Ben yazar homofobik demedim ki Öte yandan evet dediğiniz gibi 50 yıl hemen hemen her konuyu işleyip, ana teması homofobi karşıtlığı olan bir eseri tam da herhangi bir kitapta, dizide veya filmde siyahi eşcinsel karakterler kullanılmadığında, hatta kullanılsa dahi yeteri kadar övülüp göklere çıkarılmadığında, eser sahibinin Hitler ile bir tutulup kişiliğininin ve kariyerinin taşlanarak öldürülmeye çalışıldığı şu son döneme denk getirmesi, bir yazarın dönemin belli etkin ideolojilerine nasıl yanladığının çok güzel bir örneği.
Amerika’da bırakın bir yazarı, dünya ticaretine yön veren milyar dolarlık şirketlerden tutun Amerika başkana kadar dönemin etkin ideolojilere yanlamaya ihtiyacı vardır.
“Yanlamak” ne kadar çirkin bir tabir, edebiyat ağırlıklı bir platformun kullanıcısına yakışmıyor.
Stephen King’in bu tip çekinceleri olduğunu düşünmüyorum. Amerika’da ırkçılığın zirve yaptığı yıllarda eserlerinde siyah bireylere kilit rollerde yer vermekten çekinmemişti.
LGBT bireylerin toplum içerisindeki görünürlüğünün artması, bazı geri kalmış kesimlerdeki kutuplaşma içgüdüsünü artırıyor. Kuşkusuz politikacılar da bu araçları etkili şekilde kullanmaktan geri kalmıyor. Aslında dünya nüfusunun, özellikle Avrupa ve ABD’deki muhafazakâr ve faşist nüfusun yoğunluğunu düşünürseniz King’in “cephe aldığı” taraf, yazar için pek de “avantajlı” görünmüyor.
Bu tercih yazarın okur sayısını mı artıracak? Bilakis, ülkemizde Altın Kitaplar örneğinde olduğu gibi birçok yayıncı/okur kitaba elini uzatmakta çekinceli davranacak. Yazarın bundan göreceği fayda, tam olarak ne? Daha saygın birisi mi olacak? Daha fazla mı gündeme gelecek? Tam olarak ne çıkarı var? Bana yalnızca bir sanatçı olarak güncel problemlere kayıtsız kalmamış, bunu yaparken de okur kaybetmeyi göze almış birisi gibi görünüyor.
Mercedes Benz ya da Amazon olunca, edebiyatta Stephen King olabilince bu konularda dik duruş sergilemek kolay. Tuzunuzun kuru olması gerekiyor. Yeni bir ismin, markanın aynı güvenle yola çıkamayacağını düşünüyorum.
Kısaca şunları belirtmek istiyorum. Yazacaklarım yazdıklarınıza katkı anlamındadır. King en sevdiğim yazarların başında gelir. Ama Elevation kitabının yorumlarını okudum. Siyasi mesaj verme kaygısının eserin içeriğinin önüne geçtiğini yazmış birçoğu. Bu yazanlar homofobik veya ırkçı kişiler de değil. İsteyen Goodreads’e bakabilir. King kendine ihanet eden bir yazar bence. Bunu bir sadık okuru olarak üzülerek söylüyorum. En basiti masmavi gözlü bembeyaz tenli 8 kitaplık kahramanı Silahşor Roland’ı siyahi birine oynatmasıyla zaten King’e olan öfkem hala canlıyken üstüne mesaj vermek için böyle bir eser yazmış olması da tuz biber ekti. Oğlu da aynı kafada. Ve ne hikmetse son on yıldaki eserlerinde bu duyarlılıkları arttı. On yıl öncesindeki yıllarda yok muydu siyahiler, lezbiyenler vs. Tabiki vardı, bunları kitaplarında işleyenler de vardı. King gibi yazarlar da işleyebilirler tabiki ama mesaj verme kaygısıyla işleyemezler. Bir sanat eseri makale veya deneme veya köşe yazısı değildir. Romanda kör göze parmak mesaj veremezsin. Verirsen o eser, eser değil çöp olur. Ayrıca Trump ne kadar kafası bozuk bir müptezelse şuna da inanıyorum ki King gibilerinin de kafasını bozdu. Twitter’da isi gücü Trump sövmek olan King neyseki Trump gidince duruldu gibi. Keşke bıraksa siyaseti böyle ucuz bir şekilde kitaplarına sokmayı da adam gibi (adam gibi dedim, acaba burdan bir linç gelir mi? Cinsiyetçilik var bu dilde diye ) eskiden yazdığı şekilde yazsa. Dahası siyasi bir mesaj verecekse de bunu ustalıkla yapsa.
