Uluslararası Amatör Yazarlık


#1

Merhabalar. Amatör bir yazar olarak aklımdaki hikaye fikrini ingilizce de sunmak istiyorum. Hiç Türkçe başlamadan İngilizce yazmaya başlamak mı? Yoksa Türkçe hâlini yazıp cümle cümle çevirmek mi? Aynı şey gibi oluyor sonuç ama yazarken öyle olmadığını da düşündüm. Sanki İngilizce başlayınca, dile de kaptırıp gidiyormuş daha iyi oluyormuş gibi. Sizin de görüşünüzü alayım.


#2

Elif şafak ikisini aynı anda götürüyor diye biliyorum. Sanırım bu hikayenin ne yöne ağır bastığına göre önem kazanabilir. Kurgun çok fantastik, çok genel birşeyse ingilizce git. Ama tarihi ve türkçe kelimelerden bolca yararlanabileceğin şekildeyse önce Tr başlayıp Eng çeviri makul olabilir.

İngilizcem iyi olsa da sanırım ben direk yazamam. Konuda çok iyi isen bir gün kapını çalabilirim :frowning:


(Can) #4

Ben büyük bir hata olduğuna inanıyorum baska bir dilde yazmanızı. İnsan gözlerini kapatıp hayallere daldığı zaman veya korktuğu anda tepki verirken hangi dilde yapıyorsa bunu o dilde yazmalı çünkü o dilde düşünmeye alışmışsınızdır. Doğal gelir diğeri yapaydır size ait olmayan bir kültürü taklit etmeye çalışmaktır ve hatta Türkçe bir eseri İngilizceye de Türkçe öğrenmiş anadili Ingilizce olan biri çevirmelidir bence. Çünkü anlamak kolaydır zor olan anlatmaktır. İngilizce yazdığınız takdirde performansınızın en fazla yüzde 20-30 u kadar bir oranda yazabileceğinize inanıyorum ki o bile olmaz bence. Cioran’ın bir sözü var (kendi dili Romence filan sanırım öyle bir dil varsa tabi neyse): “Bir yazar için anadilini değiştirmesi, bir sözlükle aşk mektubu yazmasına benzer.”

Edit: feykolmadıgınızaeminmisiniz
Bencedegilsiniz


#6

Böyle bir şey yapacaksanız, tek bir dil seçip onun üstünden gitmek daha mantıklı olacaktır. Çeviri olduğunda, o dil içinde düşünmüş olmuyorsunuz. Halihazırda var olan bir şeyi, o dile adapte ediyorsunuz. Ancak, İngilizce düşünebilecek seviyeye gelmişseniz ve bu dilde doğrudan yayın yapmak istiyorsanız, direkt o dilde yazın.

Başka dilde yazmanın yanlış olduğuna katılmıyorum. Benim günümün yarısı -hatta sık sık daha fazlası- İngilizce’yle geçiyor ve zaman içinde, doğal bir şekilde düşündüğüm bir dil haline geldi. Duşta kendi kendime İngilizce hikayeler uydurduğum olur bazen. İngilizce olması, zorladığımdan da olmaz, kendiliğinden gelir. Böyle yarattığım bir karakteri, Türkçe bir öyküme aktardığım oldu hatta. Aynı şekilde, karakter yaratırken aklıma kimi zaman belli replikler gelir ve karakterleri onların üstüne kurarım. Bu repliklerin İngilizce olduğu da oluyor.

Bu dünyada çok fazla çeşitlilik var ve insan sırf bir coğrafyada doğdu diye, kendisini onunla sınırlamak zorunda hissetmemeli. Beynin esnekliğini -nörolojik olarak plastisite dediğimiz şeyi- de küçümsememeli.

İngilizce yazmak için oldukça iyi bir İngilizce gerekecektir. Yazmayı planladığınız türdeki kitapları rahatlıkla okuyabilir hale geldiniz mi? Bir deneme veya akademik bir şey yazmakla, kurgu yazmak arasında çok büyük farklar var. Cümle yapısıyla oynamayı başarabilmek ve betimlemelere hakim olmak gerekiyor. Elbette, bu dediğim kitap veya uzun soluklu bir hikaye yazmak için. İnsan bir yerden başlamalı ve kısa hikayeler, bunun için oldukça iyi bir format. Yine de, türde yazılanları belli bir rahatlıkla okuyabilmek gerekiyor.

Not: İyi bir çeviri yapmak, yeni bir kitap yazmak gibi belli açılardan. Bunu yapmak da ayrı bir meşakkat. İki olayı da hakkını vererek yaparsanız, doğrudan İngilizce yazmak, çevirmekten daha az zaman alacaktır.


(Yakışıklı) #7

Muhtemelen şu post kadar güzel, kendimle bağdaştırabildiğim, içerik olarak zengin bir başka post görmedim (diğer üyelere saygısızlık olmasın), tek kelimeyle muazzam. Hele hele şu kısım:

:krs:


#8

Her dil apayrı birer organizma gibidir, ve esasında canlıdır. Yani dokuları yok diye, canlı olmadığını öne süremeyiz. Bölümüm de oldukça alakalı bu durumla. Sana şöyle söyleyeyim, İngilizce yazarken “İngiliz” yahut “Amerikan” kültürü ile düşüneceksin ve dünyaya o perspektiften bakacaksın, tabii ki Kiwi kültürüyle haşır neşir değilsen. Yani bu “bir dil bir insan, iki dil iki insan” lafı oldukça gerçek. Aynı hikayeyi hem Türkçe yaz, hem de İngilizce. Çeviri yapma, aynı öyküyü iki farklı dilde yaz. Dediğim şeyi anlayacaksın. Tarif etmesi çok zor, ama sanki ayrı bir kişilik gibi oluyor diğer dilde düşünmeye başlayınca.

İngilizceyi de anadilin gibi bilmen, üstad olman falan gerekmiyor. Neticede yazarlık losyonuna sahipsen, Türkçe yazdığın da İngilizce yazdığın da belli bir klasmanda olacaktır ister istemez. İngilizce kelime dağarcığın gelişir, zaten dilin mantığını ve kurallarını, üstüne dilin dayandığı kültürü de iyi biliyorsan, kelimeleri sadece uygun biçimde yerleştirirsin. Trust me.