Sülük

Öykü Seçkisi’nde okumak için: Sülük – Aylık Öykü Seçkisi



“212. Bir sonraki ara öğününüzü mutlaka atlayın. Geçmiş olsun.” Elindeki küçükçe bir ekranı olan, düğmesiz ve oldukça basit görünümlü cihazı; pamuk ve sayısız minik iğnenin doldurduğu ufak tedavi küvetine attığı gibi odadan ayrıldı. Yedili kan şekeri bakmak günün geri kalanına bakınca en can sıkıcı şey değildi. Sonuçta ufak bir iğne batması, parmağın sıvazlanmasıyla minik bir… (DEVAMI…)

Sürükleyici ve gerilimi yüksek bir öykü olmuş. Serkan doktorun değişimini izlemek heyecan vericiydi. Felçli hastanın kan vermemek için direnmesi onun içindeki kötünün uyanmasına neden oluyor, üzerine susuz ve uykusuz geçirdiği zorlu çalışma koşulları da eklenince, sonunda içindeki kötü Serkan’ı yok etmeyi başarıyor. Metafor olarak kötü koşullarda çalışan iyi niyetli doktorların kendini kaybetmesi, masumiyetin bozulması gibi konuları içeriyor öykünüz. Ve bunu etkileyici biçimde hikayeleştirmişsiniz. Önce ne oluyor bu Serkan’a diyoruz, sondaki sürpriz her şeyi açıklıyor. Artık Serkan yok, o yerde kanlar içinde cansız yatıyor. Yerine bambaşka biri geldi.
Ufak tefek imla hataları dışında yazımınız oldukça akıcı ve ifadeleriniz açık. Seçkiye göndermeden önce defalarca kontrol etmeme rağmen bende de muhakkak birkaç imla hatası oluyor  Bunun dışında iki konu, ayrıca dikkatimi çekti. Birincisi, hastanelerde kanı hemşireler almaz mı diye sordum kendime. Belki bu konuyu öyküde bir cümle ile açıklarsanız bu soruyu sormaz okur. Bir de felçli hasta nasıl oluyor da bacağını kolunu sallayabiliyor diye sordum. Onun dışında her şey açık ve güzeldi. Elinize sağlık…

Öncelikle değerli yorumunuz ve eleştiriniz için çok teşekkür ederim. Kendi adıma oldukça faydalı ve dersler çıkardığım bir geri bildirim oldu. Hikayeden genel olarak memnun kalmanıza da ayrıca sevindim. Sorularınızı imkan ölçüsünde yanıtlamaya çalışayım:

  1. Halihazırda ben de asistan hekim olarak görev yapmaktayım ve bulunduğum hastanede özellikle mesai saatleri dışında (nöbet saatlerinde) kan tetkikleri için gereken kanları hekimler alıyor. Hemşireler belirli saat dilimleri dışında hasta kanlarına karışmıyor. Öyküde kendi hayatımdan fazlaca etkilendiğimi söyleyebilirim.

  2. Felç dediğimizde elbette sıklıkla zihinde canlanan boyundan veya belden aşağısı tutmayan bir hasta oluyor. Fakat tıbbi olarak felç kişinin sadece belirli uzvunda sınırlı veya bazi nörolojik yetilerin kaybı şeklinde de meydana gelebiliyor. Öyküde bahsettiğim hasta da aslında gerçek hayattan esinlendiğim bir kişi, beynindeki tümör nedeniyle uzuvlarının bir kısmını ağrılı durumlarsa oynatabilse de, yatağa bağımlı, fonksiyonel olarak “felçli” biriydi. Bununla birlikte okurun bu durumları önceden bilmesi veya doğru algılaması yanlış bir beklenti olacağından anlatımımın yanlış olduğunu kabul ediyorum, haklı bir eleştiri. Kendi adıma önemli bir ders çıkardım.

1 Beğeni

Şimdiye kadar okuduğum seçki öyküleri arasında en iyisiydi. Kaleminize sağlık. Konusundan mesleğinizi tahmin etmiştim. Yazarlar için uzman olduğu konularda yazmak güzel bir şey. Bu hikayeyi daha da derin kılıyor. Vampirler aynada yansımalarını göremez diye biliyorum orada bir mantık hatası gördüm. Yanlışsam düzeltin. Bir de Serkan dönüştü mü, başka bir vampir mi vardı? Bana başkaymış gibi geldi doğru mu algılamışım?