Talihsiz Serüvenler Dizisi

Harika bir yaratıcılığa ve birikime sahip Daniel Handler’ın, Lemony Snicket mahlasıyla kaleme aldığı kitap serisi. Çocukken okumak istiyordum aslında bu seriyi. Ne zaman kitabevlerine veya markete gitsek (o dönemlerde markette de satılıyordu tabi, hey gidi günler.) anneme yalvarırdım alsın diye ama iç karartıcı bulduğu için - hiç de haksız değilmiş tabi - almazdı. Sonrasında ilk üç kitabın harmanlandığı güzel bir filmi çıktı, serinin kendisi gibi o film de yeterince değer görmedi. Yine de ben öyle sevmiştim ki VCD’si çıkar çıkmaz aldırmıştım. Defalarca izledim Baudelaire Öksüzleri’nin hikayesinin bir kısmını ama tabi kitaplarda neler oluyor, neler bitiyor diye de çok merak ediyordum.

Geçtiğimiz senelerde Netflix’te dizisi çıktı, başta ısınamadım ama tekrardan başladığımda hayran kaldım. (Bir yandan da kitaplarını almaya başladım, sahafları gezdim sırf eski basımları bulabilmek için. Bilen bilir, Harry Potter gibi Talihsiz Serüvenler Dizisi’nin de kapaklarında değişikliğe gidildi ve çok çirkin bir halde yeni çıkanları. Haliyle eski basımları almasam olmazdı.) Zira hem çevreden duyduğum hem de okudukça kendim de fark ettiğim gibi kitabın aynısını aktarmışlar, yetmemiş genişletmişler. Bunda tabi Daniel Handler’ın da emeği çok. Yazdığı serilerin canına okuyan pek çok yazara kıyasla (kim-olduklarını-bilirsiniz-siz) Daniel Handler hem senaryolaştırılma aşamasında bizzat yer alıp kurduğu evreni korumuş, üstüne geliştirmiş ve harika olan bu işin çıkmasına vesile olmuş. Adama hayran olmamak, takdir etmemek elde değil. Bana kalırsa okullarda “Nasıl uyarlama yapılır?” konulu derslerde Handler’ı ve Talihsiz Serüvenler Dizisi’ni işleseler isabet olur. Üzüldüğüm şey şu: bu adam bu kadar göndermeler, edebi nitelikler, ustalıklarla dolu, hem çocuklara hem yetişkinlere hitap eden bir seri ve evren kurgulamışken, yazmışken, bu kadar yetersiz bir ilgi görmesi, diğer serilere nazaran daha az kısıtlı bir kitleye sahip olması. Elbette değer gösterilen ilgiyle gösterilmez ama ne bileyim, bu adam mutlaka yazdığı bu eserlerin hakkını almalı, karşılığı asla bu kadar olamaz.

lemonysnicket

Bunların dışında seriyle ilgili genel bir bilgi vermek gerekirse, adından da anlaşılacağı gibi talihsizliklerle dolu bu seri tam da bunlara uygun biçimde 13 kitaptan oluşmakta. Her bir kitabın isminde espri ve her kitapta farklı bir talihsiz serüven var.

1. Kötü Günler Başlarken (The Bad Beginning)
2. Sürüngen Odası (The Reptile Room)
3. Uçuruma Bakan Pencere (The Wide Window)
4. Bitik Orman (The Miserable Mill)
5. Katı Kurallar Okulu (The Austere Academy)
6. Alacakaranlık Bulvarı (The Ersatz Elevator)
7. Karga Laneti (The Vile Village)
8. Dehşet Hastanesi (The Hostile Hospital)
9. Karnaval Ucubeleri (The Carnivorous Carnival)
10. Kaygan Yamaç (The Slippery Slope)
11. Mantar Mahşeri (The Grim Grotto)
12. Evvelki Tehlike (The Penultimate Peril)
13. Son (The End)

Daha önce pek çok kişi de bu konuda yorum yapmış internet üzerinden, ben de yakınayım yeri gelmişken: hadi filmlerin isimlerini güzel çevirmezsiniz tamam orası ayrı olay da, ey sevgili çevirmenler, neden kitaplara, hele bir de böyle özellikle ismi yasarlanmış kitaplara neden böyle değişik çeviriler yapıyorsunuz? Tamam kitabın içeriğine dair isimler oluyor yine ama aynı anlamı vermiyor ve aynı espri yakalanamıyor. Bu konuda bir ekşi sözlük yazarı baya güzel isimler önermiş vakti zamanında, bağlantısını bulursam eklerim onu da.

