Ben bu kitap için sormuştum daha önce opsiyonel yayıncı olduğumuzdan telifler bize geçecek demişti yetkili. Önümüzdeki yıl basılacak diye hatırlıyorum.
Telif işlerinde yazarın telifi alınıyor, yazarın telifini alan yayınevi opsiyonel yayıncı olarak geçtiğinden daha önceki baskıları yapan yayınevleri teklifleri bırakmak durumunda kalıyormuş diye biliyorum.
Daha da farklılıklar vardır belki orasını bilemiyorum.
İthaki de bkk dizisinde bir eksik daha çıkar o zaman.
Ben Solaris bekliyorum esasen. Bakalım, en azından bu seride dost körpe çevirisi olmayacak ve eksik kitabım olmayacak sanırım.
Serinin sırt kısımlarındaki LEM yazısı ciltler inceldiği için değişmiş son 2 ciltte, bunu da sevmediğimi belirtmek istiyorum ayrıca. Aslında eski boyutlarda yazılabilirmiş gibi geliyor çünkü bana.
Sanırım Alfa görüntü açısında kötü olur diye böyle numaralandırmış. İncecik kitaba o büyüklükte yanlamasına sığmazdı zaten. Ha, punto küçültülebilirdi belki ama o da kötü görünecektir diye böyle yapmışlar.
İşte bunlar hep plansızlığın sonuçları bence. Basılacak Lem kitaplarının hepsinin eşit veya yaklaşık sayfa sayısına sahip olmayacağı belli değil mi? Belli. O zaman ona göre en baştan bunlar ayarlanabilir diye düşünüyorum. Tabi bu plansızlık sadece Alfa’ya özgü değil. Pek çok yayınevi yapıyor benzer hataları. Hatta Altın Kitaplar, Dan Brown kitaplarında sırt yazısının yönünü bile farklı farklı yapıyor. Biri yatay, biri dikey vs vs…
Lem kitaplarında sırt bölümündeki Alfa yazısının yönü de farklı örneğin. Ha bunlar okumaya engel değil tabi ki. Sonuçta Alfa’ya bu kitapları bastığı için teşekkür ediyoruz ama keşke daha özenli olunsa diye temennide bulunuyoruz.
İthaki’den çıkan Yenilmez kitabı sıfırdan Lehçe’den çevrilmişti.( İletişim’den çıkan Almancadan çeviriydi sanırım.) Keşke bu kitaplar da orjinal dilinden çevrilseydi.Çoğu İngilizce çeviriden çevrildi galiba.
Ne diyeyim, Lem bir türlü ısınamadığım bir yazar. Aden ve Solaris’i okudum sadece. Solaris muhteşem bir kitap ama okurken çektiğim sıkıntıyı unutamıyorum. Betimlemeleri çok soğuktu ve zorlanmıştım baya. Aden’i zorlukla bitirdim zaten. Fazla ağır geldi bana. Yazarın zekasına hayranım ama anlatımında beni iten bir şeyler var. Alfa’nın yeni bastığı Lem’ler iştahımı kabarttı, Yıldız Güncesi ile bir şans daha vereceğim. Cidden sevmek istiyorum Lem’i. Bilimkurguya tutkun biri olarak iyi bilimkurguya her zaman aç bünyemi böylesi zeki ve üretken bir yazarla besleyememek kötü hissettiriyor.
Sahibinin Sesi, şu ana kadar okuduğum en ağır bilim kurgu eseri olabilir. Stanislaw Lem macerasına Yenilmez ile başlamıştım ve Yenilmez eseri yeni basıldığında öğrenciydim. D&R’ da bir kitap satın alana ikincisi %50 indirimli yazdığı için ve İthaki bilim kurgu serisinde yer aldığı için okumuştum, yani ucuz diye satın aldığım kitaptı. Lem maceram böyle başlamış ve şimdi 11 kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Sahibinin Sesi, 1000k sitesinde puanı 6.8 olduğunu için bir şüpheye düşmüştüm. Ama Kitap 1000k sayfasının ne kadar boş ve ergen kaynadığının adeta tesciliydi. Sahibinin Sesi ilk 40 sayfa da kafam allak bullak oldu ve ne okuduğumu açıkçası tam kavrayamamıştım. Ta ki ilk eşiği geçtikten sonra olaylar öyle bir sürükleyici hal alıyor ki anlatamam. Şunu da belirtmeliyim, normalde 1-2 saatte ortalama 100 sayfa okuyan biri olarak bu kitapta yalnızca 20-25 sayfa ilerleyebiliyor idim zira o kadar çok bilmediğim kelime vardı ki… Neyse kitabın son 140 sayfasını soluğum kesilerek okudum ve son kısım da ise Lem’in önünde yine şapkamı çıkartmak zorunda kaldım. Lem her kitabında beni etkilemeyi başarıyor, ne kadar zorlayıcı eserleri olursa olsun çok farklı bir yazar. Kısaca eser gözünüzü korkutmasın, evet zor kısımları var ve çok farklı kelime darağacı istiyor. Her iki sayfada bir Google kelime yazıp araştırmama sebep oluyor…(benim cahilliğimden de olabilir) Ama yine de kitap insanı düşünmeye ve sorgulamaya itiyor. Kitabı bitirdiğimde, yatakta iki saat düşünmeme sebep olmuştu Kısaca okumanızı öneririm efendim.
Çok güzel bir yorum olmuş, elinize sağlık. Ben çok seviyorum Lem’i ama herkese hitap etmeyecek bir yazar olduğu da bir gerçek. Ben de 7 kitabını ve 2 de derlemede bulunan hikayesini okumuşum (ben Lem’e Aden ile başlamıştım, bu sebeple Aden çok özel benim için) ve şu ana kadar Maske öyküsü hariç beğenmediğim yok. Yani bana çok hitap eden bir yazar ama kimseye de kolay kolay tavsiye edemiyorum. 1000k içinse çoğunluk kitapları türü içerisinde düşünmüyor, ben okuyamadım, bana uymadı bu yüzden 1 deyip geçiyorlar. Halbuki kendi türü içerisinde kıyas yapmak lazım. (tabii okuyup değerlendirip, tür içerisinde puanlama yaparak düşük puanı uygun bulanlara sözüm yok)
Lem’e Dönüşüm Hastanesi ile başladım gayet güzeldi anlamadığım bir kaç yer olduğunu düşünsem de. Ardından direkt 3. kitaba, Yıldız Güncesi’ne başladım. Bayağı hayal kırıklığına uğradım. Yazar veyahut eser açısından değil de kendim ve anlama yetim açısından. Çoğu yerde yazar saçmalıyor mu yoksa gizli imalarda mı bulunuyor yoksa ikisinden de mi diye düşünüp durdum. Lem’e olan hevesim biraz söndü o yüzden. Bazı kısımları eğlenceli buldum ama aklımda bir bölüm kaldı kitabın sonlarına doğru bayağı felsefi olan bir bölümdü. O hariç pek sevemedim hikayeleri. Ama bunun nedenini yazarı anlayamayışıma veriyorum. Hata mı yaptım yanlış kitapla mı başladım, Aden ile mi başlasaydım diye düşünüyorum.