Bu yazdıklarım kimine ırkçı kimine homofobik gelebilir. Ama art niyet taşımayan herkes bilir ve görür ki mesele artık geçmişte ezilen, aşağılanan kesimlerin bir kısmının faşistliğine varmış durumda. Dahası bu kişiler ve bunları destekleyen King gibi politik dogrucu Davut’lar da sanatın ve edebiyatın içine etmekle meşguller. Aslolan metindir, mesaj vermek değil. Dünya biz bilmeden Sovyet rejimi gibi bir rejime mi girdi acaba? Kolhoz Edebiyatı gibi kalıpları belli bir dayatma içinde mi yazılacak her eser? Her eserde ve her filmde bir eşcinsel, bir siyahi, bir hispanik, bir transseksüsel, bir hintli bir uzak Doğulu bir de uzaylı mı olmak zorunda? Eserin içeriğinin bu çeşitlilikle ne alakası var acaba? Yahu Rowling gibi hiç de transfobik olmayan bir insanı linç ettiler be.
Simdi tutmuşlar Bond siyahi mi olsun kadın mı olsun trans mı olsun? Ben de diyorum ki Bond mesela uzaylı olsun. Veya bir hayvan da olabilir. Niye olmasın ki? Temsilde eşitlik adına hayvan da olabilir. İnsanlar çok eşitlikçi, çok hümanist ama biz faşistiz. Hayır biz normal insanlarız, g.te g.t diyen normal insanlar. Ama bu kafa yapısındakiler faşist.
Nihayetinde bir filmde veya kitapta her cinsten her ırktan insan olabilir. Ancak her filmde ve kitapta her cinsten ve ırktan insan olamaz. Gerek de yokki. Eser neyi gerektiriyorsa onu yazarsın. Eserin amacı toplumun tüm kesimlerini temsil etmek mi yoksa sanatçının meramını en güzel şekilde ifade etmesi mi? Eserler politik birer araca mı dönüştü günümüzde? Eğer öyleyse bile geçmişte kolhoz edebiyatında bile bu kadar sloganik ve ucuz yapılmayan bir siyasi edebiyat neden bu kadar ucuz ve kör göze parmak yapılıyor. Sanatçıların kendilerine zerre saygısı kalmadı mı? Sanatçı hani muhalifti. Ne muhalifi düpedüz sistemin köpeği haline gelmeye başladılar.
En son olarak böyle 30 sene beyaz ten mavi göz yazdığın kahramanını siyahi birine oynattın diye ya da her filme her cins ve renkten insan koydun diye gerçekten ezilenlere bir fayda sağlamış olmuyorlar. Günümüzde hala siyahiler, kadınlar ve diğer tüm dışlananlar ezilmeye devam ediyor. (Ezen tarafa geçip kendinden olmayanlara ırkçılık yapan LGBTİ bireyleri, siyahiler, hispanikler vb. hariç. Ve King gibi destekçileri. Örneğin Rowling’e yapılanlar. Evet burada Rowling ezilen onu ezenler de ırkçı, faşist) Ama büyük birader halkları politik doğruculuk ve sözde temsil ayağına uyutmaya devam ediyor.
Ek olarak King’in bu kitabını almama kararımın dayanağı içerisinde lezbiyenler, gaylar var diye değil. King gibi büyük bir yazarın sanatını gündelik politika uğruna piç etmesine duyduğum öfkeden dolayıdır.
Kesinlikle, kitabı okudum ve mesaj vermek uğruna yavan bir eserin ortaya çıktığını düşünüyorum. Korku desen değil, gerilim desen değil, daha önceki King hikayelerine - kısa romanlarına da benzemiyor.
Ama yine de alıp kütüphaneme koyacak mıyım Türkçe versiyonunu, kesinlikle evet.
Yanlamak, bir çıkar uğruna belli bir kişiden, düşünceden ya da ideolojiden yana olmak demek. Yanlamak zaten buradan gelir. Küfür veya bahsettiğiniz gibi çirkin bir ifade değildir. Günlük ağızda kullanılır ki buranın edebiyat forumu olması herkesin trtr spikeri gibi konuşmak zorunda olduğu anlamına gelmiyor.
