Yagʻmurlu bekat

Yağmurlu Durak
(Öykü)

Durağın üzerine çiseleyen yağmur damlaları insana tarif edilemez bir hafiflik hissi verir. Şırıl şırıl yağan yağmuru seyreden genç adam, gayriihtiyari yağmurdan kaçıp durağa sığınan göz alıcı bir kıza bakakaldı.
Kız, yağmura sitemkar ve öfkeli bakışlar fırlatıyordu. Bahar yağmurunun tüm planlarını altüst ettiği gözlerinden açıkça okunuyordu. Genç adam ise kızın kapkara saçlarından yanaklarına, yanaklarından dudaklarına süzülen yağmur damlalarına büyülenmiş gibi bakıyordu.
Kızın bakışları aniden genç adamla kesişti ve hemen gözlerini kaçırdı.
– Hayatınızda hiç kız görmediniz mi? – dedi sitem dolu bir ses tonuyla.
– Özür dilerim, – dedi genç adam başını mahcupça öne eğerek.
Kızın sabrı tükenmişti; hemen bir taksi çevirip aceleyle oradan uzaklaştı.
Genç adam, o dünya güzeli kızın ardından yaşlı gözlerle bakakaldı. Kız evine doğru giderken, bugünkü randevusuna gidemediği için içten içe hayıflanıyordu. Aslında hasta annesini mutlu etmek için bu buluşmaya kerhen razı olmuştu. Ancak genç kız, az önce kendi mutluluğundan kaçtığının henüz farkında bile değildi.
Genç adam o günden sonra, bir kez daha karşılaşabilmek ümidiyle her gün kızla ilk karşılaştığı yere gelmeye başladı. Nihayet, güneşin yüzünü gösterdiği günlerden birinde kızı tekrar gördü. Ona karşı ilgisizmiş gibi davransa da gizlice göz hapsine aldı. Kız, otobüsü gelince duraktan ayrıldı. Bu durum birkaç kez tekrarlanınca, genç adam onunla tanışmanın bir yolunu aramaya başladı.
Kız her zamanki gibi durağa geldiğinde, bankın üzerinde kırmızı bir gül ile şık bir şekilde paketlenmiş bir hediye duruyordu. Kız etrafına bakındı, fakat görünürde kimsecikler yoktu. Yavaşça yaklaştı, hediyenin üzerindeki küçük not kağıdini alıp okumaya başladı:
– “Yabancı, ama kalbime o kadar tanıdık olan gül yüzlüm. Sizi ilk gördüğüm an huzurum kayboldu. Biliyor musunuz, adeta tabiat aşığı bir adam oldum. Sizi bir randevuya davet etmeme izin verir misiniz?”
Kız notu bıraktı, gülü eline alıp kokusunu içine çekti. Gülü usulca yerine koyduktan sonra hediyeyi aldı; açıp açmamak konusunda biraz tereddüt etti. Sonra merakına yenik düşerek paketi açtı. Kutunun içinden bir şemsiye çıktı. Kız şaşırdı, ardından yüzünde bir tebessüm belirdi.
– Hediyeyi beğendiniz sanırım.
Kız irkilerek arkasına döndü ve o yakışıklı gençle göz göze geldi. Kalbi küt küt atıyor, o an ne yapacağını bilemiyordu.
– Bu hediyeler sizden miydi? Özür dilerim, bilmeden açıp baktım. Hemen her şeyi eski haline getireceğim. Lütfen bir saniye bekleyin, – dedi kız heyecanla.
– Sizi affetmem. İsminiz nedir?
– Benim adım Yıldız, – dedi kız çekinerek.
– Benimki de Bahtiyar. Eğer benimle buluşmayı kabul ederseniz, günahınızdan vazgeçerim.
Birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Kız: “Anneme bir sormam gerek,” diyerek hediyeleri bile unutup hızlı adımlarla yürümeye başladı. Genç adam hemen bir taksi durdurdu, kızın gitmesine izin vermeyerek onu arabaya bindirdi ve hediyelerini de eline tutuşturdu. İkisi de uzun zamandır bekledikleri o mutluluğun sarhoşluğu içindeydi.
Bahar yine o kaprisli halini takındı ve yağmur sicim gibi yağmaya başladı.

2 Beğeni