Vulcano


(Merve Aydın) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/vulcano/



“Ağzına kadar lav dolu bir volkanım lakin okyanusun ortasında olmak değerimi sıfırlıyor.” dedi. Önce anlamadım. Onun yüce soyut cümleleri karşısında yine kalakalmıştım. Ben ne kadar somut ve gerçekçiysem o, o kadar gerçeküstüydü. Benim ayaklarım ne kadar yere basıyorsa o, o kadar göklerdeydi. Hayatım boyunca onu anlamamış, anlamlandıramamıştım. Yıllar geçtikçe onun dili olan ama beynimin ya… (DEVAMI…)


(Cüneyt Özkurt) #2

Damarlarında kan yerine harfler, sözcükler akıp gitmiş. Böyle olunca benim de sözcükler boğazımda düğümlenmiş. Aşkın mavi ve kırmızı hali üzerimize döküldü, yaktı, kül etti. Çok teşekkürler bizlere okunacak öyküler bıraktığın için Mervecim.


(Merve Aydın) #3

Güzel yorumun için teşekkür ederim Cüneyt. Damarlarımda harfler aksaydı da güzel olurdu evet :slight_smile: Beğenmene çok sevindim.


(gaye çelik) #4

Sağlam ve güçlü bir aşk hikayesi var hikayenin ruhunda. Yanardağ ile çevrelenmiş, ana hatları iyi oluşturulmuş güzel bir öykü.
Kalemine sağlık :slight_smile:


(Merve Aydın) #5

Çok teşekkür ederim Gayecim. Beğenmene sevindim :slight_smile:


(M.Gökay Okutucu) #6

Bütünlüğü ve bütünü var edeni, ikiciliğin mavi ve kırmızıyla buluşmasıyla; ateş ve suyun bir türlü kavuşmayan düğmelerini, "kırmızının maviye dönüşmüşken, mavinin de kırmızıya dönüşmesinin eş zamanlılığı"yle ifade eden, yarım kalmış, üzücü bir itiraf hikayesiydi.

Derin ve günlük dilde yazılmış, bu akıcı öykünden dolayı seni tebrik ediyorum Merve!


(Merve Aydın) #7

Gökay ne kadar değerli bir yorumdu bu. Öykümü böylesine güzel anlamış olman o kadar mutlu etti ki beni. Çok teşekkür ederim!


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #8

Hoş bir öyküydü. Yanadağ ve buzlar üzerinden kurduğun alegori enteresan bir tat oluşturdu. İlişkilerimize yeniden bakmamızı ve gördüklerimizi bu sefer anlamamızı sağlayacak bir tat…

Başlarda beynin iki yarısını temsil ettiklerini düşünmüştüm. Bir aşk hikayesinden ziyade bir bir olma hikayesi gibiydi. Neler döndüğünü karakterle birlikte anladıktan sonra o pişmanlığı ben de yaşadım.
Ama, acaba diyorum, bu anlayışın geliştiği noktadan sonra aynı alegori sürdürülmese miydi? Ya da, öykü oralarda bitse miydi? Çünkü, bana öyle geliyor ki, söylenebilecek her şey zaten söylenmişti.
Karakterin malum haberi aldığı sekans bir şeylerin patladığını hissettiriyordu girişiyle birlikte. Ve, açıkçası, gerilim öykülerindeki alışıldık kuruluşu taşımadığından bu patlayış pek de etkili olmadı. En azından, benim üzerimde. Belki o sekans bir mail, RSS bildirimi gibi değil de daha farklı verilebilirdi? Yaşanılan şoku ve kavrayışı daha ‘’içeriden’’ hissetmek isterdim.