King’in ne hikmetse görünür şekilde cephe almak için 50 sene beklediği muhafazakar, ırkçı, geri kafalı, “Redneck” diye tabir edilen kesimin içinde edebiyattan anlayan kişi yok denecek kadar az. O yüzden 50 sene bekleyen bu hamleler doğru zamanda ve doğru kesimin dikkatini çekmek üzerineydi.
Bu kadar büyük bir yazar için satış ve paranın bir önemi yok. King’in bundan çıkarı, ülkemizden örnek vermek gerekirse 90’larda “Erkek dediğinin eli sert olur” “Kocamın geyşası olurum” diye açıklamalar yapan dönemin ünlü kadınların hepsinin şu an 8 Martta instagram hesaplarında “We Can Do It” diye pazularını sıkan kadın paylaşımları yapması veya asker kaçağı olanların yılda iki kere “İyi ki varsın Eren” diye tweet atmak zorunda olması ile aynı. 50 sene sonra yazılan bu ısmarlama romanın amacı, temelde içinde bulunduğumuz dönemin etkin ideolojisine sahip, örgütlenmiş faşizan toplulukların aşağıda çok güzel bir örneğini görebileceğiniz faşist tutumlarından mümkün olduğunda kaçınmak. Para, satış kaygısı veya görünürlük ile ilgili değil.
Her ne zaman iyi edebiyat ile popüler ideoloji goygoyunu birbirinden ayıramazsanız büyük resim kursuma beklerim Severek yardımcı olurum. Size de iyi forumlar.
Yazık olmuş diyemiyorum. Bunlara yanlamaya, şirin görünmeye çalışmanın sonu böyle olur. Bunlara karşı sadece mücadele edilir. Başka da bir şey yapılmaz. @Leingrad geçmiş olsun. Wokelar insanların yakasını bir türlü bırakmıyor.
Son yayınlanan romanından bağımsız olarak söylüyorum. Stephen King sevenlerin kabul etmek istemedikleri bir gerçek var.
Stephen King bir yazar olarak biteli çok oldu.
Stephen King okumaya 1984 yılında Hayvan Mezarlığı ile başladım. O zamandan bu zamana son yıllarda çıkan eserleri hariç bütün kitaplarını okudum. Hangi kitapta oldu tam olarak hatırlamıyorum sanırım Bay Mercedes ile başlayan bir süreçti. Kendini tekrar ediyormuş gibi geldi bana baktım eski zevki alamıyorum, Bay Mercedes serisinden sonra Stephen King okumayı bıraktım.
Artık yaşlılıktan mı yoksa bir dönem yoğun olarak kullandığı alkolün beyninde yarattığı tahribatın gecikmiş etkisi mi bilmiyorum ama benim için durum böyle.
Stephen King’in politik görüşlerinden bağımsız olarak, kısa hikayelerinin , pek çok romanından daha başarılı olduğunu düşünüyorum, son olarak okuduğum Enstitü eserini okunabilir ama okunmazsa büyük bir kayıp olmaz olarak tanımlayabilirim. Elevation için de aynı durum söz konusu olabilir, okuyup göreceğiz demektir…
Zamanın ruhuna göre toplumun değer yargıları çok farklı yönlerde değişebiliyor. H.P. Lovecraft’ın 1930 yıllarda tutumu o zaman için normal değerlerde tartılırken, şu an aşırı ırkçı olarak değerlendirilip kınanabiliyor. Belki King de, ilerisi için bu durumda kalmamak ya da gelecek eleştirilere maruz kalmamak için karakterlerini değiştirmiş olabilir.
Benim için karakterlerin, cinsiyeti, ırkı, dini okuma esnasında etkileyen faktörler arasında en alt sırada olur. Aksine, bir yazarın kendi geliştirebilmesi için farklı özellikte, kimlikte ya da yapıda karakter tasarlaması daha da hoşuma gider. Bu noktada King’in de bu yönde seçim yaptığını düşünüyorum.
Eskiler en iyileri.
Hayvan Mezarlığı, O, Ruhlar Dükkanı, Falcı ile başlayabilirsiniz ve tabi ki Kara Kule serisi.
Stephen King’in öyküleri de çok iyidir. Hayaletin Garip Huyları, gerçi şimdi baskısı yok ama Yıldızsız Zifiri Karanlık Gece ile devam edersiniz.
Yukarıda Stephen King bir yazar olarak biteli çok oldu diye yazdım. Hala aynı fikirdeyim ama Stephen King Stephen King olduğu zamanlarda çok büyük bir yazardı.
