Üzülmek

1)Gerçekten neye üzülüyorsun?

Belki de üzülmem gerektiğine, her derde borçluyum. Allah’ın her kuluna dargınım bu yüzden. Üzülmeye bile üzülemezken, parçalar kopuyorken, içimden tebessüm etmememden şikayetçi herkes. Saatin ibresi yirmi dörde vururken, günüm sabah zannediyor herkes.

2)Yanılma ihtimalin yok mu gerçekten?

Hangimiz yarını, hatta bir saniye sonrasını bilerek yaşıyor ki ama öyle bir dağılmış ki ihtimaller her yana. o kadar parçalanmış ki insan değeri, insanlığın kendisi. Ne yana dönsen insanlık payına düşen, ihtimal yüzde bir.

3)Bu seni neden bağlıyor ki herkes için aynen öyle değil mi?

O kadar alıştım ki kırık aynalara, dolambaçlı yollara, içimdeki kalabalıklara sahi nerede kalmıştık?

4)belkide nefes alamayan asıl kişi sensindir!

Eğer öyle olsa; o kırık aynalar,dolambaçlı yollar, o gürültü önüme gelmez. Bıraktım zaten artık o can acısını. Can havliyle kaçmıyor, bile isteye daha dibe batan isyan meşalesini, önce yakıp sonra söndüren benim. Masayı tekrar koyup, tekrar deviren de benim. Şimdi ellerim cam kırıkları ile kanasa da, ellerim o masaya gitti yaa tüm suç benim başka çaresi de olamaz

zaten.

1 Beğeni