Paragraf bölümlemelerini neden böyle yaptığını anlayamadım. Paragraflar, okuyucunun ‘’evet, burada daha farklı bir noktadan anlatacak’’ diyebilmesini ve böylece kendi düşünceleriyle anlatınınkini eşgüdümlü hareket ettirebilmesini sağlar. Senin paragrafların çok büyük. Belki, hikayenin derin manasını düşününce, bu büyük kalıplar tek bir mananın açımlamasını içeriyordur ama…
Büyük problem değildi benim için. Sadece, söylemek istedim.
Gözüme takılan bir diğer minicik konu da, başlarda 2-3 yerde yapılan harf basım hatasıydı. O hatalar sayesinde kelimeler başka bir kelimeye dönüşmüştü. Bu yüzden ‘’acaba ileride bu farklı kelimelerle ilgili bir şey mi olacak?’’ diye düşündüm. Ama sanırım gerçekten de eksik basışlardı onlar :slight_smile: Bir de, postacının sözlerinde tırnak işareti yoktu. Sanırım bu da minik bir basım hatası, çok mühim değil.

Burada söylediklerimin hepsi benim anlayışımdan çıktığı için, ‘’kavrayamadığımdan’’ söylemiş de olabilirim :slight_smile:
Öyle ya da böyle, bu güzel bir öykü.
Tebrik ederim.


(Merve Aydın) #9

Yorumun için gerçekten çok teşekkür ederim. Söylediklerin doğru. Özellikle harf hataları konusunda. Aslında o kadar çok sonradan okuma yaptım ki sanırım insanın bir süre sonra gözü alışıyor ve dosyadaki hataları göremiyor. Diğer eleştirilere gelince ise şunu belirtmeliyim ki ben sadece yazıyorum ve ilk etapta hikaye duyguyu geçirebiliyor mu geçiremiyor mu ona bakıyorum. Paragrafların uzunluğu ya da alegoriler konusunda haklı olabilirsin. Kesinlikle kavrayamayışınla ilgisi yok, estağfurullah. Ben itiraf etmeliyim ki henüz paragrafların oturuşunu ya da bir hikayeyi şekillendirmeyi çok acemice yapıyorum. (Bilirsin ki çok bilinen yazarların dahi stilleri yıllar içinde oturabiliyor.) Bu konuda derin okumalar yapmadım ya da özellikle yazdığım öykülerde bunlara odaklanmadım. Zamanla edebiyat bilimi hakkında biraz daha okuma yaparak kendimi geliştirmeyi hedefliyorum. Sonuçta yazan birisinin sadece diğer yazarların yazdıklarını okuma değil edebiyatçıların yazdıklarını okuma sorumluluğu da vardır. Bir de elbette burada yazdıklarımız bir editörün incelemesinden geçemiyor. Bu da okuyucu açısından bazı göze batmalara neden olabiliyor. Bu öyküyü birkaç arkadaşıma yolladığımda aslında tam olarak hiçbir zaman anlattığım şeyi anlamadıklarını farketmiştim. Bazen fazlasıyla soyutluğa düşebiliyorum. Soyutluğa bayılıyorum. Belki de bu yüzden bir kafa karışıklığı yaşamış olabilirsin okurken. Değerli ve yapıcı yorumun için çok teşekkür ederim. Böyle yorumlar, bu kadar iyi okurların olması beni çok mutlu ediyor.


(Ezgi Özbek) #10

Merhabalar Merve,

Tezatı severim; insanı farklılıklardan doğan uyuma sürükler. Mavi - kırmızı ikilemiyse benim için özel bir tezatı çağrıştırdığı için okurken istemsizce öyküyü sahiplendim. Ortak nokta ararken buldum kendimi; epey de buldum başlarda. Fakat sona doğru korktuğum bir senaryoyu gözlemiş oldum diyebiliriz. Okyanus kadar mavi lakin yakıcı lavların karşısında alev alan mavilikler… İletişimin ne olduğunu unutuyoruz belki de ve kuvvetle muhtemel değişimi yanlış anlıyoruz. Uzak duracaklarıma ait liste oluştu bile :slight_smile:

Bunun dışında öykülerinde ikili ilişkileri işleme konusunda gerçekten şahane bir yeteneğin var. Finalin Lilith’le buluşması ekstra hoşuma giden detaylardandı. Beni yine yeniden bambaşka bir noktaya taşıdın. İçeriği oluştururken bir his veya fikirle başladığını çok rahat sezebiliyorum. Frekans tutmasından bahsetmiştik ya işte bu mevzu okurunu sürüklüyor götürüyor :slight_smile:

Kalemin daima zihninden geçenleri yakalasın, ilhamın bol olsun!


