sardunyalar gibi yalnız
Kocası kahvede o evde
Alışmışlardı…

Sevişmek ne kelime birbirlerinden
Ayrı kadirden iki yıldız gibi uzaktılar.
Ben ağlasam siz ağlasanız onun boşluğu dolmaz
Hiçbir yağmur ıslatamaz toprağını.
Ne zaman canı çekerse erkeğinin
O zaman yatarlardı…

Besleyip bereketli ıslaklığında tohumları
Toprakların en cömerti Dürdanecik
Kendi doğurur kendi bakardı.
Ah acıdır amma gerçektir inanmazsınız
Öfkeli anlarında kocası
Dayak bile atardı…

Ama zavallı deyip de geçmeyiniz
Bizim kendi tembel maceramızdan uzakta
Onun da vaktini paylaşan dostları vardı.
Kocası gidince kış geceleri
Fatma Hanım Hürmüz Hanım İkbal
Yangelip kurak masalların kerevetinde
Bezgin gönüllerini avutmayan kahkahalarla
Mısır patlatırlardı…

Ah ben kadınları çok severim
Karanlık ve tükenmez bahtlarında.
Yalnız gecelerinde Dürdaneciği
Kardeş gibi sevmek okşamak isterim.
Üzülme Dürdanecik söğüt yaprağı
Hoyrat ellerde körpe karanfil
Benim de uzaktan yakından tanıdığım
Kaderinde bunalmış kadınlar vardı…
…………

Halbuki böyle mi olmalıydı…

Turgut UYAR

4 Beğeni

Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?

[Nazım Hikmet]

11 Beğeni

GEL

Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün başucuma karalarla gel!
Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel!

Elinden, dal gibi düşerken ümit,
Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
Kırık bir tekne ol, dalgalarla gel!..

NFK

5 Beğeni

Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
Sen ülkemin yaz geceleri gibisin
Saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
Beni unutma
Ah! saklı gülüm
Sen hem zor hem güzelsin
Şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
Sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
Sen memleketim kadar güzelsin
Ve güzel kal.

[Nazım Hikmet]

7 Beğeni

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can Yücel

7 Beğeni

NEFES
Menim bu dünyayla bir alverim var
aldığım-verdiyim nefesdi-nefes.
Daha özge bazar açan deyilem
ölünce bu alver mene besdi-bes.

Aldım nefesimi quş dimdiyinden
Ocak tütsüsünden,
Çiçek iyinden.
Üzüme çırpılan yağışa-qara,
küleklere verdim öz nefesimi.
Nefesim toxundu gül dodaqlara,
aldı neçe-neçe qız nefesimi.

Canavar ağzından keçdi nefesim,
İlan boğazından keçdi nefesim.

İlahi, ne yaman eli açıqsan,
bir quru nefesi az bildin mene.
Yarpaqladı, çiçekledi nefesim,
İlahi, dil verdin, söz verdin mene.
Sözler nefesimi derdi, apardı,
Sevinci apardı,
Derdi apardı.

Çiçeyi, yarpağı sovulup geden
bir ağaç kimiyem bu yer üzünde.
Hele ki qorxmuram son nefesimden,
hele ki diriyem bu yer üzünde.

Amma uzaq deyil ölüm xeberim
dünyanın havası çirklenir, Allah.
Dözmür bu havaya şair üreyi
şairler azalır, tükenir, Allah.

Artır canımın da hirsi-acısı,
bir az çirk qarışır her nefesime.
Yavaş-yavaş dünyanın çirki çıxır,
bu şe’rime-sözüme.

…İnsana, heyvana, her neye desen
sen nefes vermisen axı, İlahi.
Qoyma, bu dünyanın çirki, deyesen,
senin nefesine çıxır, İlahi.
Sen göyde, men yerde-
düşürük heyden,
Sen göyde, men yerde-
tek qalmışıq, tek.
Son şair boğulub ölende,
göyden
Ölü Allah düşecek…

Ramiz Rövşen

4 Beğeni