Kitapların her sayfasında Baudelaire Öksüzleri’nin çaresizliğini sizler de yaşıyorsunuz. Henüz seriyi bitirmeme çooooooook olsa da yazmadan edemiyorum, elimde değil. Sonradan burayı düzenleyeceğim, yazacak ne çok şeyim varmış meğersem. Şu an için burada bırakmak durumundayım.

Not: İlk kez foruma cevap dışında yazı yazıyorum ve bir başlık açıyorum, umarım formata uygundur veya aşırı ciddili kaçmamıştır. Sözlük girisi gibi de oldu sanki… Neyse artık, böyle böyle öğrenirim herhalde.

  • Tüm kitaplarını okudum.
  • Birkaç kitabını okudum.
  • Hiç okumadım.

0 oylayanlar

5 Beğeni
  1. kitabın isminde ne gibi bir espri var.

onun da esprisi o işte.

1 Beğeni

Sizin aksinize çocukken annem almıştı bana kitabı ama eminim içeriğini bilmiyordu. Zira Harry Potter’dan sonra en çok satan kitapmış diye almıştı.

Kendine has büyülü bir seridir. Kötü günler hiç peşini bırakmaz çocukların ve kötülük etkileyicidir. Dizisi çıktığında kitapları tekrardan okuyayım öyle başlayayım dedim. Dizi bitti ne kitapları yeniden okuyabildim ne de diziyi izleyebildim.

Ayrıca dediğiniz gibi ilk kapaklar kesinlikle daha kaliteli ve güzeldi.

2 Beğeni

tekrardan seriyi okumadan direkt diziye başlasanız da olur aslında. zira geçen aylarda bir arkadaşım bana “kitaplarla aynı gidiyor olması diziyi sıkıcı kılabiliyor” demişti, kendisi seriyi çok önceden okmuş bitirmiş tabi. işin böyle bir yanı da var maalesef. ama ben kitaplarla büyük ölçüde eş güdümlü gitmesini beğendiğim gibi yukarıda bahsettiğim “evreni genişletme” olayından ötürü de benimsedim. bir şans verin derim.

hemfikir olmamıza sevindim, saygılar dilerim. :slight_smile:

Jim Carrey’in, Kont Olaf’ı efsaneydi. Şu anki dizisi de gayet başarılı. Neil Patrick Harris çok sevdiğim bir oyuncudur.

3 Beğeni

Kitaplarını ortaokuldayken okul kütüphanesinden alıp okuyordum ve hala elimde yok bu seri o zamanlar satın alamadığıma üzülüyorum. Eski kapaklar bence de bin basar ve sahaf dolaşmayı hiç sevmediğim için ne yapacağım bilmem. Seri hakkındaki yorumuma gelirsek akşam eve geldiğimde ya da haftasonu yazacağım. Bu seri bayıldım, muhteşemden daha nitelikli bir yorumu hak ediyor şuanda bende o yorumu yapacak kafa yok.
Şu kalpleri bırakalım :purple_heart: :blue_heart: :black_heart: :heartpulse:

1 Beğeni

Sadece bir filmini izlemiştim, Jim Carrey 'in oynadığı. Çok sevmiştim filmi, ama bir daha devamı gelmemişti, acaba niye :frowning:

1 Beğeni

Jim Carrey çok uğraştı devamının çekilmesi için ama yapımcıyı bir türlü ikna edemedi diye hatırlıyorum. Dizisine bir şans verin, Neil Patrick Harris de aynı rolü mükemmel oynamış bence.

5 Beğeni

Filmi üç kitabı birden kurgulama açısından oldukça güzel. Evet yetersiz kaldığı noktalar çok ama yine de ne kadar toparlayabilirlerse o kadar toparlamışlar, çocukların yeni vasileriyle ilişkileri olsun, mekanlar olsun. Özellikle en temel kısımları verme açısından da güzel. Yine de altını çizeyim:
diziye ilgilenen herkes mutlaka baksın! müthiş bir iş. Yukarıda da yazmış diğer arkadaşlar: Neil Patrick Harris Jim Carrey’i aratmıyor. Hatta önüne de geçmiyor, apayrı bir başarı sergiliyor. Resmen iki aktöre de ayrı ayrı saygı duyuyorsunuz rolleri ortaya koyuşları bakımından.

Ben diğer karakterlerin seçimlerinde de diziyi film kadar başarılı buldum, hatta ve hatta dizi için yaptıkları bazı oyuncu seçimleri resmen nokta atışı olmuş. Onu da izlemeyenler için henüz söylemiş olmayayım.

Neyse, hastasıyız efenim!

3 Beğeni

Doğrudur, bilmiyordum böyle sonuçlandığını. Teşekkür ediyorum, sırası geldiğinde diziyi izleyeceğim ve yorumumu yazacağım.