Hayvan Mezarlığı’ndan iki cümle hala aklımdadır. Farkında olmadan ezberlemişim.
“O engel oraya aşılmaması için konuldu, doktor.”
Yasakların çiğnenmemesi gerektiği ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
“Victor Pascow artık çok geç diyor.” Bazı yasakları çiğnersen perişan olursun.
O 'da Palyaço Penywise kanalizasyondan yukarıdaki çocuğa sesleniyor. Çocuk da lavabodan onu dinliyor. Öldürdüğü çocukları kastederek “Hepimiz burada yüzüyoruz yakında sen de burada yüzeceksin” diyor.
Hayaletin Garip Huyları, Son Bir Kadeh adlı öykü de arabanın yanına yaklaşıp içeri bakan “kırmızı” gözlü geyik.
Geceri geyiklerin gözleri böyle mi görünür?
Türlü biçimde görünür. Geceleri arabayla giderken çok geyik gördüm ama hiç birinin gözleri kıpkırmızı parlamıyordu. Tüyler ürpertici.
Başyapıt ise Kara Kule. Paralel evrenleri ile tam bir kahramanın yolculuğu hikayesi. Hikaye mükemmel ama bu seri de en çok hoşuma giden bilim kurgusal öğelerdi.
Kuzey Merkez Pozitronik şirketi tarafından üretilen ışınların on iki muhafızından biri olan robot ayı Shardik.
Kuzey Merkez Pozitronik Isaac Asimov’ un pozitronik beynine bir gönderme yüksek olasılıkla.
Deli tren Monoblaine. Monoblaine’ in hastasıyım çok hoşuma gitti. Köpekler Çağlayanı, Haberci Robot Andy (ve daha birçok özellik). Yani say say bitmez. Bunları okurken çok zevk almıştım. Bu zevki Stephen King hariç sadece iki yazar da aldım. Isaac Asimov ve PKD.
Stephen King bilim kurgu türünde yazsaydı altın dönem büyükleri ile yarışabilecek bir bilimkurgu yazarı olacağını düşünüyorum ki bu benim bir yazara verebileceğim en büyük payedir.
Keşke yaşı uygun olsaydı da Kara kule serisinin gerisindeki heba olmuş evreni anlatan bir kitap yazabilseydi. Tadından okunmazdı diye düşünüyorum.
Son söz olarak ne diyelim? Belki de başka bir evrende başka bir Stephen King benim istediğim kitabı yazmıştır.
Öyleyse yoluna devam et Silahşör başka dünyalarda var.
Sizden Maça Kızı hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Arka kapak yazısı hiç ilgimi çekmedi. Ona rağmen okumaya başladım. Fakat pek iyi gittiğini söyleyemeyeceğim. Sevdiğim diğer King kitapları gibi hissettirmedi. Okumaya ara verdim.
Stephen King’in bende iz bırakan kitaplarından biri değil. King’in insan psikolojisi üzerine eğildiği ve insanın ruhundaki kötülüğü anlatmaya çalıştığı bir kitap. Bana light Ruhlar dükkanı gibi gelmişti. İnsan ruhundaki kötülüğe dair psikolojik çözümlemelerin kralı Ruhlar Dükkanı’nda var zaten. Bence biraz daha zorlayın olmazsa bırakıp Ruhlar Dükkanı’na geçebilirsiniz.
Ruhlar Dükkanı en sevdiğim kitaplarından biridir. Gerekli Şeyler ve Leland Gaunt hakkında saatlerce konuşabilirim. Dediğiniz gibi tekrar okumayı deneyeceğim.
Ruhlar Dükkanı’nı çok uzun zaman önce okudum. Eski baskı var ben de, muhtemelen ilk baskıdır.
Beni etkileyen Stephen King eserlerinden biridir.
Aklımda kalan onda var da ben de niye yok diye tarif edebileceğim açgözlülük üzerine bir kitaptı. Kitap okuyup bitirdikten sonra aklımda iki fikir oluşmuştu. Bir insanın amacına ulaşmak için yapabileceği en büyük kötülük nedir,
İkinci olarak Stephen King’in aslında alt metin olarak insanın en büyük düşmanı yine kendisidir, kendi doğasıdır fikrini işlediğini düşünmüştüm.
Kitabın İngilizce ismi de o kadar hoşuma gitmişti ki bugün hala cep telefonum da Needfull Things diye iki dosya grubu var.