(Merve Aydın) #11

Bir hisle geliyor o gelen değil mi? Öncelikle kurguyu yapmıyorum. Açıkçası yapamıyorum da. Öykü kendi içinde kendini oluşturuyor ve evet dediğin gibi frekansımızı seninle tutturan bence de bu sanırım.

Bu öyküde diğer öykülerimden ziyade bir şey oldu. Anlatmak istediğimi anlatamadığımı düşündüm. Açık yüreklilikle söylüyorum ki Lilith’in göz kırpışını gören sadece sen oldun. Maviyle kırmızının tam olarak ne demek olduğunu da. Ha tabii bu benim açımdan böyle. Yoksa bir eser özgürdür ve okuyucu istediği gibi anlar. Hatta birisi öyle bir anlar ki yazar bunu yazarken düşünmemiştir bile ve yazar bir okuyucunun farklı bir bakış açısıyla kendi öyküsünden bambaşka şeyler dahi öğrenebilir. Bu öykü de biraz öyle oldu.

Övgülerin için çok teşekkür ederim. Kalemlerimizi tokuşturarak çok daha yüksek eserler çıkaracağımıza inanıyorum Ezgi. Çoook teşekkür ederim. Daim olalım.


#12

Sevgili @merveriii
İzninle ve umarım haddimi aşmayarak bu ayki yazına başka bir yerden bakmak istiyorum. Bakmak ve o baktığım yerde kalmak istiyorum.

Nereden bakacağıma gelince… Aşağıdakileri tanımışsındır:

“Daha fazlası.”
“İnsanın neden var olduğunu anlayamaması ve bunun üzerinde düşünmesi yeni bir şey değildi.”
“Yangının orta yerinde yazamazdı hiçbir zaman.”
“Herkes bir şekilde kendi Kafdağı’ndan kovulmuştu.”
“Herkesin sevgilisi olmak tüm bu delicesine sevginin yanında, katlanılamayacak, ağır, sarsıntılı bir hal getirir.”
“Hiç bilmediğimi sandığım yerleri özlüyorum.”
“Bir kâğıt, bir kalem, bir hokka da mürekkep yeter bana.”

Ve işte son ve engüzeli “Ağzına kadar lav dolu bir volkanım lakin okyanusun ortasında olmak değerimi sıfırlıyor.”

Kesinlikle ilk cümlelerin bir öyküye bedel.

Tebrik ederim
Eline ve düş gücüne sağlık.
Sevgiler
Dipsiz


(Merve Aydın) #13

İnsan böyle bir yorumun karşısında ne der, nasıl cümle kurar bilemedim. Kayıp Rıhtım’ın en güzel tarafı bu. Burada gönlü zengin, edebi gücü arşa varan inanılmaz insanlarla tanışıyorum. Ayrıca yayınladığım öykülere altın değerinde eleştiriler alıyorum ve burada muazzam ötesi yazarların öykülerini okuma fırsatı buluyorum. Belki de bu kalemler ilerde Türkiye’nin ve dünyanın en mühim yazarlarından olacak kişiler. Tüm öykülerimi okuyup böyle bir değerlendirmeye varman gözlerimi doldurdu. Ekranın karşısında karmakarışık duygular içerisindeyim. Çok teşekkür ederim. Umarım ilerleyen öykülerde de bu güzelliği devam ettirebilirim. Bu övgüleri senin gibi usta bir kalemden duymak da ayrıca büyük ayrıcalık. Yeniden çook teşekkür ederim sevgili Dipsiz.


(Kasvet Ulu) #14

Yakıcı bir romans.

Ne güzel bir cümle. Ne güzel cümleler. Hüzün dolu ve değişimin metasını sorgulayan bir aşk hikayesi. Elinize sağlık.


(Merve Aydın) #15

Çok çok teşekkür ederim.