Şu Anda Ne Dinliyorsunuz?


(Halil Oğulcan Karamağara) #1207

“Lend me the help or send me to hell, either way I know I’ll die”

Sözlerinin sevdiğim kısımları.

Wrist still got the slice on it
That walking stigmata and poltergeist
Still feeling stuck every single night
Don’t give a fuck if I live or die
Surprised to this point that I have survived
I’m hungry and you looking like steak
Trigger finger itching and you looking like fake
Trash done passed and you looking like waste

Tonight we guaranteeing graves
Tonight’s the night we ride
Tomorrow will never come
Yeah, tonight’s the night we die
Yesterday I met my death, I think it’s been a long time
Stuck in limbo with my kinfolk, gave my life to suicide
Yung Plague with the masked face
Bones will never break because I rape the souls of those who chose the wicked road
I’m haunting the afraid
No name on the grave just grey stains spray painted
Slave to the great grey grave, aye
Lend me the help or send me to hell, either way I know I’ll die
The G, the 5 the 9, it’s $UICIDE


#1208

#1209

#1210

Keşke benim de aklım olsa da onunla konuşmam olsa.


(yunusemre) #1211

(yunusemre) #1212

Anadolu türkçesinin günümüze kalan en güzel örneklerinden.


(f word) #1213

(Pilav Ye, Kadınlara İnan) #1214

#1215

#1216

(patricia franchini) #1217

Remember what the dormouse said
Feed your head, feed your head


#1218

(Barış) #1219

(Umur) #1220

#1221

Kapşonumu çekip, bu havaların resmi şarkısını atıyorum size.


(Halil Oğulcan Karamağara) #1222

Birazdan okula gidip en sevdiğim öğretmenlerden birinin güneş gibi aydınlattığı sınıfa gireceğim. Ne güzel hisler. Aklıma bu şarkıyı getirdi. Bir komşum var ve beni rahatsız ediyor… Yurtta iken öyleydi gerçekten de. Ne anlamlı şarkı.

Ayrıca şunu fark ettim ki, bence 500-600 yıl önceki gibi aşk, aşık olmanın kendisi güzel. Yaşaması hep hayal kırıklığı. İnsanları uzaktan sevmek çok güzel hissettiriyor. Bir şekilde yan yana gelince sıradanlaşıyor.


#1223

Avrupa’nın tüm hüznü :wine_glass:


#1224

(Halil Oğulcan Karamağara) #1225


“I bring you pain, the kind you can’t suffer quietly…”

İçimde hiç bir yere sığdıramadığım bu hisler devam ediyor. Ben onları gömmeye çalıştıkça onlar daha da üste çıkarak güçleniyorlar. Kim yenecek merak ediyorum. Ben kimim? Kendimi çalışmaya verdim, sürekli bir şeyler yapıyorum. Bugün bildiğimi sandığım bir sürü konuda gerçekten de o kadar iyi olmadığımı anladım. Kendi bilgilerime güvenmediğimi anladım. Şu an hissettiğim bu hisler de geçip gidecek elbette. Zaman gerekiyor. Zaman gerekiyor… Elimi sıkan insanlar olmasa ne yapardım bilmiyorum, bence dost gerçekten zor bir zamanda karşınıza çıkıp sizin elinizi sıkan ve merhaba diyen kişiler.

Tüm bu hisler er ya da geç geçtiğinde tekrar mutlu olacağım. İçindeki bir savaşı bile kazanamayan bir insan, daha ne kazanabilir ki? Şunu anladım ki, istediğin her şeye sahip olmak mutlu olmakla aynı şey değilmiş mesela. İnsan çok küçük şeylerle mutlu olabilirmiş aslında, bir deniz kenarında oturmak gibi. Neyse, gideyim ve sessizce Kayıp Rıhtım yazarlığı için başvuru yapayım, belki bitmemiştir süresi.


(şeydanur Atalay) #1226